Yaşadığımız durum üzücü ve vahim. Ermeni diasporasının boş durmayıp ciddi faaliyetler sürdürdüğü bir gerçek. Türkiye'nin haklı davasında yalnız kaldığı görülmekte. Osmanlı döneminde birlikte yaşadığımız birinci sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler Osmanlı'ya ihanet etmiştir. Savaşa gittikleri için erkeksiz kalan Türk köylerine giren Ermeniler katliam yapmışlar. Savaş sonrası durumu düzelten Osmanlı devleti diğer devletlerin yaptığı gibi Ermenilere zorunlu göç hareketi başlatmış. Böylece Ermeniler göçe tabi tutulmuş. Bu olayları dramatize eden Ermeniler Türkiye'yi dünyaya yanlış anlatmayı büyük ölçüde başarmışlardır. Türkiye'de sözde aydın geçinenler milli kültürümüze, geleneklerimize, tarihi değerlerimize karşı çıkmayı aydınlık olarak görüyorlar. Ülkemizde üniversite zemininde tek taraflı konferans tertip edip Ermeni tezlerini savunup ona bir ilmi kıhıf giydirmek istiyorlar. Bu yanlışlıklara tepki gösterilmesi yerinde ve doğru karardır.
Zaten Ermenilerin görüşünü kanal kanal dolaşıp gazete ve dergilerde sayfa sayfa savunan Etyen Mahçupyan ve Hrant Dink var. Hiçbir zorlukla karşılaşmayıp itibar da görüyorlar. Eller üstünde tutuluyorlar.
Dink ve Mahçupyan konuşacak Murat Belge, Prof. Halil Berktay konuşacak ama Prof. Yusuf Hallaçoğlu, Prof. Hikmet Özdemir, Şükrü Elekdağ konuşamayacak.
Demokrasi nerede, düşünce özgürlüğü, akademik kültür nerede. İşine geldiklerinde dört elle sarılırlar, gelmediklerinde iterler. Çünkü yapmak istedikleri Türk'ün Türk'e Ermeni politikası kısacası bizleri arkadan hançerliyorlar.
Türkiye'de aydınımızın problemi var. Nedir problem diye sorarsak? Cevap olarak milletten uzak halka bilgiçlik taslamak için bunu yapıyorlar. Yabancı hayranlıkları had safada, içeceğin, yiyeceğin, giysinin,ideolojinin, düşüncenin, her şeyin yabancısı onlara göre itibarlıdır. İçi dışı "yabancı kompleksi" ile kaplı.
Tanzimattan bu yana aydınlarımızın çoğusu hem kendisi ile hem de değer ve düşünceleriyle çatışma halindedir. Savundukları tüm görüşler genelde ithal oluyor. Yabancılar ne söyleseler onlar dikte edip, tekrarlayıp duruyorlar.
Ne olur bir gün de milletin arasına girin gerçekle kucaklaşın. İçeriyi ve içerdekileri sevin. Mümkün değil. Kabul ettiremezsiniz, her zaman milletten kopukturlar. Milletini küçümserler, bunlar yetmiyormuş gibi bizlerin alınteriyle kazanıp ödediğimiz vergilerden çocuklarımızın rızkından kesip bilim adamı yetiştireceğiz. Sizler de yetişip sözde aydın olduktan sonra bizlerin parasıyla İstanbul Boğaz içinde güzelim deniz manzarası altında tarihi belgesiz Türkiye düşmanlığı yapacaksın. Atalarını katil ilan edeceksin, bizler de bunu kabul edeceğiz. Kimse bunu kabul edemez. Bir kere olmuş ne yapalım diyemeyiz.
Çünkü gerçek bu değildir. Gerçek Ermeni mezalimidir. Onlar bunu kabullenmelidir. Kabullenmiyorlarsa tek taraf toplantı yapmayıp her görüşten her düşünceden bilim adamlarını tarihçileri, hatta halktan da şahıslar seçip, ciddi bir konferans, panel, toplantı yapılıp tüm kanallarda izlendirilerek gerçek olan meseleler ortaya çıkarılır. Fakat bu konuda Ermene diasporası samimi olmayıp başka hesaplar peşinde gitmektedir.
Tarihi gerçek: Ermenilerin Türklere uygulamış olduğu katliam, mezalim ve sonunda on binlerce ölen Türk ve arkasında bırakılan göz yaşıdır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
