• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    SELİN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-03-2005
    Mesajlar
    62
    Karizma Gücü
    0

    Güzellik Kavramı Üzerine....

    Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan ;
    İnsanlara iyilikle bak.
    İnce bir bedense istediğin ;
    Ekmeğini acılarla bölüş.
    Ve...güzel dudaklara sahip olmak için ;
    Sadece ama sadece güzel
    ve doğru sözler söyle.
    (Audrey Hepburn

    Güzellik kimine göre bir karakter, kimine göre huy, kimine göre uyum, kimine göre iyilikle özdeşleşen bir kavram. Kimine göre de bir değer.
    Üzerinde çok farklı görüşler, fikirler ileri sürülse yorumlar yapılsa da. Güzellik de mutluluk gibi göreceli bir kavramdır. Sanırım en geçerli olanı da insanın iç güzelliğidir.

    İnsanın kendine olan güveni ve kendisiyle barışıklığı, haliyle iç güzelliğini dışına da yansıtır. Tabi bunu fiziksel anlamda söylemiyorum.

    Güzellik ve mutluluk her şeyden önce insanın kendisiyle barışıklığıdır. Çünkü insanın kendini var sayması, kendini beğenmesi, kendini olduğu gibi kabul etmesi gerekir ki, dışındaki güzelliklere yönelebilsin.

    Kişilik kazanmış içten güçlü kişi, başkalarının ön yargılarından pek rahatsız olmaz. Başkaları tarafından fiziğinin beğenilip beğenilmemesi çok önemli değildir o kişi için.
    Demek oluyor ki; mutluluk ve güzelliği başkalarının gözünde arayan kişinin ne huzuru, ne de kendine güveni pekişir.

    Bilinmelidirki; içimizde sahip olduğumuz güzellik ve sevgi duygusu bütün zenginliklerin, değerlerin, güzelliklerin üstündedir. İnsanın iç değerleriyle insan oluşunun doğal bir tezahürüdür bu. Ne yazık ki, bir çok insan bu asıl değerlerin bilincinde değil.
    Güzellik fiziki yada yüzeysel bir takım ucuz değerler kavramıyla sınırlanamaz.
    Güzellik duygusu bütün güzelliklerin derinliğini içinde barındıran, insanın iç değerlerinin derinliğiyle ilintili bir kavramdır.

    Kuşkusuz tüm sorunların çözümü yine kendini bilmeye ve sevmeye gelip dayanır. Kendini ölçemeyen, özvarlığının ne olduğunu bilmeyen, doğayı, insanı, toplumu, kendini ve hayatı da bilemez.

    Bütün mesele, insanın kendini düşün ve değer terazisinde tartabilmesi, sevgi ve mantık metresiyle ölçebilmesidir. Unutmayalım ki; aynanın tek görevi vardır, o da insana kendisini göstermek. Öyleyse o insan bir ömür boyu o aynanın karşısında, kendisiyle barışık durmak zorundadır. Neden, çünkü kendini görmesi, kendini tanıması, kendini sevmesi ve kendisiyle barışması için.

    Kendini görmek, tanımak, sevmek ve kendiyle barışmak, her şeyden önce bir motivasyon, bilinç ve güven gerektirir.
    İnsanın başkalarının karşısında vereceği sınavlardan çok kendine vereceği sınav önemli. Aynaya bakınca başkalarının gördüğü yüzün yada biçimin ötesinde asıl güzelliğin ne olduğunu bilmenin adına, kendine özsaygı ve güven deniliyor.
    İçini güzelleştiren ve içinin güzelliğini derinleştirebilen insan akıllı ve güzel insandır. dakiz!
    Bakın “Dale Wimbrow” ”Ayna” başlıklı yazısında ne diyor.

    “Kendiniz adına yaptığınız mücadeleyi kazanmak Ve dünyanın sizi de bir gün bir kral gibi davranmasını istediğinizde, Sadece bir aynanın karşına gidip, kendinize bakın
    Ve O yüzün size ne dediğini görün. Ne babanız ne anneniz ne de eşiniz, O anda üzerinizde etkisi olan; Söyledikleriyle hayatınızı etkileyen Aynada size bakmakta olan kişi.
    Bazıları, dürüst bir dost olduğunuzu düşünebilir Ve sizin için harika bir dost yada arkadaş diyebilirler, Fakat aynadaki yüz, tam gözlerinin içine bakamıyorsanız,
    İşe yaramazın biri olduğunuzu söylüyor.
    Hoş tutmanız gereken kişi kendinizsiniz, boş verin gerisini, Çünkü yolun sonuna kadar kendinizle gideceksiniz.
    Aynadaki yüz dostunuzsa, Geçtiniz demektir en zor sınavınızı. Kandırabilirsiniz tüm dünyayı, Ve geçerken yanlarından herkes sizi tebrik edebilir, Fakat yolun sonundaki hediyeniz, kırık bir kalp ve gözyaşları olacaktır eğer aynadaki yüzü aldattıysanız.””

    Öyle veya böyle hayatı yaşamak gerek, yaşamı da güzelleştirmek.
    Güzelleşmek bir çabadır, kendine güvendir, bir iç derinliği, iç zenginliği ve iç güzelliğidir.
    Herkesin güzel bir tarafı vardır elbet, yeterki farkına varıp bunu dışarı yansıtmasını bilsin. Güzellik bir çabaya harcanan emektir. Öncelikle insanı, doğayı, hayatı sevmekle başlar güzellik. Kişiliğini iyilikle besleyen, yaşatan, onurlu ve vicdanlı olmak da bir güzelliktir. Güzelliğe sadece estetik ve fiziki açıdan bakmamak lazım.

    İnsan önce özgüvenini geliştirmeyi, iradesiyle pekiştirmeyi öğrenmeli. Öğrenmezse yıkılır, mutsuz olur. İnsan yalnızca toplumun ucuz değer yargılarıyla kendini yargılayıp bilincini geliştirmezse, dünyası dar, mutsuz ve sefil bir çerçevede kalır. kendini beğenmez, kendisiyle barışık olmaz, kendini sevmez.

    Güzellik, kendini geliştirmeyen ve iç dünyasını zenginleştirmeyen insanlar, kendisiyle barışmayı, kendini sevmeyi hak edemez. Çünkü kendini sevmek, kendini beğenmek milimetrik uğraşlarla kurulmuş, berk bir yapıdan sonra hakedilir ancak.
    Her şeyden önce insan önce yüreğiyle buluşmalı, duygularıyla, vicdanıyla yani içsel insani değerleriyle buluşmalı. Aksine yalnızlıktan, sevgisizlikten, mutsuzluktan kurtulamaz.

    Düşküne el uzatan, yardıma ihtiyacı olana yardım eden kişi de güzeldir. İnsan sevgisi, saygısı ile yaşamını da güzelleştirmelidir ki, çevresine güzellik saçsın. Güzel olduğunu inandırabilsin, kabul ettirebilsin değil mi?...
    Mutluluklarınız ve güzellikleriniz bol olsun.

    Güzelleme

    yaprak dalında güzel
    dal çiçekte
    çiçek umutta
    umut baharda güzel

    sevda yürekte güzel
    yürek dostlukta
    dostluk barışta
    barış yarışta güzel

    özlem yağmurda güzel
    yağmur baharda
    bahar dağlarda
    dağlar seyranda güzel
    İNSANLARIN YAPTIGI HİÇBİRŞEYE ŞAŞIRMAM !!!!


    !!! WaRNiNG !!!
    BiR GRuP aSaBi iNSaN ToPLaNMıŞ
    {Super**74 aSaBiLeR BiRLiĞi {Super**74
    --TıKLa--


    :5Sigara İçenler Birliği:5

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    16-06-2005
    Mesajlar
    87
    Karizma Gücü
    0
    hay ağzına sağlık...
    ama benim ülkemde bunlar olmuyor, istanbulun göbeğinde turist kıza elle taciz ediliyor...
    şimdi soruyorum: siz bu insana iç güzelliğin önemini nasıl anlatacaksınız. anlatamazsınız, çünkü adamın içi zaten boş. kişiliksiz kimliksiz...
    :6 Biz Akdenizliyiz... :6

    ;D

    Bu Ne Büyük AŞK
    TF - Beşikt
    AŞK

  3. #3
    menduham adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-12-2004
    Mesajlar
    108
    Karizma Gücü
    0
    Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan ;
    İnsanlara iyilikle bak.
    İnce bir bedense istediğin ;
    Ekmeğini acılarla bölüş.
    Ve...güzel dudaklara sahip olmak için ;
    Sadece ama sadece güzel
    ve doğru sözler söyle.


    ADam yazmış , döktürmüş walla . Nasıl istersen osundur ..
    Çok teşekürler yazın için .
    Dostluğunu istemem , senin beni sevmeni de .
    Yaşamayı istemem , senden ayrı ölme yi de .
    Hiçkimseyi istemem , sensiz yanlız kalmayı da .
    Dileğimi diledim , bensiz mutlu olmanı da .

  4. #4
    dogukan9 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-01-2005
    Mesajlar
    2,700
    Karizma Gücü
    0
    Guzel Bir Paylaşım Selincim Ellerin Dert Gormesin....

  5. #5
    DjMikey adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2005
    Mesajlar
    130
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Mr. Kung-Fu tarafından gönderildi.
    hay ağzına sağlık...
    ama benim ülkemde bunlar olmuyor, istanbulun göbeğinde turist kıza elle taciz ediliyor...
    şimdi soruyorum: siz bu insana iç güzelliğin önemini nasıl anlatacaksınız. anlatamazsınız, çünkü adamın içi zaten boş. kişiliksiz kimliksiz...

    sana aynen katılıyorum, aslında gercekten bizim kanımızda şarklık oldukca
    yuksek dozda sanırım. Yani kadın sadece bir et gibi gozukuyo gozumuze
    Hele birde yabancı iseler "Maldır abisi bunlar, alışmışlardır hergece hergece...
    " gibi abes bir dusunce yapımız var. Her dekolte giyinen "Motordur abi kesin"
    mantıgı istemesekde kafamızda olan bir olay

    O yuzden zaten isyerlerinde bayanlara kıyafeti yasaklıyoruz. Yok kısa etek
    giyme yok dar pantalon giyme.

    Kardeşim sende beyin yok ve vucudunu onunde sarkan şey yonettigi surece
    o hatun carşaf da giyse " Ufff bu hatun kesin cıplaktır abisi.. yoksa bu sıcakda nasıl durcak bu carsafda" gibi salak ve gerzekce fikirler gene bizlerdemn cıkar.

    Yani hatunlar ne giyerse giysin, biz erkek milletinin beyninin %90'nı ele geciren
    sex dusuncesi oldugu surece hersey aynı gidecektir.

    Eeeee o zaman avrupa gencliginin bizden farkı ne ?. Orada hersey daha ozgur
    kimse kimseye "aaa o kız bakire degil"... bir kız kafasına gore erkeklerle gezdi
    diye " fahişe abi o " damgası vurmuyo. Ve millet HERKES KENDI HAYATINI YAŞAMALI mantıgı suruyo oralarda. Hatta o yuzden evlilikler ve bosanmalar
    cok ust noktada. Yani bir dellenme ile evlenenler 3-5 ay icinde bosanıyorlar
    ve bosanma onlar icin bir AYIP degil bizdeki gibi. Bizde bir DUL damgası yedinmi
    DUL=FAHİŞE anlamına geliyo ve "abi bu hatun yanıyordur...."şeklinde d
    düşünen sapıklar bu insanlara dadanıyor.

    Ayrıca erkeklerimiz BOŞANMAK nedemek daha onu bile bilmiyor. Boşandıgı eşinin hala NAMUS bekciligini yapıyor. Yaw BOŞANMIŞIN kardesim "tak sepeti koluna herkes kendi yoluna". Ama olmaz bir hatun seninle evlendimi mezara kadar o senin namusun olur.

    S A C M A L I G I N D I K A L A S I

    Eger erkegin kafasındaki bu sacmsapan sahiplenme mantıgı bu kadar ABZURD
    noktalara cıkmasa hersey belki cok daha guzel olur.

    İşin icinde cocuk var ise, o zaman iş daha zordur tabiki. Yani heriki tarafında dusunmesi gereken bir UCUNCU VARLIK VARDIR. Ustelik o daha gelecegi olan bir canlıdır. Ve siz bu kararı vermeden once 1000 kez dusunmeniz gerekir.
    Yani Beraber yasamakmı yoksa ayrı yasamak mı bu cocuga daha fazla zarar vercek. Eger evde her gece kavga ve dayak varsa kesinlikle AYRILMAK en iyi caredir . Ama sorun kisilerin birbirlerine olan sevgilerinin azalması ise, o taktirde bencil duygularını bir tarafı bir tarafa bırakıp, TUM DUYGULARINI BERABER YARATTIKLARI BIR CANLI OLAN COCUKLARINA ODAKLAMALIDIRLAR.
    Tum sevgilerini ona verip, onun mutlu olması icin ugrasmadırlar. Bu sekilde boşanmadan donen aileler tanıyorum ben. Her iki tarafın ayrılma isteme sebebi
    genelde ORTAK NOKTALARININ olmamasıdır. Aha size ortak bir nokta
    Cocugunuzu mutlulugu, ne yapıp ne edin onun mutlu olması icin calısın ve didinin ve madem birbirinizi mutlu edemediniz, hayatta tek amaca edinin kendinize "cocugunuzun mutlulugu".

    Kısacası beyler konu nereden nereye geldi, ulkemizde hersey o kadar basit ve
    tek duze dusunuluyor. Ve insanlar KITAP OKUMAYIP, hayatları televole ve
    beni evlendir dizilerindeki gibi sandıklarından oldukca duygusuz ve bilgisiz bir
    genclik geliyor ve gecior. Sonucta is konusmaya gelincede, kelimeler 5 dk icinde bitiyor ve arkasından kavga geliyor. HAlbuki konuşma ve paylaşma herseyin ilacıdır. Onemli olan hangi dozda ve ne şekilde verilecegidir.

    Saygılarımla

  6. #6
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    Ellerinize sağlık teşekkürler...
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  7. #7
    SELİN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-03-2005
    Mesajlar
    62
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı DjMikey tarafından gönderildi.
    İşin icinde cocuk var ise, o zaman iş daha zordur tabiki. Yani heriki tarafında dusunmesi gereken bir UCUNCU VARLIK VARDIR. Ustelik o daha gelecegi olan bir canlıdır. Ve siz bu kararı vermeden once 1000 kez dusunmeniz gerekir.
    Yani Beraber yasamakmı yoksa ayrı yasamak mı bu cocuga daha fazla zarar vercek. Eger evde her gece kavga ve dayak varsa kesinlikle AYRILMAK en iyi caredir . Ama sorun kisilerin birbirlerine olan sevgilerinin azalması ise, o taktirde bencil duygularını bir tarafı bir tarafa bırakıp, TUM DUYGULARINI BERABER YARATTIKLARI BIR CANLI OLAN COCUKLARINA ODAKLAMALIDIRLAR.
    Tum sevgilerini ona verip, onun mutlu olması icin ugrasmadırlar. Bu sekilde boşanmadan donen aileler tanıyorum ben. Her iki tarafın ayrılma isteme sebebi
    genelde ORTAK NOKTALARININ olmamasıdır. Aha size ortak bir nokta
    Cocugunuzu mutlulugu, ne yapıp ne edin onun mutlu olması icin calısın ve didinin ve madem birbirinizi mutlu edemediniz, hayatta tek amaca edinin kendinize "cocugunuzun mutlulugu".
    söylediklerinize katılıyorum..we bunları bi erkeğin ağzından duymak güzel..yalnız çocuk konusunda pek aynı fikirde diilim sizinle..yani çocuk bi etken boşanmamaya belki ama mutsuzsanızda sırf çocuğunuz mutlu olsun bari diye dewam ettirip hayatınızın geri kalanını sewmediğiniz artık pek bişi hatta hiçbişi hissetmediğiniz biriyle dewam ettirmek intahardan farksız bence..düşünsenize tamam dayak yok kawga yok ama sewgide yok birbirine we bunuda belli etmemeye çalışarak nasıl yaşar insan..çünkü sizinde bi hayatınız war we bi süre soora (yani çocuklarınız yada çocuğunuz büyüdüğünde we siz başbaşa kaldığınızda) çok geç olucaktır diye düşünüyorum..o yüzden sewgi bittiğinde ne olursa olsun dewam etmenin bi anlamı yok..
    İNSANLARIN YAPTIGI HİÇBİRŞEYE ŞAŞIRMAM !!!!


    !!! WaRNiNG !!!
    BiR GRuP aSaBi iNSaN ToPLaNMıŞ
    {Super**74 aSaBiLeR BiRLiĞi {Super**74
    --TıKLa--


    :5Sigara İçenler Birliği:5

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    27-06-2005
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0
    Merhaba aranıza yeni katıldım ve bende bu konuda izninizle birkaç kelime yazmak istiyorum.
    Yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil ama malesef bizim toplumumuzda bunları başarm,ak kolay değil,insanımız hala baskı altında ve kötü muamele görerek yaşarken kendi iç huzurunu ve kendini içsel dünyada yakalaması kolay değil, hala doğuda yaşananlar ortada ve bunların sona ermeside pek mümkün gibi gözükmüyor.
    "Her şeyden önce insan önce yüreğiyle buluşmalı, duygularıyla, vicdanıyla yani içsel insani değerleriyle buluşmalı. Aksine yalnızlıktan, sevgisizlikten, mutsuzluktan kurtulamaz."
    Biz önce birey olmayı öğrenmeliyiz ki içsel dünyamızı yaşayabilelim dayak,zorbalık,tecavüz lerle dolu bir dünyada içi boş yaratıklarla dolu çevremizde bunları yakalamak sanırım kolay değil.............
    saygıyla kalın

  9. #9
    DjMikey adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2005
    Mesajlar
    130
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı SELİN tarafından gönderildi.
    söylediklerinize katılıyorum..we bunları bi erkeğin ağzından duymak güzel..yalnız çocuk konusunda pek aynı fikirde diilim sizinle..yani çocuk bi etken boşanmamaya belki ama mutsuzsanızda sırf çocuğunuz mutlu olsun bari diye dewam ettirip hayatınızın geri kalanını sewmediğiniz artık pek bişi hatta hiçbişi hissetmediğiniz biriyle dewam ettirmek intahardan farksız bence..düşünsenize tamam dayak yok kawga yok ama sewgide yok birbirine we bunuda belli etmemeye çalışarak nasıl yaşar insan..çünkü sizinde bi hayatınız war we bi süre soora (yani çocuklarınız yada çocuğunuz büyüdüğünde we siz başbaşa kaldığınızda) çok geç olucaktır diye düşünüyorum..o yüzden sewgi bittiğinde ne olursa olsun dewam etmenin bi anlamı yok..
    aslında selin kardeş haklısın yani aslında boşanma sebepleri oldukça farklı
    sebepler olabilmekte. KISKANÇLIK bunların en önemli olanlarından. Ayrıca
    erkeklerin ÖZGÜR OGLAN dusuncesi ve kadınların ÖZGÜR KADIN düşüncesi
    ağır basıp karşı tarafı kontrol altına almaya başlarsa o noktada sorunlar başlıyor. Yani boşanma bence iki ceşittir "KAFADA boşanma" ve "yasal boşanma". Birçok çift tanırım yasal olarak boşanmışlardır ama hala birbirlerini severler " olum manyakmısınız o zaman neden boşandınız". "birlikte aynı çatı altında yaşamak aşkı ve sevgiyi bir virus gibi bitiriyor. ama evli degilken bir sorumluluk yok, eve erken gelmek, yok hesap vermek yok."

    "Hah" dedim. Bu noktaya bir BARNAK basmak lazım. Ust paragrafta goruldugu uzere (biraz bilimsel bir kitap gibi oldu ama ...ehehuee), her iki cinsiyetde
    özgürlüklerinden fedakarlık edemediklerinden ve kendilerini mutlu kılacak diye karşı tarafın özgürlüklerini kısıtladıklarından (KISKANCLIK), evlilikler bir kibrit çöpü gibi anıp bitiyo 1 seneye kalmadan.

    Bu noktada boşanan çiftlerin birbirlerine hesap verme zorunlulukları olmadıgından ve tek ortak noktaları cocukları oldugundan, onun gelecegini
    etkilemedigi surece her tur ozgurluge sahip oluyorlar. Bu aslında avrupa ve amerikada yıllardır olan bir olgu. Ama bizim ŞARK beynimize ters bir durum.
    Kendini erkek ve bunuda erkeklik sananların YA BENİMSIN YA TOPRAGIN veya
    TOPRAGA KADAR NAMUSUMSUN şeklinde dusunduklerinden, yuzlerce cift mutsuz evlilikler yurutuyor. Boşanma aslında bir çözüm (eger kadının bir gelir kaynagı var ise), ama yok ise ne yazıkki kocaya bagımlılık devam ediyor.

    Bunu dusunen bir cok ŞARK kafalı kocada evlenir evlenmez hatunun kucagına
    cocugu verip onu işten koparıp eve baglıyorlar. Boylece bir çeşit KÖLELİK dönemi başlamış oluyor. Sanki bir kadın için herşey çocuk, elbette COCUK hersey ama, bu dunyada her canlı başlıbaşına bir birey ve öteki tarafa gidene
    kadar bize verilen özellik ve yetenekleri sonuna kadar kullanmalıyız. Yoksa
    öteki tarafta "sana şöyle bir meziyet verdim ama sen kullanmadın" dye bizden
    hesap sorulacak. O yuzden cocuk yetiştirmek ÇOK önemli bir gorevde olsa
    her insan kendi hayatınıda yaşamalıdır. Hem kendisi, hem evi hemde cocugu(kları) için .

    saygılarımla

  10. #10
    cylmz35
    Ziyaretçi
    .........
    ..........!
    Bu mesaj en son " 29.08.05 " tarihinde saat 22:32 itibariyle cylmz35 tarafından düzenlenmiştir...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Egemenlik Kavramı
    2005 Konuları bölümünde diplomat tarafından açılmış
    Yanıt: 11
    Son Mesaj: 03.08.05, 22:12
  2. reklam kavramı
    2005 Konuları bölümünde dundik tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 04.02.05, 04:48

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •