YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmaların birçoğunda üniversiteye giriş sınavındaki farklı katsayı uygulamasını "zulüm" olarak değerlendirmesine tepki göstererek, "Hepimizin çocuklarının Avrupa’da Amerika’da okuma şansı yoktur. Türk evlatlarının üniversiteleri burada. O üniversitelerimiz de laik Cumhuriyet’in aydınlık temelleridir. Bundan onur duyalım" dedi. Teziç, mevcut katsayı uygulamasında ısrarlı olduklarını vurguladı.
YÖK Başkanı Teziç, Hacettepe Üniversitesi’nin Beytepe Kampüsü’nde gerçekleştirilen Rektörler Komitesi toplantısına ara vererek, bir basın açıklaması yaptı. Teziç, son günlerde imam hatip liselerinin üniversiteye girişte önlerinin açılacağı yönündeki haberlerin doğru olmadığını ifade etti.
Teziç, "İmam hatiplere YÖK’ten vize" haberini de anımsatarak "Bu haberlerin hiçbir esası yoktur. Temeli olmayan bilgi veriyorlar" dedi. YÖK’ün özellikle katsayının kaldırılması ve meslek liseliler ile imam hatiplerinin önüne açılması yönünde bir iradesinin bulunmadığını vurgulayan Teziç, rektörlerin de YÖK’ün katsayı uygulamasının devamı yönündeki kararını isabetli bularak, teyit ettiğini söyledi.
"ZULÜM" YOK
Teziç, özellikle Başbakan Erdoğan’ın ÖSS’deki farklı katsayı uygulamasını "zulüm" olarak değerlendirmesine tepki göstererek, bunların isabetli sözcükler olmadığını, bu sözleri üzüntüyle karşıladıklarını ifade etti. Teziç, "Bunlar yanlış değerlendirmelerin ürünüdür. ’Katsayı zulmünü’ telaffuz ederek öğrencilere gerçekleşemeyecek bir umut vermeye çalışılmaktadır. Meslek liselilerden istenilen, kendi kulvarlarından gitmelidir" dedi. Teziç, farklı katsayı uygulamasının tüm lise türlerini kapsadığını, özellikle meslek liselerine yönelik bir uygulama olmadığını vurgulayarak "Aldığımız kararlar meslek liseleri, imam hatip liseleri, genel liseleri ayırarak alınmış kararlar değildir.
Ortaöğretimin bütünlüğü düşünülerek bir ayrım yapılmaksızın alınmış kararlardır" dedi.
Teziç, genel lisedeki bir öğrencinin de alanı dışında tercihte bulunması durumunda imam hatip ve meslek lisesindeki öğrencilerde olduğu gibi ortaöğretim başarı puanının 0.8 yerine 0.3 ile çarpılacağını söyledi. Teziç, meslek lisesi öğrencilerinin el becerisine dayalı eğitim görüp ara eleman olarak yetiştirildiklerine dikkat çekti. Teziç, uygulamadaki farklı katsayı uygulamasında kararlılıklarını ifade ederken, "Mevcut ortaöğretim başarı puanlarının değerlendirilmesindeki 0.3 ve 0.8 katsayıları değişmeyecek ve değişmesini isteyemeyeceğimiz bir ölçüdür" dedi.
SINAV SİSTEMİ GÜNAH KEÇİSİ DEĞİLDİR
Teziç, Türk eğitim sistemindeki sorunların sınav sistemine bağlanmasına da tepki gösterirken, sınav sisteminin eğitimin bütün sorunlarını çözebilecek bir araç olmadığını söyledi. Teziç, "Sorunların bütün günah keçisi sınav sistemi değildir" dedi. Teziç, söz konusu anlayışın değiştirilebilmesi için YÖK’ün bünyesinde kendisinin de yer aldığı 4 kişilik "Stratejik Yaklaşım Komisyonu" adıyla bir çalışma ekibi grubu oluşturulduğunu söyledi. Teziç, komisyonun Türk devletinin eğitim ve bilim politikasının nasıl olması konusunda bir taslak hazırlayarak Üniversitelararası Kurul’a sunacağını ifade etti. Teziç, ÜAK’ın görüşünün alınmasının ardından gelecek yıl ocak ayında geniş kapsamlı uluslar arası bir toplantı düzenlenerek kararlar alınacağını söyledi.
Teziç, yine Başbakan Erdoğan’ın "dünyadaki en iyi 500 üniversite içinde bir tek Türk üniversitesinin bulunmadığı" şeklindeki ifadelerine de yanıt vererek, bu görüşün "adeta hakaretamiz" bir uslüpla ifade edilmesini eleştirdi. Teziç, 2003 yılında dünyadaki 500 üniversite içinde iki Türk üniversitesinin yer aldığını, bunlardan birinin İstanbul, diğerinin de Hacettepe olduğunu bildirerek, 2003 yılından itibaren üniversitelere yönelik yaklaşıma tepki gösterdi.
Teziç, "2003 yılından bu yana Türk üniversitelerinin içine sokulduğu kıskaç değerlendirilirse niçin 500’ün içinde olamadığımız da bir cevabını bulmuş oluruz" dedi. Bu konuların meydanlarda ifade edilmesinin yanlışlığına işaret eden Teziç, rektörler tarafından alkışlanan şu sözleri söyledi:
HEPİMİZİN ÇOCUKLARI ABD OKUMUYOR
"Buradan siyasilere de hitap etmek istiyorum. Eğitimle ilgili değerlendirmelerimizdeki üslubumuzu değiştirelim.
Meydanlarda üniversiteleri küçük düşürecek ifadelerle değerlendirmeyelim. Hepimizin çocuklarının Avrupa’da, Amerika’da okuma şansı yoktur. Türk evlatlarının üniversiteleri burada. O üniversitelerimiz de laik Cumhuriyet’in aydınlık temelleridir. Bundan onur duyalım."
TTK İLE KATSAYIYI KONUŞMAYACAĞIZ
Teziç, açıklamasının ardından bir gazetecinin Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu (TTK) ile yapacakları ortak çalışmada meslek liselilere 4 yıllık lisans programlarının açılıp açılmayacağı yönündeki sorusu üzerine, "Bizim böyle bir kararımız yok" dedi. TTK ile ortak çalışmalarında meslek liselerinin seviyesinin yükseltilmesi ve meslek yüksekokullarına daha nitelikli öğrencilerin gelebilmesini sağlamayı amaçladıklarını kaydeden Teziç, meslek liselerine toplumun bakış açısının değişmesi gerektiğini, bu okulların ara eleman ihtiyacını karşılamada çok önemli bir görevi olduğunu bildirdi. Teziç, yeni üniversitelerin açılması konusunda hem kendilerinin hem de Milli Eğitim Bakanlığı’nın kriterleri olduğunu, iki tarafın kriterlerinin bazı noktalarda örtüştüğünü, bazı noktalarda örtüşmediğini belirterek, "15-20 üniversite açıldı diye bir rakam telaffuz etme durumuna girmedik. Bu çalışma devam edecektir. Bu çerçevede görüşmelere devam etmemiz bir zorunluluktur" dedi.
Teziç, hükümetin yasa değişikliği ile farklı katsayı uygulamasını son verme yönündeki amacının sorulması üzerine de ise şöyle dedi:
"Bizim katsayı ile ilgili sözümüz hep duruyor sayın Bakan ya da Başbakan bunun bir kanunla değişebileceğini söylüyorsa, yasama tekniği açısından konuşuyorum: Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla oluşan bir hukuk var, idare tekniğine ait hususlar katsayı gibi olsa olsa idari düzenleyici işlemlerle yapılabilir. Bir kanun konusu olamaz.
Kanun konusu olduğu takdirde şöyle bir kapı daha açılmış olur, çok tehlikeli bir kapı; o zaman bir süre sonra katsayılardan memnun olmayan parlamento çoğunluğu üniversite sınavlarını da kendisini düzenlemeye kalkarsa, ’benim parlamentoda çoğunluğum var yetkim var sorunlar bunlardır" derse bunu da kabul edecek miyiz? İş buraya kadar uzar.
Hukuk tekniği açısından isabetli olmaz, düzenleyebilirler ama bunun yargısal denetiminde bekledikleri sonuç elde edilmeyebilir."


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



