• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    İRONİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-06-2004
    Mesajlar
    244
    Karizma Gücü
    0

    Tartışma lao tzu felsefesi

    herrkes yanlizca tek bir oykuyu anlatmis lao tzu hakkinda, sanirim felsefesinide bilmek kotu olmayacaktir..

    pisagor'un tanrı'ya giden yolu araştırdığı, buda'nın dharma'yı yaydığı dönemde, bir üçüncü usta da çin'de aydınlanmaya hizmet etmekteydi: "tao te ching" öğretisi ile lao tzu.

    isminin kelime anlamı "yaşlı-genç" olan lao-tzu, "yaşlı filozof" olarak da bilinir.

    lao-tzu insanın doğası gereği "iyi" olduğunu, kötülüğün ise arzular, tatminsizlik ve hırs gibi sapmalara yol açan uyumsuz sosyal etkileşimler ve aktiviteler sonucunda ortaya çıktığını savunur. insan doğasına ve yaşamın anlamına ilişkin öğretisi, ideal insanı simgeleyen "bilge"nin tanımlanmasına yöneliktir. lao-tzu'nun "bilge"si gündelik konularda tarafsız kalır. o, su gibidir, herşeyi besler ama onlarla çatışmaya girmez. (lao-tzu öğretisinde, rekabetin ve hırsla çabalamanın yıkıcı etkisi her fırsatta vurgulanır. ) bilge, bebek gibidir -- tüm potansiyeli ile sade ve mütevazı. o, erdemi temsil eder; dünyayı, insanı ve özdeki düzeni sever.

    ona göre, bilge kişi iyiyi ve kötüyü aynı olumlu tavırla karşılar. mal-mülk peşinde değildir, asıl kazancı verici oluşu ve verirken karşılık beklememesidir. fazlalıklarla, gösterişle, abartıyla ilgisi yoktur.

    lao tzu'nun düşünceleri temelde siyasi değildir, ancak sıkca medeniyetin tuzaklarına dikkat çeker ve kanunların sadece suçlular yaratmaya hizmet ettiğini savunur.

    "tao te ching" lao tzu'nun tek yapıtıdır ve öğretisinin gelecek nesillere aktarılması gerektiği yönünde, öğrencisi yin hsi'nin ısrarları üzerine yazılmıştır. kitap iki bölümden oluşur: ilk 37 kısım tao (yol), 38'den sonraki kısım ise te (erdem) üzerinedir. tao te ching'de dini ve ruhani dogmalara rastlanmaz, ama bir "yol" kavramı işlenmiştir. bilgelik ve erdem öğretisi olan tao te ching'in iletmek istediği mesaj basittir: lao-tze, yaşamın doğal ritmini vurgular ve insanlara özdeki sadeliği yaşama aktarabilmeleri yönünde öğütler verir. gurur ve gücün akılsızlığına, sessizliğin bilgisine dikkat çeker.

    tanınmış bir çin antropologa göre[2] “çin dini, takipçilerinin sosyal panoramasına ayna tutar ve bakış açısının genişliği ölçüsünde farklı anlamlar içerir.” aynı şey taoculuk veya taoizm olarak anılan dağınık gelenek için de geçerlidir. taoculuk, izdeşlerinin tarihsel, sosyal veya kişisel konumlarını yansıtan pek çok farklı biçimde anlaşılmış ve uygulanmıştır. bu çeşitlilik, geleneğin dışındaki biri için akıl karıştırıcı olsa da, taoculuğun çin’deki yerine belli bir esneklik kazandırmıştır. bu sayede taoculuk, yaşamın karmaşasının yol açtığı spiritüel boşlukları dolduracak yönde evrimleşme imkanı bulmuştur.

    taoculuk için “öteki yol” demek de mümkündür, çünkü çin imparatorluğundaki kurumlar ve uygulamalar için etik ve dini bir temel teşkil etmiş olan konfüçyus geleneğiyle kendi tarihi boyunca yan yana varolmuştur. taoculuk, kökten bir değişim yaratmasa da, konfüçyuscu yaşam ve düşünce biçimine bir dizi alternatif sunmuştur. ancak bu alternatifler birbirini tümden dışlayan bir nitelik taşımıyordu. aslında çinlilerin büyük bir çoğunluğu için konfüçyusculuk ile taoculuk arasında bir seçim söz konusu değildi. bir kısım pedantik konfüçyus taraftarı ve bazı tutucu taocular dışında, çinli kadınlar ve erkekler kişiliklerinin ve zevklerinin paralelinde veya yaşamlarının farklı fazlarında her ikisini de uygulamayı yeğlemişlerdir.

    laozi (‘yaşlı usta’, i.ö. 5.yy), daodejing’in (yol ve yol’un gücü üzerine ölümsüz bir yapıt) isimsiz editörü ve zhuangzi (i.ö. 3.yy) tarafından formalize edilmiş olan klasik taocu felsefe, kadim zamanlara ait bir doğaya tapınma ve kehanet geleneğinin gelişmiş bir yorumuydu. büyük bir sosyal karmaşa ve dinsel şüpheciliğin (bknz. konfüçyanusculuk hakkındaki makale) egemen olduğu bir dönemde yaşayan laozi and zhuangzi, dünyadaki her oluşumun ve değişimin gerisinde yatan, özü bilinmeyen ama tezahürleriyle gözlenebilen, tüm yaratılışın ve gücün kaynağı olan dao (tao --yol) kavramını geliştirdiler. dao’da ve doğada, yaşama spiritüel bakışın temelini ve gündemdeki sorunun yanıtını bulduklarına inandılar: dengeli, birlik içinde ve kalıcı sosyal bir düzen nasıl sağlanır?

    laozi and zhuangzi, doğadaki düzen ve uyumun, devletin gücüyle veya insan bilgisiyle geliştirilmiş kurumlardan çok daha dengeli ve sürekli olduğuna dikkat çektiler. onlara göre doğru bir yaşam, ancak dao ile uyum içinde, yani doğal, sade ve kolay bir yaklaşımla mümkündür.

    ilk taocular doğal düzenle uyumlu yaşama sanatını öğretmeyi hedeflediler. ‘eylem’e yaklaşımlarını, doğayı gözlemle tasarladıkları ‘wuwei’ (eylemsizlik) kavramıyla ifade ettiler. taocu bilge, eğitimi ve etik anlayışıyla bir model teşkil eden konfüçyuscu öğretmenden farklıydı. zhuangzi'nin bilgeleri çoğunlukla kasap veya marangoz gibi esnaf sınıfından oluşuyordu. alçakgönüllü esnaflar, sanatın gizini ve yaşama sanatını idrak etmişlerdi. ustalıklarını ve yaratıcılıklarını gereğince icra edebilmeleri için, içsel bir konsantrasyon geliştirmeleri ve maddi kazanç, ün, unvan gibi dışsal kaygılardan arınmış olmaları gerekiyordu. sanatsal süreç, tıpkı yaşam gibi, toplumun insani değerlerini değil doğanın yaratıcı yolunu takip ediyordu.

    çin tarihi boyunca, sosyal aktivizmden yorulan ve beşeri kazanımların anlamsızlığını fark eden insanlar, dünyadan el-etek çekerek doğaya dönmüşlerdir. doğal güzellikle iç içe olmak özlemiyle şehirlerden uzak, kırlık veya dağlık bir bölgeye yerleşirlerdi. doğanın yaşamsallığının merkezinde yatan yaratıcı gücü hissetmek adına şiir okur, şiir yazar veya resimle uğraşırlardı. arada sırada arkadaşlarıyla veya ender de olsa eşleriyle, güz yapraklarının veya ay ışığının güzelliğinde şarap içmeye çıkarlardı.

    ütopik çin yazılarında da sıkça taocu göndermelere rastlanır. tao qian'nın (t'ao ch'ien, i.ö. 372?-427?) ünlü "şeftali çiçeğinin baharı” adlı eserinde, asırlar önce savaşın yerle bir ettiği bir bölgeden kaçan ve o günden beri sınırlarının ötesindeki tarihin karmaşasından habersiz, mükemmel bir sadelik, uyum ve barış içinde yaşayan pastoral bir toplumu tesadüfen keşfeden bir balıkçının öyküsü anlatılır. ütopyacılar kalması için ne kadar ısrar etse de, balıkçı deneyimini arkadaşlarıyla ve lokal bir yöneticiyle paylaşmak için bu toplumdan ayrılır ve bir daha asla dönüş yolunu bulamaz. balıkçı, ideal dünyanın dışsal değil spiritüel bir yolculuğun ürünü olduğunu, ütopyanın bir zihin hali, bir tavırlanmadan öte olmadığını anlayamamıştır.[3]

    taocu fikirler ve imgeler, çinlilerde güçlü bir doğa sevgisi, dinlenmek ve yenilenmek adına arada sırada günlük sıkıntılarından doğaya sığınma alışkanlığı yarattı. ama taoculuk aynı zamanda sağlık, huzur, canlılık ve hatta ölümsüzlük gibi doğrudan fiziksel yaşamı olumlayan konularda da esin kaynağı oldu. laozi and zhuangzi kadim doğaya tapınma kültürünü ve ezoterik sanatları yeniden yorumlamışlardı; ancak iş, dao’nun bilgisini yaşamı besleme ve yaşam süresini uzatma gibi alanlarda kullanmaya gelince, geleneksel yöntemlere başvurmaktan çekinmediler. bazı taocular “ölümsüzlük adası”nı aradılar, bitkiler veya kimyasal karışımlarda ölümsüzlüğün sırrını bulmaya çalıştılar. ama daha ziyade sağlıklı yaşam adına bitkisel ilaçlarla yaptıkları deneylerle eczacılık disiplininin gelişmesine büyük katkıları olmuştur. makrobiyotik beslenmenin ve diğer bazı sağlıklı diyetlerin prensiplerini buldular; bedeni genç ve güçlü tutmak adına jimnastik ve masaj yöntemleri geliştirdiler. taocular hem gizil ilimlerin, hem de ilkel bilimin takipçileriydiler ve çin kültürünün doğayı en çok inceleyen ve doğayla deneyler yapan bir öğesi oldular.[4]

    bazı taocular ruhların doğaya (bedenin hem dışındaki, hem de içindeki doğal dünyaya) nüfuz ettiğine inanırdı. dinsel bakış açısıyla, belli bir form taşımayan bu ruhlar dao’nun tezahürleriydi. taocu panteon, gelişimiyle paralel olarak gitgide daha fazla cennet ve cehennemdeki emperyalist bürokrasiyi yansıtmaya başladı. cennetsel bürokrasinin başındaki yorgun imparator, doğal alemin çalışmasından ve ahlaksal adaletin idaresinden sorumlu ruhları yönetmekteydi. cennetteki tanrılar, insanın dünyasındaki memurlar gibi davranmakta ve böyle değerlendirilmekteydiler. tanrılara ibadet, laik otoriteye karşı takınılması gereken tutumun bir provası gibiydi. bunun yanı sıra, cehennemdeki şeytanlar ve hayaletler ise fiziksel alemdeki zorbalar, haydutlar ve tehlikeli yabancılar gibi algılanıyordu. onlara rüşvet veriliyor ve ruhsal bürokratların milis güçleri tarafından ritüellerle yakalanıyorlardı. [5] dünyasal yönetimde fazlaca etkin olamayan sıradan insanlar ise dertlerden uzak kalmak, sağlıklı, varlıklı ve uzun yaşamak adına ruhlara tapınmayı seçiyorlardı.

    inisiye edilmiş bir taocu rahip için tüm tanrılar dao’nun tezahürleriydi. önemli ruhların isimlerini, rütbelerini ve güçlerini bilmek, meditasyon ve imgeleme yöntemleriyle onları yönlendirebilmek için gerekli eğitimden geçmesi gerekirdi. meditasyonunun amacı, bu ruhları uyumlamak ve dao ile yeniden bir olmalarını sağlamaktı. ancak, yalnızca eğitimli izdeşler rahibin dahil olduğu kompleks teolojik sistem hakkında bir fikir sahibi olabilirlerdi. bu yüzden özel ritüeller iki aşamadan oluşurdu:

    rahibin meditasyonu ile yönlendirilen ve ancak eğitimli sınıfın katılabildiği rahip seviyesi;

    (b) daha düşük rütbeli taocu asistanların yönettiği ve tiyatrosal bir nitelik taşıyan, halka açık dramatik ritüeller. bu ritüeller, kılıçtan merdivenlere tırmanmak, fenerler yakmak veya yüzdürmek biçiminde görsel aktivitelerle içrek manayı aktarmayı hedefliyordu. aynı ritüel, bir teolog için süptil metafizik-mistik bir kurgu sunarken, sıradan seyirci için ise görsel dramatik bir yapı taşımaktaydı.[6]

    taoculuk aynı zamanda edebiyat, tiyatro ve folklorik öykülerde önemli bir motif teşkil etmiştir. toplum içinde para ve ün peşinde koşmayan “tuhaf” kişiler, konfüçyuscu değerleri ve ödülleri reddettikleri için genellikle “taoist” olarak nitelenirdi. edebiyatta da taocular “tuhaf” kişilerdi, ruhsal kazanımlarını sembolize eden gizil, büyülü güçleri vardı. şifa verirler, gençlik ve canlılık yollarını bilirler, geleceği tahmin edebilir ve kişilerin ruhlarını okuyabilirlerdi. onlar aynı zamanda ahlaksal adaletin hizmetkarları olarak tasvir edilirlerdi – hatalar için cennet ve cehennemdeki taocu tanrıların belirlediği kesin ve katı cezalar vardı ve hiçbir günahkar bundan kaçamazdı. bir yandan, farklı değerler ve yaşam biçimleri benimsemiş olmaları ile toplumsal yapıda muhalif bir tavır sergilerken, diğer yandan ise katı ahlaksal adalet anlayışları ile toplumun mevcut değerlerini destekleyen bir konumları vardı. taoculuk, “öteki yol”du, ama toplumsal uzlaşmayı tehdit etmemekteydi. bir anlamda taoculuk, toplumsal baskılara karşı bir çeşit emniyet sübabı veya alternatif fikirler ve değerler için tamamlayıcı bir kanaldı.

    çinli komünistler, taoculuk kaderci, pasifist ve yeniden yapılanmaya zarar veren bir unsur olarak gördüler. çin halk cumhuriyeti, geleneksel bitkisel ilaçların kullanımı gibi kökeni taoculuğa dayanan bazı pratik sanatları yaşatmaya özen gösterdi. daha geniş bir açıdan ise, taoculuğun politik arenadaki çatışmalardan bir kaçış işlevi gördüğü imparatorluk döneminden bu yana, günümüzde “dörtler çetesi”ndeki aşırılığa bir reaksiyon olarak ortaya çıkan politik rahatlamanın, çin maoizminde taoist bir fazı temsil ettiği söylenebilir.

    notlar:


    1. wm. debary’den adapte edilmiştir. sources of chinese tradition (new york,: columbia university press, 1960, i: 56)

    2. arthur p. wolf, "gods, ghosts, and ancestors", religion and ritual in chinese society (stanford: stanford university press, 1974, p. 131)

    3.cyril birch, anthology of chinese literature (vol. 1, new york: grove press, 1965, pp. 167-168)

    bu antoloji dinsel tavırlanmayı başarıyla yansıtan pek çok şiir, biyografi, makale ve öykü tercümesi içermektedir. okullar için faydalı bir kaynak.

    4. joseph needham, science and civilization in china (vol. 2, cambridge: cambridge university press, 1956, pp. 33-164)

    5. arthur p. wolf, "gods, ghosts, and ancestors", religion and ritual in chinese society (stanford: stanford university press, 1974, p. 131-182)

    6.michael saso, taoism and the rite of cosmic renewal (pullman: washington state university press, 1972)
    There’s so much left to learn, and no one left to fight
    Çok şeyi var şimdi insanın,ama mutluluğu azaldı.
    if it doesn t kill you then it makes you stronger

  2. #2
    dogukan9 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-01-2005
    Mesajlar
    2,700
    Karizma Gücü
    0
    gurur ve gücün akılsızlığına, sessizliğin bilgisine dikkat çeker
    öteki yol kavramına vurgu yapıyor ki bu yolda gittiginizde digeri oteki olacaktır..burası biraz ustu kapalı kalmış...

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    10-04-2005
    Mesajlar
    17
    Karizma Gücü
    0
    aslında sorun ne evrim ne ideoloji nede vs... vs... dir
    asıl sorun "İNANMAK" yada "İNANMAMAKTIR"
    Aslında "İNANMAYAN" insan YOKTUR.
    yaptığım uzun araştırmalar sonucu şunu söyleyebilirimki inanmayan(ateist) sınıfına gren insanlar gerçekte, genelde küçük yaşlarında veya sonra çok acı çekmiş ve bunu kaldıramamış insanlardır bu acıyı kaldıramadıklarından dolayı veya kendilerine haksızlık yapıldığını düşündüklerinden dolayı birisinden intikam almak isterler ve TANRI yı hedef seçerler ,ve tek tanrılı dinlerde TANRI nın istediği ilk şey insanların kendisini tanımak olduğundan dolayı ,ateist TANRI ya verebileceği en büyük cezanın onu tanımamak olduğunu düşünür (genelde ateistlere dikkat ederseniz insan sevgisi,hayvan sevgisinden bahsederler yani TANRI yı kafasından sildikten sonra yeni bir TANRI(bunun bir put gibi bir obje olması gerekmez) bulurlar işte bu insanlara hayvanlara vs... sevgi şeklinde kendini gösterir ateist TANRI yı cezalandırmış ve kendine göre yeni bir TANRI bulmuştur zaten işin ilginç yanı (Aslında "İNANMAYAN" insan YOKTUR.) dediğim budur çünkü kendine yeni bir TANRI bulmasa insan "YAŞAYAMAZ" veya yaşayan ölü olur Günümüzde malesef nereye bakarsanız bakın hele hele gençlerde bu yeni TANRI arayışı vardır medyada bunu körüklemektedir
    YALNIZ ŞUNU SÖYLEMELİYİMKİ YENİ "TANRI" ARAMAK "MODERNLİK,GELİŞMİŞLİK" DİİL BEYNİN BİLİNÇLİCE UYUŞTURUP SAF GERÇEĞİ GÖRMEK İSTEMEMEKTİR BU YOBAZLIKTIR

  4. #4
    Onur woofeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2005
    Mesajlar
    6,558
    Karizma Gücü
    9

    Tartışma Lao-Tzu

    Pisagor'un Tanrı'ya giden yolu araştırdığı, Buda'nın Dharma'yı yaydığı dönemde, bir üçüncü usta da Çin'de aydınlanmaya hizmet etmekteydi: "Tao Te Ching" öğretisi ile Lao Tzu.
    İsminin kelime anlamı "yaşlı-genç" olan Lao-Tzu, "Yaşlı Filozof" olarak da bilinir.
    Lao-Tzu insanın doğası gereği "iyi" olduğunu, kötülüğün ise arzular, tatminsizlik ve hırs gibi sapmalara yol açan uyumsuz sosyal etkileşimler ve aktiviteler sonucunda ortaya çıktığını savunur. İnsan doğasına ve yaşamın anlamına ilişkin öğretisi, ideal insanı simgeleyen "bilge"nin tanımlanmasına yöneliktir. Lao-Tzu'nun "bilge"si gündelik konularda tarafsız kalır. O, su gibidir, herşeyi besler ama onlarla çatışmaya girmez. (Lao-Tzu öğretisinde, rekabetin ve hırsla çabalamanın yıkıcı etkisi her fırsatta vurgulanır. ) Bilge, bebek gibidir -- tüm potansiyeli ile sade ve mütevazı. O, erdemi temsil eder; dünyayı, insanı ve özdeki düzeni sever.
    Ona göre, bilge kişi iyiyi ve kötüyü aynı olumlu tavırla karşılar. Mal-mülk peşinde değildir, asıl kazancı verici oluşu ve verirken karşılık beklememesidir. Fazlalıklarla, gösterişle, abartıyla ilgisi yoktur.
    Lao Tzu'nun düşünceleri temelde siyasi değildir, ancak sıkça medeniyetin tuzaklarına dikkat çeker ve kanunların sadece suçlular yaratmaya hizmet ettiğini savunur.
    "Tao Te Ching" Lao Tzu'nun tek yapıtıdır ve öğretisinin gelecek nesillere aktarılması gerektiği yönünde, öğrencisi Yin Hsi'nin ısrarları üzerine yazılmıştır. Kitap iki bölümden oluşur: ilk 37 kısım Tao (YOL), 38'den sonraki kısım ise Te (ERDEM) üzerinedir. Tao Te Ching'de dini ve ruhani dogmalara rastlanmaz, ama bir "yol" kavramı işlenmiştir. Bilgelik ve erdem öğretisi olan Tao Te Ching'in iletmek istediği mesaj basittir: Lao-Tzu, yaşamın doğal ritmini vurgular ve insanlara özdeki sadeliği yaşama aktarabilmeleri yönünde öğütler verir. Gurur ve gücün akılsızlığına, sessizliğin bilgisine dikkat çeker.

    Tao Te Ching'den Seçmeler :

    Tanımlanabilen Tao, mutlak Tao olamaz;
    kelimelendirilen isim, mutlak bir isim olamaz.
    İsimsiz olan, gökyüzü ve yeryüzünün başlangıcı,
    ismi olan ise, binbir türün anası.

    Hiç arzu taşımadan, çözülür sırlar,
    sürekli arzularla ise, ancak tezahürler...
    İkisi de aynı kaynaktan,
    salt isimleri farklı.

    Gerçek bu, karanlık gelir kişiye,
    karanlık içinde karanlık,
    tüm sırlara açılan kapı..

    Gökyüzünün altında,
    herkes güzelliği güzellik olarak görür,
    çünkü çirkinlik vardır.
    Herkes iyiyi iyi olarak bilir,
    çünkü kötülük vardır.

    Bu nedenle sahip olmak
    ve olmamak beraber gider.
    Zor ve kolay birbirini tamamlar.
    Uzun ve kısa birbirine karşı çıkarken,
    yüksek ve alçak
    bir diğerinin üzerinde uzanır.
    Ses ve söz bir ahenk içindeyken;
    ön ve arka birbiri peşisıra yol alır.

    İşte bu nedenle,
    bilge kişi edimsiz kalır,
    suskunluktadır onun öğretisi...

    Binbir tür durmaksızın devinir.
    Yaratmak, ama sahiplenmemek,
    çalışmak, ama karşılık beklemeden.
    Bir iş yapılır ve unutulursa,
    sonsuza dek kalır...

    Yetenekli olanı yüceltmemek, tartışmaları,
    değerli olanı biriktirmemek hırsızlığı önler;
    arzulananları görmemek ise
    kalbin karmaşasını...
    İşte bu nedenle bilge olan,
    gönülleri boşaltıp
    karınları doldurarak,
    hırsları zayıflatıp
    kemikleri güçlendirerek yönetir.

    Tao boş bir kanaldır;
    içinden akarsın
    ama dolduramazsın.
    O ki, binbir türün,
    derinliğine varılamıyan kaynağı.

    Keskinliği körelt.
    Düğümü çöz.
    Parıltıyı gölgele.
    Toz, toprakla bir ol.

    O ki, derinlerde saklı,
    ama hep var olan!
    Nereden geldiğini bilmediğim...
    O ki, tüm tanrıların tanrısı...

    Gök ile yer taraf tutmaz,
    binbir türün dönüşümünde.
    Bilge de duygusal değildir
    herşeyin değişiminde.

    Gök ile yer arası körük gibidir
    bomboş, ama doldurulamaz.
    Kullandıkça, çoğalır, ha çoğalır.
    Açıklamaya çalışma,
    tüketir seni.
    Bırak, olduğu gibi kalsın.

    Vadi ruhu hiç bir zaman ölmez;
    o, kadındır, anaların anası...
    Eşiği, gökyüzü ve yeryüzünün kökü...

    Belli belirsiz bir peçe gibidir o.
    Kullan; seni yanıltmaz.

    Gök sonsuzdur,
    yeryüzü ölümsüz.
    Nasıl böyledir peki?
    Kendileri için yaşamazlar çünkü...
    Bilge de bunun gibi en sona koyar kendini
    ve en öncedir asıl yeri.
    Yüceltmez benliğini ve sonsuzlar varlığını.
    Bensizdir bilge ve dopdoludur bu alemde.

    Bilge kişi su gibidir,
    su ki, beslerken dört bir yönü,
    yarışmaz, tartışmaz şunu, bunu.
    Kibirsizce akar, seçmeden sağı solu,
    bu yüzdendir ki, YOL'a uyumludur yolu.

    İşte bilge kişi benzer şekilde,
    yaşar, doğayla içiçe...
    Düşüncesinde derin,
    verirken tarafsız, engin.
    Konuşurken doğru,
    ve yönetirken dürüst.
    Gündelikte yeterli
    ve edimlerinde tutarlı.
    Yeteneğince üretici,
    fırsatlar kadar girişimci.
    Ne kimseye üstün olma çabasında,
    ne de kimse ona üstün.

    Kenara kadar doldurmaktansa
    biraz boş bırak, yeğdir.
    Bıçağı aşırı bile,
    kısa zamanda keskinliğini yitirir.
    Depoya altın ve yeşim biriktir,
    onları kim koruyabilir?
    Servet ve etiket peşinde koş
    ve belayı davet et.
    Bunun yerine,
    işini tamamla ve terket,
    İşte yol, işte Cennet.

    YOL'a sarılırsan, sarmalanırsın.
    Sakince nefes al, yeniden doğarsın.
    Zihnini arındır, sen de arınırsın.

    Yüreğini aç, kabul görürsün.
    Dünyayı kabul et, YOL'u görürsün.

    Can ver ve besle.
    Üret ama sahiplenme.
    Ver, ama beklentisizce.
    İşte uyum bu...

    Baş eğ ve hakkını al;
    Eğil ve dosdoğru kal;
    Boşal ve dopdolu ol;
    Yıpran ama yeni kal;
    Aza sahip ol ve kazan;
    Çoğu topla ve aldan.
    Bu yüzden ki bilgeler,
    Bir'i kucaklarken tümden,
    Örnek olurlar tüme.
    Vitrine sıkışmadan,
    Işıl ışıl parlarlar.
    Haklılık aramadan,
    Farklılık kazanırlar.
    Kendilerini övmez,
    Ve kabul edilirler.
    Büyük söz söylemezler,
    Böylece sendelemezler.
    Kimseyle tartışmazlar,
    Ve kimse tartışmaz onlarla.
    Bu nedenle denmiştir,
    "Baş eğ ve hakkını al."
    Bu boş bir deyiş midir?
    Sen hele tümle bir ol,
    Ve herşey senin olur.

    Bir ülke anlayışla yönetildiğinde,
    insanları yalındır.
    Ülke şiddetle yönetildiğinde ise
    insanları kurnazdır.

    Mutluluğun kökü derdin içine gömülüdür.
    Dert, mutluluğun arkasında pusuda bekler.
    Geleceğin ne taşıdığını kim bilebilir ki?

    Dürüstlük yoktur,
    dürüstlük sahtekarlaşır.
    İyilik büyü şekline döner,
    ve insanın büyülenişi
    çok uzun zaman sürer.

    Bu nedenle bilge,
    keskindir ama kesmez,
    incelmiştir ama delmez;
    direkt ama kontrolsüz değil,
    parlak ama körletircesine değil...

    Barışı korumak zor değildir;
    dert en kolay başlamadan engellenir.
    Esnemeyen kolayca parçalanır,
    küçük olan hemen ufalanır, dağılır.

    Olaylara önceden çare gerekir,
    düzeni, karmaşa gelmeden önce getir.

    Bir insanın sevgisi kadar yüce bir ağaç,
    önce küçük bir filizdir ya;
    dokuz kat yüksek bir taraça,
    bir avuç topraktır başta;
    ve bin millik bir yolculuk,
    başlar, tek bir adımla...

    Çabalayan kendi amacına yenilir.
    Yakalamaya çalışan ise, yitirir.
    Bilge kişi çabalamaz ve bu yüzden yenilmez.
    Hiçbir şeyi yakalamaya çalışmaz,
    ve hiçbir şeyi yitirmez.

    İnsan genelde kaybeder kazanmak üzereyken,
    öyleyse, başlangıç kadar sona da özenirsen,
    başarısızlığı yok edebilirsin, temelden.

    Bilge arzulardan özgür olmayı diler.
    Ne değerli şeyleri biriktirmeyi ister,
    ne de fikirlerin tutsaklığını seçer.
    İnsanları kaybettiklerine geri götürür,
    onbinlerce şeyi doğasına döndürür,
    ama bir şey yapmak gerektiğinde, durur.
    Eklenmiş Resimler Eklenmiş Resimler
    "just a perfect day,
    you made me forget myself.
    i thought i was someone else,
    someone good..."


    Zopacılar Birliği

  5. #5
    asyMMetry adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-04-2005
    Mesajlar
    288
    Karizma Gücü
    0
    çok güzel bi okadar da ilginç teşekerler
    Beni Doğru Kılıcak Üç Yanlış Arıyorum


    (\__/)
    (='.'=)
    (")_(")

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •