Koşulsuz sevgi... Koşulsuz sevgi... Bunu fısıldamaya çalışıyordu kız kendi kendine.
Okumak kolaydı. Anlamak. Ya da doğru yolu görmek. Ama en zoru o yola sapmak ve orda yürümekti? Onlarca kitabı yalayıp yuttuktan sonra, görebiliyordu kız ne yapması gerektiğini. Ama yapmak... Zordu.
Sadece onu sevmekten mutlu olması gerektiğini düşündü.
Onu sevebildiği için... Sevgiyi, o tanrısal duyguyu hissedebildiği için.
Aşk tek kişilikti zaten değil mi?
İnandı. Ama içindeki o hınzır ses tüm bunlara sövdü defalarca. Ne ayıp!
Umurunda değildi kızın. Onu istiyordu. Sayesinde aşka bir çehre kazandırdığı bu adamı istiyordu. Beslerken beslenmeye de ihtiyacı vardı yoksa kaynak kurumaz mıydı? Kaynak nerdeydi ki bu arada?
Sorular bitmez. Bu burda bitmez, hikaye bitmez diye düşündü kız. Yazarı gibi.
Saat geçiyordu zaten. Adam gitmeliydi. Birşey söyleyecek gibi oldu, sustu. Ne diyecekti acaba? Elini uzattı. Klasik konuşmalardan yapıp ayrıldılar. “Görüşürüz, unutma o dediğimi .”... “Tamam, görüşürüz.”
Koşulsuz sevgi.
Kibrit faciasından (Facialarından... Bir tane değildi ki!) Sonra da sevmeye devam etmek bu olmalıydı.
Her yarada ondan nefret etmesi gerektiğini söyleyip yine onun varlığıyla iyileşmeye çalışmak...
Kızamamak.
Koşulsuz.
Kandır kendini!
Farkında olmadan sapmıştı galiba o yola. Ama artık ne kadar doğru ondan emin değildi.
Adamın gözden kaybolduğunu ve merdivenlerden inerek apartmanın çıkış kapısına yöneldiğini farkedince örttü kapıyı. Nazik bir evsahibiydi kız. Gelip de göremeyenlere, ya da görmezden gelenlere bile nazikti.
Yağmur yağmaya başlamıştı galiba dışarıda. Islanır mıydı adam? Yağmur şiddetlenirse eve dönmesi zor olur muydu?
Kızdı kendine. Hem de çok.
Sonra kızmadığını farketti. Kızamadığını. Üzgündü galiba.
İçini çekti. İçinde bişeyler çarpışıyordu. Durmalıydı artık, yoksa... Aç olduğunu farketti, mutfağa yöneldi. Diyetin canı cehenneme.
Pudrası uçup gitmişti yüzünden. Ve ne kadar pahalı olursa olsun sonunda akan göz kalemi de siyahtan açık griye dönmüştü. Eşofman altı diz izi yapmıştı. Elindeki kağıtlar buruşmuştu. Midesiyle göğsü arasında bir yerler sızlamaya başlamıştı. Allahın belası bir ilaç yok muydu şu kalbi yiyip bitiren ağrı için?


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

