• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 26 1234567891011 ... SonSon
252 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0

    Atatürk ve Din

    Çok iyi bilindiği gibi Atatürk'ün hareket noktası, millet için olan dini "milletten ayrı bir müessese haline getiren düşünceye karşıdır; menfaatçilere, yobazlara, medeniyete çelme takmaya yeltenen kara kuvvete karşıdır.

    Yunanlıların İzmir'den kaçarken yaktıkları camileri yeniden yaptıran Atatürk'tü. İşgal altındaki ülkelerde kılınması caiz olmayan Cuma Namazı'nı kılmak olanağını Anadolu Müslümanları'na sağlayan Atatürk'tü. Eğitimi laikleştirmek amacıyla getirdiği "Tevhid-i Tedrisat Kanunu"nun (Eğitimin Birliği Yasası) 4. maddesinde, din adamı yetiştirmek için ayrı okullar öngören de Atatürk'tü. Ama bütün bunlar, eski düzen isteyen bazı çevrelerin, her yeniliğe karşı çıkmalarını ve Atatürk'ü "dinsizlik"le suçlamalarını engelleyememiştir.



    AKIL DİNİ, İSLÂM DİNİ

    Muhterem sanatkârlar, aziz arkadaşlar.
    Bizi yalnış yola sevkeden habisler bilesiniz ki alelekser din perdesine bürünmüşler, saf ve nezih halkımızı hep "şeriat" sözleriyle aldata gelmişlerdir.Tarihimizi okuyunuz,dinleyiniz.. Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve kötülüklerden gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırırlar. Halbuki, elhamdülillah hepimiz müslümanız, hepimiz dindarız. Artık bizim dinin icaplarını öğrenmek için şundan, bundan derse ve akıl hocalığına ihtiyacımız yoktur. Analarımızın, babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile, bize dinimizin esaslarını anlatmaya kâfidir. Buna rağmen "hafta tatili dine aykırıdır" gibi hayırlı, akla ve dine uygun meseleler hakkında sizi kandırmaya çalışan alçaklara ilgi göstermeyiniz. Milletimizin içinde hakiki ve ciddi alimler vardır. Milletimizin bu gibi alimleriyle iftihar eder. Onlar milletin emniyetine ve ümmetin itimadına mazhardırlar. Bu gibi ulemaya gidin. "Bu efendi bize böyle diyor, siz ne diyorsunuz?" deyiniz, fakat genel olarak buna da gerek yoktur. Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçüye hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa, halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, islamın menfaatine muvafıksa kimseye sormayın; o şey dinîdir. Eğer bizim dinimiz aklın, mantığın tetabuk ettiği bir din olmasaydı yüce olmazdı, son din olmazdı.
    .................... Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla alâkası olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler modern olmayı kâfir olmak sanıyorlar. Asıl küfür onların bu düşüncesidir. Bu yanlış açıklamayı yapanların maksadı, islamların kâfirlere esir olmasını istemek değildir de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, Hoca olmak sarıkla değil, dimağlardır.




    DİNİ POLİTİKA ARACI YAPMAYINIZ

    Mensup olmaktan onur ve mutluluk duyduğumuz İslam Dini, yüzyıllar boyunca bir siyaset aracı olmaktan kurtarmanın gerçeğini gözlemiş bulunuyoruz. Kutsal ve Tanrısal dinimizi, aşırı isteklere sahne olan politikadan ve politikanın tüm etkisinden bir an evvel kesin kurtarılmalıdır. Ulusun, dünya ve ahretle ilgili, mutluluk buyruğu bir zorunluluktur. Ancak bu suretle İslam Dini'nin yüceliği gerçekleşir.




    ATATÜRK VE MEVLÂNA


    Milli Mücadele yılları içinde geçen birçok olaydan çok sonra Atatürk, Topkapı Sarayı Müzesi'ni ziyaret ediyor. Mukaddes emanetlerin bulunduğu dairenin önünde duruyor. Üstad Necmeddin Okyay Hocanın yazdığı ve sedefçi Vasıf Bey'in işlediği Mevlâna'nın Farsça bir kıtası bu dairenin kapısına hakkedilmiştir. Ata bu yazıya dikkatle bakıyor ve yanında Farsça bilen bir zata mânasını soruyor. Tercümesini aşağı yukarı şöyle yapıyorlar: "Bütün kapılar kapandı fakat senin kapın açıktır". Atatürk bir an düşünceye daldıktan sonra: "Hey koca sultan, bütün tekkeleri kapattık, fakat senin kapın açık kaldı."




    ATATÜRK DOLMABAHÇE'DE İLK TÜRKÇE KUR'ANI NASIL OKUDU?

    Saadettin Kaynak, hatıralarında bu konuyu şöyle anlatıyor:
    Bir gün Dolmabahçe Sarayı'nın Büyük Muayede Salonu'nda saz takımı toplanmıştı. Kanunu Mustafa, Mısırlı İbrahim, Nobar, Hafız Kemal, Hafız Rıza, Hafız Fahri hep oradaydık. Atatürk bir sınav ve deney yapmaya hazırlanmış görünüyordu. Elinde Cemil Said'in Türkçe Kur'an tercümesi vardı. Evvela Hafız Kemal'e verdi okuttu; fakat beğenmedi.
    "Ver bana, ben okuyacağım" dedi.
    Hakikaten okudu, ama - hâlâ gözümün önündedir - askere kumanda eder, emirler verir gibi bir ahenk ve tavırla okudu. Bunun kendisi de farkına vardı. Elhamı sırayla dolaştırmaya başladı. Hafızlara birer birer okutuyordu. Solunda Hafız Kemal, sağında ben vardım. Hepsi okuduktan sonra sıra bana geldi. Hiç unutmam, Elhamı ötekilere verdiği gibi kapalı değil de, açmış, evvelden tespit ettiği anlaşılan sayfanın alt kısmını göstererek:
    "Bu işaret ettiğim ayeti okuyacaksın."
    Diye vermişti. Baktım; Nisa Suresi'nin 27. ayeti. Okumaya başladım:
    "Validelerinizi, kızlarınızı, hemşirelerinizi ve birader veya hemşirelerinizin kızlarını, süt ninelerinizi, süt hemşirelerinizi, kadınlarınızın validelerini nikahınız altındaki kadınların vesayetine verilmiş kızlarını taht-ı nikaha almak size haramdır. Yalnız, birlikte yatmadığınız kadınların kızlarını almakta hiçbir günah yoktur. Kendi oğullarınızın zevcelerini ve iki hemşireyi nikah etmeyiniz. Lakin bir emr-i vaki olmuşsa Allah gafur ve rahimdir."
    Bu cümleyi okur okumaz Atatürk gürledi.
    "Bu bir hezeyandır. Böyle bir şey olmaz."
    Haklıydı. Okurken bunda bir yanlışlık olduğunu ben de hissetmiş, fakat kitaba göre harfi harfine okumak mecburiyetinde kalmıştım. Hemen ayağa kalktım:
    "Paşam, bu tercüme yanlıştır. Kur'an böyle değildir" dedim.
    "İsbat et yanlış olduğunu" dedi.
    "Kur'andaki aslı "İki kızkardeşi cemetmek haramdır." şeklindedir, dedim.
    Belliki Atatürk bu tercümenin sakatlığını sezmişti. Bunun üzerine bu yanlışlığın sebebinin, Kur'anın aslından değil, Fransızca tercümesi esnasında vukua geldiği anlaşıldı. Bu tercüme yanlışlığı münakaşası yarım saat sürdü. Şurasını da ilave edeyim ki, Atatürk, okuyuşumu beğenmişti.
    Ertesi akşam yalnız beni çağırdı. Yanında İsmet Paşa'dan başka kimse yoktu. Beni yine ortalarına oturttular ve "Dün akşam söylediklerini tekrar et" buyurdular. Yalnışlık meselesini anlattım. Arkamı sıvazlayarak:
    "Aferin,dediler; hakikaten hafızmışsın."
    Meğer Kur'anın aslı ile diğer kitapları tetkik ederek karıştırmış, yalnışlığı kendileri de tesbit etmiş.
    "Bu tercümeyi bırakalım, Mehmet Akif'in tercümesini alalım."
    Diyordu ama bütün aramalara rağmen Akif'in Mısır'da bulunan tercümesi bir türlü ele geçirilemedi. Bir müddet sonra Mısır'a gittiğim zaman Akif'in de - herhangi bir yanlışlığa düşmek ihtimalini düşünerek - tercümesini yakmış olduğunu öğrendim....




    ATATÜRK'ÜN DİN BİLGİSİ

    Yıl 1926... Yer Trabzon'un Kavaklı Meydanı Ortaokulu...
    Birinci sınıfın kapısı açılır ve Atatürk görülür. Yanında ünlü din adamlarından Tevfik Hoca vardır. Hoca'ya "buyrunuz" diye yol gösterir.
    Hoca, "Önce siz buyrunuz Paşam" diye saygıyla eğilir. Ama Atatürk kabul etmez. Etrafındakilerle birlikte girerler. Dersin konusu "Sireti Nebi ve Kur'an"dır.
    Atatürk bir öğrencinin Kur'an okumasını ister. Bu görev de, daha sonra öğretmen olacak olan Hakkı Okan'a düşer... Atatürk dinler ve okunan suredeki "semibasir" sözcüğünün "tecvit"teki anlamını sorar.
    Sonra dersin hocası Vasıf Hoca'ya döner. "İnşirah Suresi"ni okumasını ve yorumlamasını rica eder. Ama Hoca, sıra yoruma geldiğinde ezilip büzülür:
    "Yanımda yorum kitabı yok..."
    Atatürk'ün kaşları çatılır... "Birkaç satırlık bir sureyi yorumlamak için, yorum kitabına ne gerek var" der. Sureyi "tecvit" kurallarına uyarak kendisi okur. Herkesin anladığı Türkçe sözcüklerle yorumlar. Ve Vasıf Hoca'ya, bir yanlışlık yapıp yapmadığını sorar.
    Hoca mutlu ve hayrandır:
    "Siz Tanrı'nın ulusumuza armağan ettiği eşsiz bir öndersiniz...
    Olay ilginç ve anlamlı!
    ( Olayın anlatıldığı yazı yıllar öncesinden saklanmış ve Atatürkçü bir şehidimiz olan Ahmet Taner Kışlalı'ya iletilmiştir. )
    Atatürk, Kur'an'ı da iyi biliyor, dinimizi de... Gerçek din adamlarına saygı duyuyor. Onlar da saygı uyandırıyor.


    * * *


    Atatürk'ün din ile ilgili görüşleri açıktır: "Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur. Yalnız şurası var ki, din Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfın din simsarlığına müsaade edimemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir. İşte bu vaziyete karşıyız ve buna izin vermiyoruz. Bu gibi din ticareti yapan insanlar masum halkımızı aldatmışlardır. Bizim ve sizlerin asıl mücadele edeceğimiz ve ettiğimiz bu kimselerdir. Hangi şey ki, akla, mantığa, halkın menfaatine uygundur; biliniz ki, o bizim dinimize de uygundur. Eğer bizim dinimiz aklın, mantığın uyduğu bir din olmasaydı, mükemmel olmazdı, son din olmazdı."
    "Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi, fakat bina yüzyıllardır ihmal edilmiştir. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye lüzumu hissedilmemiştir. Aksine olarak birçok yabancı unsur ve yorumlar, boş inançlar binayı daha fazla hırpalamıştır."
    Eklenmiş Resimler Eklenmiş Resimler

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    02-02-2005
    Mesajlar
    909
    Karizma Gücü
    0
    Paylaşım için teşekkürler Bektaşi80...

  3. #3
    intergalactic adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-05-2005
    Mesajlar
    740
    Karizma Gücü
    0
    eline sağlık

  4. #4
    Lose adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-05-2004
    Mesajlar
    1,162
    Karizma Gücü
    0
    paylaşım için teşekkürler bu konuyla ilgili açtığım eski bir başlık http://www.turkforum.net/showthread.php?t=32280 ilginizi çekerse bunuda okuyabilirsiniz

    Benim yaradılışımda fevkâlade olan bir şey varsa, TÜRK olarak dünyaya gelmemdir.
    M.K. Atatürk

    Burası TÜRKforum

  5. #5
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    teşekkürler...

    ama yine de bazıları çıkıp "Atatürk dine düşmandı, önüne gelen hocayı astırdı, kestirdi" diyecekler... önceden de dediler, bundan sonra da diyecekler... onlar hep işlerine geleni bilecekler...

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  6. #6
    mcc
    mcc çevrimdışı
    mcc adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-04-2005
    Mesajlar
    144
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı electrica tarafından gönderildi.
    teşekkürler...

    ama yine de bazıları çıkıp "Atatürk dine düşmandı, önüne gelen hocayı astırdı, kestirdi" diyecekler... önceden de dediler, bundan sonra da diyecekler... onlar hep işlerine geleni bilecekler...
    Maalesef dinsizlik suçlamalarına gidecek kadar ileri gidebiliyorlar. Dini kendi malı sanan ve aslında İslam'dan başka bir şeyi yaşayan bu insanlar, İslam'a en büyük zararı veriyorlar.
    Atatürkçülüğün düşmanları, sıra size de gelecek.
    Mustafa Kemal Atatürk


    Vakti istibdatta söz söylemek memnu idi;

    Ağlatırdı, ağzını açsan hükümet mananı.

    Devr-i hürriyetteyiz şimdi, değişti kaide;

    Söyletirler evvelâ, sonra, s….ler ananı!...

    Şair EŞREF

  7. #7
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    RAMAZANLARDA ATATÜRK

    Atatürk Ramazan Ayı'na büyük önem verir; bu ay içinde ince saz heyeti saraya kesin olarak sokulmazdı. Akşamları beni huzurlarına çağırır ve Kur'anı Kerim'den sureler okuturlar, kendileri de bunu derin bir hazla dinlerlerdi. Ramazan Aylarında Hacı Bayram Veli ve Zincirli Kuyu Camiileri'nde şehitlerimizin ruhu için hatim okumamı emrederlerdi. Ben de, tıklım tıklım dolu olan camilerde emirlerini yerine getirir, hatim okurdum. Peygamberimiz Efendimiz'den bahsederlerken; "Hazret-i Peygamberin Zaman-ı Saadetlerinde" diye daima saygı ifade eden kelimeler kullanırlardı. Peygamber Efendimiz'in ayrıca çok yetenekli bir devlet adamı ve iyi bir başkomutan olduğunu daima söylemişlerdir. Din işlerinin, cahil kimselerin kontrolünden alınıp, bu işi iyi bilen alimlere verilmesinin gerekliliğini ifade ederler, "Mukaddes Mihrabı, cehlin, cahillerin elinden alıp, ehlin eline vermek zamanı çoktan gelmiştir" derlerdi. En uzun tatillerin dini bayramlarda yapılmasının da şart olduğunu söyleyip, "Herkes dini vecibeleri, görevleri yerine getirecek, sonra da dinlenecekler" derlerdi.

    Hafız Yaşar Okuyan

  8. #8
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    KUR'AN OKUYANA SAYGI


    Sakarya Harbi 22 gün 22 gece devam etmiş, tam deyimle kan gövdeyi götürmüştü. Bu nedenle tarih kitapları Sakarya Harbi'ni en kanlı muharebelerden biri olarak yazmıştır.Bu muharebe içinde mermilerin üzerimizden geçtiği günlerden bir gün, Atatürk beni çadırlarına emrettiler. Çadıra koştum, Atatürk ayakta ve masada açılmış harita başında çok gergin ve sinirli idi. Çadıra girer girmez, bana hemen Fevzi Paşa'yı çağırmamı emrettiler."Baş üzerine Paşam" diyerek çıktım, atıma atlayarak Fevzi Paşa'nın çadırına atımı yıldırım gibi sürdüm. Artık neredeyse düşman mermileri bizim çadırlarımıza düşecekti. O toz toprak arasında, Paşa'nın çadırına nefes nefese geldim ve hemen içeri daldım. İçeri girince baktım ki, Fevzi Paşa arkaları kapıya, yüzleri kıbleye dönük diz çökmüş vaziyette kendilerinden geçmişler ve vecd içinde yüksek sesle Kuran-ı Kerim okuyorlardı. Kendilerinden o kadar geçmişlerdi ki, arkaları da kapıya dönük olduğundan benim içeri girdiğimi görmediler ve duymadılar bile. Ben hiç ses çıkarmadan ağzımı elimle tutarak geri geri yavaşça çadırdan çıkıp, atıma atlayıp Ata'ya yıldırım gibi geri geldim. Geldim ama, attan inerken aklım başıma gelmişti. Ata'ya ne diyecektim. Emrine ne cevap verecektim. Fakat bunları düşünmeye bile zaman yoktu. Hemen Ata'nın çadırına daldım. Çadıra girdiğimde Ata hala ayakta ve açık harp krokisi önünde idi. Girer girmez, "Nerde Fevzi Paşa" diye gürledi. "Paşam" dedim "Fevzi Paşa'nın çadırına gittiğimde, Fevzi Paşa Kuran-ı Kerim okuyorlardı. Beni görmediler, ben de hiçbir şey söylemeden geldim. Emrederseniz tekrar gidip emrinizi bildireyim" dedim. Atatürk şöyle bir durdu, "Bırak Paşa Kuran'ını okusun. Allah'ın izni ile biz düşmanı yeneceğiz. Rahatsız etmeyelim Paşa'mızı" buyurdular.

    Muzaffer Kılıç, 1921

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    08-07-2005
    Mesajlar
    65
    Karizma Gücü
    0

    ATATÜRK ve DİN neden ayrı tutuldu?

    10 kasımlardaki o bir dakikalık saygı duruşlarının anlamı....

    Atatürkü ve onun yaptıklarını düşünürdüm.Aklıma sonradan geldi ona hiç dua etmedim ben.Adını annemin babamın adından fazla duyduğum bir o vardı,Oysa mezarlığın önünden geçerken bile dua ederim orda yatanlar için. Geçen 10 kasım dua ettim onu andığımız bir dakikalık saygı duruşunda. Rahatladığımı hissettim.
    SADECE BiR SORU SORMAK iSTiYORUM
    Neden bize bu öğretilmedi ATATÜRK ile din hep ayrı tutuldu.
    ve
    Bizden çok "üstün!!" olan teknolojik ırk'lar mahkeme salonlarında bile incile el basıp dua edebiliyorken türkiyede resmi nikahıyla birlikte imam nikahı kıydırdığını söyleyen insanlar hakkında soruşturma açılıyor?????

  10. #10
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    dualarınızı Allah kabul etsin.

    ama bir konuda yanlışınız var; resmi nikah yanında dini nikah da kıydıran hiçbir vatandaş hakkında soruşturma açılmamıştır, açılamaz. T.C. kanunları kadın haklarının korunması ve kadının menfaatine yönelik diğer hukuki uygulamaların geçerliliğin sağlanması amacıyla resmi nikah kıyılmasını şart koşar. yani resmi nikahınız yoksa devlet gözüyle evli değilsinizdir. diyanet işleri başkanlığı'nın fetvalarında da belirtildiği üzere resmi nikah çiftin Allah huzurunda eş olarak kabul görmesi için yeterlidir. fakat dileyen herkes resmi nikahın dışında bir de dini nikah kıydırabilir. gönlü huzur bulacaksa hem resmi hem dini nikah kıyılmasında ne devlet ne de İslam hukuku açısından kusur yoktur.

    Atatürk ile İslam'ın ayrı tutulmasının da tek sebebi kendini dindar sananların beyanatlarıdır. hiçbir Kemalist, Atatürk ve İslam dinini birbirinden farklı öğeler olarak düşünmez, düşünemez.

    son olarak; bu konunun tartışılması için bölümde yeralmasına izin veriyor ve kilitlemiyorum. düşüncelerinizde haksız olduğunuzu başkalarından da duyun istiyorum.

    saygılar.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •