NE, ne zaman, nerede, nasıl, neden, kim? Kırk yıllık gazetecilik hayatımız boyunca, her haberde bu soruya cevap vermek zorunda hissettik kendimizi.
Çünkü, haberciliğin temel kuralı budur.
Haber, olayın veya eylemin bütün taraflarını aktarmalı, neler olduğunu, nasıl gerçekleştiğini, neden meydana geldiğini açıklıkla ortaya koymalıdır.
Açık söyleyelim:
Onca yıllık deneyimize rağmen ‘Ergenekon’ haberini yazamazdık. Yazsak bile, haberciliğin temel kuralı olan yukarıdaki altı soruya cevap bulamayacağımız için, kendimizi kapının dışında bulurduk.
Bizim cevabını bulamadığımız sorulara, vatandaş nasıl cevap versin?
Gökyüzü, toprağa sormuş:
“Ey toprak ana! Biz neden varız, her şey neden var?”
Toprak ana cevap vermiş:
“Milyarlarca yıldır aynı soruyu ben de soruyorum, fakat hala cevap bulamadım.”
Allah’tan “Ergenekon Davası”nın milyarlarca yıllık değil, 19 aylık bir geçmişi var.
19 ay zaman mı?
Türkiye 19 aydır diken üstünde...
12 Haziran 2007’de bir ihbarla İstanbul Ümraniye’de bir gecekondunun çatısında 27 adet el bombası yakalanması ve bombaların Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalarla aynı seriden olduğunun belirlenmesi ile başladı her şey.
“Ergenekon operasyonları” birbirini izlemeye başladı.
Tam bitti derken, ilginç bir zamanlama ile şok bir operasyon daha...
Kimler gözaltına alınmadı ki? Emekli generaller, emekli askerler, akademisyenler, gazeteciler, yazarlar, partililer ve yer altı dünyasının insanları...
Hatta gözaltına alınıp serbest bırakılanlar arasında sanatçı Nurseli İdiz ve “Sisi” lakaplı travesti Seyhan Soylu bile vardı.
Neyin intikamı alınıyor?
ERGENEKON sanıkları ne ile suçlanıyor?
Terör örgütü veya çete kurmakla mı?
Darbecilikle mi?
Hala kesin bir iddia yok.
“28 Şubat sürecinde görevde olanlardan intikam alınıyor” diyenler var.
Peki, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan mafya bozuntuları da mı 28 Şubat sürecinde görevdeydi?
Yoksa belli konularda yükselen toplumsal tansiyon, bu operasyonlarla gündem değiştirilerek, düşürülmeye mi çalışılıyor?
Operasyon yapılacağının ve kimlerin gözaltına alınacağının yandaş medya organlarına önceden servis edilmeye devam edilmesi ise, toplumu ve vicdanları ciddi şekilde rahatsız ediyor.
Belge ve net iddia olmadan
SON gözaltıların başladığı önceki sabahtan itibaren Ankara’da olağanüstü saatler yaşanıyor.
Önceki gün komutanların Genelkurmay’daki toplantısı altı saat sürdü. Komutanlar toplantıda iken, eşleri, gözaltına alınan emekli Orgeneral Tuncer Kılınç’ın eşini ziyaret ediyordu.
Dün Yargıtay Başkanlar Kurulu toplandı. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile görüştü.
“Devlet bağırsaklarını temizliyor” denilirken, devletin bağırsakları ortalığa döküldü.
Düşünün ki Yargıtay Onursal Başsavcısı’nın evi beş saat süreyle aranıyor, ama Kanadoğlu gözaltına alınmıyor.
Elinizde belge ve net bir iddia yoksa, Yargıtay Onursal Başsavcısı’nın evini ne hakla ve neye dayanarak arıyorsunuz?
Böyle hukuk devleti olur mu?
“Darbeye karşıyız” diyenler, darbeye davetiye çıkarmakta olduklarının farkında değiller mi?
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



