Ergenekon davasında yargıyı hedef alan eleştirilere sert tepki gösterildi.
“Yargıya müdahale suç, hâkim ve savcıları rahat bırakın” (Başbakan Recep Tayip Erdoğan)
"Yargılama faaliyetlerine müdahale etmek kimsenin hakkı ve haddi değildir. Yargı bağımsızdır. Lütfen hâkimlerimizi, savcılarımızı ve yargı mensuplarımızı hangi kademede görev yaparlarsa yapsınlar rahat bırakalım. Onlar her türlü baskıdan uzak, görevlerini en iyi şekilde yapmanın gayret ve çabası içerisinde olsunlar. Yargıya gölge düşürülmemeli. Yargı bağımsızlığına en fazla dikkat edilmesi gereken, toz kondurulmaması gereken bir süreçten geçtiğimizi bilerek bunları söylüyorum." (Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin)
Güçler (kuvvetler) ayrılığının uygulandığı demokratik hukuk devletlerinde, yurttaşların güven içinde yaşamalarının en önemli koşulu, güçlerden biri olan yargı erkinin bağımsız ve her türlü karışmadan (müdahaleden) uzak çalışması ve Cumhuriyet Savcıları ile Yargıçların, kararlarını yasalara ve vicdani düşüncelerine göre vermesi gerekmektedir.
Ergenekon soruşturmasının 10. dalga göz altılarından sonra Sayın Başbakan ve Sayın Adalet Bakanının söylediği yukarıdaki sözlere katılmamak olası mı?
Ancak kazın ayağı hiçte böyle değildir.
Bu güne kadar yargının verdiği kararlarda, kararın lehte ve aleyhte olmasına göre konuşan AKP yetkililerinin söyledikleri, hala belleklerimizde tazeliğini korumaktadır.
Söylenenleri unutanlar veya bilmeyenler için, geçmişte söylenenlerden bir demek sunmakta yarar görmekteyim.
*Leyla Şahin hakkında verilen AİHM kararı sonrasında söylenen şu sözler, “Mahkemenin bu konuda söz söyleme hakkı yoktur. Söz söyleme hakkı din ulemasınındır.” Sayın Erdoğan’a aittir.
*Öğretmen Aytaç Kılıç hakkında Danıştay 2. Dairesinin verdiği karar sonrasında söylenen şu sözler, “Efendi bu senin değil, Diyanet’in işi” Sayın Erdoğan’a aittir.
*Cumhurbaşkanlığı seçiminde gerekli toplantı yeter sayısının 367 olması gerektiği ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar sonrasında söylenen şu sözler, "Yargı açısından yüzkarasıdır.” Sayın Erdoğan’a aittir.
*Terör Başına “Sayın”, şehitlerimize “Kelle” dediği için, açılan 3 kuruşluk davanın aleyhine sonuçlanması sonrasında söylenen şu sözler, “Açılan davada üç kuruşluk tazminat davası... Ne demek bu. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nı manevi tazminata mahkûm ettik. Hukuk bu kadar zedelenmemeli. Nefislerimizi bu kadar tatmin etme yoluna gitmemeliyiz.” Sayın Erdoğan’a aittir.
*Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının AKP hakkında açtığı kapatma davası sonrasında söylenen şu sözler, "Kulakları vardır duymazlar, gözleri vardır görmezler, dilleri vardır gerçekleri söyleyemezler" Sayın Erdoğan’a aittir.
*Sıkmabaşla (Türbanla) ilgili Anayasa Mahkemesinin verdiği karar sonrasında söylenen şu sözler, "Bizler milli iradenin üstünde bir irade tanımıyoruz…….. Bu karar her şeyden önce parlamentonun yetkilerini de dışlayan bir karar olması sebebiyle milli egemenlik noktasında da tartışılacak bir karardır. Takdir edersiniz ki bununla ilgili olarak da ülkemizin geleceği noktasında şunu da açık net söylemek zorundayım; Anayasa Mahkemesi Anayasa'nın üstünde değildir" Sayın Erdoğan’a aittir.
*Yargıtay Üye sayısının azaltılması nedeniyle Yargıtay Yasasında yapılmak istene değişikliğin eleştirilmesi üzerine söylenen şu sözler, “Millet adına sorumluluk üstlenenlerin gerekirse gecelere kadar çalışıp sorumluluklarının gereğini yerine getirmeleri gerekir. Sabah 9, akşam 5 yok. Bu mazeretlerin arkasına kimse sığınmasın.” Sayın Şahin’e aittir.
*Kuruluşunun 85. yılında Cumhuriyetin temel niteliklerinin tartışmalara ve yeni tanımlamalara konu edilmesinden ve Yargı erkine yönelik sistemli saldırıların ivme kazanmasından duyduğu kaygıyla Yargıtay Başkanlar Kurulu yaptığı toplantı sonunda yayımladığı bildiriye karşılık söylenen şu sözler, “her şeyin iyi gittiği bir sırada bu durum dam üstünde saksağandır” Sayın Şahin’e aittir.
*Ayni bildiriye karşı söylenen şu sözler, “Yayınlanan bildirinin yalnızca demokratik meşruiyeti değil, hukuki meşruiyeti de yoktur. Bu siyasi bir bildiridir ve hiçbir şekilde kabul edilemez” Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek’e aittir.
*Ayni bildiri hakkında söylenen şu sözler, “Hiçbir bariyer, hiçbir engel, hiçbir zorlama Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik yürüyüşünü durdurmaya muktedir olamayacaktır. Herkes ama herkes milli iradeye ram olmak (boyun eğmek) durumundadır” AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’a aittir.
*Dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili tartışmalarda, "Dokunulmazlıkları kaldırmıyoruz, çünkü yargıya güvenmiyoruz" Sözleri AKP yetkililerine aittir.
Bilmem örnekleri daha çoğaltmak gerekir mi?
Şimdi Sayın Erdoğan’a ve Sayın Şahin’e ve diğer AKP yetkililerine sormak gerekir.
Acaba yargıya kim karışıyor?
Lehime karar verirse aslan yargı, kaplan yargı övgüleri ve bağımsız yargı teraneleri.
Aleyhime karar verirse, taraflı yargı, tu kaka yargı yaygaraları.
Böyle bir anlayışa itibar edilebilir mi?
Ergenekon soruşturmalarında yargıdan istenen, hukuk kurallarını çiğnemeden, kişiden kanıta değil, kanıttan kişiye ulaşmak, tarafsız ve bağımsız hareket etmek, Ergenekon da var olduğu düşünülen çeteleşmeye, AKP karşıtı olan ve devletin çeşitli kademelerinde üstün görevler yapan demokrat ve ulusal kimlikli kişilerin ayni potada eritilerek mağdur edilmemeleri isteğidir.
Bu istek Sayın Erdoğan ve Sayın Şahin’in söylemlerinin aksine yargıya karışmak (müdahale etmek) değil, yargının güvenirliliğini savunmak ve olası eleştirilerle yargının yıpranmasına engel olmaktır.
Yargıya karışma konusunda, Sayın Erdoğan ve Sayın Şahine söyleyeceklerimi meşhur özdeyişlerle iletmek istiyorum.
—Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu
—Bari dinime küfreden Müslüman olsa.
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla