Eğri ağaç, doğru değnek meselesi..
Bizim demokrasi ormanında doğru değnek verecek ağaç yok mu da bu kadar aykırı konuşuyorum? Fikrim bozulmuş besbelli.. Kimilerinin hallerine bakıp “Bunlar mı şenlendirecek demokrasiyi?” diye düşünüp durmaktansa öbür seçeneğe geçmek en iyisi..
Okuyucu benim geçen haftaki yazılarımda yaptığım deklarasyona takılmış..
Hani oturduğum yerden “Ben askeri rejim istiyorum.. Bizim şimdiki halimizden daha demokratik..” diye yazmıştım ya!
Kimi demokrat okurların kafasına takılmış..
Benden hesap soruyorlar.. Kimi kızıyor, kimi yakıştıramadığını söylüyor.. Kimi de iyi niyetle “Neden?” diye soruyor..
Cevabı okura bırakmak için aynen yaşanmış bir olayı dikkatinize sunuyorum.. Kelimesinde hilaf yoktur, aynıyla vakidir..
***
Niyeti bozuk televizyon muhabiri eline mikrofonu alıp, ahalinin içine dalmış.. Kimi yakalıyorsa aynı soruyu soruyor:
“Mısır piramitleri Türkiye’den kaçırılmış, bu konuda ne düşünüyorsunuz?”
Sorunun kendisi absürt.. Akla izana sığacak gibi değil.. Batı dünyasının aklı erenleri o devasa piramitlerin üç bin sene evvelinin tekniği ile nasıl yapılabildiğini tartışıyor..
Akıllar havada uçuşuyor..
Sivri zekâların kimi “Bunu yapsa yapsa uzaydan gelen ileri medeniyetlerin sahipleri yapmıştır..” uç noktasına kadar çıkıyor..
Bizde durum değişik.. Bakalım ne kadar değişik? Soruyu başa alıp cevapları görelim..
BEN DE DUYMADIM
“Mısır piramitleri Türkiye’den kaçırılmış, bu konuda ne düşünüyorsunuz?”
Eli yüzü düzgün, genç bir adam çenesini kaşıyor.. Biraz düşündükten sonra kurnazlığa kaçıyor..
“Valla ben yurt dışından yeni geldiğim için pek bilgim yok..”
Koca koca Mısır Piramitleri’nin kaçak sigara gibi taşınabilme ihtimali demek ki mantıksız gelmemiş.. Başka genç ve iyi giyimli adam soruyu kendini ifade etme fırsatı görüyor:
“Tarihi eserler çok değerlidir bence.. Türkiye’de kalması daha iyidir bence.. Kaçırılması hoş bir şey değil..”
Okul üniforması ile çarşıda piyasa yapan lise son sınıf öğrencisi genç kız lafına “Bence o hiçbir şey değil..” sözleriyle başlıyor..
Demek ki kıza “Güney Kutbu çalındı..” desen ona da şaşmayacak.. Öfke yapıyor:
“Yani niye kaçırıyorlar ki? Niye güvenlik yok? Bence Türkiye’de güvenliğin olması lazım..”
Bıraksalar üstünü başını yırta yırta ağlayacak..
Üniversite hazırlık kursuna giden başka bir delikanlı “Ne düşüneyim? İyi değil herhalde..” diyerek topu büyüklere atıyor..
***
Laik kesimden olduğu giyiminden belli, güzelce bir ev kadını çok duyarlı çıkıyor..
“Çirkin bir şey tabii.. Mısır piramitlerinin kaçırıldığını söylüyorsunuz değil mi? Gereksiz yani.. Kaçırılmaması lazım..”
(Kurban olurum ben sendeki akla, duyarlılığa..)
Saçı jöleli üniversite öğrencisi genç adam pesimist çıkıyor..
“Artık her şey günümüzde yolsuzluk olmuş..” diyor.. Cümleyi bozuk kurdu ama varsın olsun, niyet önemli..
“Çünkü biz eserlerimize bile sahip çıkamıyoruz.. Bunlar da muhtemelen Avrupa’ya kaçırılarak büyük bir fiyatla satılıyor..”
KÖTÜ CEZA ŞART
Muhabir kız “Sizce Mısır piramitlerini nasıl kaldırıp, kaçırmış olabilirler?” diye üsteliyor.. Derdi salaklığın altını kalınca çizmek..
“Bence bu olayın gümrükten bir bağlantısı olması lazım ki kaçırabilsinler. Yoksam imkânı yok çıkarılacak..” cevabı geliyor..
(Gümrükçü milleti güme gitti..)
“Avrupa’da öyle bir güvenlik önlemi var ki Türkiye dışında her yerde didik didik çantanız araştırılıyor..”
Demek ki Mısır Piramitleri’ni çantaya sığacak bir şey sanıyor..
“Veya başka türlü alarmlar var.. Zannederim gümrükle ilgisi olan kişilerin kaçırmış olması lazım.. Herhalde bu muhtemelen havaalanından veya kara yolu ile mümkün olmuş olabilir..”
Gerek şahsım gerekse Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri adına bu uyarıya teşekkür ediyorum.. İcabı yapılacaktır..
Esnaftan başka bir genç adama göre de piramit hırsızlığı iyi değil..
“Bu işleri yapan insanların kötü şekilde cezalandırılmasını..” istiyor..
“Kötü şekilde cezalandırma..” tarifi ise henüz hukukçuların tanışmadığı bir kavram.. Coplu bir tatbikatı mı kastediyor acaba?
***
Esas bombayı sona bıraktım..
Televizyoncu hanım kız tarafından Mısır Piramitleri’nin çalınması tartışmasına davet edilen otuz yaşın altındaki genç ve yakışıklı adam soruyu doğal karşılıyor..
Hatta bunu topluma mesaj verebilmek için bir fırsat görüyor.. Konuşurken aynalı güneş gözlüğünü çıkarmıyor..
Ağzımız yarı açık dinliyoruz..
ŞUUR VE GURUR
“Olaya ilmi açıdan baktığınızda Türkiye’de her türlü kaçakçılık var..”
Bu “ilmi” lafının altından bir şey çıkacak ama dur bakalım..
“Açıkça konuşmak lazım.. Değil mi?”
Olur, konuşalım..
“Türkiye’de zaten denetim mekanizması çalışmıyor, bu bir.. İkincisi Türkiye’de herkes başlı başına bir kanun..”
Bu gözünü yükseklere dikmiş.. Belediye meclisi bunu kesmez.. Yolu Ankara’ya çıkacak gibi..
“Kanunlar yetersiz.. Daha iyi yıpratıcı kanunlar olması lazım..”
Modern hukuk “yıpratıcı kanunlar” diye bir kavram daha kazandı..
“Bence bu bir şebeke olayı.. Yani tek kişi bunu yapamaz..”
Çete işi.. Aha bunun da altından Ergenekon çıktı..
“Çeşitli şeyler altında Avrupa’ya gidiliyor, mesela sahte pasaportlar hazırlanıyor.. Bu şekilde..”
***
Muhabir kız madeni bulmuş, işletme ruhsatına gerek duymadan oymaya başlamış..
Çalınan Mısır Piramitleri’nin yerinden nasıl kaldırılmış, nasıl taşınmış olabileceğini soruyor..
Parlamenter kıvamındaki genç adam şöyle bir düşündükten sonra cevabı veriyor:
“Piramitler bana kalırsa.. Büyük ihtimal deniz yoluyla..”
Muhabirimizin yüzünde kıl oynamıyor, gülmüyor.. Sinirleri çelik gibi.. Son soruyu sıkıştırıyor araya:
“Peki efendim, mesleğiniz nedir?”
Piramitlerin deniz yoluyla kaçırıldığı tezini savunan potansiyel parlamenter adayı gururla göğsünü şişiriyor..
“Tarih öğretmeniyim ben..”
Lafın bittiği yer:
Şimdi anlaşıldı mı neden rejimden vaz geçtiğim? Seçmen buysa..
------------------------------------------
bu adamı okudukça şen oluyorum şenlikte oluyorum![]()


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
