Ergenekon davasının tartışmalı ismi Tuncay Güney’in TRT-2’de canlı yayına alınmasına farklı tepkiler geliyor. TRT’nin gelen tepkilere yorumu ise şu oldu: “TRT’yi kıskananlar var. Aslında yapılan iş basitti.”
Kamu yayıncılığı yapan TRT’nin çarşamba gecesi yayınlanan “Büyüteç” programında Güney’e 4 saat yer vermesi yoğun eleştirelere neden oldu. NTV yayınına katılan Gazeteci Melih Aşık, “TRT-2’deki Tuncay Güney yayını, gözlerini açmayanların da gözünü açmıştır. Canlı yayında muhalefet liderine, kimi gazeteci arkadaşlarımıza olmayacak sözlerle ancak bir psikopatın tarif edebileceği sözlerle hakaret edildi. İftira edildi. Ve TRT de buna alet oldu” dedi. Prof. Dr. Bülent Çaplı’ya göre de “İnsanları bu kadar rencide eden, kişilik haklarına yönelik saldırıda bulunan birini, bandı da deşifre olduktan sonra canlı yayına çıkartılmaması gerekiyordu. Bu habercilik değil.” NTVMSNBC’ye konuşan, “Büyüteç” programının yapımcı-sunucusu İbrahim Gürkan Sarı ise, Güney’e yayına çıkması karşılığında herhangi bir ödeme yapmadıklarını açıkladı. Sarı, “Bizim yayına aldığımız gün Tuncay Güney’in 8 yıl önceki görüntülerinin ortaya çıkması tamamen yayıncılık şansı. Başka birşey değil” dedi. Güney’e programa katılması için 15 bin dolar ödenmesinden, programın sunum şekline kadar pek çok konu tartışma yarattı. CHP, Güney’in Deniz Baykal’la ilgili iddiaları nedeniyle dava açacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, “Hem resmi, hem de diğer basın kuruluşları dikkatli olmalı” uyarısında bulundu.
Melih Aşık (Milliyet Gazetesi Yazarı ve Eski TRT çalışanı)
TUNCAY GÜNEY YAYINI GÖZLERİNİ AÇMAYANLARIN DA GÖZÜNÜ AÇMIŞTIR
Doğrusu ben TRT’de iyiye giden bir şey görmedim. Son zamanlarda sürekli eleştiriyoruz. Maalesef yandaş basın dediğimiz türden bir yayıncılık yapmaya başladı. TRT-2’deki Tuncay Güney yayını gözlerini açmayanların da gözünü açmıştır.
İLKELER BİR YANA BIRAKILDI
Gazeteci Melih Aşık.
TRT haber merkezinin kuruluşu 1964’tür. TRT, 50 yıla yakın zamandır böyle polemik konusu olacak, kişilerin kişilik haklarını zedeleyecek, skandala yok açacak, yan tuttuğunu belli edecek yayınlardan özellikle kaçınmıştır. Kimseye cevap hakkı tanımak istememiştir. Kişiler konusunda, partiler konusunda titiz olmaya çalışmıştır. Ama bu yayın, bütün bu ilkelerin bir yana bırakıldığını görmeyenlere gösterdi.
TRT DE BUNA ALET OLDU...
Tuncay Güney, bir kere, skandal bir isim. Tuttuğu taraf medyaya, iddianamelere yansıyan, provokatör kimliğiyle zaten ruhsal sağlığı yerinde olduğu da çok kuşkulu bir kişi saatlerce ekrana çıkarıldı ve ona “Sayın” diye hitap edildi. Onun suçladığı kişiler tabii ki o anda cevap veremeyecek durumdalar. Canlı yayında muhalefet liderine, kimi gazeteci arkadaşlarımıza, olmayacak sözlerle, ancak bir psikopatın tarif edebileceği sözlerle hakaret edildi. İftira edildi. Ve TRT de buna alet oldu.
DEVLETİN DESTEKLEDİĞİ BİRİ GİBİ GÖSTERME ÇABASI
“Birileri niye bunu yaptı” derseniz... Sabah gazetesinde Tuncay Güney’in MİT’le ilişkisine ilişkin bir haber çıkmıştı. Sonra MİT bir açıklama yaptı; “Bizimle ilişkisi yıllar önce bitti” gibi bir takım bilgiler verdi. Dışarıdan birileri bu Ergenekon’a provokasyonlar yaparak yardımcı oluyor. Yani dışarıdan birileri de Ergenekon davasını belli bir yöne çekmeye, belli bir yönde ilerletmeye çalışıyor. Bu kişilerin oyun hedefleri arasında Tuncay Güney’i güvenilir bir kişi ya da devletin de desteklediği bir kişi gibi gösterme çabası var. TRT de bu çabaya alet ve destek olmuştur. Tuncay Güney’i çıkartıp böyle saatlerce konuşturmak, “Biz Tuncay Güney’e inanıyoruz, hatta biraz da ondan yanayız” demiştir. Bir yandan da Tuncay Güney’i ciddi bir kişilik olarak kamuoyuna satmak, pazarlamak istemişlerdir. Bence orada kişilik hakları zedelenenler muhakkak TRT aleyhine tazminat açarak haklarını arasınlar.
Prof. Dr. Bülent Çaplı (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü Başkanı):
HABERCİLİK BÖYLE OLMAZ
Prof. Dr. Bülent Çaplı
Hükümetle, devletle bu kadar iç içe geçmiş bir yayın kurumunda ‘habercilik refleksi’ diyerek işin altından kalkmaya çalışmak, her şeyi izah edemiyor. Çünkü altında başka şeyler aramaya başlıyorsunuz. Hükümetle bu kadar yakın ilişki içindeyse, durum o zaman “‘Habercilik refleksi’ değil de başka bir şey mi vardı, bunlar özellikle mi yapıldı?” gibi sorularla birlikte gündeme geliyor. Kasetteki ifadeler ve suçlamalardan sonra herhangi bir yayın kuruluşunun canlı yayında bağlantıya girmesi, aslında sağduyunun ortadan kalkmasıdır; en hafifinden böyle yorumlayabilirim. Çünkü bu kadar dayanaksız olduğu iddia edilen ithamlarla ortaya çıkmış bir insanı, bu ithamları aradan 7 yıl 8 yıl geçtikten sonra yinelemesi için, hem de canlı yayında ekrana getiriyorsanız, o zaman artık buna etik problem de diyemiyorum.
BU HABERCİLİK REFLEKSİ DEĞİL
Bence bunu ‘haber refleksi’yle açıklamak son derece yanlış. Bu kadar tartışma getiren ve insanları rencide eden, kişilik haklarına yönelik saldırıda bulunan bir insanın, artık bu aşamadan sonra, bandı da bu kadar deşifre olduktan sonra, canlı yayına çıkartılmaması gerekiyordu. Bu habercilik değil. Özellikle TRT’nin bu yayından önce sağduyulu bir şeklide, ‘habercilik refleksi’ çerçevesinde nasıl yayınlayabileceğini tasarlaması gerekiyordu. Yarın-öbür gün başka bir insanı çıkartırsınız ve bu başka insan aklına gelen her şeyi söyler. Canlı yayın gerçekten son derece risklidir. Ben de şu anda canlı yayındayım, çok rahatlıkla birisini itham edebilirim, suçlayabilirim karalayabilirim. Bu habercilik refleksi değil. Bununla ilgili haber programı yaparsınız ya da Tuncay Güney’le görüşürsünüz ama özellikle aynı hataları tekrarlamaması için kurgularsınız, belirli bölümleri çıkartırsınız, bununla ilgili haber yaparsınız. Ama haber böyle olmaz, habercilik böyle olmaz. Artık bu noktadan sonra, hele 4 saat kesintisiz... Cevap verme olanağı olmayan insanlar nasıl yanıt verecekler
“ŞOK DALGALAR”
Tuncay Güney’i 4 saat canlı yayına çıkartan devlet kanalı TRT’nin internet sitesi trt.com.tr’de, eleştirilen yayınla ilgili olarak şu açıklama yer alıyor:
Türkiye son dönemlerde olağanüstü günler yaşıyor. Ergenekon soruşturması tozu dumana kattı. Birbirinden önemli isimler gözaltına alındı, kimileri tutuklandı. Başkent’te de topraktan silah ve muhimmat fışkırdı.
‘Ergenekon’un Tartışmalı İsmi Güney TRT Ekranlarında
Türkiye son dönemlerde olağanüstü günler yaşıyor. Ergenekon soruşturması herkesin başını döndürdü. TRT bu olağanüstü gündemi son dakika gelişmeleriyle herkesten önce duyuruyor. Canlı yayınlarla yeraltı cephanelikleri TRT’nin görüntüleriyle tüm kanallara ulaşıyor. TRT, bu habercilik refleksine bir yenisini daha ekledi. Ergenekon soruşturmasının ilginç ve tartışmalı ismi Tuncay Güney, TRT ekranına çıktı. Anlattıklari yine dikkat çekiciydi.
TRT’yi kıskananlar var
Aslında yapılan iş basitti. Türkiye’nin ilk televizyonu, yılların deneyimini habercilik refleksi ile birleştirdi. Kimileri TRT’yi habercilik başarısı için kutladı. Ama bazıları bu olgunluğu gösteremedi. Aslında son dönemdeki ataklar TRT’deki değişimin bir yansımasıdır. TRT 6’da yapılan Kürtçe yayın, Alevilere yönelik kuşaklar, tüm bu açılımın bir parçası olarak gösterilebilir.
GÜNEY YAYINA ÇIKMAZ DİYE ENDİŞELENDİK
TRT Haber Dairesi Başkanı Ahmet Çavuşoğlu, NTVMSNBC’ye konuyla ilgili açıklama yapmayacağını söyledi. Güney’in yayına çıkaran Büyüteç programının yapımcı ve sunucusu İbrahim Gürkan Sarı’nın NTVMSNBC’nin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
Tuncay Güney’i, sorgu kasetlerinin ortaya çıkmasından hemen sonra programınızda canlı yayına aldınız. Güney’i yayına alma kararını ne zaman verdiniz?
Aynı gün içinde olmadı. Biz çarşamba günü programımızı yaparız, perşembe günü arkadaşlarımız dinlenir. Cuma günü biraraya gelip önümüzdeki hafta için ne yapalım, gündemde ne var, onu belirleriz. Biz Cuma gününden bu konuyu ele almayı kararlaştırdık. Stüdyomuzdaki üç konuğu belirledik. “Tuncay Güney’e ulaşabilir miyiz, ulaşırsak hoş olur” diye konuştuk. Pazartesi günü de Tuncay Güney’e ulaştık. Prensipte “Tamam” dedi. Ama yayından 10-12 saaat öncesine kadar çıkmayacağı yönünde endişelerimiz de vardı. Hatta bizim son ana kadar endişemiz vardı, çıkmayacağı yönünde. Çünkü EBU (Avrupa Yayın Birliği) ile anlaşmamız çerçevesinde biz kendisine bir yer söyledik. O yer bize öğleden sonra döndü ve “Saat farkından dolayı biz bu stüdyoyu tahsis edemiyoruz, çünkü dolu” dediler. Merkezdekine 20-25 dakika mesafe uzaklakta bir yer ayarladık. Ama gelmeyebilir endişesi vardı bizde. Can güvenliği endişesi vardı kişinin. Biz de bir kamu yayıncısıyız, “Bir şey mi düşünüyorlar, oraya yönlendirip birşey mi yapmak istiyorlar?” gibi adamın kafasında eminim ki 40 tane tilki dolaşıyordur. Onun için gelmeyebilir endişemiz vardı ama orayı da kabul etti.
Tuncay Güney’in sizden programa çıkmadan önce herhangi bir şartı, talebi oldu mu? “Şu soruları sormayın, şunları sorun” gibi...
Hayır, ne onun bizden ne de bizim ondan herhangi bir talebimiz olmadı.
Tuncay Güney’e yayına çıkması karşılığında bir ödeme yapıldı mı?
Hayır. Biz kamu kuruluşuyuz, bizim zaten böyle bir ödeme kalemimiz yok. 60-75 bin dolar lafları havalarda uçuşuyor. Yayın için ödenen para 10 bin doların altındadır, üstünde değildir. O da yerel uydu ve uluslararası uydu için ödenen paradır. O da böyle bir yayın için çok cüz’i bir miktardır.
Para talebi oldu da mı ödenmedi; yoksa?..
Hayır, olsa bile bizim böyle bir parayı ödeme şansımız yok. Biz programı ödenekli, bütçeli yapmıyoruz. TRT Haber Dairesi Başkanlığı’nda hazırlanan bir program bu. Ve biz bunları sıfır maliyetle yapıyoruz. Biz Haber Dairesi Başkanlığı olarak hiçkimseye telif ödemiyoruz.
Tuncay Güney, Ergenokon davasındaki rolü itibarıyla bir hayli şaibeli bir isim biliyorsunuz. TRT kamusal yayıncılık yapan bir kurum olarak temkinliliğiyle bilinir. Siz Güney’i programa alırken izin konusunu nasıl çözdünüz?
Tabii ki ben onu tek başıma çıkarma gücüne sahip değilim. Bunu çıkarmayı düşündükten sonra ilgili yerlerden iznini alıyoruz.
Hassasiyeti olan böyle bir isimle ilgili izin almanız gereken söz konusu makam neresi oldu?
Haber Dairesi Başkanı. Ve onun da sorumlu olduğu makamlar vardır.
Güney’in yayında kalma süresi?..
235 dakika sürdü.
Süreyi bu kadar mı öngörmüştünüz, sonradan mı uzattınız?
Hayır bizim öngörümüz saat 23.00’e kadar gitmekti. Programın temposu yüksek olursa 23.00’teki bülteni de yiyip, 23.20’ye kadar gitmeyi düşünmüştük. Çok sayıda e-mail ve telefon gelince 24.00’e kadar uzattık. Sonra da 01.45’e kadar uzadı.
Abdullah Gül’ün bugün konuyla ilgili bir uyarısı oldu. Size bundan sonra alacağınız konuklarla ilgili olarak herhangi bir uyarı yapıldı mı?
Hayır. Yayıncılık şansı da çok önemli. Bizim yayına aldığımız gün Tuncay Güney’in 8 yıl önceki görüntülerinin ortaya çıkması tamamen yayıncılık şansı. Başka bir şey değil.
‘Tuncay Güney iddialara yanıt veriyor’ bandı da eleştirildi.
Onları ben bilemem, o alt yazıları rejideki arkadaşlar yazarlar. Benim bunları söyleme şansım yok.
Sizin Tuncay Güney’le konuşmayı kararlaştırdığınız konu neydi?
Tuncay Güney’in bugüne kadar şehir efsanesi şeklinde yer alan ifadeleri, geçmişi... Biz bunları konuşmayı düşünüyorduk. O gün yedi saatlik ifade kaydının ortaya çıkması da bizim için şans oldu.
Programda Güney’in CHP’nin Genel Başkanı Deniz Baykal’a dair iddialarıyla ilgili olarak yargı yoluna gideceği söyleniyor...
Ben devlet memuruyum. Dava da benim şahsımla ilgili bir dava olmayacaktır.
Reyting ölçümlemesi yaptırdınız mı?
Hayır, biz TRT-2 olarak iki-ikibuçuk yıldır ölçümlemeye girmiyoruz. Ama arkadaşlarımız AGB’den özel olarak isteyecekler sanırım.
kaynak
Trt nin reklamı bu kadar hiç yapılmamıştı


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla






