• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5

    ABD'de yazılan her şeye neden itibar edilemez? ~ ALİ H. ASLAN

    ABD'de yazılan her şeye neden itibar edilemez?

    Amerika'da basılan Middle East Quarterly (MEQ) dergisi, son sayısının bir bölümünü Türkiye'ye ayırdı. 'Türkiye'nin İslamcı tehlikesi' ana teması altında iki makale yayınladı. Bunlardan biri AK Parti'yi, diğeri Gülen hareketini hedef alıyor.

    Normalde Amerika'da özellikle akademi camiasında pek ağırlığı olmayan bir dergide çıkan şeylerle Türk kamuoyunu meşgul etmeye değmezdi. Ancak Türk basınının Amerika'da Türkiye'ye ilişkin yazılan ve işine gelen şeyleri sanki çok büyük haber değeri varmış gibi koca puntolarla sütunlara taşıma geleneği, bizi de bazı hususları açıklığa kavuşturmaya mecbur bırakıyor.

    Aslında doğru sorular sormak suretiyle dış kaynaklı bir yorumun önem derecesini test etmek ve şifrelerini çözmek mümkün. Mesela, yazı nerede yayınlanmış, yayın organının tirajı nedir, yayın politikası nasıldır, okur kitlesi kimlerdir, ne derece etkilidir, yazar kimdir, yazarın uzmanlık derecesi nedir, hangi düşünce ekolündendir, hangi çıkar gruplarıyla bağlantılıdır, o grupların gündemi nedir, vb. sorulara verilecek cevaplar, yurtdışında çıkan yayınların sağlıklı bir yere oturtulmasına katkıda bulunabilir. Şimdi son MEQ makaleleri bağlamında bu sorulara cevap arayalım ve büyük resmi ortaya çıkarmaya çalışalım.

    MEQ dergisi, Amerika'da daha çok bir kısım sağcı Yahudilerin başı çektiği, yarı akademik nitelikte, düşük tirajlı bir dergi. Akademik ve siyasî çevrelerde gündem oluşturmaya çalışır. Amerikan akademi camiasında objektif ve sağlam bir kaynak olarak addedilmez. Washington'da dergiye itibar edenler ise daha çok İsrail ve Amerikan sağı ile neocon çizgideki kesimlerdir. Bu çizgi, Bush yönetimi döneminde Amerikan dış politikasını, çapıyla orantısız ölçüde tesiri altına almıştı. Ancak özellikle Irak Savaşı sürecinde yaşanan fiyaskolar, nüfuzlarını oldukça azalttı. ABD ve İsrail'deki sol ve liberal çizgiye daha yakın olan Obama döneminde zaten sınırlı olan tesiri iyice kırılacaktır. Middle East Quarterly'nin yayımcısı; Daniel Pipes. Genel yayın yönetmeni ise neoconların amiral gemisi American Enterprise Enstitüsü'nde de çalışan Michael Rubin. Ortadoğu konusunda görüş ve analizleri birinci dereceden İsrail'i koruma güdüsüyle şekillenen bu isimleri Türk kamuoyu aslında biraz tanıyor. (Tabii bunda, Washington'da çok küçük bir figür olan ve Türkiye konusunda hiçbir ciddi akademik çalışması bulunmayan Michael Rubin'i olur olmaz sayfalarına ve ekranlarına taşıyan medyamıza çok şey borçluyuz!)

    CHP çizgisine paralel İslami refleksler

    Yayıncıların Müslümanlıkla ilgili her şeye derin kuşkuyla bakan, çoğu gözlemciye göre İslamofobi derecesindeki önyargılı yaklaşımları, dergilerinin karakterine de yansıyor. MEQ, Türkiye'de dinî kaygılar taşıyan hemen her siyasî ve toplumsal hareketi akut ya da potansiyel tehdit olarak görüyor. İslamî konulardaki reflekslerinin CHP çizgisine paralelliği dikkat çekici. Zaten matbu ve kişisel kaynaklarının çoğu Kemalist laikçi elitten ibaret. Dolayısıyla bu dergide, aynen o kesimler gibi, mesela Ergenekoncuların avukatlığını yapma ve meselenin üzerine gidilmesini isteyenleri karalama eğilimi görülüyor. Her ne kadar askerî darbeleri açıktan savunmasalar da, 'düşmanımın düşmanı dostumdur' felsefesiyle aslında özünde anti-Amerikan, anti-İsrail ve antisemitik olan bir aşırı-milliyetçi darbeci oluşumun ortadan kaldırılmasını kısa vadede çıkarlarına ters buluyorlar.

    Gülen hareketiyle ilgili olumsuz ve tek yanlı makaleye imza atan Rachel Sharon-Krespin, İsrail'de uzun yıllar yaşamış bir Türk-Yahudisi. Dış politika camiası şöyle dursun, Amerikan Musevi cemaatinde dahi tanınan ve öne çıkmış birisi değil. Yahudi lobisinden önemli bir kaynağımız, Krespin'i hayal meyal tanıdığını, Türkiye konusunda ciddi bir uzmanlığı olmadığını söyledi. Zaten makalesindeki dipnotlara bakılırsa çoğunlukla işine gelen gazete haber ve makalelerinden alıntılar görülüyor. Yazdığı konularla ilgili ciddi bir akademik eser okuduğuna dair delil yok. Verdiği bilgiler ve ortaya koyduğu argümanlar, Türkiye'den muayyen dezenformasyon kaynaklarından yardım aldığı izlenimi oluşturuyor. Sosyal çevresinde de statükocu ve laikçi fundamentalist zihniyetin diasporadaki temsilcileri var.

    Krespin'in mensubu olduğu MEMRI ise İsrail sağı perspektifinden dünya basınını tarayıp Washington ve diğer Batı başkentlerinde kamuoyu oluşturmaya çalışan bir araştırma kuruluşu. MEMRI'nin kurucusu İsrail vatandaşı Meyrav Wurmser, ABD Başkan Yardımcısı Cheney'nin dış politika danışmanı neocon David Wurmser'in hanımı. Bayan Wurmser, tartışmalı Hudson Enstitüsü'nde çalışıyor. Adı geçen çevrelerin uluslararası politika alanında dünyanın en prestijli dergilerinden Foreign Policy'nin Fethullah Gülen'i en seçkin 100 entelektüel arasına koymasını bir türlü hazmedemediği anlaşılıyor. Türkiye'den neş'et eden bu önemli zat ve hareketle ilgili hukukî yollarla defalarca aksi ispatlanmış bazı iddiaları tekrar tekrar pişirip kafa karıştırmaya çalışıyorlar.

    Sözün özü, Amerika'da yazılan her şeyi büyütmemek gerekiyor. Yukarıda arz ettiğim kıstaslarla, MEQ tipi yayınların ve Türkiye'ye ilişkin tespitlerinin fazla ciddiye alınacak bir tarafı yok. Bu tür ajitasyonlarla ne ABD, ne İsrail ne de Türkiye'nin çıkarlarına yapıcı bir katkıda bulunmak imkânsız. Diğer yandan, faillerin İsrail ve Yahudilikle bağlarından dolayı da yanlış genellemelere gitmemek, münferit hataları ılımlı çoğunluğa teşmil etmemek şart. Hele Gazze'de yaşanan felaketlerden dolayı duyguların şahlandığı bir dönemde, her zamankinden çok itidale ihtiyaç varken...

    ZAMAN GAZETESİ WASHINGTON TEMSİLCİSİ
    ALİ H. ASLAN


    Her fırsatta AK Parti ve Başbakana BOP'çu diyenler neden şimdi BOP'a destek veren MEQ dergisinden bir makaleyi manşetlerine taşıyor?Ya AK Parti ve Başbakana BOP'çu diyen Baykal'a ne demeli?Şimdi kalmış bu makaleyi Brüksel'de dağıttırıyor.Laikçi zevatın ne kadar samimi olduğu buradan anlaşılıyor...
    Bu mesaj en son " 17.01.09 " tarihinde saat 12:21 itibariyle AFAKİ tarafından düzenlenmiştir...

    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

  2. #2
    ..No Brain, No Pain.. ..NemesiS.. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2007
    Mesajlar
    11,282
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    25
    dine inanmak acıyı azaltıyor dediklerinde el üstünde tutuyordunuz bu araştırmacıları şimdide sizin işinize gelmedi galiba
    BİR KURDUN KURT SAYILABİLMESİ İÇİN
    ARDINDAN EN AZ ON KÖPEĞİN HAVLAMASI GEREKİR..





    s.k.s.o

  3. #3
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı ..Kara_MeleK.. tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    dine inanmak acıyı azaltıyor dediklerinde el üstünde tutuyordunuz bu araştırmacıları şimdide sizin işinize gelmedi galiba
    Zaman Gazetesi bu dergiden alıntı yapmış mıdır hiç?
    Evet yapmıştır...
    Mesela "Sözde Ermeni Soykırımı" meselesinde yapmıştır.Soykırım tezlerini çürüten bir makale bu dergide yayınlanmış ve bu makalenin Türkçe çevirisi de Zaman Gazetesi'nde yer almıştır.Ama unutmayın ki o makalenin sahibi bu derginin bir yazarı,editörü değil.Siyaset bilimi profesörü Guenter Lewy bu konu üzerine bir kitap yazmış ve kitabın özeti niteliğinde bir yazıyı da Middle East Quarterly dergisine yazmıştır.Zaman Gazetesi sadece bu konuda bu dergiden bir alıntı yapmıştır.Kötü yapmış sizce..? (Middle East Quarterly dine inanmak acıyı azaltıyor dediklerinde Zaman onları el üstünde mi tuttu?Bu konuda kanıt gösterir misiniz. )

    Ayrıca işine geldiğinde faydalan işine geldiğinde karşı çık mantığını bu son olau gösterdi.BOP karşıtı gözüken Baykal ve Cumhuriyet Gazetesi biran da BOP destekçisi bir dergiye güvenir oldu.

    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

  4. #4
    ..No Brain, No Pain.. ..NemesiS.. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2007
    Mesajlar
    11,282
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    25
    kişiler kafalarını kullanıp bir yayının ne zaman doğru ne zaman safsata yayınladığını anlayabiliyor demekki. durmuş saat de günde 2 kez doğru gösterir...
    BİR KURDUN KURT SAYILABİLMESİ İÇİN
    ARDINDAN EN AZ ON KÖPEĞİN HAVLAMASI GEREKİR..





    s.k.s.o

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Alıştık artık biz her şeye...
    Benim Gündemim-Benim Köşe Yazılarım bölümünde karanfilcad tarafından açılmış
    Yanıt: 5
    Son Mesaj: 01.10.11, 17:14

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •