daha evvel bu konuya değinmiştim mesajlarımdan alıntı ypıyorum.Dinden çıkan neden öldurulmesi lazım.(Not:Bunu sadece şer'i devlet yapabilir şahıs yapamaz)
Aşagıda hırıstıyanlıgın bir çelişki yumagı oldugunu acılklamışım.
Din adamı görünüp, dünyâya tapan kimse,
kendi yoldan sapmışdır, gayra nasıl göstere?
masonlar ve misyonerlerin kendisi sapık; milleti nasıl yola getirsin...
birincisi islamdan hırıstıyanlıga geçiş cok cok azdır.ve olanlarda misyonerlerin propagandalarına kapılmıştır.
peki neden bir hırıstıyan müslüman olabilrde bir müslüman hırıstıyan olamazmış bediüzzaman ve imamı rabbani gibi zatlar ve buna benzer zatların iddiaları nereden geliyor?
kardeşim hırıstiyanlık o kadr bunalmış ve kendisini bilmez bir vaziyete girmiştir ki oraya giren hiç bir aklı basında insan duramaz;dursa menfaati vardır..aşağıda bir derginin bir misyonerin ağzından yazdığı sözlerini aktarıyorum..
"Hiçbir müslüman, İslam’ın nuru dururken tahrif edilmiş hristiyanlığın karanlığına kapılmaz.Bu yüzden misyonerler, dinine bağlı bölgelerde hangi yöntemi denerlersedenesinler başarılı olamamışlardır. Böyle yerlerdeki faaliyetleri dahaçok müslümanları dinlerinden soğutmaya yöneliktir. Medyayı dakullanarak bu tahrifatı gerçekleştirmeye ve böylece manevi boşluğadüşürebildikleri müslümanlara cazip teklifler getirerek onları hristiyanlaştırmaya çalışmaktadırlar. Bu cazip teklifler para, işimkanı, yurt dışında eğitim veya iş vaadi olabileceği gibi cinsellik deolabilmektedir. Yani hristiyanlaştırma uğruna kendileri açısından da ahlaksızlık olan şeylere tevessül edebilmektedirler. Bakınız PederLouis Massignon bu konuda neler demekte: “…Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları,ahlakları, dine bakışları ve insani duyguları mahvoldu. Onların millive manevî değerlerini, Batı Medeniyeti potasında eriterek kendimizebenzettik. İslamiyet’ten uzaklaştırdık. İslamiyet’i öğrenmeyi,yaşamayı, namaz kılmayı ve Kur’an-ı Kerim öğrenmeyi, suç ve gericilikolarak göstermeyi başardık. Artık çoğu, tam olarak, hiçbir şeyeinanmıyorlar. Ehl-i sünnet itikadı, başta gelen düşmanımızdır. Buitikadı geçmişte sapık itikatlara yönlendirdik. Son yıllara isemüslüman görünen bazı ilahiyatçılarla, on dört yüzyıllık itikatlarını,ibadetlerini tartışılır hâle getirdik. Derin bir boşluğa düşürdük.Bundan sonra siz misyonerlerin işi daha kolay; maaş bağlayarak, vizevaadi, yurt dışında iş imkanı, hatta cinselliği kullanarak müslümanlarıhristiyan yapınız…” İlkadım Dergisi Mayıs 2004
Şu utanç tablosunu görebiliyor musun?
Şuna bakalım bir müslüman dinimizde neler ögreniyor.Eğer ki Zinciri Muhammedi Arabi hazretlerinden çıksa(a.s) neleri kaybediyor?
Kuranın tebliğ edicisi ve Kuranın beyan edicisi olarak Muhammed mustafayı bilmiştir.onu inkar etse mümkün degil kuranı kerimide inkar edecektir.o yazdı diyecektir.başka alternatif yoktur.
Madem o yazdı (yüz bin defa haşa) o zaman Muhammed Mustafa as. En sahtekâr ve en büyük yalan konuşan insan ve bu yalanını milyonlarca dikkatli ve gözünden bir şey kaçmaz evliya ve imamı gazali gibi müthiş bir filozofa yutturacak kadar zeki biri olmalıdır. O halde kuranda en aşağılık (yüz bin defa haşa) bir kitaptır. Tamamen yalan üzerine kurulmuştur deyip beynine işleyecektir. O halde kuranın geçmişten bahseden bütün hadislerini inkâr ve ruhunda kurana müthiş bir hırs beseleyecektir. Ve kurandan öğrendiği Hz İsa ve diğer peygamberleri de kuranla birlikte inkâr edecektir.
Çünkü Hz İsa'yı da Hz Musa'yı da kurandan öğrenmiştir. Resulullah’tan öğrenmiştir.
Bir Hıristiyan Müslüman olursa ne olur?
Hz İsa'yı daha çok sever. Müslüman olan bir Hıristiyan bunları gördükçe islama daha çok sarılır ve Hz İsa’yı daha çok sever.
Kuran Hz isa'yı överek derki
"Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı, İlyas'ı doğru yola erdirmiştik. Bunların hepsi salih kimselerden idi." enam 85:
Andolsun, Kitap ehlinden, ölmeden önce ona (İsa) inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların üzerine şahit olacaktır. (Nisa Suresi, 159)
"Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar." maide 75
Hani havariler de, "Ey meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. İsa da, "Eğer mü'minler iseniz Allah'a karşı gelmekten sakının" demişti. maide 110
"Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre meryem oğlu İsa işte budur." meryem 34
meryem oğlu İsa'yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. meryem 50
işte bu yuzden Muhammed Mustafanın dininden çıkan öyle bir çelişkiye düşerki daha ömür boyu iflah olamaz çünkü islamiyette çelişki yoktur halbuki hırıstiyanlık çelişkiler ile doludur (buna bir cok örnek verebilirm.) bu nedenle islamı bırakan birinin hırıstiyan olması asla ama asla mümkün degildir.yukarıda bazı misyonerlerin agızları ile itirafları mevcuttur.
Hıristiyanlaştırmıyorsanız HIRİSTİYAN GİBİLEŞTİRİN"
Misyoner Rahip Samuel Zwemer'in sözleri oldukça açık seçik olsa gerek: "Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım.. Başka yollar deneyelim. İslam ülkelerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara, Hıristiyan adetlerini, Hıristiyan bayramlarını, Hıristiyan kültürünü, Hıristiyan ahlakını aşılayalım."(5) 5.A. Küçük, Misyonerlik ve Türkiye, Türkiye'de Misyonerlik Faaliyetleri, s. 42 vd.
Hıristiyanlıktaki bazı çelişkiler ve suan halen viyana kütüphanesindeki incilde gecer ki:
Joseph Barnabasın yazdığı İncil, miladi 325e kadar İskenderiye kiliselerinde okunuyordu. Papa 5. Sixtus, 1585-1590daki papalık zamanında, bunu İbraniceden İtalyancya tercüme ettirdi. Prusya kralının müşaviri J.F.Gramer, bunu bulup prens Öjene [Eugene] hediye etti. Bu ölünce kitaplar Hofbibliyotheke kondu. Bu el yazma İncil, Viyana imparatorluk kütüphanesinde hâlâ mevcuttur.
Bu İncilde Hazret-i İsa diyor ki:
Ben günah affedemem, günahları ancak Allah affeder. (Bab 71)
Ben, Allahın resulünün yolunu hazırlamak için geldim. Bu Resul, bir müddet sonra, İncil tahrif edilip inananların 30 kişi kadar kalacağı bir zamanda gelir. O zaman, Allah elçisini gönderir. Onun başının üzerinde beyaz bir bulut bulunur. O, putları kırar. Onun sayesinde, insanlar Allahı tanır. Ben de hakiki olarak tanınırım. (Bab 72)
O resul güneyden gelir. (Bab 96)
O resulün adı Ahmeddir. (Bab 97)
[Kuan-ı kerimde de bir âyet-i kerime meali şöyledir: (Meryem oğlu İsa, Ben Allahın resulüyüm. Benden önce gelen Tevratı doğrulayıcı, benden sonra gelecek Ahmed isimli Peygamberi müjdeleyici olarak geldim demişti.) (Saf 6)]
Barnabas İncili Allahın bir olduğunu bildirmekte ve teslisi yalanlamaktadır. Bugünkü İncillerde ve Ahd-i atikte de, bütün tahriflere rağmen, Hazret-i İsadan sonra bir Peygamber geleceği yazılıdır. 1886da İstanbulda Boyacıyan Agob matbaasında basılan Kitab-ı Mukaddesin Türkçe tercümesinin s.885de, (O, gelince dünyayı günah, salah ve hüküm hususlarında ilzam edecektir) deniyor. Buradaki "O" nun Latince aslında, Paraclet yazılıdır. Bu kelime, Teselli edici demektir. Papazlar her şeye rağmen, (Benden sonra bir teselli edici gelecektir) ibaresini İncilden kaldıramadı. Pavlosun yazdığı ve Hıristiyanların Kitab-ı mukaddesten kabul ettikleri mektuplardan "Korintoslulara 1.mektubun, 13/8 de, (Peygamberler sona erecek, diller de kaybolacak [Latince gibi], ilim iptal olacak [Ortaçağ ilmi gibi], ama O kâmil gelince, yarım kalan ve kusurlu olan bilgiler ortadan kalkacaktır) deniliyor. [Bu yazı Türkçe Kitab-ı Mukaddeste de vardır.]
işte bu yüzden bu çelişkileri görecek aklı selim biri hıristiyanlıktan kaçaçak ve dinsizligi sececektir.4 adet merkez incil vardır onlarda dahi çelişki hat sahfadadır.o kişi aklı ile birlkte allahıda inkar edecektir.islamda çelişki bulunmaz.
neden öldürülme şartlarında şeriat devleti olması lazım?
eskiden şeriatın yasadıgı devirde ve islamietin hükümran oldugu zamanda hersey islamı ogrenmeye yonelik idi hatta islam insan üzerinde o kadar derc olunmuştu ki sufyan ibni uyeyne gibi bir zat 10 yaşında fetva verecek bir konuma gelmiştir.
Ama günümüzde ise her şey islamın aleyhindedir hatta kuranın bir nevi surları olan medreseler tekkeler ve zaviyeler kapatıldı, Hurufi kuran olan Hurufi Arabî yerine Latin alfabesi getirildi, din dersleri kaldırıldı, camiler kapatıldı, kuran yasaklandı, ve ezan ve kamet gibi şeairi islam kaldırıldı (....) bu yüzden bu zamanda yaşayan biri kurana ve islama yabancı kaldı aklı zihni medeniyet fantezileri ile doldu, zihni bunaldı. Böyle birisinden islamın ruhunu yaşaması fevkalade güçleşti alimlerin beyanında bulunan fetret devrine hamile kaldı iğrençlikleri ile birlikte kin ve garez ile fetreti doğurdu fetret devri öyle bir devir ki imamı gazali gibi zatlar o devirde bulunup ta Allah'ı duymuş Muhammedi (as) duymuş fakat ailesinden Hıristiyanlıkla buyumuş harb ve savaş meydanlarında koşuşturduğu için araştıracak vakti olmamış yada lakayd kalmış ve öylece ölüp giden kişiler için onların kurtuluş ehli olduğunu müjdelemiştir.
şuan ki zamanda islama yabani büyümüş birinin dinden çıkıp (islamı tam ruhu ile bilmiyor) bir sahıs tarafından baskasının deyimiyle "boynundan vurulup öldürülmesi" (ki islamda ceza tatbik edilirken nefis karışsa ceza uygulanamaz) caiz degildir. cunku suc zamanın suçu. islamı tam öğretmedi islamın hakikatlerini tam bilmiyor. Rejimde islam değil o halde bu yetki şu anlık şahısda da olmadığı için uygulanamaz. Fakat her kurum islamı ve Allah'ı öğretse ve zaman islamın lehinde olduğu halde kişi islamın bütün güzelliklerini bildiği halde islamdan çıkmış ise "Allahın hatırı âlidir hiç bir hatıra feda edilemez"
biz dedik ki:
"Rabbimiz, unutur ya da yanılmak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Rabbimiz, bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim mevlamız (sahibmiz, efendimiz)sin....bakara 262
Cevap:
Allah "Evet" dedi.
Bediüzzaman Hazretlerine göre , bir İsevi (Hıristiyan) Müslüman olsa , Hz.İsa (AS) mı bir mümine oranla daha fazla sever , bir Musevi (yahudi) Müslüman olsa , Hz.Musa(AS) mı bir mümine oranla daha fazla sever , ancak bir müslüman Hz.Muhammed (SAV) in zincirinden çıksa yani İslam dinini terk etse , hiçbir dine giremiyeceğini , ruhunun maneviyata kapanacağını ya anarşist,ya da ateist olacağından bahsetmektedir. (86)
Bunun nedeni olarak , İslamiyete inanan bir müslümanın , zaten Hz.İsa(AS) ma ve Hz.Musa (AS) ma inandığını , bundan dolayı Hz.Muhammed (SAV) mi inkar eden bir müslümanın bu peygamberlerin tahrif olmuş dinlerine girmesinin yeni bir inanış olmıyacağından , ayrıca Hz.Muhammed (SAV) vesile ile tüm peygamberleri sevmiş olduğundan , kalben diğer dinlere girmesinin mümkün olmadığından bahsetmektedir. (87) Günde 5 vakit namaz kılan , haftada 40 kez Rabbisinin (C.C.) huzuruna yönelen bir müminin , bunları terk edip haftada 1 kez Kiliseye ibadet etmek için gidip dinini terk etmesini ve bu şekilde Allah'a daha yakın hissetmesini beklemek düşünülemez !
Efendimiz (SAV) ve Hulefa-yı Raşidin zamanında, irtidat hadiseleri olmasına rağmen , Hıristiyanlığı seçen insanların sayısı 2-3 kişiyi geçmemektedir ! Bunlardan bir tanesi Efendimiz (SAV) 'min hanımlarından Ümmü Habibe anemizin ilk eşi Ubeydullahtır ! İlk yaşantısı Hıristiyan olmasına rağmen , daha sonra İslam'ı seçen Ubeydullah, Habeşistan'a Ümmi Habine annemizle hicret etmiş , lakin bir süre sonra eski dini Hıristiyanlığa dönmüştür ! İrtitad ettikten sonra , içki alemine dalmış ve sarhoşken ölmüştür! ( 88) Burda görüleceği üzere , aslında dönüş eski dinine olmakla beraber , birtakım kötü alışkanlıklarını İslam içinde rahatça yapamamasından kaynaklandığı ortadadır ! Yoksa , Allah'a dahafazla ibadet etme düşüncesi ile İslamı terk ettiğinden bahsetmek mümkün değildir !
Bir diğer olay, Hz.Ömer(R.A.) halifeliği döneminde yine içki sebebiyle Rebia İbnu Ümeyye'yi Hayber'e sürmüştür. Rebia, oradan kaçıp Herakliyus'a giderek Hıristiyanlığa geçtiği rivayet edilmiştir. Hz. Ömer (ra) bu hadise üzerine: "Bundan böyle hiçbir Müslümanı sürmeyeceğim" diyecektir. (89) Burda da görüleceği üzere, İslam bünyesinde içinde, içki gibi haram olan bir alışknalığı terk edemediğinden sürülen bir kişi, bu kötü alışkanlığını rahatça yaşayabileceği bir memlekete kaçmış, oradada müslüman olarak yaşayamıyacağı için dinini terk ettiğini görmekteyiz. Yoksa, herhangi bir şekilde Allaha daha yakın olmak adına bir din değiştirme değildir !
Dinsiz bir milletin uzun ömürlü olamıyacağını beyan eden Bediüzzaman, 2 büyük Dünya savaşı görmüş milletlerin dinsizliği kabullenmiyeceklerini, Rusyanın ne dinsiz kalabileceğini nede Hıristiyanlaşacağını, aklı ve kalbi ikna eden Kuran ile ya sulha gireceğini yada İslama tabi olacağını müjdelemiştir. (90) Bu vesile ile ileride İslam alemi ile bir Savaş yapmıyacağına hükmetmiştir. (91)
İslamiyete zarar veren 3 cereyanın başında koministlik ve dinsizlik cereyanı olduğunu, bu cereyanlar içinde en hafifinin batılılaşma ve hıristiyanlaşmayı teşvik eden Siyasi bir yaklaşımın olduğunu, yani gayri müslimlere özentiden ziyade, dinsizliğin İslama zarar vereceğinden bahsetmektedir. (92) Bediüzzaman bunun nedenini açıklarken: Madem o cereyanın yüzde ancak birisini belki binden birisini Purutlar (Protestan mezhebi) ve Hıristiyan gibi yapmaya çevirebilirler. Çünkü, İngiliz iki yüz sene zarfında, tahakküm ettiği iki yüz milyon İslamdan iki yüz adamı Purutluğa çevirememiş ve çeviremez. Hem hiçbir tarihte bir İslam, Hıristiyan olduğunu ve kanaatle başka bir dini İslâmiyete tercih etmiş olduğu işitilmediğinden bahsetmektedir. (93)
yinede;
Allahu A'lem