Başbakan Tayyip Erdoğan’ın çifte standardını, Deniz Feneri olayı belgeledi. “Bir iddia, muhatabına sormadan gazeteye taşınır mı? Tek yanlı yayınla mağdur ettiğiniz insanların hakkı ne olacak?” diyen Erdoğan’a, tam tersi açıklamalarını hatırlatıyoruz:
Anayasa Mahkemesi’ne: Yasama yetkisini millet sana değil bana verdi
Anayasa’nın 6. maddesine göre egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yasama yetkisi, millet adına Meclis’e verilmiştir. Bu yetki hiçbir surette devredilemez. Kimse Meclis’ten bu yetkiyi alamaz. Kimse kendisini yasa koyucu yerine koyamaz. Ben yaptım oldu, olmaz!
Danıştay’a: Bir Anayasa Mahkemesi daha çıktı!
(Kapatılan belediyelerin seçime girmesi konusundaki kararı üzerine) Doğrusu yeni bir şey öğrendim şimdi! Türkiye’de ikinci bir Anayasa Mahkemesi daha çıktı. Bu konuda tasarruf yetkisi olan sadece Anayasa Mahkemesidir.
Ümraniye Davası’na: Evet, millet adına ben bu davanın savcısıyım!
SavcI, millet adına vardır. İddia makamı, millet adına oradadır ve biz de millet adına hakkı aramanın, savunmanın gayreti içindeyiz. Eğer bu anlamda savcılıksa evet, savcıyım. Bu bombalar, bu silahlar, bu haritalar neyin nesi? Polisimizi, jandarmamızı tebrik etmeniz gerekir. Teşekkür etmeniz gerekir.
Sadece Fener’e dokunmadı
Danıştay’a yüklenen, Anayasa Mahkemesi ve Cumhuriyet Başsavcısı’na sert sözler sarfeden,
Ümraniye soruşturmasının savcısı olduğunu söyleyen Erdoğan, Deniz Feneri konusunda ise suskun
Haber: Fatih ERBOZ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Brüksel dönüşü Esenboğa Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi. Erdoğan “Ülkemizde maalesef yargısız infaz yapmaya alışmış bazı kurum ve kuruluşlar olduğu gibi, bazı şahıslar hatta köşe yazarları da var. Medya grupları da bu tür şeyleri yapıyorlar” dedi. Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunu hiçbir kurumun yapmaması gerekir, siyasetçilerin de yapmaması gerekir, kimsenin yapmaması gerekir. Bu yargı sürecine herkesin saygı duymasının gereğine inanıyorum ve ben şu anda hukuk kuralları içinde devam etmekte olan soruşturma ve soruşturmayı yürütmekte olan savcı üzerindeki tasarrufları da kınıyorum, savcıya yönelik baskıları kınıyorum ve hukuka en çok saygı göstermesi gereken hukukçuların bu saygıyı göstermemesini de kınıyorum.”
Basına yüklenmişti
Erdoğan bugüne kadar, Danıştay’dan Anayasa Mahkemesi’ne kadar bir çok konuda sert çıkışlarda bulunmuştu. Erdoğan, Deniz Feneri davası ile ilgili ise böylesine açıklamalarda bulunmadı. Başbakan Erdoğan, sadece Deniz Feneri davasıyla ilgili haber yaptığı için Doğan Medya Grubunu ve Aydın Doğan’a yüklenmişti. Erdoğan, “Basın özgürlüğü insanların haysiyetine saldırma iftira atma hakkı vermez” demişti. Erdoğan, Deniz Feneri’nin muhatabı olmadığını söyleyerek şunları kaydetmişti: “Biz hiçbir zaman yanlışın ve yanlış yapanın yanında yer almadık ve bundan sonra da almayacağız. Varsa yanlış yapan elbette cezasını çeker, bedelini de öder. Türkiye’yi de ilgilendiren bir boyut ortaya çıkarsa, ne gerekiyorsa onu yaparız. Ancak kararın verileceği yer mahkemedir, gazete sayfaları değildir.”
ERDOĞAN NELER SÖYLEMİŞTİ?
Ben yaptım oldu denemez
10 Haziran 2008
Anayasa Mahkemesi’nin türban karından sonra: 148. madesi Anayasa mahkemesinin görev ve yetkilerini tanımlıyor. 6. maddeye göre egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yasama yetkisi millet adına Meclis’e verilmiştir. Bu yetki hiçbir süretle devredilemez. Ben yaptım oldu demokratik rejimler kaldırmaz. Hükümet yaptığında kaldırmaz yargı yaptığında da kaldırmaz. Demokratik rejimleri kimyasını bozar.
Danıştay 2. Anayasa Mahkemesi
24 Aralık 2008
Danıştay’ın kapatılan belediyelerin seçime girmesi konusundaki kararını eleştirdi: Doğrusu yeni bir şey öğrendim şimdi. Türkiye’de ikinci bir Anayasa Mahkemesi daha çıktı. Yani Anayasa Mahkemesi bir tane var Türkiye’de, ikinci bir Anayasa Mahkemesi yok ve yasama organının çıkardığı kanunların üzerinde tasarruf yetkisi olan sadece Anayasa Mahkemesidir. . Doğrusu beni şaşırtan bir olay olmuştur.
Kimse yasaların üzerinde değil
11 Ocak 2009
Ümraniye operasyonları hakkında konuştu: Hukuk işledikçe, hakimler ve savcılar yasaları uygulayınca bazıları rahatsız oluyorlar. Türkiye’de hukuk ve demokrasi var. Ülkede fikri ve vicdanı hür hakim ve savcılar var. Kimse kendini yasaların üzerinde görmemeli. Kimse kendini ayrıcalıklı hukuk alanında seçkin görmemeli. Anamuhalefetin ve bazı medyanın panik halinden şaşkınlıkla karşılıyoruz. Demokrasinin ülkeye egemen olmasından korkuyorsunuz bu korkunuz, bu paniğiniz neden?
Millet adına savcıyım
16 Temmuz 2008
Ümraniye davası ile ilgili olarak grupta yaptığı konuşma: Savcı millet adına vardır. İddia makamı millet adına oradadır ve biz de millet adına hakkı aramanın, hakkı savunmanın gayreti içerisindeyiz. Bu da güzel bir şey. Niye? Savcı millet adına vardır. İddia makamı millet adına oradadır ve biz de millet adına hakkı aramanın, hakkı savunmanın gayreti içerisindeyiz. Eğer, bu anlamda savcılıksa, evet savcıyım. Meşruiyet krizinden kurtulmak için yanlış üstüne yanlış yapanlar, bu ülkenin bahtını açan, ufkunu ağartan AKP’ye kara çalmaya çalışarak, aralarındaki mesafeyi sürekli olarak her gün daha fazla açtıklarının farkına varamıyorlar.
Hesabını verecekler
30 Aralık 2008
Kapatma davası ile ilgili olarak Yargıtay Başsavcısı’na: İddianamenin Anayasa Mahkemesi‘ne verildiği 14 Mart‘tan bu yana Türkiye kaybetti. Ama kaybettirenler tarihe bunun hesabını verecekler. Çünkü ben partimin, tüm partililerimin laiklik karşıtı olduğunu kabul etmiyorum. Bunu söyleyenler bir iftiranın içerisindeler. Asla kabul etmiyorum. Söylediklerinin hiçbir tutarlı yanı yoktur. Bu ülkede başörtülü olanları, örtüneni laiklik karşıtı gösterenler şimdi de ortaya çıksınlar acaba gündemi oluşturan konular üzerine nasıl yaklaşacaklar onu da görelim.
Bombalar neyin nesi
13 Ocak 2009
Ümraniye davası ile ilgili: Günlerdir çukurlardan çıkarılan bu bombalar silahlar neyin nesi? Bu haritalar neyin nesi? Birilerine yönelik, katletmeye yönelik bu planlar neyin nesi? Bu konuda yargı, yürütmeye bu görevi vermiş, sümen altı etmeden meydana çıkarmışsa, polisimizi de, jandarmamızı da tebrik etmeniz gerekir. Teşekkür etmeniz gerekir. Hangi kurumun içinde olursa olsun bunu yapanlar varsa bunun karşılığını görmesi lazım. Yargı bunun için var. Sıfatı ne olursa olsun burada hassasiyetimizi korumamız lazım. Kişilerin işlemiş olduğu suçlar nedeniyle kimse kimse kalkıp da kurumları zan altında bırakmaya çalışmasın.
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ha....php?hit=12710
çeliskiler ile dolu Tayyip efendi...


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
