• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    26-08-2008
    Mesajlar
    1,945
    Karizma Gücü
    0

    Beyoğlu polisine ne dokunulabiliyor ne ulaşılabiliyor

    Polisin bir aileyi dövdüğünü Radikal’den öğrenen İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül olayın peşine düştü ama ‘kendini koruyan mekanizma’ karşısında o bile çaresiz kaldı.

    Radikal’in, trafiği açması için yardım istediği polisten aile boyu dayak yediğini ileri süren Mehmet Şah Araşlı’nın iddiasını konu alan haberi üzerine harekete geçen TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Zafer Üskül, Beyoğlu Emniyeti’ne çarptı. Üskül, haberin yayımlandığı 3 Kasım’da bilgi için aradığı İlçe Emniyet Müdürü Yusuf Yüksel’den bir hafta telefon bekledi. Yüksel dönmeyince Üskül, 10 Kasım’da bir daha aradı. Fakat bu kez Yüksel’i bulamadı. Üskül, 12 Kasım’daki üçüncü arayışında ulaşabildiği Yüksel’den, “Şüpheli polisleri tespit edemedik” yanıtını alınca son çare olarak sorularını “Konu: Yusuf Yüksel” başlıklı yazıya döküp İstanbul Valiliği’ne yöneltti. Fakat yanıt değişmedi: “Soruşturma sürüyor. “Radikal’e konuşan Üskül, isyan ediyor: “Bir tuhaflık var bu işte. Neden tespit edilemiyor bu kişiler, ben de anlayabilmiş değilim. Kendi kendini koruyor mekanizma.”

    Polisten aile boyu dayak Mehmet Şah Araş, 30 Ekim 2008’de saat 23.00’te Kurtuluş’taki evine gitmek için Beyoğlu’nda taksiye bindi. Yanında eşi Aycan, oğulları 17 yaşındaki S. ve 13 yaşındaki A. vardı. İddiaya göre, Tarlabaşı’nda çöp kamyonunun kapattığı yolun açılması için yardım istediği polis tarafından eşi ve oğullarıyla birlikte tartaklandı. Daha sonra üniversiteli oğlu S. ile birlikte dövülüp araca bindirildi. Baba-oğul ekip otosunda da dövüldü.
    Sekiz gün iş göremez raporu alan baba-oğul Araş 2 Kasım 2008 tarihinde İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) başvurdu. Radikal, Araş’ın iddiasını 3 Kasım’da ‘Polis yardım isteyen aileye dayak attı’ başlığıyla duyurdu. İşte; TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’ndan Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne, İstanbul Valiliği’nden İçişleri Bakanlığı’na kadar, bir kurumdan diğerine yollanan “Konu: Yusuf Yüksel” başlıklı yazışmalar, bu haberden sonra başladı.

    Tele-demokrasi hüsranı TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Zafer Üskül’ün 20 Aralık 2008 tarihinde İstanbul Valiliği’ne yolladığı yazıya göre, haber yayımlandığı gün Beyoğlu Emniyet Müdürü Yusuf Yüksel’i arayıp ‘olayın incelenip sonucun bildirilmesini’ istedi. Yüksel, “Yarın aileyi arayacağım” dedi.

    Ancak bir hafta geçmesine rağmen Yüksel’den ses çıkmadı. Bunun üzerine Üskül, 10 Kasım’da Yüksel’i tekrar aradı, fakat ulaşamadı. Üskül, Beyoğlu Emniyeti’ni iki gün sonra yeniden aradı. Yüksel, bu kez telefondaydı. Fakat, Üskül’e bildirdiği ‘sonuç’ tam hayal kırıklığıydı. Üskül’e “Şikâyetçiler polisi teşhis edemedi, polisleri bulamadık” dedi.

    ‘Polis nasıl bulunamaz?’

    Zafer Üskül, 20 Aralık’ta bu görüşme trafiğinin yer aldığı yazıyı valiliğe gönderdi. Üskül, kızgınlığını saklamayıp yanıtlanması için şu soruları sordu:“Şikâyetçi ailenin belirttiği yer ve saatte görevli polis ekibi bilinmemekte midir? Şikâyetçi, kendisinin ve oğlunun polis aracına bildirildiğini ve döverek olay yerinden kaçırıldığını ifade ettiğine göre, zanlı olabilecek park araçlarında inceleme yapılmış mıdır, iz aranmış mıdır? Şu ana kadar etkili bir inceleme yapılmış mıdır? Yapıldıysa nelerdir?”

    Yazının sonunda, 3686 sayılı İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Kanunu’nun, ‘komisyonun her kurum ve kuruluştan bilgi alabileceğini’ beliten maddesi anımsatılıp, ‘acil bilgi verilmesi’ istendi.

    ‘Aradım ama ulaşamadım’

    Üskül’ün yazısına yanıt, tam bir ay sonra, 23 Aralık’ta geldi. Yazıya göre Zafer Üskül’ün serzenişi ve soruları, valilik aracılığıyla Beyoğlu Emniyet Müdürü Yusuf Yüksel’e yöneltilmiş, Yüksel de kendisini savunmuştu. Yüksel’e göre, Araş Ailesinin şikâyetini dinleyip Üskül’e aktarmıştı. Ayrıca Üskül’ün 10 Kasım’daki telefonu üzerine makamını aramış, kimse çıkmamıştı. Yüksel, ‘süreç içinde birkaç kez’ görüştüğünü kaydettiği Üskül’e, teşhislerden sonuç alınamadığını belirtmişti. Yüksel, Üskül’ün soruları üzerine de, Araş’ın zorla konulduklarını söylediği Hyundai marka minibüs ve hatta şikâyette yer almayan aynı marka binek araçlarda görev yapan personellerin şikâyetçilerle yüzleştirildiğini, sonuç alınamadığını belirtiyordu.

    Yüksel’in son sürprizi Fakat Yüksel, sürprizi sona saklamıştı. Beyoğlu Kaymakamlığı ve emniyetinin yürüttüğü soruşturma, Emniyet Genel Müdürlüğü’ün iki polis başmüfettişini ataması nedeniyle ‘mükerrer tahkikat’ yapılmaması için 12 Aralık’ta, yani Üskül ile Yüksel’in son kez görüştükleri gün zaten bitmişti.

    TBMM?İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Zafer Üskül, İstanbul’dan haber beklerken, emniyet başmüfettişlerinin hazırladığı raporun bir örneğinin gönderilmesi için 19 Aralık 2008 tarihinde İçişleri Bakanlığı’na yazı yazdı. Bakanlık, 29 Aralık 2008 tarihinde yanıtında, ‘tahkikatın henüz neticelenmemiş’ olduğunu bilgisi verildi. Böylece Zafer Üskül’ün, 3 Kasım 2008 tarihinden 29 Aralık 2008 tarihine kadarki ‘insan hakları’ arayışı karşılıksız kalmış oldu.

    Üskül halen yanıt bekliyor

    Radikal’e konuşan Üskül, hızlı bir işlem yapmak için telefonla müdahale ettiğini, ancak yeterli bir sonuç alamadığını belirterek, “Telefonla bana, ‘Sorumlular tespit edildi ve haklarında işlem yapıldı’ denseydi, amaca ulaşılmış olacaktı. O olmadığı için yazı yazmak gerekti. Onun üzerine yazı yazdık” dedi. Olayın üzerinden iki ay geçtiği anımsatılan Üskül, “Bir sonuç alabildiniz mi” sorusuna karşılık, “Hayır henüz alamadık, bekliyoruz sonucu” diyerek, şöyle devam etti: “Bir tuhaflık var bu işte. Neden tespit edilemiyor bu kişiler, ben de anlayabilmiş değilim hâlâ. Kendi kendini koruyor mekanizma” yanıtını verdi. “Emniyeti mi kastediyorsunuz” sorunsuna ilişkin de şunları söyledi: “Evet, tabii ki” yanıtını verdi “Beyoğlu Emniyet Müdürü Yüksel’in ağır davranması söz konusu mu” sorusu üzerineyse, “Amirler etkili biçimde gitmiyorsa olayın üzerine, ben onların da sorumluluğunun gündeme getirilmesi gerektiği kanaatini taşıyorum” dedi.

    Beyoğlu’nun sabıkalı karakolu

    Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nun değiştirilip polise geniş yetkilerin verilmesinden sonra Beyoğlu Polis Karakolu’nun adı, işkence iddialarıyla gündeme geldi. İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü’ne atanan Tuğrul Pek’in müdürlüğü döneminde, 20 Temmuz 2007 tarihinde karakolda bir polisin silahından çıkan kurşunla öldürülen Nijeryalı Festus Okey, işkencenin simgesi haline geldi.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İnsan Hakları Derneği, Mazlum-Der ve Toplumsal Hukuk Araştırmaları Vakfı gibi kuruluşların raporlarında özel bir yer ayrılan Beyoğlu Polis Karakolu’nda, Okey’in ölümünden sonra azalan iddialar, yeni müdür Yusuf Yüksel’le birlikte yeniden artışa geçti.


    http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=21759


    Bu tür olaylarına üzerine neden hiç gidilmıyo

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    13-10-2008
    Mesajlar
    1,809
    Karizma Gücü
    4
    Haberde abartı yok mu biraz.Tamam bende genelle yapmak istemem ama polislerden hoşlandığım söylenemez,ama insan gibi rica edildiği zaman dayakla muamele bana hiç inandırıcı gelmiyor.Bu işte abartılan bir husus var olay olduğu gibi yansıltılmıyor bana göre

  3. #3
    AybalaPetek adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-01-2009
    Mesajlar
    18
    Karizma Gücü
    0
    İnsan Hakları Derneği içine baktığım zaman hep DTPlileri ve Eski PKKlıları görünce Polislerin biryerde nekadar haklı olduğunu görüyorum.Yok Beyoğlunda bir genci polis joplamış niye joplamış neden o genç onu sölemezler hiç.

  4. #4
    coni_rainbow adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2007
    Mesajlar
    1,617
    Karizma Gücü
    0
    Abartıldı veya abartılmadı. Polis hiç bir şekilde hele hele ekip arabasına bindirip vatandaşa suçsuz yere dayak atamaz. Açıkçası bir memur olarak polislerden tiksinir oldum. Cebine silahı takıp eline copu alan süpermen kesiliyor. Sanki tüm otoritelerin üstünde kendisi var. Hele yeni yetmeler. Daha görevinin ilk gününde gömleğin kollarını katlayıp, güneş gözlüğü takıp sanki İstanbul'un ağası gibi gezmeleri?...
    Emniyetin yeniden yapılandırılması içindeki bu tür mafyavari oluşumları yok etmesi gerekir!



    bir tek sana tutuldu bu kalpler, sevdanın uğruna tanımazmış engel
    bizim için heves değilsin sen fener
    aşkın bize yeter...
    Kill For You

  5. #5
    tenere adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-05-2008
    Mesajlar
    3,231
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Beyoğlu'nda zamanında bizim de polisle çok problemimiz olmuştur.Haberle alakalı yorum yapmak sağlıklı olmaz, ancak genel bir yorum yapmam gerekirse Beyoğlu'ndaki polislerin, özellikle de İstiklal Caddesi civarındaki polislerin, görev yaptığı sırada, özellikle de gece geç saatlerde Ecstasy(MDMA) kullandıklarına, şuursuz hareketlerde bulunduklarına, İstiklal Caddesi üzerinde yürüyen gençlere sebepsiz yere(muhtemelen kullandıkları maddenin etkisiyle) şiddet uygulamaya çalıştıklarına, yine maddenin etkisiyle sevgilisiyle beraber yürüyen kızlara bile sözlü ve fiili tacizde bulunmaya çalıştıklarına çok şahit olmuşumdur.O bölgelerde(taksim,beyoğlu,tarlabaşı,hacı hüsrev,cihangir...) polisin yaptıklarını, gördüklerimi anlatmasına anlatırım da, ucu bir yerden bana da dokunur Yüce(!) Adalet Sistemimiz sayesinde.
    "güneş herkes içindir, plaj ise sadece hak edenler için.''
    cidade de deus

    ''İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemal'ler ülküsüdür. Ben onu temsil ediyorum.Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha Mustafa Kemal'ler doğurmayacaklar mı? Mutluluk Milletindir, benim değildir''

  6. #6
    AybalaPetek adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-01-2009
    Mesajlar
    18
    Karizma Gücü
    0
    Suçsuz olduğunu nerden biliyorsunuz?

  7. #7
    coni_rainbow adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2007
    Mesajlar
    1,617
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı AybalaPetek tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Suçsuz olduğunu nerden biliyorsunuz?
    Ehliyet kontrolünde benim ehliyetimi başkasına verip, daha sonra ehliyetimi sorduğumda duruma uyanıp, ardından bana alkol muayenesi yapıyorsun ama sen iyi misin dediğimde, bana ağzından salyalar saçılarak küfür eden beyoğlu polisinemi inanacağım, yoksa vatandaşa mı? Kusura bakmayın! Mal değiliz!



    bir tek sana tutuldu bu kalpler, sevdanın uğruna tanımazmış engel
    bizim için heves değilsin sen fener
    aşkın bize yeter...
    Kill For You

  8. #8
    tenere adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-05-2008
    Mesajlar
    3,231
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı AybalaPetek tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Suçsuz olduğunu nerden biliyorsunuz?
    Kimin suçsuz olduğunu nerden biliyoruz?Polisin görevi dayak atmak mıdır?Bu ülkede sözde hukuk diye birşey var vatandaş!Sözde hukuk çünkü senin gibi ne dediğini bilmeyenler, yargılama ve hüküm verme yetkisinin polisin insiyatifinde olduğunu sanmakta.O zaman kaldıralım mahkemeleri, vesaireyi polis hemen kessin cezayı gerekli gördüğünde; olay yerinde.
    "güneş herkes içindir, plaj ise sadece hak edenler için.''
    cidade de deus

    ''İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemal'ler ülküsüdür. Ben onu temsil ediyorum.Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha Mustafa Kemal'ler doğurmayacaklar mı? Mutluluk Milletindir, benim değildir''

  9. #9
    AybalaPetek adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-01-2009
    Mesajlar
    18
    Karizma Gücü
    0
    Dayak yiyenlerin fikriyatına bakarsan anlarsın. Beyoğlunda milyonlarca insan dolanıyor hangisi böle şeylere maruz kalıyor. Sen kalkıp kutsal şeylerle didişirsen polisin sabrını zorlarsan sonucuna katlanırsın sonuçta onlarda insan.

  10. #10
    tenere adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-05-2008
    Mesajlar
    3,231
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı AybalaPetek tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Dayak yiyenlerin fikriyatına bakarsan anlarsın. Beyoğlunda milyonlarca insan dolanıyor hangisi böle şeylere maruz kalıyor. Sen kalkıp kutsal şeylerle didişirsen polisin sabrını zorlarsan sonucuna katlanırsın sonuçta onlarda insan.
    Önyargılarını gidip başka başka yerlerde kusmanı, ama burada, benim gözümün önünde bu iğrençliği yapmamanı rica ediyorum senden.Ben, Beyoğlu'nda polisin Ecstasy hap alıp İstiklal Caddesi kenarında oturmaktan başka hiçbirşey yapmayan insanlara cop salladığını, kızlara sarkıntılık yaptığını, küfürler savurduğunu söylüyorum sabaha karşı saat 4'te.Dersin ki şimdi de, o saatte ne işi var insanların sokakta, gitsinler evlerine yatsınlar...evet böyle bir şey söylemeye yeltenirsen şaşırmam.

    Diyorsun ki hangisi polisin dengesizliğine maruz kalıyor...ben adres sorarken dayak yiyen turist gördüm gözümün önünde, ama sen kafede otururken polisten tokat yiyen, gösteriyle falan alakası olmayan insanları televizyonlarda,gazetelerde günlerce yayınlandığı halde görmemişsin demek.

    Madem konu derinleşiyor battı balık yan gider: Bugün Tarlabaşı, Hacıhüsrev gibi yerlerde dönen uyuşturucu trafiği tamamen polisin kontrolü altındadır.Bilenler bilir,meşhur Hacıhüsrev Yokuşu'nu(Feriköy Mezarlığı'nın orası) polis ekibi tutar ve madde alış-verişi için mahalleye giren-çıkan araçlardan,insanlardan dilediğini durdurur ve bir takım şeyler alır.Heriflerin gözünün önünde kanunsuz işler yapılmaktadır ama onlar bu kanunsuzluğu önlemek bir yana; hem bu kanunsuzluğa devlet güvencesi getirirler ister-istemez, hem de bu durumdan nemalanırlar.

    Bugün Türkiye'nin her yerinde, her şehrinde çeşitli maddeleri kullanmak, temin etmek isteyenlerin gidip alabilecekleri yerler,mahalleler bellidir.Yine bu mahallelerin hepsinin ya içinde yada girişinde polis karakolu(genelde de çevik kuvvet) bulunur ve yıllardır(ben kendimi bildim bileli) bu düzen böyle sürer gider.Televizyonlarda,gazetelerde de göstermelik mahalle baskınları yayınlanır ara ara.Zaten asıl uyuşturucu gidip oradan aldığın madde değil, medyaya yansıyan bu yayınlardır....konuşturmayın beni daha fazla, zaten görünen köyün kılavuz istediği de yok.
    Bu mesaj en son " 26.01.09 " tarihinde saat 14:47 itibariyle tenere tarafından düzenlenmiştir...
    "güneş herkes içindir, plaj ise sadece hak edenler için.''
    cidade de deus

    ''İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemal'ler ülküsüdür. Ben onu temsil ediyorum.Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha Mustafa Kemal'ler doğurmayacaklar mı? Mutluluk Milletindir, benim değildir''

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. beyoğlu beyoğlu
    2003 - 2004 Konuları bölümünde jenderme23 tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 20.07.04, 21:45

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •