Valla Başbakan kedi olalı bir fare tuttu. Bu fare tutuşu çok irdeleyebiliriz, sebeplerini sıralayabiliriz ama şimdilik Davos’ta attığı fırçaların tadını çıkarabiliriz. Ne de olsa 6 yıldır çapulcular dahil, önüne gelenin fırçaladığı bir ülke olmuştuk...
Benim en çok hoşuma giden Başbakan’ın suçlarken yaptığı “itiraf”tır.
Ne diyor Başbakan?
“Bağırmanız suçlu olduğunu gösteriyor(!)”…
Bu söze bayıldım. Bu sözün açılımı nedir?
Demek ki “ananı da al git lan, artist” dediği çiftçi aslında haklıymış. Başbakan “suçlu” olduğu için yüksek sesle bağırmış…
Şehit yakını bir anneye “ben o kadını mı dinleyeceğim” derken de “suçlu” imiş. Şehit annesi kadın haklıymış…
Kıbrıs’ın efsane lideri Denktaş’a da “git kendi ülkende konuş” diye bağırdığında da aslında Denktaş haklı, Başbakan “suçlu” imiş…
Almanya Deniz Feneri yolsuzluklarını ve Türkiye ayağını yazan basın için “bunları okumayın” diye kükrediğinde de Başbakan “suçlu” imiş…
Gemi’ye “gemicik” dediğinde… “Bizim çocuklar aç mı kalsın be!..” diye kükrediğinde de aslında “suçlu” imiş…
Fehmi Koru’ya “sevsinler seni” diye kükrediğinde de “suçlu” imiş…
Başbakan’ın iç kamuoyunda sürekli bağırıp-çağırması aslında hep “suçlu” olduğundan dolayı imiş…
Başbakan Peres’e “yüksek sesle konuşmanız suçlu olduğunuzu gösteriyor” dediğine göre…
Ben Başbakan’a inanıyorum…
Demek ki en iyi kendinden biliyor. Suçlu olunca bağırmanın en iyi bastırma yolu olduğunu “tecrübe ederek” öğrenmiş…
Bayıldım bu söze…
Ben en çok Başbakan’ın bu itirafını sevdim.
NOT:Bazı dış politaka uzmanları Davos için “bizden bunu çıkartırlar” demiş.
Benim aklıma Nasrettin Hoca’nın bir fıkrası geldi:
Hoca bir gün yağmura yakalanır. Komşusu kendine bir şemsiye verir. Gel gör ki, hoca ile komşu ne zaman bir anlaşmazlığa düşse komşu:
“Ama ben sana şemsiye vermiştim” der.
Hoca’nın artık canına yetmiştir. Bir göl kenarında komşusu ile yürürken komşusu gene aynı sözü tekrarlar. Bunu duyan hoca üstü-başı ile göle atlar. Sırılsıklam olmuş bir vaziyette komşusuna sorar:
“Vermesen ne olurdu? Bundan daha mı kötü olacaktım?”
Ya hu, Kıbrıs için Annan ‘a evet derseniz bilmem ne kadar para yardımı, ayrıca farklı bir biçimde havaalanına inme sözü verenler şimdi “Kıbrıs Türk’ü yok” deme noktasına geldi. Evet diyenler cezalandı, para yardımı yok, hayır diyenler ödüllendirildi.
AB ve Soros fonları Türkiye’yi parçalamak için harıl harıl çalışıyor. PKK AB ülkelerinde cirit atıyor. Adamlar kırmızı bülten ile aranan PKK’lıları iade etmedikleri gibi uçakla kaçırıyorlar, AP’da konuşturuyorlar. PKK’nın kanlı parası AB ülkeleri bankalarında yatıyor. PKK silahlarını nereden alıyor? AB-D, Rusya ve İsrail’den…
Türkiye aleyhinde her türlü faaliyeti yürütsünler… İsrail Irak’ta PKK’lıları eğitsin. Sen seçimle gelen Hamas’a sahip çıkınca suçlu ol. Yok ya…
Hatta İRA’da gelsin, İstanbul’un göbeğinde büro açsın. Tıpkı PKK’nın Londra’nın göbeğinde büro açtığı gibi. Ne olacak ki, biz de IRA terör örgütüdür der çıkarız, tıpkı onların yaptığı gibi.
Uluslar arası ilişkilerde “kısasa kısas” dersen bir devlet olduğun anlaşılır. Bunu yapamazsan adamlar “Türkiye AB ilişkileri nikahlı eş gibi değil, metres ilişkisi” gibi derler, dediler de… Hiç o zaman “Türkiye bu sözü ödetmeli” diyeniniz yoktu.
Bu ikiyüzlüler böyle bir dersi çoktan haketmişlerdi.
Siz Türkiye de beslenip AB-D, İsrail adına görev yapan tahsilat memuru musunuz da ödemeden bahsediyorsunuz?
Türkiye bunca yıldır ve özellikle de son teslimiyetçi politikalar sayesinde zaten ödemedik bedel bırakmadı. Bu ödemeler herhalde sizleri pek mutlu etti.
Bunun intikamını alırlarmış…
Tüh size be…
Hoca’nın dediği gibi :
Ne olacak? Bundan daha mı kötü olacak?
Neyse…
Valla ben en çok Başbakan’ın itirafını sevdim…
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

""
