Asemble Eğitim ve Danışmalık tarafından, bu yıl 3'üncüsü düzenlenen Düş+Zaman=Gerçek Konferansı, 'Time to Labyrinth Exit' teması ile yarın İstanbul Conrad Otel'de gerçekleşecek. Krizlere ve iş dünyasında yaşanılan sorunlara farklı bir bakış açısıyla yaklaşılacak olan konferansta, çözümler ve fırsatlar için, 'yukarıdan bakma sanatı' ele alınacak. Konferansa konuşmacı olarak katılacak isimlerden biri olan Uzay Yolu ve Alacakaranlık Kuşağı dizilerinin senaristi David Gerrold da işadamlarına krizden çıkış yolunu 'bilimkurgu' bakış açısıyla anlatacak. Mevcut finansal krizi öngörmek için bilim kurgu yazarı olmak gerekmediğini vurgulayan David Gerrold, Türkiye'deki konferansa gelmeden önce AKŞAM Ekonomi'nin sorularını yanıtladı.
Bilim kurgu edebiyatı konusunda deneyimli bir isim olarak, öncelikle size finansal krizi sormak istiyorum. Sizce bütün dünyada domino etkisi yaratan böyle bir kriz, bilimkurgu yazarları tarafından bile öngörülemeyecek kadar beklenmedik miydi?
Süregelen finansal krizi anlamak için bilimkurgu yazarı olmak gerektiğini düşünmüyorum. Kolaylıkla öngörülebilirdi. Dünyanın en büyük ekonomileri arasında global bir dayanışma var. Genelde bu iyi bir şeydir, savaşı 'düşünülemez' kılar. Ancak bu kocaman global ekonomik ağda birbirimize bağlı olduğumuz için, birbirimize dikkat etmek gibi bir sorumluluğumuz da var. Ya hep beraber başaracağız ya da hep birlikte başarısız olacağız. Şu an karşılaştığımız durum da bu. Eski bir deyiş vardır: Hiçbir çakıl, bütün çığın sorumluluğunu almaz. Bu ekonomik çığın içine de bu şekilde girdik. Çakıllar bencilleşti ve şimdi hepimiz dağdan aşağı düşüyoruz!
Kriz ortamlarının sıradışı durumlar ve dolayısıyla fırsatlar yarattığını düşünüyorsunuz. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?
Bir şeye 'sorun' dediğimiz zaman, aslında nasıl baş edeceğimizi bilmediğimiz bir durum olduğunu ya da kabiliyetimizin yeterli olmadığını söylüyoruz kendimize. 'Fırsat' olarak adlandırdığımız zaman ise, kendimize durumu değerlendirmek için daha geniş bir bakış açısı tanıyoruz. Küçük bir örnek: 1994'teki depremde evim çok ciddi hasar gördü. Oğlum kırılan tabaklar için çok üzülmüştü. 'Nerede yemek yiyeceğiz şimdi?' diye sorduğunda ona bunun daha çok hoşumuza gidecek yeni tabaklar almak için bir fırsat olduğunu söyledim. Böylece depremi şimdiki zamanı yok eden bir felaket olarak değil, geleceğin yeniden keşfi için bir fırsat olarak görmeye başladı. Bir sorunu, ikilemi veya bir krizi çözmenin ilk adımı, durumla başa çıkabilecek kadar geniş bir insan olmaktır. İçinde bulunduğumuz kriz ortamının kendi kendimizi destekleyecek bir gelecek yaratmak için bir yatırım olarak görüyorum. Ne kadar çok inşa edersek, bu sorunları o kadar hızlı ortadan kaldırabiliriz. Bu çözümlerden bazıları birçok sorunu aynı anda çözüyor: iş imkanı, paranızın yeteceği evler, enerji bağımsızlığı, küresel iklim değişikliğini durdurma ve kendine yetebilen bir toplumda yaşamak.
Sizce bu fırsatların görülmesi için nasıl bir bakış açısına sahip olunmalı? Bu konuda işadamlarına önerileriniz nelerdir?
Hangi işi yaparsanız yapın, hizmet sektöründe olduğunuza inanıyorum. Ne üretiyorsanız, ne satıyorsanız, o ikinci planda. İlk ve en önemli ürününüz müşterinize sağladığınız hizmettir. Sadece araba üretmiyorsunuz ya da rahat ve güvenli ulaşım sağlamıyorsunuz, hayır, kolay hareket edebilme hizmeti sağlıyorsunuz. Hizmet açısından düşündüğünüz zaman, yalnızca müşterilerinizle ilgilenme şekliniz değil, kendi hakkınızdaki düşünceleriniz de değişir. Kar bazlı parasal işlemlerden oluşan bir ilişki yerine devamlı hizmet anlayışına dayalı daha kalıcı bir ortaklık ilişkisine sahip olursunuz. Bunları İstanbul'a geldiğimde, anlatacağım. Ama şimdiden, iş dünyasındaki herkese verebileceğim en iyi tavsiye: Kendinizi, size gelen insanların ortağı olarak düşünün. Müşteri olarak değil, yaşadığınız çevredeki arkadaşlarınız ve aileniz olarak görün. Neye ihtiyaçları var? İstediklerini almaları için nasıl yardımcı olabilirsiniz? Hem bireylere hem de toplumunuza katkıda bulunacak hangi hizmetleri sağlayabilirsiniz? Aynı iş alanındaki kişileri kendinize rakip olarak görmektense alanınızdaki herkesle ortaklık içinde olduğunuzu göz önünde bulundurmanızın faydası var. Hep birlikte başaracaksınız ya da hep birlikte başarısız olacaksınız.
Sıradışı olmak kolay, asıl sıradanlık zor!
http://www.ensonhaber.com/Ekonomi/18...u-formulu.html


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
