Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos'ta 29 Mart 2009 yerel seçimlerine dönük sergilediği davranışlar, Türkiye'nin tüm gerçek meselelerini örtmüş ve böylelikle de Türk milletinin gözünün önünde sürekli Davos'ta yaşananlar tutulmaktadır.
"Kahraman Başbakan" spotları televizyonlardan, gazetelerden milletin gözüne, zihnine dayatılmaktadır. Recep Tayyip Erdoğan, Davos'tan dönüşte AKP yandaşları tarafından resmen Atatürk düzeyinde lider ilan edildi. Kimi de İslam Dünyasının lideri yapacak kadar ileri gitti… Bu konu ile ilgili Traji-komik manzaralar gün geçtikçe çoğalıyor. O yüzden Davos üzerinden en çok mizah dergileri kendilerine malzeme bulmaktadırlar.
"Davos Fatihi" diye anılan ama "fetih" namıma elinde sıfır örnek olan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugüne kadar İsrail'le ortak küresel refleksle hareket etmesine rağmen son davranışları aynen şuna benziyor:
Adamın birisi annesini, babasını öldürmüş; mahkemeye çıkartmışlar… Adam demiş ki: Hâkim bey hem öksüz, hem yetimim; beraatimi istiyorum…
Yahudilerden "cesaret ödülü" alan ilk ve tek Müslüman olan, ABD-İsrail ortak yapımı olan Büyük Ortadoğu Projesi'nin "Eşbaşkanlığı" görevini yürüten, Filistin halkının üzerine bomba yağdıran uçakların pilotlarını Türkiye'de eğiten, İsrail'le her türlü ekonomik antlaşmaları tavizsiz sürdüren Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos'taki 5 dakikalık gösterisinden sonra Türk milletinden beraatini istemesi de böyle birşeydir.
ABD ve İsrail çizgisinde yaşanan bunca vebalin içinde pay sahibi olan AKP, bu işin içinden Davos'taki 5 dakikalık davranışlarından dolayı kurtulup, birde "kahraman" edasında dolaşması vicdanların kabul edeceği bir durum değildir.
Ama Türkiye'de ve dünyada birçok kişi bu manada vicdanları kanatmaya ve geçmişte yaşananları kaydeden hafızaları temizlemeye yönelik propaganda faaliyetlerine girişmişlerdir. Ama bunu kimi bilinçli, kimi de bilinçsiz bir şekilde yapmaktadır.
AKP'de bu durumu oya dönüştürmek için elinden gelen tüm çabayı göstermektedir.
Türkiye'de Davos öncesi ve sonrası yaşanan gelişmeleri dikkatli takip eden herkes bu olayın 29 Mart 2009 seçimleri için yapıldığını konusunda ortak kanaat sahibi olmuşlardır.
Bizde Davos olaylarını değerlendiren tüm yazılarımızı bu merkez üzerinden genişleterek, Türk halkını bu tiyatro karşısında uyanık olmaya davet ediyoruz.
Böylesine "sanal efelenmeler" sadece oy avcılığı için yapılmaktadır.
Yoksa hiçbir konuda milli anlayışı ve bu anlayışı koruyacak refleksi olmayan AKP iktidarının bu davranışları hep seçime 2-3 ay planlı bir şekilde gerçekleşmektedir. Ama kim ne söylerse söylesin AKP toplumu bu manada aldatmayı, kandırmayı çok iyi başarabilmektedir.
Bugün İsrail'e sorsanız,22 Temmuz seçimlerinden olduğu gibi,29 Mart 2009 seçimlerinden de AKP'nin başarılı çıkmasını isteyecektir. Sadece İsrail değil, Türkiye'yi bölgede menfaatleri için kullanan, Türkiye üzerinde düşmanlıkları olan herkes, AKP'yi adeta kendilerinin Truva atı olarak görmektedir.
Hal böyle iken Recep Tayyip Erdoğan'ı, Türkiye Cumhuriyeti'ni büyük mücadeleler sonucu kuran, koruyan ve bizlere emanet eden Mustafa Kemal Atatürk'le eşdeğer tutmaya kalkmak kimin haddinedir?
Ama propaganda gücünü elinde tutanlar, milletimizin zihnini bu şekilde şekillendirip, kirletmektedirler.
Türk milletinin sönmeyen güneşi Mustafa Kemal Atatürk kim, ABD'den izin alamadan adım atamayan Recep Tayyip Erdoğan kim?
Eğer Türk milleti Davos'ta sergilenen tiyatroya kanıp, AKP'nin bunca ihanetine, basiretsizliğine, yolsuzluğuna tekrar onay verirse, kazanan AKP'nin yanında yine ABD, AB, İsrail, Talabani, Barzani ve Türkiye üzerinde karanlık düşünceleri olanlar olacaktır.
AKP kendinin planladığı, kendinin oynadığı bu tiyatroyu artık bitirmelidir.
Kendileri bitirmezse Türk milleti elbet bitirecektir.
Yıldıray Çiçek / Ortadoğu


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla