"şimdi en çok onlar acıtıyor can'ı.
kim görürdü ki, senin bile habersiz olduğun, kendinden bile sakladığın, üzerine kabuklar bağladığını düşündüğün yaralarını? kim bilirdi ki, saklamaya çalıştıkça insanlardan ve saklamaya çabalarken istemsizce kaşıdığın, yaraların acılarının ne denli azap dolu olduğunu? ve kim anlardı ki anlamsız gibi gözüken kendine saklanmış, içine kapanmaya mecbur bırakılmış hallerini? bilmezdi işte kimse. bakarlardı, ama göremezlerdi. okurlardı, ama anlayamazlardı. bir sen anlar gibi yapardın, bir sen dokunurken şefkat sunardın ve bana hayat tasarlardın. inanmıştım, sana alışmıştım. sen de eksik kalmadın, çiziklerime bir yenisini ekledin.
şimdi, acıyor can.."
gece miydi bana siyahları layık gören ya da sen miydin istemediğim halde bu körsiyahı bana giydiren bilemiyorum. içimde kanayan bir şeyler var; kimse görmüyor, kimse sezmiyor ve kanayan bir şeyleri hiç beklemediğim insanlar oluşturuyor. ben, ben konuşmaya aciz bir halde buluyorum sonunda kendimi, her yeni başlangıçla umutlanan ayaklanan benliğim, en sonunda kanamış dizlere sahip oluyor yine. kanıyor ama görmüyor, kimse bilmiyor. çok neşeli oyunlar sanıyor herkes bu görkemli acıyı, halbuki acıyor, canım acıyor.
yarınlarıma, dipsiz mezarlar hazırlıyorsun. sesimi çıkartmıyorum.
mecbur muydun, her şey yolundayken ve bir yanlışım yokken beni böylesine cezalandırmaya? yarınlarıma bugünden mezarlar kazmaya, beni böylesine sözsüz ve savunmasız bırakmaya mecbur muydun? şimdi, çaresiz ve sessiz, yarınlarımı gömeceğim zamanı bekliyorum. zoraki yüklenmiş bir oyunculuğu kanayan yaralarla oynamayı bekliyorum. sessiz gülüşlerimin, bir maske olacağı zamanları ve insanları yeniden istemsizce kandıracağım zamanları bekliyorum. sense, hiç bilmediğim hallerinde hiç bilmediğin hallerimi düşünemeyecek kararlılıkta, yarınlarıma mezar kazmakla meşgulsün. meşguliyetini bozmaya sesim yetmiyor, sözüm yetmiyor.
(oysa ki!) ne güzel şarkılar hazırlamıştım, oyunlar hatırlamıştım, mutluluklar yakalamıştım. kaptanını kaybetmiş ve su alan bir gemi misali, yavaş yavaş ama karalı bir şekilde gün ışığına veda ediyorlar şarkılarım, oyunlarım, mutluluklarım. bana elveda diyerek, çekiliyorlar. birikiyor, artık kaldıramıyor bünyem. kimse görmüyor, hissetmiyor ama dayanamıyorum, bitiyorum. sessiz sessiz, kabuğuma mezarıma, dönüyorum.
halbuki bir kanasa, bir aksa irini dışarıya.. dünyanın sahibi olmuş gibi değil ama bir nebze uzaklaşabilmiş gibi mutlu olacağım sanki..
gündüzleri beni arama(yın).
bana sadece, geceleri ulaşabilirsin(iz).
alinti


LinkBack URL
About LinkBacks
mıyorum.
Alıntı Yaparak Cevapla

