en sana karşılıksız bir sevda besledim
Sensizlikte umutla büyüttüm yetim kanatlıları
Sensizliğin zehrini durmadan içime akıttım
Yürüdüğüm her yolun sonunu sen bilip çıktım yolculuklara
Kapalı havalarda üzerime yağan nice kar tanelerine yataklık ettim
Güvercinlerle çektirdiğim her niyet sanaydı
Yüreğime düşen huzurun her zerresini dudaklarından bildim
Nefesini hayat bilip yaşadım aylarca katıksız bir sevgiyle
Ben seni hiç sevmedim
İki kelimelik cümlelerin ardına saklayacak kadar
Yarını düşünmeden sadece seni yaşamak
Ne bedenin kadar yakın nede sevgin kadar uzak…
Seni sevmek demek;
Kurgusu gerçeği yansıtan koca bir yalanın doğruluğuna iman etmek
Savaşmak yerine her seferinde bir mağlubiyeti yoldaş bilmek
Leş kokulu yalnızlığın kollarında bir başına ağlamayı başaramamak
Çalınmış tüm soru işaretlerinin ardından sebil bir cevapsızlık
Bilinmeyenlerin çözümden kaçtıkları bir denklemde bocalamak
Ateşlerde yanarken güneşin parlaklığında ellerimle saçlarını aramak
/…/
Seni sevmek kurşunlara dizilirken yürek, acıyı sevda bilmek
Ve öldükten sonra yeniden dirilip kurşuna dizilmektir
Seni sevmek, yok oluşu daha ilk dakikadan kabul etmek demek…
Nasıl bir saçmalıksa artık bu giderken bile seviyorum seni
Musluktan akan suyu avucumun içinde yudumlarken
Yürürken sokaklarda bir başıma
Yemek yerken bıçaksız masamda
Ve hatta sigara bile alırken bakkaldan…
Ağrıma gidiyor sebepsizlik
Bahaneler yağmurunda ıslanmak istemiyorum bil
Üşütüyor çünkü bu mazeretler sevgisiz kalan bedenimi
Üstelik hava soğuk ve buza kesti artık ellerim
Ala bildiğine kanıyor giderken açtığın yaralarım
Bu kader denilen şey yalandan başka bir şey değil
Ahmaklıklarını yaratana bağlayanlardan olmadım hiç…
Nasıl bir hadisedir bu bir türlü anlam veremiyorum
Her yeni sayfada sana yazmak durmadan seni yazmak
Bir aldanış mı yoksa içimde yaşadığım onca şey
İhtimaller dâhilinde yaşayanlardan olmamayı umarken
Neden ayrılığın tohumları sürekli köklerini bende salıyor
/…/
Ama zaman en büyük oyun artık biliyorum
Ve artık ya sen gel
Ya da ben bu hayattan göçüyorum…
Hayaller âleminde yüzerken unuttuğum gerçeklerin cam kırıkları ellerimi kanattı
Dünya kadar yalan mahşer kadar gerçek bir yalnızlıkla düşüyorum artık boşluğa
Sevdamı bertaraf etmek için yüreğini söken bir kadın düşlediğimi hatırlamıyorum
Asimile bir vurgunla hayat kadar yalan bir sevda değildi sahnemde sergilenen oyun
Tüm aşklarını artık açılmayacak parantezlerin içine hapsetmiş virgülsüz bir hayatın
Toprak altına gömülü hücreleriyle yeniden doğmayı denedim bilinmezliğin kıyısında
Oysa sen melankolik rüzgârla gelen cümlelerin en dik yamaçlarındaki uzunluğu oldun
Bir türlü anlayamadığın lanet sevdanın ketum dilini tecritli ellerinle bıraktın ayrılığa
Sanışlarının yanılgısında kalan gözlerin dayanacak gücümün olmadığını görmedi
Konuşunca mahkûm susunca mahrum bırakıldığım yüreğinde artık susuşlara gebe
Yüreğine dokunan her acıyı umutla kefenleyip mutluluğu harf harf sana susuyorum
Karanlığa yaktığım kandillerin ışığında darağacımın urganını saçlarından hazırlayıp
Üryan bıraktım iki dudak arası sevgimi idama yollarken son kez öpüyorum yüreğinden
Ve sen gittin;
Yüzümün jilet gibi parçalayan gidişinin içime çökerttiği bir tutam isyan eşliğinde
Ayrılığın önüne diz çökmüş kanımdan sızdı mısralarım gecenin en dar vaktinde
Yüreğimde ki ihtilalin en acımasızını yaşadığım bu zamanda karardı gözlerimin altı.
Şimdi sen gittin ya;
Birkaç gece uykusuz bırakırım gözlerimi
Kan toplasa da içi kapayamam biliyorum
Mühür vururum dudaklarıma kimseyle konuşmam
Ama unutmam da bilirim kelimelerin ne zaman döküleceğini
Bir süre aç kalırım
Sendeleyerek yürürüm
/…/
Falan filan…
Gidişinin ardından yüzüm hiç gülmedi
Ne çılgınlığım kaldı hayatta ne de inancım aşka
Çok yazık!
Kendi ellerinle çıkardın sevgiyi söktün yüreğimden
Oysa ben seni acı çekmek için sevmemiştim
Ne olduysa o kahrolası dudaklarından dökülen cümlelerden sonra oldu
/…/
Süslü yalanlar
Ve yalandan bozma aşklar
Tüm ikincilerin mağlup sayılığı bir hayatta
Say ki her gidiş birazda onursuzluğun ispatı olsun
Sevdan kadar sahte bir pişmanlık yaşayayım derinliklerinde yüreğin
Hüzün düşse de kara bulutlar gibi gözlerimi açtığım her günün üstüne
Geride bırakılanın daha çabuk büyüdüğü tesellisi çöksün içime
Düşlerimi ateşe vereyim ve yansın içim hayalinin düştüğü her gece
/…/
Hayat kadar yalandı sevdası yüreğinin
Aşkın affına sığınsan da affedilmeyeceksin artık bil…
Ve bil ki sırf sevmene bağlı değildi sevgimin yüceliği
Sensizliğe umutla direnmekti asıl anlamlı olan
/…/
Artık ne yapar eder tedarik ederim gözlerini bir yerlerden
Sonsuz karanlığa düştüğüm gecelerde bulup tutarım ellerini
Şafak vakti yakalarım tenhada güneşi alırım saçlarını geri
En azından henüz büyümemiş bir çocuk misali kırıp dökmem etrafımdakileri
Artık sev(me)sende olur!
Kelebek bedenine hapsedilmiş bir aşkın umudu ne kadar yaşar ki?
Kurumuş bedeni cehennem kuyularında acımadan ateşe veren
İçimdeki umuda tüm kalbiyle yüreğindeki nefreti bağışlayan
Kirpiklerimden sağdığım yaşları damla damla kırmızıya boyayan
Dudak kıvrımlarından intiharı yaşama onurunu bana layık gören kadın
/…/
Seni seviyorum…
Gülüşlerinle kefenlenen bu aşkı göremeyen gözlerine sonsuz sevgilerimle…
Gecelerin ıslak dokunuşlarıyla gözyaşlarında aydınlanan ironisinde bekledim hep seni
Bahara gebe bir kışın hicrana gelin edilen beyaz örtüsü gitmeye hazırlanırken coğrafyadan
Gülüşüne sevdalı nergislerin filizleri uyanmaya hazırlanıyor artık dondururcu uykudan
Cemreler bir biri ardına terk ederken semayı yeryüzünün o karşılıksız sevdası uğruna
Ben hala sübyan ayrılıktan kalma acılarla avutuyorum mazoşist ruhumu sevdam hatırına
Adının baş harfleriyle yazılacak bir şiir kurguluyorum aslında temeli yalanlara dayanan
Üç kuruşa sattığın gülüşlerimi artık öznesiz yazıyorum ulu orta öldürdüğün hayallerimle
Ne zaman ağacın rüzgârla dansını düşlesem kurumuş yapraklar gibi oluyor gözlerim
Nemsiz kirpiklerimde senli yüreğimle toprağın ıslak dudaklarına hasret çorak iklimler gibi
Ayın güneşe kazık attığı bir zamanda ender sevdaların gölgesinde harcadın yıldızları
Canlı canlı gömdüğün yüreğinden gelen zafer sarhoşu çığlıklar gökyüzüne ihanetti oysa
Şehirlerin gece yarısı yalnızlığına terk edilmiş sokakları gibiyim ayak seslerim kayıp
Yalnızlığın saçlarına doladığım ellerimle dökülüyor her yerim bir girdapta feryat/figan
Yoksul hayallerimle yarınlara gömdüğüm sadaka sevdanın umudu tükendi yüreğimde
Kabuk bağlamayan yaralarımdan sızan her damla kanla gülüşlerim öldü önce dudaklarımda
Bileti kesilen büyük aşkımın üzerine söylenen yalanlarla birlikte tüm harflere küstüm
Vurduğun son darbenin arından ölmüş bir ceset kadar suskunum artık gecenin koynunda
Ölüler diyarında sensiz bir başıma öksüz bir eda ile dolaşıyorum ruhumda kan lekeleri
Büyüttüğüm aşkın cami avlusuna terk edilişiyle namaz vakitlerine bağlı artık huzurum
İncinecek hali kalmamış bedenim vedaların ayazında üşüyor ateş altındayken her yerim
Yüzünde kırışan hayattan çaldığım sevdamla gelirken sen somurtkan bir mutluluğu seçtin
Gecenin en karanlık yerinde kaldın ve şiirlerimden kırmızı şarap sersemi kelimelerimi aldın
Seni atamasa da içinden er geç yetimliğin nişanını boynunda taşımayı da öğrenecek bu yürek
Ve karanlığa pamuk ipliğiyle bağlı son yıldızdan da bir gün ellerinden cesedine biçilmiş
Bir sevda libasını giymeyi dileyecek…
Seni sevmenin bedeli ölümle cezalandırılmışsa
Gözlerin cellâdım
Dudakların baltası olsun bu aşkın
Karşında duruyor işte saçlarının tek telinden bile ince boynum
Vur hadi ellerinle…
Ve geldi artık adını unutmak zorunda olduğum o lanet gün
Geceden kalma kara bulutlarını sabahında soyunamayan gökyüzü gibi
Tüm karanlıklarıma bir şimşek indirip bilinçsize yakacağım kendimi
Duvarımda asılı kalan takvimimden düşeceksin her gün birer birer
Yavaş yavaş eriyecek adın yokluğuna inat mühürlediğim dudaklarımdan
Bedenimi közleyeceğim her gece sana ait kurulan düşlerimin günahlarıyla
Seni benden alan hayata tek kelime etmeden yokluğu yaşayacağım varlığımda
/…/
Çünkü sen benim hüzünlü gecelerimde gözlerimden düşen ilk damla gibi kutsalsın
Ve varlığına bir hayat feda edebileceğim tek yalanımsın…
Şimdi;
Esir sevdalardan nasibini alan bir yürekle
En kanlı yaralarda kabuk bağlıyorum artık….
En kanlı yaralarda kabuk bağlıyorum artık….
Alıntıdır


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla