Köşk, Yaşar Kemal'i 'Büyük Ödül'e layık gördü. Tanıdık isimler ayağa kalktı: Ak Parti, Nazım Hikmet'in vatandaşlığını iade etti. Çetin Altan'a 'Kültür Sanat Ödülü' verdi. Onlar çileden çıktı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Sofrası'nda aydınları ağırladı. Mahalle karıştı. 'Yemeyin, boykot edin!' diye feryat etti. Frankfurt'a çoğu solcu 300'den fazla yazar davet edildi. Aynı sesler bu kez 'gitmeyin!' dedi.
Cumhurbaşkanlığı, Yaşar Kemal'i 'Büyük Ödül'e layık gördü. Tanıdık isimler ayağa kalktı: Almayın! Ak Parti, Nazım Hikmet'in vatandaşlığını iade etti. Onlar çileden çıktı. Kültür Bakanlığı, Çetin Altan'a 'Kültür Sanat Ödülü' verdi. Mahalle, bunu 'biat' olarak yorumladı. Kısacası son bir yıl içerisinde devlet yazarlara, sanatçılara el uzattı. Özür diledi, 'barışalım' dedi. Aydınlar, devletin uzattığı eli tuttukça, tabular bir bir yıkıldı; ama mahallenin de huzuru kaçtı.
Geçtiğimiz birkaç ay içinde sosyal barış, uzlaşma adına önemli adımlar atıldı. Nâzım Hikmet'e vatandaşlığı iade edildi. Yaşar Kemal ve Çetin Altan ödüllendirildi. Kimilerine göre devlet özür diledi kimilerine göre "bükemediği bileği öptü."
Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nün Çetin Altan'a verildiği törende konuşan Başbakan Erdoğan, gelinen noktayı şu cümlelerle özetledi: "Bugün mutlulukla ifade ediyorum ki; Türkiye ne Çetin Altan'ı 300 kez mahkeme kapılarına çağıran ve düşünceyi mahkûm eden bir Türkiye'dir ne de Nâzım Hikmet'i 12 yıl boyunca hapishanelerde tutan Türkiye'dir." Başbakan Erdoğan ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, Çetin Altan ödül konuşmasını ayakta dinlemiş, alkışlamışlardı. "Yazarları linç ettiren, hapislere attıran başbakanlardan, yazarlara saygı gösteren başbakanlara gelmek az iş değil"di.
Bütün bu gelişmeleri toplumun geniş bir kesimi demokrasi, fikir özgürlüğü ve sosyal barış adına heyecanla karşılarken bu tablodan rahatsızlık duyanlar da oldu. Yazar Pınar Kür, yakından tanıdığını söylediği yazar Çetin Altan'ın Başbakan Erdoğan'dan ödül almasını 'biat etmek' olarak yorumladı. NTV'deki programında Kür, "Çetin Altan, çok büyük saygım ve sevgim olan bir insandı, müthiş bir düş kırıklığına uğradım. Yani sen yıllarca muhalif ol, yıllarca hapislerde sürün, Meclis'te dayak ye, git bunlara biat et." diyordu.
***
Bazı aydınların zihniyetleri sorunlu
Sadık Yalsızuçanlar: Siyasal iktidarın son dönemdeki kimi uygulamaları, özellikle Sezai Karakoç, Çetin Altan ve Yaşar Kemal'e ödül verilmesi, Nâzım Hikmet'le ilgili gelişme, TRT'nin Kürtçe yayına başlaması vs. demokrasimizin gelişmesi, güçlenmesi ve sahihleşmesi açısından son derece dikkat çekicidir. Bu gelişmelere bazı okur-yazarların olumsuz tepki vermesi, ağır biçimde eleştirmesi veya kuşku ile bakması da bir o kadar ilginç. AK Parti'ye ve siyasal uygulamalarına kuşku ile bakılması, öncelikle siyasetçilerin geneline yönelik güvensizlikle ilgili. Türkiye, Özal'dan sonra toplumsal ve siyasal reformlar konusunda geriledi, hatta dondu. Böylesi gelişmelere insanlar inanmakta ve güvenmekte güçlük çekiyorlar. Bizatihi kuşku duyanların, eleştirenlerin zihinsel geriliklerinden de söz edilebilir. Otoriter ve ötekileştirici bir tutuma sahip bazı aydınların zihniyetleri sorunlu.
Kaynak
Rahatsız olmamaları mümkün değil.Çünkü onlar bizdendir dediklerine bile "canımızsın" muamelesi yapmadılar.
Düşünce özgürlüğünden dolayı 6 ay mahkum olmuş birisinin bu ödülü vermesi daha da anlamlı.


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla



