29 Mart genel yerel seçimleri yaklaşırken, AKP iktidarının yoksul halkımıza yaptığı yiyecek ve kömür yardımlarından sonra,
“Sosyal yardım” tanımını ve amacını çok aşan ve beyaz eşya olarak anılan dayanıklı tüketim mallarının dahi, sosyal yardım kapsamına alınarak, örneğini Tunceli ilimizde gördüğümüz; buzdolabı, tam otomatik çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve fırın gibi, ihtiyaç sıralamasına göre, yardıma muhtaç yoksul halkımız için lüks sayılabilecek olan ve kullanılabilmeleri için, belirli standartlarda konut, elektrik ve su şebekelerinin varlığına ihtiyaç duyulan dayanıklı beyaz tüketim eşyalarının;
Sosyal devlet ve sosyal yardım aldatmacası ile kullanılabilmeleri için yeterli elektrik ve su şebekelerinin bulunmadığı yerleşim alanlarındaki vatandaşlarımıza dahi dağıtılarak, siyasal çıkar amacıyla sosyal yardımlaşmanın kötüye kullanıldığına ve sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik fonunun, amacını aşan bir şekilde çarçur edildiğine ve Devletin Valilerinin de, bu usulsüzlüklere vasıta kılınmaya çalışıldığına, üzülerek tanık olmaktayız.
Bu yardımların giderek, temel ihtiyaç maddelerini aşan bir boyuta ulaşmış bulunması, yardımların zamanlaması ve yapılan yardımlarda, asgari geçim ve yaşam düzeyinin çok üzerine çıkılarak, asgari yaşam için zaruri temel ihtiyaç maddeleri sayılamayacak, iddialı ve yoksul halkın ihtiyaç sıralamasında lüks sayılabilecek dayanıklı tüketim mallarının dahi, sosyal yardım kapsamına alınması karşısında, bu yardımların, sosyal yardımlaşma ve dayanışma amacını aşan, bir seçim yatırımı haline getirildiği, yadsınamaz bir gerçektir.
Amacını aşan bu yardımlar, Yüksek Seçim Kurulunun da dikkatini çekmiş ve yapılan yardımların seçimden siyasal çıkar elde etme amaçlı olduğu ve seçim sonuçlarını etkileyecek boyuta ulaştığı sonucuna varılarak, yardımlara son verilmesi ve bu konuda savcılıklara suç duyurusunda bulunulması, karar altına alınmıştır.
Anayasamızın, değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek olan 2.maddesine göre;
Türkiye Cumhuriyetinin sosyal devlet olma niteliği, Türkiye Cumhuriyeti Devletine, asgari düzeyde yaşam sürme olanaklarından yoksun, yoksul ve yardıma muhtaç vatandaşlarına karşı bazı yükümlülükleri yerine getirme görevini verdiği, bu konuda devletimize bazı sorumlulukların yüklenmiş bulunduğu bir gerçektir.
Bu nedenle;
14.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu kurulmuş,
09.12.2004 tarihine kadar, Fonun idari işleri, Başbakanlığa bağlı bir birim olarak faaliyet gösteren Fon Genel Sekreterliği eliyle yürütülmüş,
01.12.2004 tarihinde kabul edilen, 5263 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunla, Fon Genel Sekreterliği, Başbakanlığa bağlı bir Genel Müdürlük olarak teşkilatlandırılmıştır.
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonunun kuruluşuna ilişkin 3294 Sayılı Kanunun amacı;
*Fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile her ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş kişilere yardım etmek,
*Sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak,
*Sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir.
3294 sayılı kanunun ile kurulan Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışmayı Teşvik Fonunun amacına uygun çalışmaları yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdi ve ayni yardımda bulunmak üzere, her il ve ilçede Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, kurulmuştur.
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün taşradaki faaliyetleri;
İllerimizde Vali’lerin, ilçelerimizde ise Kaymakam’ların başkanlıklarında oluşturulmuş Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yürütülmekte ve Vakıflar, devlet ile yoksul vatandaşlar arasında, sosyal yardımların doğrudan ve en kısa sürede vatandaşa ulaştırılması için bir köprü işlevi görmektedir.
Vakıfların karar organları, “Vakıf Mütevelli Heyetleri “olup,
İllerimizdeki Vakıfların Mütevelli Heyetlerinin Başkanı, İl Valisi,
İlçelerimizdeki Vakıfların Mütevelli Heyetlerinin Başkanı ise, İlçe Kaymakamıdır.
İl ve ilçelerdeki tüm yardım programları, bu mütevelli heyetlerin kararları ile yürürlüğe girmektedir.
Amaç, mutlak yoksulluk sınırının altında yaşam süren ailelerin belirlenmesi ve onlara gerekli sosyal yardımın yapılmasıdır.
T.C. Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün kendi internet sitesinde;
En geniş anlamı ile “Sosyal Yardım” ;
“Yerel ölçüler içinde, asgari seviyede dahi kendisini ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri geçindirme olanağından kendi ellerinde olmayan nedenlerden dolayı yoksun kalmış kişilere, resmi kuruluşlar veya kanunların verdiği yetkiye dayanarak, yarı resmi veya gönüllü kuruluşlarca, muhtaçlık tespitine ve kontrolüne dayalı olarak yapılan ve kişileri en kısa sürede kendi kendilerine yetecek hale getirmek amacını taşıyan, parasal ve nesnel sosyal gelirden oluşan bir sosyal güvenlik yöntemi ve bir sosyal hizmet alanıdır.” Şeklinde tanımlanmış,
Yardım almak için, il ve ilçelerde kurulu olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına başvurularda aranan koşullar;
- Sosyal güvenlik kuruluşlarına (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı / Sosyal Güvenlik Kurumuna) tabi olmamak ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almamak,
- Tabi olunan sosyal güvenlik kuruluşu tarafından, tedavi giderlerinin veya fonksiyon kazandırıcı ortopedik, diğer yardımcı araç-gereç bedellerinin tamamını ya da bir kısmını karşılamamak ve karşılanmayan kısmı için kişinin ödeme gücü bulunmamak (*),
- Temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde, düzenli ve sürekli bir gelire sahip olmamak, şeklinde açıklanmıştır.
Yukarıya, T.C.Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün internet sitesinden aynen aldığımız, “Sosyal Yardım” tanımına ve yardım almak için il ve ilçelerdeki Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakıflarına başvuru koşullarına baktığımızda;
Yardımların, asgari yaşam için gerekli temel ihtiyaç maddeleriyle sınırlandırılması zorunludur.
Bu itibarla;
Tunceli Valisinin, sosyal yardımın amacını aşacak bir şekilde ve yerel seçimlere gün saydığımız bir zamanda, çalıştırılmaları için gerekli; yaşam ortamı, elektrik ve su şebekesinin bulunmadığı yerleşim yerlerindeki vatandaşlara dahi, asgari yaşam için gerekli temel ihtiyaç maddesi sayılması mümkün olmayan, kendilerine yardım yapılan vatandaşlarımızın hayat standartlarına ve ihtiyaç önceliklerine göre, lüks tanımına gerebilecek, tam otomatik çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, buzdolabı ( Hem de kış ortasında ), fırın gibi beyaz eşya tanımına giren dayanıklı tüketim mallarının dağıtılmasının ardında, siyasal çıkar sağlama amacının varlığını aramak, çok doğal karşılanmalıdır.
Sayın Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın;
“Bu eşyaları AKP dağıtmıyor, dağıtımı, yasa gereği kurulan ve illerde vali, ilçelerde kaymakam başkanlığında faaliyet gösteren Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakıfları yapıyor” şeklindeki savunmaları da inandırıcı ve gerçeklere uygun değildir.
Zira; Vali ve Kaymakamların başkanlığında faaliyet gösteren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün taşradaki faaliyetlerini yürüten ve devlet ile yoksul vatandaşlar arasında, sosyal yardımların doğrudan ve en kısa sürede vatandaşa ulaştırılması için bir köprü işlevi gören ve doğrudan Başbakanlığa bağlı faaliyet gösteren Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü adına taşra faaliyetlerini yürüten kurumlardır.
Görüldüğü gibi, yapılan sosyal yardımların arkasındaki güç; bizzat, AKP Genel Başbakanı ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN dır.
Vali kararnameleri, İçişleri Bakanı tarafından hazırlanmakta ve Bakanlar Kurulunun imzasıyla yürürlüğe sokulmaktadır.Yani, Valilerimizin merkeze alınmaları veya daha büyük bir ile atanmalarında yegane söz sahibi, AKP iktidarıdır.
Bu işleyiş içinde, Tunceli Valisinin, yerel seçimler öncesinde, asgari temel ihtiyaç maddelerini temin edecek gelire sahip olmayan ve yoksulluk sınırının altında yaşam süren yoksul vatandaşlarımız için lüks sayılması gereken beyaz eşya dağıtma eyleminin değerlendirilmesini, halkımızın engin sağduyularına bırakıyoruz.
Sayın Tunceli Valisinin;
Göz yaşartan, yoksul babası icraatından (!) sonraki önlenemez yükselişini, bizzat, önümüzdeki günlerde Resmi gazetede yayınlanacak olan valiler kararnamesinden, büyük bir merak ve heyecanla izleyecek ve gelişmelerden halkımıza da bilgi vereceğiz.
Buradan, AKP iktidarına seslenmek istiyoruz;
Siz, gerçekten sosyal devlet’e önem veriyor ve sosyal devlet olmanın gereklerini, samimi olarak, yerine getirmek istiyorsanız;
Öncelikle ve de acilen;
-Yaptığınız meydan konuşmalarında, yoksul vatandaşlarımıza, çok affedersiniz ama, k…. gibi doğurup üremelerini değil, bakabilecekleri ve topluma yararlı şekilde yetiştirebilecekleri kadar çocuk doğurmalarını öğütleyiniz,
-İşsizliği önleyecek, hiç değilse asgari düzeye indirecek politikaları üreterek, uygulamaya koyunuz,
-Sağlık hizmetlerinin, eşit ve dengeli bir şekilde tüm yurda dağılımını sağlayınız,
-Çalışan ve emeklilerin hastalanmaları halinde; bunların, devlet tarafından karşılanacak olan ilaçlarının, ameliyatlarında ve ameliyat sonrasında kullanılacak tıbbi cihaz, alet ve malzemelerinin neler olacağının, SGK tarafından değil, ilgili doktorlar tarafından belirlenmesine imkan tanıyınız,
-Milli eğitim hizmetlerinin, fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde tüm yurt köşesine aynı kalitede ve dengeli bir şekilde dağılımını sağlayınız,
-Gelir dağılımındaki adaletsizliği önleyecek tedbirleri alarak, gelir dağılımının adil ve dengeli bir şekilde dağılımını sağlayınız,
-Vergi adaletini sağlayacak önlemleri alarak, vergi gelirlerini; mükellef olarak kaydını yaptırmış vatandaşların vergi yüklerine devamlı zam yaparak artırmak yerine, gelir elde ettiği halde kaydını yaptırmayanların kayıt altına alınmalarını sağlayarak artırmayı düşününüz,
-Adaletsiz bir vergi olan vasıtalı vergileri artırmak yerine, gerçek kazançlar üzerinden vergi alınız,
-Harcamalardan alınan bir vasıtalı vergi türü olan KDV oranlarını temel gıda maddelerinden tamamen kaldırınız veya bugünkü oranları daha da aşağıya çekiniz,
-Kuyumcu aile dostlarınızın ve ek iş olarak kuyumculuk yapan çocuklarınızın menfaatlerine aykırı olsa da, 1.8.2004 tarihinden itibaren elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, safir, inci gibi kıymetli taşların alım ve satımından sıfırlamış olduğunuz katma değer vergisini, tekrar geri getiriniz,
-Asgari ücreti vergi dışı bırakınız,
Göreyim sizi, haydi, bu tedbirleri alınız ki, ülkede fakir fukara azalsın ve sadaka ile geçinmeyi ve sadaka karşılığı oyunu satmayı alışkanlık haline getiren bir nesil yetiştirme utancından kurtulunuz.
Sevsinler, sizin sosyal devlet anlayışınızı.
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla