• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 8 12345678 SonSon
77 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Dinleri Insanlar mi OLUSTURDU ? Dinlerin FORMATI

    Degerli Formcular;

    Insan varligi, tanri olgusunun gercek oldugunu ispat egilimi ve cabasi, kisacasi dinler soyle olusmustur.Bu bir yorumdur lutfen KAYNAK istemeyin.

    Ilk egilim,ihtiyaclari karsilandigi zaman SEVINC,karsilanmadigi zaman aci veren bir insani duygudur.Bu egilim,zekanin ise karismasi yani insan zekasinin gelismesiyle ruhsallasir,toplumun etkisiylede sosyallesir.

    Bu sevinc ve aci egilimi,korunma icgudusu,insani yalniz butun hayati boyunca gozetmekle kalmaz,OLUMLE yokolus dusuncesinden oturu aci cekmesine de engel olur.Insan,bu yokolus dusuncesini sevimsiz ,assaglatici bularak reddeder.

    Korunma icgudusu,yok olus dusuncesinin dogurdugu karamsarliktan insani kurtarmaya cabalar.

    Insanin dogal egilimlerinden bir baskasi da MERAK egilimi,bu cabayi destekler.Evreni tanimak, onun koklerine ve derinliklerine inebilmek bu merak egiliminin karsilanmasi zorunlulugundan dogmustur.

    Insanin ucuncu bir dogal egilimi olan SEVGI de ilk iki egilimin isini tamamlamaktadir.Sevgi, insan varligini asarak ,tanri varligina yonelmistir.Din,bu uc dogal egilimin,korunma icgudusunun,merakin ve sevginin zekayla ruhsallasmasindan ve toplumla sosyallesmesinden dogmustur.

    Yani ilahi bir guc tarafindan degil ,evrenin en korumasiz dogan yaratigi insan tarafindan olusturulmus bir olgudur.

    saygilar

  2. #2
    Pontevedra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-12-2005
    Mesajlar
    1,302
    Karizma Gücü
    7
    bir hamam böceğinin üstüne basarak ezen ve hepsini yok etmeye çalışan ya da sivrisinekleri topluca katleden insan, sıra kendisine geldiğinde adalet istiyor, korunma istiyor..ve din insanlara hepsini sağlıyor..insanı mutlu ediyor..gerçek olmasa da..
    zaten muhammede ilk inanların hepsinin fakir ve köle olması da..
    muhammedin sağladığı bu mutluluk ve adalet duygusudur..
    mahşer günü hesap yapılacak..öteki dünyada herkes hakketiğini bulacaktır..

  3. #3
    hughe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-01-2007
    Mesajlar
    2,031
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Din kullarla Allah arasındaki köprüdür. Dünyayı yaratan Allah kullarına din aracılığıyla ulaşmıştır. Ulaşmamasını beklemek yada bizi yaratmıştır sonrada başı boş bırakmıştır demek akla mantığa sığmaz zaten. Dünyada nasıl herşeyin bir nedeni varsa insanlarında olma nedenleri vardır. Din yaşamın bir parçasıdır. Yaşamın manasını ortaya koyandır. Din hem dünyayı hemde kendimizi anlamaktır. Yaşamla alaklı olmayanlar ölüdür. Ve ölülerin dini olmaz.
    Allah'ın ismiyle başlarım ki, O'nun ismine sığınmış kişiye ne yerdeki ne de gökteki hiç bir şey zarar veremez. ''O'' işitendir bilendir.

  4. #4
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    İlk egilimin,ihtiyaçların karşılanmasına bağlanmasını ben şahsen pek uygun bulmuyorum. Buda benim görüşüm, benimde kaynağım yok ve umarım konuyu açan arkadaş bunu saygısızlık olarak görmez.

    Bu ihtiyaçların karşılaşması için bir yaradana gerek duyulması bana biraz basit geldi.
    Ben bir yaradanın olduğu hissinin, insanın yaratıldığı andan itibaren, insanın kendi varlığıyla birlikte ve diğer dürtülerle birlikte programlanmış olduğunu ve insanların hem tek tek hemde gruplar halinde bunu hissedebildiklerini düşünüyorum.

    Korunma ihtiyacı ve ölüm konusunda ilk ve en eski uygarlıkların ölümden sandığımız kadar korkmadığı, ölümü bir geçiş olarak algıladıkları kanısındayım. Ölümden aşırı korkma daha yakın zamanlarda toplumu şartlama sonucuyla ortaya toplum mühendisleri tarafından ve tek tanrılı dinlerin ortaya çıkmasıyla yayıldığını sanıyorum.

    Ayrıca ilginç bulduğum diğer bir konu bu gün Amerika kıtası diye adlandırdığımız coğrafyanın asıl sahibi olan yerlilerin ölüleriyle temas edebildikleri ve geleceği görebildikleri anekdotları.

    Genel olarak şaman, pagan gibi yaradanın ve doğanın sürekli bir enerji olarak kabul edildiği tek tanrılı dinler öncesi inanışlarda fiziksel ve ruh arasında bağlantı doğal olarak aşılabilinen, geçişi mümkün bir hal olarak tanımlanır. Bunun içinde ölümden korku tektanrılı dinlerdeki gibi abartılmamıştır..

    Ruh ve madde arasında rahatca gidip gelebilen bu insanlar için merakda tam olarak söz konusu olmamış...

    Ama sevgi herhalde tek açıklama. Sevgi olmadan yaratılınamaz diye düşünüyorum.
    Bence sevgi herşeyin başlangıcı...
    Bu konuda sonuna kadar hemfikirim...

    İlginç ve güzel bir konu olmuş, konuyu açan forumcuya teşekkürler...

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı erin 16 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    İlk egilimin,ihtiyaçların karşılanmasına bağlanmasını ben şahsen pek uygun bulmuyorum. Buda benim görüşüm, benimde kaynağım yok ve umarım konuyu açan arkadaş bunu saygısızlık olarak görmez.

    Bu ihtiyaçların karşılaşması için bir yaradana gerek duyulması bana biraz basit geldi.
    Ben bir yaradanın olduğu hissinin, insanın yaratıldığı andan itibaren, insanın kendi varlığıyla birlikte ve diğer dürtülerle birlikte programlanmış olduğunu ve insanların hem tek tek hemde gruplar halinde bunu hissedebildiklerini düşünüyorum.

    Degerli arkadasim,sende cok iyi biliyorsundur ki insanlik tarihinin en eski meslegi , yasam kaynagi tarim ve avcilik.Ihtiyaclarin karsilanmasi egilimide burdan gelmektedir.Yagmur yagarsa ektiklerin yeserir,firtina dinerse baliga cikarsin bu Tanridan umit edilen SEVINCTIR.Sel olusa ekinlerin mahvolur,afet baskinlar olursa avcilik yapamazsin,bu da UZUNTUDUR.Bence bu dusunce dedigin gibi basit bir dusunce degil.Tam aksine insanlik alemini tanri olgusuna inandiran en buyuk hissiyat bu ihtiyaclarin karsilanmasi duygusudur.


    Korunma ihtiyacı ve ölüm konusunda ilk ve en eski uygarlıkların ölümden sandığımız kadar korkmadığı, ölümü bir geçiş olarak algıladıkları kanısındayım. Ölümden aşırı korkma daha yakın zamanlarda toplumu şartlama sonucuyla ortaya toplum mühendisleri tarafından ve tek tanrılı dinlerin ortaya çıkmasıyla yayıldığını sanıyorum
    .

    Olumun bir gecis olarak algilanmasi Dinleri kabulunden sonra olmustur.Dunyada var olan hic bir yaratik olecegini bilmez.Insan haric.Birtek insan olecegini bilir ve bu korku insanlik tarihiyle beraber varolmus ve suregelen bir duygudur ki,bu insani oldukten sonrada yasam varmis masalina inandirir.Bu da gene dinler sayesinde olan insana huzur ve rahatlik veren bir olgudur.Bu olgu korkusuda insanlari son derece Dinlere bagli kilar.





    Ayrıca ilginç bulduğum diğer bir konu bu gün Amerika kıtası diye adlandırdığımız coğrafyanın asıl sahibi olan yerlilerin ölüleriyle temas edebildikleri ve geleceği görebildikleri anekdotları.

    Genel olarak şaman, pagan gibi yaradanın ve doğanın sürekli bir enerji olarak kabul edildiği tek tanrılı dinler öncesi inanışlarda fiziksel ve ruh arasında bağlantı doğal olarak aşılabilinen, geçişi mümkün bir hal olarak tanımlanır. Bunun içinde ölümden korku tektanrılı dinlerdeki gibi abartılmamıştır..

    Ruh ve madde arasında rahatca gidip gelebilen bu insanlar için merakda tam olarak söz konusu olmamış...


    O kitada yasiyan insanlarin meraki daha cok doga ve hayvan uzerine yogunlasmistir..Zaten butun dinlerin dogus sebepleride dogayla ve bu dogada yasiyan canlilarin yasam tarzlarini merak etmekle olmustur.Dunyada hic bir canli yeryuzunun genel dogasina ayak uyduramaz.Insan haric.Bir penguen colde yasayamaz,bir devekusuda kutuplarda yasayamaz ama dogayi kendi duzenine gore ayarlayan insan dunyanin her yerinde yasamini surdurur.Bunun baslica sebebi de MERAK tir.Merak eden bir insan ,ancak ayi postunu uzerine giyerek buzullarda yasamayi dener.Ama kendi zekasinin ne kadar gelismis oldugunun farkina varmasi her insana nasip olmuyor ve dusunmekten ziyade en kolay yolu secip inaniyor.Zurafanin neden boyunun bu kadar uzadigini ve evrim gecirdigini dusunmeyen insan direk konuyu Allaha baglayip,ALLAHtandir deyip geciyor.Ama yasanan doga satrlarindaki bozukluklardan dolayi yerde yenecek bir seyin kalmamasi ve onun agaclara yonelerek kendini boy olarak gelistimesi hep zekanin arka bolumlerine atiliyor.Cunku dedigim gibi inanmak cok daha kolay ve tembelce.










    Ama sevgi herhalde tek açıklama. Sevgi olmadan yaratılınamaz diye düşünüyorum.
    Bence sevgi herşeyin başlangıcı...
    Bu konuda sonuna kadar hemfikirim...

    İlginç ve güzel bir konu olmuş, konuyu açan forumcuya teşekkürler...

    EEE yukarida anlattigim gercekleri gorunce bunlara bir de sevgi eklemeden olmazdi.Ama yukarda bahsettigim konular en son sevgiyi dogurmustur.Sen yagmuru yagdiran taniyi seversin,oldukten sonra yasam vaad eden tanriyi seversin,Meraklarini ispat etmek zor oldugu icin kolay yolu vaadeden "ben isimi bilirim yeterki beni sorgulama" diyen tanriyi seversin.Sen derken yanlis anlama insanliktan bahsediyorum.Dinleri cunku elbirligiyle hepimiz yarattik.

    Bende sana katkilarindan ve bana bu aciklamalari yapmama firsat verdigin icin tesekkur ederim

    SAYGILAR

  6. #6
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Sevgili barristor,
    Avcılığın ve özellikle tarımın kurumsallaşıp senin uzun uzun ve basite indirgeyerek anlattığın halindende daha öncelerinden bahsediyorum. Bitki kökü toplayıp beslenen ve yerleşik olmayan yaşam evresine kadar geri döndüm.

    Bir canlının yada insanın bitkinin kökünü yemesi gerektiğini bilmesi içgüdüsü, bir hayvanı yemesi gerektiği iç güdüsü ve yaşaması gerektiği iç güdüsü...
    Bu içgüdü bile tek başına değil, bir yaradanın varlığının hissedilmesinin taa başından bu diğer içgüdülerle birlikte mevcut olmalı diye düşündüm.. Aman aç kaldım beni yaratan niye bana vermiyorsun zihniyetine dayalı olduğunu ve sonradan geliştiği kanısında değilim.

    Tanrıdan ümit edilmeden çok, kayıtsız şartsız varlığının farkında olunması daha benimsediğim bir düşünce..

    İhtiyaca bağlı düşünürsek bir menfaat, neredeyse patron -işçi, efendi-köle indirgemesi gibi algılanıyor. Buda maalesef yaradan / dini kullanarak insanları yönlendirme gibi günümüzde sık başvurulan asıl yaradılış ve din kavramına ters bir zihniyet haline getirilibiliniyor..

    Alıntı barristor tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Olumun bir gecis olarak algilanmasi Dinleri kabulunden sonra olmustur.Dunyada var olan hic bir yaratik olecegini bilmez.Insan haric.Birtek insan olecegini bilir ve bu korku insanlik tarihiyle beraber varolmus ve suregelen bir duygudur ki,bu insani oldukten sonrada yasam varmis masalina inandirir.Bu da gene dinler sayesinde olan insana huzur ve rahatlik veren bir olgudur.Bu olgu korkusuda insanlari son derece Dinlere bagli kilar.
    Bu yukarıda dediğinize katılmıyorum. Bu dediğiniz yada tersinin şu an 'ilim-bilim' diye adlandırdığımız sistem ile ispatlanmasının neredeyse imkansız gibi bir şey.

    Ben hayvanların dahi ölümün farkında oldukları kanısındayım.
    Ölüm (fiziksel) korkulacak bir şey değil, bir son değil bir geçiştir. Tıpkı yaşam gibi. Korkulması gerektiğini, günah vs gibi detaylarlada süsleyerek bunu işleyen kurumsallaştırılmış tek tanrılı dinlerdir..

    Aslında bütün canlılar doğduğu andan beri sürdükleri hayatın gelip geçici olduğunun farkında bence. Ancak tek tanrılı dinler 'korku' imajına dayandırılarak bunun böyle olmdığını savunarak insanların bu doğal biliç ve bilgilerini köreltmişler kanısındayım.
    Bununla ölümden sonra bir hayat olduğunuda iddia etmiyorum. Burada eğer bahsedilen 'hayat' kelimesini şu an yaşadığımız bilinen genel anlamdaki hayat ise...
    Biraz karışık oldu galiba ama anladığınız kanısındayım..

    Alıntı barristor tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Dunyada hic bir canli yeryuzunun genel dogasina ayak uyduramaz.Insan haric.Bir penguen colde yasayamaz,bir devekusuda kutuplarda yasayamaz ama dogayi kendi duzenine gore ayarlayan insan dunyanin her yerinde yasamini surdurur.Bunun baslica sebebi de MERAK tir.Merak eden bir insan ,ancak ayi postunu uzerine giyerek buzullarda yasamayi dener.Ama kendi zekasinin ne kadar gelismis oldugunun farkina varmasi her insana nasip olmuyor ve dusunmekten ziyade en kolay yolu secip inaniyor.Zurafanin neden boyunun bu kadar uzadigini ve evrim gecirdigini dusunmeyen insan direk konuyu Allaha baglayip,ALLAHtandir deyip geciyor.Ama yasanan doga satrlarindaki bozukluklardan dolayi yerde yenecek bir seyin kalmamasi ve onun agaclara yonelerek kendini boy olarak gelistimesi hep zekanin arka bolumlerine atiliyor.Cunku dedigim gibi inanmak cok daha kolay ve tembelce.
    Bu yukarıdaki dediklerinize bakılırsa hayvanların bulundukları doğa sistemlerine mükemmel olarak adapte oldukları ama aslında teknolojinin en basite indirgenmiş halini kullanamayan insan hiç bir yerde yaşayamayacağınıda çıkartabiliriz.

    Çünkü en basit silahı kullanamayan insan, bitki kökünü kazmak için alet kullanamayan insan, bulunduğu iklime göre örtünemeyen insan doğada tutunamaz ölür. Demekki insanları hayvanlardan ayıran teknoloji kullanmaları. Burada tabi teknoloji derken en basitinden kesici alet yapımı ve kullanımından ve hayvan postu ile örtünmeden bahsediyorum..Buradada merak değil ihtiyaç diyorum. Yani ilim bilimin sebebi ihtiyaç...
    İnanmak ise tembelce değil doğaldır..
    Burada ben hem evrim teorisini hemde dini teoriyi redediyorum. Zaten ya o yada öbürü diye yaratılan argümanlar çoğunlukla 'gerçek'lerden uzaklaşılması için yapay gündemler oluşturmaktır diye algılıyorum.
    Her iki anlayışta çok basite indirgenmiş, daha derin boyutlar olduğunu savunuyorum..

    Alıntı barristor tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    EEE yukarida anlattigim gercekleri gorunce bunlara bir de sevgi eklemeden olmazdi.Ama yukarda bahsettigim konular en son sevgiyi dogurmustur.Sen yagmuru yagdiran taniyi seversin,oldukten sonra yasam vaad eden tanriyi seversin,Meraklarini ispat etmek zor oldugu icin kolay yolu vaadeden "ben isimi bilirim yeterki beni sorgulama" diyen tanriyi seversin.Sen derken yanlis anlama insanliktan bahsediyorum.Dinleri cunku elbirligiyle hepimiz yarattik.

    Bende sana katkilarindan ve bana bu aciklamalari yapmama firsat verdigin icin tesekkur ederim

    SAYGILAR
    Ben yinede sevginin herşeyden önce geldiğine inanmaya devam edeceğim..
    Sevgi ilktir, doğumlar sevgiden sonra gelir..
    Yağmuru yağdıran Tanrıyı o an o yağmurun bana olan etkisine göre severim..
    Yeterki beni sorgulama diyen bir Tanrı olduğuna hiç inanmıyorum. Bu uyanık kulların bir tezgahı..Öldükten sonra yaşam vaad edende bu yukarıdakine dahil olmalı..

    Gene süper bir düşünce alışverişi için konuya devam etmeniz, yukarıda söylediklerimi değerlendirmenizi umarak saygılar...

  7. #7
    cano.062 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-01-2009
    Mesajlar
    1,681
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    cano.062 tarafından gönderildi.
    AYNI SAYGIYLA


    sevgili barristor

    Tartışmamıza ,hakaret olarak değil de biraz, duygusal diyelim .
    Senden, sorgulama olarak almanı istemem ancak öğrenmek istediğim birkaç şey var ;

    Bunlar : - Doğayı eleştirebilirmisin ?
    - Güneşi '' ?
    - Yağmuru '' ?
    - Kar ' ı '' ?
    - Mevsimleri '' ?


    Ömrünü , ten rengini, cinsiyetini, fazlaca çoğaltmak mümkün.
    sorgulama lüksün var mı ?

    Şimdi : Tıp fakültesini kazanmışsın diyelim . Fakülteye başladığında şunu
    eğitimcilerine diyebilirmisin ;

    Ben buradaki kitapları okumayacağım, benim kendi kitaplarım var ve ben onlardan çalışmak istiyorum .

    Zıt yönde bir kitapla Tıp harici ,Tıbbı okuman mümkünmüdür ?
    Bunun üzerine eğitimciler sana deseler ki olmaz öyle birşey, bu okulu bitirmen veye okuman için bunların dışında kitap okuyamazsın .
    - Şimdi bu söz üzerine senin tavrın ne olur ?
    - Devam edip denileni mi tutarsın ?
    - Ben bu şartlar altında okuyamam mı dersin ?
    - Yoksa bırakır okuldan çıkarmısın ?
    - Dünya tersine dönse sonuç nasıl olur ?

    Benim İSLAM DİNİ 'ni ,yaratılmış bir KUL olarak sorgulama lüksüm yok .
    Ne doğumumuza, ne de ölümümüze her hangi bir müdahale şansımızın olmadığı
    gibi İSLAM DİNİ' Nİ kulların SORGULAMA İHTİMALİ %0 ' yok.Bu konularda cevabını bekliyorum. Kul kulluğunu idrak eder yaşar, etmez, yaşayamaz..!

    Senden tek ricam bu yazdiklarini copy-paste yaparak yeni actigim konu DINLERIN FORMATINA gonderirsen tek tek saygi cercevesinde cevap vermek istiyorum.Cunku tartisacagimiz bu konu cok guzel ve ilginc bir konu ama burayla alakali degil .bekliyorum .
    ''' Ummandan katre '''


    Sizden ücret istemeyen kimselere tabii olun , onların sözlerine kulak verin . Onlar hidayete ermiş kimselerdir.
    ( Yasin suresi , 21 )

  8. #8
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Dinleri sorgulamak, İslam dinide dahil bir lüks değil, bir haktır.
    Bu hak engellendiği an insan köle haline gelir. Körü körüne bilmeden, anlamadan, hissetmeden robot gibi dinin 'gereklerini' yerine getirir.
    Din bu değildir. İslam bu değildir.
    Bileceksin, anlayacaksın ki hissedeceksin ve hissedeceksin ki hissettiğini sorgulayacal bilecek anlayacaksın..
    Kısacası sorgulayacak, soracaksın
    Sormadan sorgulamadan hissedemez, bilemez, uygulayamazsın...
    Sana birisi sorgulayamazsın diyorsa bu seni dinden uzaklaştırmak, seni bir robot / köle haline getirmek istediğindendir.
    Köle haline gelmişsen artık bir obje bir makina olmuşsundur, het yerde her konuda kullanılabilir hale getirilmişsindir...

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı erin 16 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Sevgili barristor,
    Avcılığın ve özellikle tarımın kurumsallaşıp senin uzun uzun ve basite indirgeyerek anlattığın halindende daha öncelerinden bahsediyorum. Bitki kökü toplayıp beslenen ve yerleşik olmayan yaşam evresine kadar geri döndüm.

    Bir canlının yada insanın bitkinin kökünü yemesi gerektiğini bilmesi içgüdüsü, bir hayvanı yemesi gerektiği iç güdüsü ve yaşaması gerektiği iç güdüsü...
    Bu içgüdü bile tek başına değil, bir yaradanın varlığının hissedilmesinin taa başından bu diğer içgüdülerle birlikte mevcut olmalı diye düşündüm.. Aman aç kaldım beni yaratan niye bana vermiyorsun zihniyetine dayalı olduğunu ve sonradan geliştiği kanısında değilim.


    Sevgili Erin;

    Dogada var olan yaratiklardan hepsinin icgudusu olmasina ragmen insanda kesinlikle icgudu yoktur.Hic bir insan dogdugunda ,yani bebekken bitki koku yeme icgudusune sahip degildir.Bu insana ogretilir.Kimler tarafindan daha evvel duyu organlarini kullanmayi ogrenen insanlar tarafindan.Duyu organlarimizi daha kucucuk bebekken bilincsizce kullanmaya baslariz.Elimize alarak dokundugumuz karanfilin ne oldugunu bilmedigimiz icin azimiza sokariz,burnumuza tutariz hatta bir yerlere vurarak sesler cikartmaya calisiriz.Ama sende gozetlemissindir, yaslar ilerledikce ilk temasi yaptigimiz el devreden cikar yerine diger organlar girmeye baslar.Mesela karanfili ellemeden de yenmiyecdegini biliriz,ses cikarmayacagini ve ya koklamadan bile kokusu oldugunu biliriz.Bunlar icgudu degil deneme yanilma yontemiyle ogrenmedir.Bir tehlike aninda hayvanlar icgudusel olarak ne yapacagini bilir ama insanin ne yapacagi asla kestirilemez.Ornek ,bir tehlike aninda bir hayvan icgudusel olarak ya bagirir,ya kacar yada saldirir.Ama insanin ne yapacagi hic belli olmaz en buyuk dusmaninin bile isine geldigi zaman yanaklarindan opebilir


    Tanrıdan ümit edilmeden çok, kayıtsız şartsız varlığının farkında olunması daha benimsediğim bir düşünce..

    İhtiyaca bağlı düşünürsek bir menfaat, neredeyse patron -işçi, efendi-köle indirgemesi gibi algılanıyor. Buda maalesef yaradan / dini kullanarak insanları yönlendirme gibi günümüzde sık başvurulan asıl yaradılış ve din kavramına ters bir zihniyet haline getirilibiliniyor
    ..


    Malesef bu senin iyi niyetinle sahip oldugun bir dusunce.Insan ve tanri arasindaki iliski aynen verdigin ornekteki gibi efendi-kole iliskisi, ama bu iliskiyi olusturan tanri degil, insanin ta kendisidir.Ilk insan yeni sogumus lav daglarinin tepesine cikipta etrafina bakmaya basladigindan beri assagida ve kendinden kucuk olan hic bir seyden korkmamistir.Cunku bunlarla mucadele edecek zeka olusmustur.Fakat gokyuzundeki guclerle mucadele etmesi mumkun degildir,hele o gokyuzunden de daha evvelki tartismamiz da bahsettigim gibi menfaatlerde geliyorsa artik onlara itaat etmek ve tapmaktan baska caresi yoktur.Cunku goklerin gonlunu hos tutarsa o ona her turlu nimeti verecek ,ama karsi gelip isyan ederse o gok onu felakete surukliyecektir.Iste zaten bu ihtiyaca bagli menfaat iliskisi insanlar tarafindan DINLERI dogurmustur.



    Ben hayvanların dahi ölümün farkında oldukları kanısındayım.
    Ölüm (fiziksel) korkulacak bir şey değil, bir son değil bir geçiştir. Tıpkı yaşam gibi. Korkulması gerektiğini, günah vs gibi detaylarlada süsleyerek bunu işleyen kurumsallaştırılmış tek tanrılı dinlerdir..

    Aslında bütün canlılar doğduğu andan beri sürdükleri hayatın gelip geçici olduğunun farkında bence. Ancak tek tanrılı dinler 'korku' imajına dayandırılarak bunun böyle olmdığını savunarak insanların bu doğal biliç ve bilgilerini köreltmişler kanısındayım.
    Bununla ölümden sonra bir hayat olduğunuda iddia etmiyorum. Burada eğer bahsedilen 'hayat' kelimesini şu an yaşadığımız bilinen genel anlamdaki hayat ise...
    Biraz karışık oldu galiba ama anladığınız kanısındayım..
    Bilmiyorum kesimhanelerde tosun (boga) larin kesim seklini gordun mu ?Kamyonun arkasindan inerler ve OLUM yolu denen bir yola girerler ,iki tarafi duvar olan bir yol ve inan tipis tipis yururler ,o 700-800 kglik boga eger kesilecegini bilse oralari yerle bir eder. Bayramlarda gordugun o kovalamacalar ise hayvanin olucegini bilmesinden degil hayvancagizi korkutmalarindan kaynaklaniyor.(icgudusel) Belki kurban bayramlarin da denk gelmissindir ,kesilmek uzere yere yatirilan koyun hala yandaki otu koparip yemege calisisr.Onun icin gun gelip olecegini bilen tek yaratik insandir o da bir tek bu olayin ne zaman ve nasil olacagini bilemez.Bu bilinmezlik zaten insani obur taraftaki cennet -cehennem olgusuna inandirir.Cunku insani olunce sadece toprak olarak yok olacagi dusuncesi cok sikar ve yasama zevkini elinden alir.Anliyacagin buda birseyler beklentisini dogurur ve menfaata dayanir.



    Bu yukarıdaki dediklerinize bakılırsa hayvanların bulundukları doğa sistemlerine mükemmel olarak adapte oldukları ama aslında teknolojinin en basite indirgenmiş halini kullanamayan insan hiç bir yerde yaşayamayacağınıda çıkartabiliriz.

    Çünkü en basit silahı kullanamayan insan, bitki kökünü kazmak için alet kullanamayan insan, bulunduğu iklime göre örtünemeyen insan doğada tutunamaz ölür. Demekki insanları hayvanlardan ayıran teknoloji kullanmaları. Burada tabi teknoloji derken en basitinden kesici alet yapımı ve kullanımından ve hayvan postu ile örtünmeden bahsediyorum..Buradada merak değil ihtiyaç diyorum. Yani ilim bilimin sebebi ihtiyaç...
    İnanmak ise tembelce değil doğaldır..
    Burada ben hem evrim teorisini hemde dini teoriyi redediyorum. Zaten ya o yada öbürü diye yaratılan argümanlar çoğunlukla 'gerçek'lerden uzaklaşılması için yapay gündemler oluşturmaktır diye algılıyorum.
    Her iki anlayışta çok basite indirgenmiş, daha derin boyutlar olduğunu savunuyorum..
    Guzel kardesim yazinin bu paragrafinda malesef biraz kendinle celismissin.Yukarida hayvanlarin bulunduklari ortama adapte olduklarini kabul ediyorsun ki bunun adi EVRIM GECIRMEDIR.Assagida evrim teorisini reddediyorum diyorsun.Sana daha evvel zurafa ornegini vermistim.Bu ornege daha evvel kara hayvani olan yunuslari,balinalari ve daha bir cok evrim gecirerek yasadiklari yere adapte olan hayvanlari sayabilirim.Dindarlar nedendir bilinmez maymundan geldigimiz gercegini kabul etmezler bunu assaglayici bulurlar ve hatta bunu savunanlara MAYMUN SOYU derler ama balciktan gelmeyi cok onurlandirici bulurlar.Keske DARWIN aslanlarda geliyoruz deseydide belki hoslarina giderdi

    Yerden goge kadar haklisin tabi ki en basit bir teknolojiyi kullanamayan insan yok olur gider.Ama insanoglu sosyal yasar yani yardimlasma onun icin en onde gelen bir kavramdir.Ari kovanini terk edip ,ben tek basima yasiyacam diyen bir ARI olabilir mi veya bu arinin yasama sansi var mi? Bence colde dogan ve orada yasiyan bir insanin KUTUPlara gitme meraki bu ortunmeyi saglamistir.Merak ihtiyaci dogurmustur.Cunku insanoglunun kullandigi hicbir aleti dogada bulamazsin,dogada bir bicak bulamazsin,dogada dugme,dogada bir buhar makinesi bulamazsin.Hayvanlarin disleri var ben nasil baska bir hayvani oldurebilirim meraki bicagi yaptirmistir,Bu hayvanlarin uzerindeki post benim uzerimde nasil durur meraki dugmeyi yaptirmistir,ben surdan suraya nasil daha cabuk giderim meraki buhar makinesini yaptirmistir.Ben nasil ucarim meraki ucagi yaptirmistir.Yani hikasacasi merak insan gelisiminin en onemli unsurudur.



    Ben yinede sevginin herşeyden önce geldiğine inanmaya devam edeceğim..
    Sevgi ilktir, doğumlar sevgiden sonra gelir..
    Yağmuru yağdıran Tanrıyı o an o yağmurun bana olan etkisine göre severim..
    Yeterki beni sorgulama diyen bir Tanrı olduğuna hiç inanmıyorum. Bu uyanık kulların bir tezgahı..Öldükten sonra yaşam vaad edende bu yukarıdakine dahil olmalı..

    Gene süper bir düşünce alışverişi için konuya devam etmeniz, yukarıda söylediklerimi değerlendirmenizi umarak saygılar...

    Sevginin herseyden once gelmesi ,benimde katildigim bir duygu yani insanca.Ama "Yağmuru yağdıran Tanrıyı o an o yağmurun bana olan etkisine göre severim.." lafin yukarida tartistigimiz menfafat iliskisine bir ornek.Beni sorgulama diyen bir tanri olmadigini bende dusunuyorum ama malesef bunu zorla dayatan DINLER var.Ve senin dedigin gibi bunu insanligin kafasina zorla sokan uyanik kullar var.

    Bu bilgi alisverisinden bende cok mutlu oldum keyif aldim ve bundan sonra butun yorumlarini takip edecegim .Sevgiyle kal.

  10. #10
    ahmetaysever adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-12-2008
    Mesajlar
    353
    Karizma Gücü
    4
    Tanrı mı insanı yarattı yoksa İnsan mı Tanrı'yı yarattı...

    Bence insan Tanrı'yı yarattı...

    İnsan kendi gücünün yetmediği yerde daha güçlü bir varlığın er-geç devreye gireceğini umut etmesi Tanrı'nın varoluş serüveninde ilk paragrafı oluşturur.

    Gelişme bölümünde; bu durum bir disipline bağlanmaya çalışılmıştır. Yani 3 defa güneşe yüzünü dön; yere doğru eğil kalk ki bir şey dilediğini Tanrı anlasın; anlar anlamaz devreye girsin ve elde etmek istediğini bir tamam sana versin.

    Sonuç bölümünde; dünyada elde ettiklerin sana kar; üstelik dünya hayatında 3 defa eğilip kalktığın için sana dünya sonrasında da sonsuz hayatta var.

    Yazdıran: Tanrı
    Yazan: Peygamber
    Alıcı: İnsan
    Adres: Dünya

    Gönderen: İnsan!!!

    Hem gönderen hem gönderilen insan... Mektup hiçbir mana ifade etmez bu durumda. etmediği çok açıktır.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Dinlerin kardeşliği Nobel'e aday
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde Bir Yahudi tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 08.09.11, 07:32

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •