İlik nakli için sıra beklerken yaşamını yitirdi.

2 yaşındaki Abdülsamet Bozbey kurtarılamadı.


Lösemi hastası 2 yaşındaki Abdülsamet Bozbey, ilik nakli sırası beklerken yüzde 2 olan kanserli hücre oranı yüzde 72'ye çıktı. İlik nakli için Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Sağlık Bakanlığı'na yazı yazan baba Arif Bozbey'in tüm çabalarına rağmen nakil sırası gelmeyince küçük Samet hayatını kaybetti.


İlik nakli sırası için bekledikleri zamanın aleyhlerine işlediğini öne sürerek nakil merkezini suçlayan baba Arif Bozbey, ''Ölüm listesi her gün uzadı. 'İlk sıradasınız' dediler, 5'inci sırada olduk. '10'uncu sıradasınız' dediler 18'inci olduk. Yavruma ablası ilik verecekti. Donör uyumu sağlandı. Ama nakil merkezinden uzatılan zaman, eceli her gün daha da yaklaştırdı. Oğlum daha fazla direnemedi" dedi. İstanbul Üniversitesi İlik Nakli Merkezi'nden Prof. Dr. Sema Anak ise ''Merkezimiz yetersiz, 3 yatakla yetişmeye çalışıyoruz. Sırada şu an 80 hasta var. Bu devletin bir sorunu ancak neden biz suçlanıyoruz bilemiyorum. Vicdanım rahat ama içim acıyor'' diye konuştu.

Lösemi, Abdülsamet Bozbey'i daha 1 yaşındayken pençesine aldı. Bozbey ailesinin dördüncü çocuğu olan Abdülsamet Bozbey'e, İstanbul Üniversitesi Tıp Fatültesi Hastanesi'nde geçen yıl 11 Şubat'ta ilk teşhis konuldu. İnşaat işiyle uğraşan baba Arif Bozbey, burada yer olmadığı gerekçesiyle Göztepe Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiklerini belirterek, 155 gün boyunca oturdukları Avrupa Yakası'ndan Anadolu Yakası'na kan ve trombosit taşıdığını söyledi. 9 yaşındaki kızı Rumeysa ile Abdülsamet'in ilik uyumlarının olduğu ortaya çıkınca minik çocukları kurtulacak diye havalara uçtuklarını belirten Arif Bozbey, ''Biz kemik iliğini bulmuştuk. Bu büyük başarıydı. 21 Mayıs'ta yeniden İstanbul Üniversitesi Nakil Merkezi'nden Prof. Dr. Sema Anak'ın kapısını çaldık. Bize 'çocuğunuz ilk sırada' dedi ve ilik nakli için geri sayım başladı'' dedi.

Bundan sonraki süreçte ise ilik nakli olacakların listesinin sürekli uzadığını iddia eden baba Arif Bozbey, ''Çocuğumuzun vücudu, kan değerleri ilik nakline hazır ama ölüm listesinde sıra uzun. Birinci sıra beşinci oldu. Daha sonra bu sıra da uzadı. Sırayı beklerken Abdülsamet'in kan değerleri düştü. Vücut ilik nakline uygun olmaktan çıktı. Daha sonra sıra 18 oldu. Ve böylece ölüm listesi sırası bize 3 ay kaybettirdi. Kanserli hücre oranı yüzde 2'den yüzde 72'ye çıktı'' diye konuştu.

ACI SON 30 OCAK'TA GELDİ

Lösemi gibi bir hastalıkta ölüme karşı zamanla yarışılırken, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde uygulanan yöntemi anlayamadığını söyleyen baba Arif Bozbey, acı sonun 30 Ocak'ta gelip çattığını ifade ederek, ''Oğlum bile bile ölüme gitti'' dedi. Yüreğinin yandığını ve bir yıl süren mücadelesine rağmen çocuğunu kaybettiğini söyleyen Bozbey, "Benim çocuğum, söyledikleri zaman ilik nakli yapılsaydı kurtulacaktı. Zamanın bu hastalar için ne demek olduğunu bilmiyorlar mı? Anlamakta güçlük geçiyorum'' dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e mektup yazarak yardım istediğini söyleyen Arif Bozbey, "Sıra gelmek bilmeyince Cumhurbaşkanımıza
mektup yazdım. 21 Ekim'de hemen kendisinden mektup geldi. Genel Sekreter Yardımcısı Emin Kuz tarafından yazılan yazıda, ilik nakli önerilen oğluma ilik nakli yapılması için İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne bildirildiği yazıyordu'' şeklinde konuştu.

Hastalık yeniden nüksedince ilik naklinin hayal olduğunu söyleyen baba Bozbey, acısını adalete sığınarak hafifletmeye çalıştığını ifade ederek, ''Nakil
merkezindeki doktorlarla ilgili suç duyurusunda bulunacağım. İhmallerini artık
adalet ortaya çıkarsın. Başka anneler-babalar ilik nakli sırasında yavrularını
kaybetmesin'' diye konuştu.

NAKİL MERKEZİMİZ YETERSİZ

İstanbul Üniversitesi Nakil Merkezi'nden Prof. Dr. Sema Anak, bu konuda kesinlikle bir ihmallerinin söz konusu olmadığını belirterek şunları söyledi: "3 yatağımız, sıra bekleyen ilik nakli uyumu sağlanmış 80 hastamız var. Hiçbirine öncelik tanımıyoruz. Hepsine eşit muamelede bulunuyoruz. Kimseye öncelik vermemiz mümkün değil. Ama nakil merkezimiz yetersiz. Sistemin eksikiliği biz doktorlara yükleniyor, kalbimiz kırılıyor. 1989 yılından bu yana bu merkezde görev yapıyorum. Kurtardığım hastalarım da, bu hastalığın pençesinde ölen hastalarım da var. Vicdanım rahat ama bu sistemin eksikliği beni de rahatsız ediyor. Doktor olarak elinizden geleni yapıyorsunuz. Uzman yok, hemşire yok. 3 yatak var. Bu acımasızlık. Babayı da anlıyorum, evladını kaybetmiş. Ama suçlu biz değiliz. Artık İstanbul'daki nakil merkezine yatırım yapılsın. İzmir'de 3 nakil merkezi, Ankara'da 4 nakil merkezi var. İstanbul'da ise tek ve 3 yataklı. Hastalarımız sırada bekliyor. Hedef biz oluyoruz. Sağlık Bakanlığı uğraşıyor. Dilerim en kısa zamanda bu sorun çözülür."


Kaynak