• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Lnx
    <span style='color: #FFA500'><span class='glow_FF0000'>Lnx</span></span> çevrimdışı
    (-∞,∞) <span style='color: #FFA500'><span class='glow_FF0000'>Lnx</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-07-2006
    Mesajlar
    9,093
    Karizma Gücü
    7

    Deniz Feneri'nin İç Dalgası Geliyor / ÖZLEM ZORCAN

    Son 5 aydır Türkiye’ye gelemeyen Deniz Feneri dava dosyasını Almanya’daki ilişkilerini kullanarak Türkiye'ye getiren ve TBMM'de basın toplantısı yaparak kamuoyuna açıklayan CHP Merkez Yürütme Kurulu üyesi Ali Kılıç ile konuştuk. Dosyanın 'çakma' olduğuna yönelik iddiaları yanıtlayan Kılıç, 'Biz çakma dosya, bakma dosya bilmeyiz. Tüm belgeler gerçek. Dosya geldiğinde fena halde sıkışacakları için yerel seçim sonrasına kadar zaman kazanmaya çalışıyorlar' diye konuştu.

    Davanın AKP içinde ve yakınında pek çok kişiyi kapsadığını ifade eden Kılıç, 'Deniz Feneri davasında 2. dalga yakında patlayacak. Haklarında soruşturma başlatılan 15 kişinin pek çoğu Türkiye’de' dedi.
    Frankfurt Savcılığı Sözcüsü Başsavcı Doris Möller Scheu’nun davayla ilgili kimi belgeleri Türkiye’ye vermeyeceğini vurgulayan Kılıç, savcının delillerin karartılmasından endişe ettiğini ifade etti.




    »Açıkladığınız dosyanın ‘çakma’ olduğu söylendi?
    Toplamı 3-4 bin sayfadan oluşan dosyanın Türkiye’yi ilgilendiren bölümünü aldık. Bunu da siyasi şantaj için kullanmadık. Madem, Adalet Bakanı getirtemiyor, ona yardımcı olalım dedik. Teşekkür etmeleri gerekirken, daha dosyayı incelemeden ‘sahte’ dediler. Resmi dosya olmadığını söylediler. Dosyanın adının resmi olması için Türkiye’ye resmi kanallardan gelmesi gerekir. Bu açıdan dosya resmi değil. Ancak o kanalla gelecek belgelerle bizim getirdiğimiz dosyadaki belgeler aynıdır. Dosyamız Alman Mahkemeleri’nde kullanılan Deniz Feneri’nin altyapı soruşturmalarını oluşturan bilgilerden ve belgelerden oluşuyor. Türkiye’ye resmi dosya gelince ikisini karşılaştırırız ve akla kara ortaya çıkar.



    'TÜRKİYE'DEKİ 15 KİŞİYE DAVA AÇILACAK'
    »Açıkladığınız dosyanın daha önce basına sızmış belgelerden oluştuğu eleştirileri de var?
    Kara para aklama, uyuşturucu satışı, Vakıfbank kredilerinin nerelerde kullanıldığına dair belgeleri açıklıyorum. Bunlar daha önce basına sızdırılmışsa neden hiçbir soruşturma başlatılmadı? ‘Polis kayıtlarına göre 1 milyon 290 bin avro para Türkiye’ye gönderilmiş’ diyorum. Bunu soruşturacaklarına, eleştiriyorlar. Çünkü dosyanın gerçekliği ortaya çıktığında sıkışacaklar. İşin içinde olanların bizzat AKP içinde yer alan ve etrafında örgütlenen kişiler olduğu anlaşılacak. Üstelik Deniz Feneri’nin ikinci dalgası da kısa bir süre sonra gündeme gelecek. Savcı 15 kişiyle ilgili önümüzdeki haftalarda yeni bir dava daha açılacağını söylüyor. Söz konusu kişilerin çoğu Türkiye’de. Frankfurt Savcılığı Sözcüsü Başsavcı Doris Möller Scheu, bazı belgeleri Türkiye’ye vermeyeceklerini, karartılma kuşkusu taşıdıklarını söyledi. Açıkça, TC yöneticilerine güvenmiyorlar. Bu durumun haklı zemini yok mu?




    '21 BİN YURTTAŞ İÇİN BİLE GETİRMEDİLER'
    »Dosyanın Türkiye’ye gelmesi neden gecikiyor?
    Dolandırıcılığı yapanlar, dolandırılanlar Türk, para Türkiye’ye geliyor ama Almanlar yargılıyor. Oysa TC Hükümeti mağdur 21 bin vatandaş için olaya el koymalıydı. Adalet Bakanı dosyayı isteyeceğini ve konuları devralacağını söyledi ancak üzerinden 5 ay geçti. Hâlâ bir gelişme olmadı. Dosyanın yerel seçimler sonrasına bırakılmak istendiğini anladık. Üstelik bu 5 aylık sürede birçok şirketin adının değiştirildiği, hisselerinin dağıtıldığı, hisse aktarması yapıldığı, naylon faturalar kesildiği de ortaya çıktı. Zaman kazanmaya, koşulları hazırlamaya çalışıyorlar.




    »Almanya’da Deniz Feneri’ne gelinirken ne yaşandı?
    1960’lı yıllarda yurtdışına çalışmaya gönderilen milyonlarca Türk vatandaşıyla gittikleri yerde ilgilenebilecek tek bir yetkili kuruluş yoktu. Başkonsolosluklar, sadece pasaport işlemi gibi prosedürleri yerine getiriyordu. Aynı tarihlerde İtalya da pek çok vatandaşını Almanya’ya gönderdi. Ancak her üç yüz işçinin yanında bir rehber, bir psikolog ve bir de din adamı vardı. İtalyanlar 70’li yılların ortasına geldiklerinde asimile olmadan Alman vatandaşlarıyla kaynaştı. Ancak o dönemde Türkiye’de iktidar olan sağ parti hükümetlerinin yanlış icraatları sonucunda Türkler, Alman toplumunun dışında kaldı. Ancak Türk hükümetleri her ekonomik dar boğaza girildiğinde oradaki vatandaşlardan döviz istedi.


    »1970’li yıllarda örgütlenmeler oluşuyor...
    Evet. 1970’li yılların ortasından sonra Almanya’daki vatandaşların ekonomik durumunu güçlü bulan bazı siyaset kurnazları oralarda örgütlenmeye gitti. Bunların başında Milli Görüş Teşkilatı gelir. Oradaki insanların yalnızlığından yararlanarak, Avrupa’nın hemen hemen her ülkesinde örgütlendiler. Dini inancı merkez alan örgütlenmeler, vatandaşları camilerde ve mescitlerde sömürmüşlerdir.




    »1980’lerdeki gelişmeler nasıl?
    1980’den sonra Türkiye’de askeri darbenin gerçekleşmesinin ardından Kenan Evren ve arkadaşları birçok yurtseveri vatan haini ilan ettiği için on binlerce vatandaşımız yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. Bu sürecin ardından yurtdışındaki ayrışma daha da kesinleşti. ‘Yeşil sermaye’ diye ifade edilen yapılanma tam da bu dönemde başladı. Milli Görüş maddi beslenmenin altyapısını tamamıyla oturttu. Ardından Kombassan, Yimpaş ve Jet-Pa gibi şirketler örgütlenerek para toplamaya başladılar.
    Belgeleriyle söylüyorum ki o dönem İstanbul Anakent Belediye Başkanı olan Recep Tayip Erdoğan, Yimpaş Holding yöneticileriyle birlikte Almanya’da camilere gidiyor, vaaz veriyordu. Erdoğan, iktidara gelince Türkiye’ye adil düzeni getireceklerini ve gurbetteki vatandaşların sorunlarını çözeceklerini söyleyerek insanlarda ‘benim de katkım olsun’ hissi oluştururken, yöneticiler de vatandaşlardan para topluyorlardı. Yıllar sonra Yimpaş mağdurları dernek kurarak, AKP’nin başına geçmiş Erdoğan’dan hesap sordular. Ancak Erdoğan, ‘para verirken bana mı sordun?’ cevabının ardından mağdurları korumalarına dövdürterek dışarıya attırdı.
    Yimpaş ve Kombassan’la işlerin iyi gitmediğini düşündüklerindeyse yeni bir yapılanmaya ihtiyaç duydular. İşte o yapılanmanın adı ‘Deniz Feneri’ oldu. Şu anda Deniz Feneri’nin içinde bulunan kimi yöneticiler daha önce Yimpaş’da yöneticiydi. Toplanan 50-55 milyon avroluk paranın büyük bir kısmı Türkiye’ye getirildi. Türkiye’deki bazı holdingler, televizyonlar ve şirketler finanse edildi. Böylece Deniz Feneri’nin içi boşaltıldı.

    »Deniz Feneri kimden destek aldı?
    Başbakan Erdoğan, Bakanlar Kurulu aracılığıyla Deniz Feneri’ne ‘kamu yararına çalışan dernek’ statüsü verdi. Böylece çalışmaları çok daha kolay bir şekilde yapmaya başladılar. Elimdeki rakamlara göre 21 bin insandan maddi katkı sağlamışlar. Almanya’daki bankalardan 500 bin avro, 1 milyon avro gibi rakamlar çekilmeye başlandığında skandal patlak verdi.

    »Sanırım süreci başından beri izlediniz?
    Evet, yakından takip ettik. İddianameyi inceledik ve orada, söz konusu paraların bir siyasi düşünceyi finanse etmek adına Türkiye’ye aktarıldığı yönündeki ifadeleri okuduk. Karar duruşmasında davayla ilgili tutuklananların sadece piyon oldukları ve olayın asıl ağababalarının Türkiye’de bulundukları söylendi. Savcı bu cümleleri kurarken yüzyılın dolandırıcısı olarak adlandırılan Mehmet Gürhan’la Başbakan Erdoğan’ın aynı karede bulunduğu fotoğraf ve Zekeriya Karaman’ın oğlunun düğün videosu gösteriliyordu. Videoda dondurulan görüntülerde, Erdoğan, eşi, damadı ve gelininin yanı sıra Zekeriya Karaman, Binali Yıldırım, Beşir Atalay ve Zahid Akman bulunuyordu.
    ***
    Erdoğan’ın oğlunun aldığı geminin taksitleri ödenmiş
    »Başbakan Erdoğan, gemi ödemeleri iddianızla ilgili dava açtı...
    Buna çok sevindim. Vakıfbank’ın verdiği kredinin ne kadarının gemiye ne kadarının Türkiye’ye Zekeriya Karaman’ın oğlunun Haliç Ltd. Şirketine aktarıldığını belgesiyle ortaya koyuyoruz. Bu para Türkiye’ye geldikten çok kısa bir süre sonra Erdoğan’ın oğlunun satın almış olduğu geminin taksitleri ödeniyor. Ortada büyük bir kirli ticaret ve siyaset mantığının yanı sıra dolandırıcılık var. Dolandırıcılığın bir ucunun da Türkiye’ye dayandığını, Başbakanın etrafındaki ekiplerden oluşan isimlere kadar geldiğini belgeliyoruz. Erdoğan’la mahkemede hesaplaşacağız, iddialarıma ait belgelerin yanlış olduğunu ispatlarsa, Alman mahkemelerini de çürütmüş olur. Ben de herkesten özür dilerim. Ancak Erdoğan, sadece külhanbeyi tavırlarıyla bizi yıldıramaz. ‘Hodri meydan’ diyorum, Türk yargısı önünde hesaplaşalım.
    ***
    Uyuşturucudan gelen para trafiği
    »Dosyada ne tür bilgiler yer alıyor?
    Elimdeki belgelerde Zahid Akman’ın hangi şirketlere ortak olduğu, yöneticilik yaptığı tarihleriyle yazıyor. ASSPLAN şirketi ki buraya uyuşturucu ve esrar gelirleri aktarılıyor ASSTEAM şirketiyle kardeş kuruluştur. Akman, 03.03.2005 tarihinden 23.01.2006 tarihine kadar bu şirkette yöneticilik yapmış. Yine belgelerle söylüyorum ki Akman, bu şirketlere ortak olabilmek için 580-600 bin avro ana sermayeye yatırmıştır. Bu parayı nereden buldu?
    Uyuşturucu trafiğinin yaşandığını ortaya koyan bir dava dosyasına da ulaştım. Orada Şükrü Gültekin’in adı geçiyor. Dosyanın uyuşturucuyla ilgili olduğunu Alman polisi söylüyor. Biz bunu soruşturma dosyasından öğrendik.

    15 Şubat 2005 tarihinde İstanbul 28. noterliğince onaylanmış bir vekaletname var. Mehmet Gürhan adlı şahısa Almanya sınırları içinde her türlü ticareti yapabileceğine dair vekalet verenler arasında Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Zahid Akman yer alıyor. Haziran 2005 tarihinde RTÜK Başkanlığına seçilen Akman’ın bağlı bulunduğu tüm şirketlerden çekilmesi gerekirdi. Kendisine vekaletnameyi iptal edip etmediğini soruyorum yanıtlamıyor. Zahid Akman Yeni Şafak Gazetesi’ni Avrupa’ya götürdü. Orda yüzde 80 hissesini alarak, şirket kurdu ve gazeteyi kendisi çıkardı. Bu da belgeleriyle ortada, kimse inkâr edemez.


    ÖZLEM ZORCAN ANKARA


    Kaynak
    103
    ~
    cordy~


    ƒ(φ)=∞

  2. #2
    Uye elbistanli46 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-09-2008
    Mesajlar
    6,329
    Karizma Gücü
    5
    çok net, açik , ve aydinlatici bir yazi. Özlem hanim'a tesekkürler
    [COLOR="Purple"][FONT="Arial Narrow"][I]Muhammed miraç'a vardığı gece,
    Kapıda gördüğü Aslandır Ali..Sen Alisin güzel şah...[/I][/FONT][/COLOR]



    [B][COLOR="Red"]Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA GİDİCİ[/COLOR][/B]

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Deniz Feneri'nin sanıkları belgeleri silmeyi unutmuş!
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde 27 mayıs devrimdir tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 28.08.11, 13:42

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •