HİNDİSTAN'A -ANAYURDUMA
Ülkem! Geçmiş görkemli günlerinde senin,
Ne hoş bir ayla çevrelemişti alnını,
Taparlardı sana, değil mi ki tanrı idin.
Nerede görkemin şimdi senin, nerede sevgi nerede
saygı?
Zincire vurulu şimdi, kartal tüylerin,
Yerlerde sürünüyorsun şimdi, ne acı:
Çelenk yapamıyorlar ozanların sana
Perişanlığını anlatabiliyorlar anca'!
Bırak dalayım derinlerine zamanın,
Ve getireyim, geçip gitmiş onca çağdan,
Geriye kalanları, yüce enkazdan,
Ayıramaz insan, gözünü, bir an olsun, o enkazdan;
Ve onca çabamın armağanı,
Yenik ülkem olsun! Yüreğimin senden tek sadakası!
Henry Louis Vivian Derozio (1809-1831)
İngilizce'den çeviren: Ulaş Başar Gezgin/ 13.07.2546
(2003)
2) ANAM, EĞİLİYORUM ÖNÜNDE
Anam, eğiliyorum önünde!
Aceleci akıntılarınla doluyum,
Bahçelerinin pırıltısıyla parıldıyorum,
Serinim keyfi ile rüzgarlarının,
Dalgalanıyor, Yüce Anam, karanlık tarlaların,
Özgür Anam.
Ayışığı düşleriyle, görkemi ile,
Dallarında ve tanrısal akıpgidişinde,
Giyinmişim tomurcuklanan ağaçlarını,
Anam, kolaylaştıran, yaşamı,
Gülen, şirince, tatlı tatlı!
Eğiliyorum önünde ey Tanrı.
Kim demiş ki güçsüzmüşsün kendi ülkende?
300 milyon insanın, kılıç var ellerinde
Ve haykırıyor 300 milyon, adını, usanmazca
O kıyıdan bu kıyıya, o kıyıdan bu kıyıya.
Sen ki gücü yeten herşeye,
Seni çağırıyorum ben, Tanrı-Anne!
Sen ki kurtaran bizi; kalk, yine kurtar bizi!
Düşmanların talanları ağlatır beni
Ovadan denize,
Özgürce.
Bilgeliksin sen, yasa'sın,
kalbimiz, canımız, nefesimiz,
Huşusun sen, tanrısal aşksın,
Seninle yener ölümü, kalbimiz.
Kolu kol yapan güçsün sen,
Güzelliksin, büyüsün sen.
Kutsal olan tüm imgeler yalnızca,
seninkilerdir tapınaklarımızda.
Durga'sın(*) sen, Hanım ve Kraliçe,
Parıl parıl kılıcı ve elleri ile,
Lakşmi'sin (*) sen, nilüfer tahtında,
Binbir esinli peri ayarında.
Saf ve Mükemmel, eşsizcesine,
Kulaklarını ver, bizlere Anne,
Aceleci akıntılarınla doluyum,
Bahçelerinin pırıltısıyla parıldıyorum,
Koyu tenli, iyi niyetli,
Saçları mücevherli
Ve görkemli, tanrısal gülüşün,
Zenginlikler yağıyor ellerinden ellerimize,
En sevgili toprağı yeryüzünün,
Annem benim! Anne! Anne!
Anne, biriciğim, eğiliyorum önünde,
Anne, anne! Özgür ve yüce!
(*) Durga: Bengal'de tapınılan Ana Tanrıça./ Lakşmi:
Zenginlik Tanrısı.
Bankim Çandra Çatterci (1838-1894)
İngilizce'den çeviren: Ulaş Başar Gezgin/ 13.07.2546
(2003)
3) ŞARKILAR (GİTANCALİ)
51
Sen ki, hakimisin tüm insanların,
Sendedir yazgısı, Hindistan'ın.
Titretir tüm yürekleri adın,
Pencaplılar'ın, Sindliler'in(*), Güceratlılar'ın,
Maratalılar'ın,
Dravidliler'in, Orissalılar'ın, Bengalliler'in(*).
Himalayalar'da yankılanır adın, tepelerinde
Vindyalar'ın,
Müziğine karışır Camna'nın, Ganj'ın,
Seni söyler dalgaları, Hint Ummanı'nın.
Ulularlar seni, isterler ki kutsayasın,
Sendedir yazgısı, Hindistan'ın,
Şan olsun sana şan!
Dolaşır sesin gündüz gece, diyar diyar,
Tahtına toplar
Hindular'ı, Budacılar'ı, Sihler'i, Cainler'i,
Persliler'i, İsacılar'ı, Muhammedciler'i.
Türbene sunar adaklarını, Doğu ve Batı,
Sevgi çelengi içindeki adaklarını.
Dengeyi getirdin yüreklerine, tüm insanların,
Sendedir yazgısı, Hindistan'ın,
Şan olsun sana şan!
Ölümsüz Arabacı! Sensin, tarihin motoru,
İnişi-çıkışıyla dolu, Uluslar'ın, yol boyu.
Bunca dert, bunca dehşet ortasında,
Öten, senin borun; güç veren, boynu bükük, ümitsiz
insanlara,
ve rehber olan, tehlikelerle dolu yolculuklarında.
Sendedir yazgısı, Hindistan'ın,
Şan olsun sana şan!
Hüzünle yüklü olduğunda, uzun geceler, kasvetli,
Cansız yattığında vatan, uyuşuk, bitik,
Anne'nin kolları, sarmaladı Ülke'yi,
Eğildi önünde, yeni açılmış gözler, an be an,
Kurtulana dek, karabasandan,
Unufak etmedeydi ciğerini.
Sendedir yazgısı, Hindistan'ın,
Şan olsun sana şan!
Dağılıyor gece, doğuyor Güneş, Doğu'da,
Şakıyor kuşlar, müjdeliyor esinti yeni bir yaşamı.
Altın sevgi ışınlarının dokunuşuyla
Uyanmada Hindistan, ayaklarına kapanmada.
Sen ki Krallar Kralı!
Sendedir yazgısı, Hindistan'ın,
Şan olsun sana şan!
Rabindranat Tagor (1861-1941)
İngilizce'den çeviren: Ulaş Başar Gezgin/ 13.07.2546
(2003)


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla