KABİNENİN kasım kasım kasılan üyelerinden biridir. “Oturaklı devlet adamı”nın rol modeli...
Konda’nın yaptığı araştırmadaki “demokrasi konusunda zıt duyguları olan sosyal muhafazakar insan” tipi...
Bir siyasetçinin “Milli Görüş” gömleğini çıkartıp, “Muhafazakar demokrat” gömleğini giymesinin ondan daha çarpıcı örneği olamaz.
Askerlerimiz PKK tarafından kaçırıldığında, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiçbir mensubu bu duruma düşmemeliydi” demişti.
Askerlerimizin serbest bırakılmasına da sevinemediğini söylemişti.
Devlet Bakanı iken, memurlara, “Sakın grev yapmayın işsiz kalırsınız, çoluğunuz çocuğunuzu düşünün” diyen de odur.
“Geçinemediğim için saz ve davul çalıyorum” diyen bir öğretmene “sanata devam” diye cevap vermiştir.
“Bir hukukçu olarak söylüyorum” diyerek söze başlamakla ve ağzından çıkanı kulağı duymamakla ünlüdür.
Büyük devlet adamı, her şeyi bilen mütefekkir, bazen de Oscar ödüllü aktör pozundadır.
Nevi şahsına münhasır değil, tam bize münhasır bir politikacıdır.
Seveni vardır herhalde.
Seveni varsa, bunun bir hikmeti de olmalıdır.
*
“HÜKÜMETİMİZLE kavga eden, zıtlaşan yerel yönetimler her projelerini Ankara’dan geçiremiyor. Maalesef bu Türkiye’nin gerçeği... O nedenle halkıyla barışık, hükümetiyle barışık, devletiyle barışık mahalli yöneticiler işbaşında olursa bizim sorunlarımız daha çabuk çözülür.”
Kameralar önünde söylenen ve televizyonlarda yayınlanan bu sözler de ona aittir.
Demek istiyor ki:
“Seçilen belediye başkanları AKP’li değil ise, merkezi hükümetten zırnık alamazlar.”
Bu, AKP’nin demokrasi anlayışının bir bakan tarafından ifşa edilmesidir.
“Benden olmayana hayat hakkı yok” felsefesine veya felsefesizliğine dayandırılan çarpık bir demokrasi anlayışı...
“Ne olmuş yani?” tepkilerine gelince...
O da bizim demokrasi anlayışımız.
Böyle başa, böyle tarak!
*
“BU gözler neler gördü” diyorduk.
Meğer hiçbir şey görmemiş bu gözler...
Hayretten, şaşkınlıktan faltaşı gibi açıldığına göre...
Ne Adnan Menderes, ne Turgut Özal, hatta ne de tek parti döneminde İsmet İnönü.
Partizanlığın böylesi görülmüş değil.
Dikensiz gül bahçesi ve muhalefetsiz demokrasi isteniyor.
Meclis İçtüzüğü’nde yapılmakta olan değişikliklere bakılırsa, hızla parlamenter diktatörlüğe doğru gidiyoruz.
Parlamenter demokrasiden, parlamenter diktatörlüğe...
“Ezber bozmak” asıl buna derler işte.
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla




