• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 7 1234567 SonSon
64 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    fetullahh adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-03-2008
    Mesajlar
    826
    Karizma Gücü
    5

    'Menderes'le yattım, kocamı kurtardım'



    'Menderes'le yattım, kocamı kurtardım'



    Adnan Menderes'in Ayhan Aydan dışında aşk yaşadığı kadınlardan biri de Suzan Sözen'di...


    BUKET AŞÇI
    --------------------------------------------------------------------------------


    Genç bir kadın. Henüz 25 yaşında. Bir gece, bir davette başbakanla tanışıyor. Daha doğrusu başbakan onu uzaktan görüyor, elinden tutuyor ve bahçeye çıkarıyor. Sonra saatlerce dolaşıyorlar. Film gibi değil mi? Opera sanatçısı Ayhan Aydan ve Adnan Menderes’in tanışmaları aynen böyle cereyan ediyor...

    Ancak Ayhan Aydan, bu ilişkiyle ilgili adeta sessizlik yemini etmişti. Birkaç istisna dışında kimseyle konuşmamıştı. Bunlardan biri eski bakan, yazar Yılmaz Karakoyunlu’ydu. “Hatırla Sevgili” dizisinin danışmanlığını da yapan Karakoyunlu, uzun uğraşları sonucunda Ayhan Aydan’la bir dizi görüşmede bulunmuş ve edindiği bilgilerle “Yorgun Mayıs Kısrakları” romanını yazmıştı.



    Böylece biz de kendisiyle geçen hafta sonsuz bir suskunluğa gömülen Ayhan Aydan’ı yani Cumhuriyet tarihinin en gizemli kadınlarından birini konuşabilme fırsatı bulduk.

    Çok zeki, asil ve aranılan bir kadındı

    Cumhuriyet tarihinin en gizemli kadınlarından biriydi Ayhan Hanım. Siz onunla tanıştınız. Nasıl biriydi?
    Çok zekiydi. Sorduğum bir sorunun yanıtının başka hangi soruya varacağını tahmin eder, onu da kapsayarak konuşurdu. Müthiş bir gözlem yeteneği vardı. Hiçbir zaman gözü yaşlı olmadı. Yaşadıklarını anlatırken kendinden geçmedi. Vakur ve gururluydu. Ama en önemlisi olayları anlatırken, olayların içinde oturup çeperindekileri kendi etrafında döndürecek bir kabiliyete sahipti. Böyle bir kadından bir erkek çok hoşlanır. Çok da güzel bir kadındı. Tavırlarından da anlıyorsunuz ki her şeyiyle güzel bir kadındı. Ayrıca karşı tarafı kötüye kullanmayan... Ama darbe yemiş bir kadındı da. Bu darbe Adnan Bey’in diğer kadınla (Suzan Sözen) sürdürdüğü ilişkiydi...


    Neden?
    Adnan Bey, onunla tanışmadan önce de çapkındı. Hatta 1946’da dönemin derin devleti, Adnan Bey henüz başvekil değilken, çok iyi bir hatip, çok iyi muhalefet yapıyor diye “Nedir bu adamın hayatı, araştırın” demiş ve sevgilisi Mukaddes Hanım’la hangi saatte ne yapıyor öğrenilmişti. Bunlar devlet zabıtlarında vardır.



    Ayhan Hanım, Menderes’in diğer ilişkilerini nasıl karşılıyor?
    Çevresindekiler Adnan Bey’in ilişkilerinden onu haberdar ediyor. Ama Ayhan Hanım, Adnan Bey’i onu o kadar seviyor ki, “Yeter ki senden bir çocuğum olsun” diyor. Yani “Eşini boşa, beni al” gibi bir talebi yok. Şunu da unutmamak gerek; Türkiye’de başbakan sevmeye hazır, on binlerce değil yüz binlerce kadın bulursunuz. Türk kadını otoriteyi sever. 1950 koşullarında bir başbakanı sevmek ise fevkalade önemli bir hususiyet. Ayhan Hanım bunun da farkındaydı. Ama bu hiçbir zaman Adnan Bey’den bir şey talep etmek tarzında olmadı. Yani “Ahmet’i oradan al, buraya koy gibi.”



    Her ne kadar Ayhan Hanım aşık olsa da bu çok zor bir ilişki. Onu bu ilişkide tutan ne?
    Ayhan Hanım, o sırada 25-26 yaşında. Adnan Bey ellilerinde... Onun yanında yaşadığı mutluluğu çok iyi tarif edip Ayhan Hanım’a hissettiriyor. Mesela Ayhan Hanım “Küpem kayboldu” diye anlatmıştı; oturup saatlerce arıyorlar. Dikmen’deki gazino kapatılıyor, korumalar falan hep birlikte arabaların farlarını yakıp, küpenin taşını arıyorlar. Ayhan Hanım “Benimle beraber gözlerime baka baka aradı”
    demişti.

    Aşırı kıskançtı, şoförsüz sokağa çıkarmazdı

    Tanışmaları da film gibi...
    Öyle. Ziraat Bankası Umum Müdürü Mithat Dülge’nin düzenlediği davette tanışıyorlar. Kendisinin ifadesiyle, 1950 senesinin Ekim ya da Kasım’ı. Adnan Bey, kalabalığın içinden Ayhan Hanım’ı görüyor.
    Yanında da Sakarya milletvekili Rıfat Kadızade var. “Kim bu?” diyor. O da “Mithat Bey’in yeğeni” deyince hiçbir şey demeden Ayhan Hanım’a doğru yürüyor. Tanışıyor, sonra da “Aaa, burada duman çok oldu” deyip elinden tutup bahçeye çıkarıyor. Gece boyunca dolaşıyorlar. Adnan Bey hiç elini bırakmıyor.


    Hollywood çekse “Amma abartmışlar” deriz. Başbakan gelecek, genç kadını kalabalıkta görecek, elinden tutacak, herkesin ortasında bahçeye çıkıp, liseliler gibi dolaşacaklar...
    Gerçekten öyle yazsanız kimseyi inandıramazsınız. Ama gerçek bu! O gece seni arayacağım diyor ve aramaya başlıyor. Kısa bir süre sonra da ona gri renk bir otomobil hediye ediyor. Şoförüyle... “Bundan sonra her yere bununla gideceksin” diyor. Çünkü Ayhan Hanım’ın sokak ortasında yürümesine müsaade edecek biri değil, aşikar bir kıskançlık değil bu, ama potansiyel olarak müthiş bir kıskançlık. Ben bu arabayı bir latife yaparak yüz görümlüğüne benzetirim.





    Eşi Ferit önemli bir müzisyendi!

    Ama bu arada sadece Adnan Menderes değil Ayhan Hanım da evli. Ünlü bir müzisyen olan (Türk Beşlileri’nden) Hasan Ferit Alnar’la...
    Evet. Ayhan Hanım’ın annesinin evinde görüşüyorlar, ilişkilerini orada yaşıyorlar. Yani annesi evde oluyor. Bir-iki üç birliktelikten sonra Ayhan Hanım bunun bir başkasıyla evliyken cereyan etmesini hazmedemiyor. Durumu Adnan Bey’e açıyor “Boşanma talep edeceğim” diyor. Adnan Bey de “Sen beceremezsin, ben konuşurum” diyor ve onu kocasından istiyor. “Boşa ben alacağım” diyor.



    Ferit Bey de çok önemli, değerli biri. Çok zor bir durumda kalmış...
    Ferit Bey büyük adamdır. Ama dünyanın da en talihsiz adamıdır. Türk Beşlileri dediklerimizin hepsi devlet sanatçısı ilan edilmiştir; Ahmed Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey, Ulvi Cemal Erkin, Necil Kazım Akses... Hepsi! Hasan Ferit Anlar hariç! Halbuki onun mesleki tecrübesi diğerlerinden çok daha yüksekti. Üstelik alaturka eğitim görmüş bir adamdı, Viyana’ya gönderilmişti. Kanun virtüözüydü.


    Ferit Bey’den olan çocuğu da öldü

    Ama Ayhan Hanım’la evli olmak gibi bir kadersizliği vardı...
    Evet ve Ayhan Hanım’ın ondan çocuğu vardı. 15-16 yaşındayken Londra’da bir trafik kazasında öldü. Adnan Bey’in son yıllarına denk gelir ölümü. İlişkiye başladıklarında çocuk da 6 yaşındadır.


    Ayhan Hanım’ın çocuğunun olması ilişkilerini nasıl etkiliyor?
    Adnan Bey’in bulunduğu yerde çocuk görünmüyor. Ayhan Hanım’ın annesi çok dirayetli bir kadın... Doğması muhtemel bütün sıkıntıları önceden fark ederek önlem alıyor. Ayhan Hanım Adnan Bey’i çok sevdiği için ondan da çocuk istiyor. Adnan Bey bunu uzun süre reddediyor. Ama Ayhan Hanım hamile kalınca, biraz da geç söyler, “Doğur” diyor.



    Bebekleri erken doğdu...

    Doğan bu çocuk Bebek davasına konu oluyor?
    Ayhan Hanım’ın kendisinden dinledim. “Çocuğun kolunu kırdılar” iddiasını sordum. “Doktorların yapabileceği bir şey yoktu. Hastanede olması gereken bir doğumdu, ben evde doğurmuştum” dedi. Erken doğum çünkü.

    Hastaneye niye gitmiyor?
    Hadisenin duyulacağını, Adnan Bey’in zedeleneceğini düşündüğü için. Olay Adnan Bey’e intikal edince o da Dr. Alaattin Bey’in yanı sıra en yakın arkadaşlarından Mükerrem Sarol’u da (o da jinekolog) haberdar ediyor. Zeynep Kamil Hastanesi’nin Başhekimi Fahri Atabey’i de. Gittiklerinde çocuğun yaşama şansı olmadığını görüyorlar. Kuvöz olsaydı bile. Çocuk yedi-sekiz saat yaşıyor. Ölünce kayda geçirmeden Cebeci Mezarlığı’na gömüyorlar, mezarın kaydını da sanırım Ayhan Hanım’ın ismiyle yazıyorlar.


    Ayhan Aydan’ı bu kadar özel kılan ne? Yani hakkında roman yazmanızın, bizim bu röportajı yapmamızın nedeni?
    İlişki içindeki duruşu ama en önemlisi Yassıada duruşmalarındaki tavrı. O davaya Ayhan Hanım’ı Adnan Bey’i aşağılamak için çağırdılar; “Bu adam seni zorluyor muydu?” diye soruyorlardı. Ama o, “Ben bu adamı sevdim” demişti. Bu yiğit bir ifadedir. İhtilal mahkemelerini karanlığa gömecek bir nur idrakinin cesur ve fedakâr iradesi. Deseydi ki “Gençtim, güzeldim, başbakandı, beni kandırdı” deseydi, orada biterdi Ayhan Hanım. Bir daha lafı bile olmazdı. Ne siz burada olurdunuz, ne de ben bunları anlatırdım.




    Ayaklarını yıkardı...

    Adnan Bey, çok da kıskançmış...
    Hem de nasıl. Hanımefendinin anlattıklarını kendimde mahfuz tutarak, romanda hafifçe hissettirdim. Ama neredeyse şiddet gösterecek kadar.


    Ailesini kaybetmiş bir hukuk fakültesi öğrencisinin Ayhan Hanım’dan yardım istemesi üzerine Adnan Bey’in “Kimdi o” diye başlayan şiddetini mi kastediyorsunuz?
    Evet. Kadını “Sen nereye gidiyorsun” deyip çektiğinde elbisesi elinde kalıyor, yırtılıyor, neredeyse çırılçıplak kalıyor. Operadan istifa etmesini istiyor. Önüne istifasını hazırlayıp koyuyor.


    Yani evinin kadını olmasını, onun için süslemesini, kimseyle görüşmemesini, eve geldiğinde de ayaklarını yıkamasını istiyor.
    Adnan Bey Ayhan Hanım’ı evinin kadını gibi değerlendiriyor. Büyük sevdaların içinde başka koşullarda yadırganacak şeyler doğal bir görünüm kazanır. Adnan Bey’in ayaklarını yıkıyor olması gibi. Bunlar ayıplanacak şeyler değil.


    Celal Bayar galalarına giderdi

    Ayhan Hanım bu ilişkiden ötürü hiç mi gururlanmıyor?
    Gururlandığı yerler var. Mesela “Benim primadonnası olduğum her operanın galasına cumhurbaşkanı geldi” derdi. Adnan Bey gelmiyor! Onun operada tek fotoğrafı yoktur. Ama Celal Bayar gidiyor. “Kulise gelir, yanıma oturur, elimi tutar, fotoğraf çektirdi” diye anlatmıştı. Yani cumhurbaşkanı bu ilişkiden haberdar; “Gideyim şu kızı bir de ben göreyim” diyor. Yanına alıp, oturtup, elini tutup gazetecilere “Çekin bakalım fotoğrafımızı” demesinin anlamı ise şu; “Bu kız benim başbakanıma layık bir değerdir!”

    Biri hanım, diğeri o kadın!

    Olanlar karşısında Berrin Hanım ne hissediyor sizce?
    Bir rahatsızlık hissettiği şüphesiz. Ama bana bunu aileden biri söylemişti; Ayhan Hanım’ın bahsi geçtiğinde “Ayhan Hanım”, Menderes’in diğer sevgilisi Suzan Sözen’in adı geçtiğinde ise “O kadın” deniyor. Bu iki tanım arasında Lut gölü ile Everest tepesi kadar fark vardır. Oğluyla da konuştum, Aydın Bey’le parlamento arkadaşlığım vardı, bu ilişki hakkında en ufak imada dahi bulunmazdı. “Yaşanmış bir olaydır, tarafları ilgilendirir, her ikisi için de saygıdeğerdir” derdi. Bu da Aydın Bey’in olgun kişiliğini yansıtır.

    Suzan Sözen bir şehvet fırtınasıydı

    Suzan Sözen nasıl biriydi?
    Lacivert gözlü bir kadındı. Bir kere Maçka’da gördüm. Bir haziran günü güneşin en yoğun olduğu saatte gökyüzü ne kadar maviyse gözleri o kadar mavileşiyor, gece bastığı zaman ne kadar lacivert olursa o kadar lacivert oluyordu. Çok güzeldi. Hafif göğüs çatalı göstermeye meraklıydı. Seksi görünen bir kadın havasından çok, sakin görünen bir şehvet fırtınasıydı. Çok güzel omuzları vardı. Dorothy Lamour’a benzerdi...



    Suzan Hanım da evli değil mi? Onun da eşinin adı Ferit...
    Adnan Bey’in çok enteresan bir yanı var. Bence bunu psikologların tahlil etmesinde fayda var. Beraber olduğu kadınların kocaları evdeyken bile onları ziyarete gidiyor. Düşünsenize Ayhan Hanım’a “Seni kocandan ben boşayacağım” diyor. Suzan Hanım’ın oturduğu Belveder Apartmanı’nına gidip zili çalıyor. Suzan Hanım, sokakta Adnan Bey’in arabasını gördüğünde de kocasına “Hadi Ferit sen arka odaya geç” diyor, o da geçiyor. Ferit dediğimiz İstanbul Emniyet Müdürü! Sizce bunun tahlil edilmesi gerekmez mi! Adam geliyor, evden içeri giriyor, eşi arka odaya gidiyor.


    Sizce bunun nedeni ne?
    Benim Adnan Bey’in ilişkilerine yönelik bir rahatsızlığım yok. Bir tabiat kendini böyle ortaya koymuş. Ama kadının kocası oradayken gitmesi... Kadının kocasına “Sen arka odaya geç” demesi. Bu nasıl bir kadın? Mahkeme zabıtlarında vardır; savcı sorar; “Nasıl tanıştınız” diye. O da başlar anlatmaya; “Kocamı Bitlis’e tayin etmişlerdi. Bir arkadaşım da Adnan Bey’le temasımı temin etti. Adnan Bey beni aradı, geldi, bende kaldı, ertesi gün kocamın İstanbul’da kalması sağlandı...”

    Bugünkü siyasetçiler ilişkileri ucuzlattı!

    Eski siyasetçilerin ilişkileri ile bugün kasetleri çıkanlarınki arasında fark var mı?
    Fatin Rüştü Zorlu’nun da birlikte olduğu bir Vuslat Hanım vardır. Bir büyükelçinin eşiydi. Kürşat Başar’ın “Başucumda Müzik” romanında bahsi geçen kadın... Tarihimizde böyle çok örnek vardır. Bugünkülere gelince...
    Şimdikiler ucuza düştüler. Eskiden bir siyasetçi, üst düzey bir bürokrat vasfı olmayan bir kadınla birlikte olmazdı. Hepsi vasıflıydı kadınların. Ayhan Hanım opera sanatçısıydı!



    KAYNAK

    Ne Menderes'miş yahu... İçim bulandı resmen.

  2. #2
    dede 60 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-04-2007
    Mesajlar
    10,095
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Ne kahraman(e) kadınmış öyle!!!

  3. #3
    olur olur <span style='color: #FFA500'>Baytar.</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-02-2007
    Mesajlar
    6,595
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    her dönemin kötüsü olacak ya o dönemiğn kötüsüde menderes olsun bakalım...
    devam edin bakalım. nasılsa ismette öldü mendereste.
    .

    Bekleyişler anna.
    Köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela.
    Nişanlısı askerde kızlar, kızı ölüm orucundaki baba,babası tersanede oğul, oğlu şizofren anne.


  4. #4
    Son_Mohikan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    5,827
    Karizma Gücü
    7
    Evet, demokrasinin yıldızına bakın! Bu nasıl iğrenç bir ilişkidir böyle!

  5. #5
    odi68 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-10-2007
    Mesajlar
    477
    Karizma Gücü
    5
    Rezilliği pespayeliği birde sanki iyi bir şeymiş gibi lanse eden bu zihniyeye yazıkar olsun...


    Şimdikiler ucuza düştüler. Eskiden bir siyasetçi, üst düzey bir bürokrat vasfı olmayan bir kadınla birlikte olmazdı. Hepsi vasıflıydı kadınların. Ayhan Hanım opera sanatçısıydı!Şimdikiler ucuza düştüler. Eskiden bir siyasetçi, üst düzey bir bürokrat vasfı olmayan bir kadınla birlikte olmazdı. Hepsi vasıflıydı kadınların. Ayhan Hanım opera sanatçısıydı!
    Suzan Hanım’ın oturduğu Belveder Apartmanı’nına gidip zili çalıyor. Suzan Hanım, sokakta Adnan Bey’in arabasını gördüğünde de kocasına “Hadi Ferit sen arka odaya geç” diyor, o da geçiyor. Ferit dediğimiz İstanbul Emniyet Müdürü
    Kadına diyecek söz bulamıyorum hadide kocası nasıl bir erkek...?
    İnsanlar mevkilerini korumak uğruna karılarını bile peşkeş çekebiliyorlar.
    Menderes ayrıca bir ekol...
    bunun gibi örnekler çoktur ülkemizde ama;

    “Kocamı Bitlis’e tayin etmişlerdi. Bir arkadaşım da Adnan Bey’le temasımı temin etti. Adnan Bey beni aradı, geldi, bende kaldı, ertesi gün kocamın İstanbul’da kalması sağlandı“Kocamı Bitlis’e tayin etmişlerdi. Bir arkadaşım da Adnan Bey’le temasımı temin etti. Adnan Bey beni aradı, geldi, bende kaldı, ertesi gün kocamın İstanbul’da kalması sağlandı"

    Sanki övünelecek birşeymiş gibi anlatılıdığını ilk duyuyorum.
    Kocasının tayinini yaptırmak için başbakanla yatan kadın, kocası; ve her türlü durumdan faydalanmayı bilen bir başbakan...


    Evet. Ayhan Hanım’ın annesinin evinde görüşüyorlar, ilişkilerini orada yaşıyorlar. Yani annesi evde oluyor.

    Ayhan Hanım bu ilişkiden ötürü hiç mi gururlanmıyor?
    Bir ülkenin başbakanı karınıza göz koyuyor senelerce bir ilşki yaşıyorlar ve sizde bunu seyretmek zorunda kalıyorsunuz
    ne acı bir durum...

    Suçsuz yere asıldı diyenler bunu okusunlar
    az bile yapılmış bir makam kötü amaçlı anca bu kadar kullanılabilir...
    Var olmak mı, yoksa olmama mı, bütün sorun bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel, Zalim kaderin yumruklarına, oklarına, Yoksa diretip belâ denizlerine karşı Dur, yeter! demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız Bitebilir bütün acıları yüreğin, Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun. Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü! Çünkü, o ölüm uykularında, Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından, Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu. Bu düşüncedir felâketleri yaşanır yapan. Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına? Zorbanın kahrına, gururun çiğnenmesine..

  6. #6
    <span style='color: #8B0000'>Tek Adam</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2007
    Mesajlar
    8,691
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Menderes, Hüseyin Üzmez zihniyetinden oldugu için böyle şeylerin olması normal. Böylelerinden her zaman çekineceksin.
    “Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.”

    Ülke ne zaman darda kalsa bir KEMAL çıkıyor!

  7. #7
    odi68 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-10-2007
    Mesajlar
    477
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Baytar. tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    her dönemin kötüsü olacak ya o dönemiğn kötüsüde menderes olsun bakalım...
    devam edin bakalım. nasılsa ismette öldü mendereste.
    .
    Ya bu olayı nasıl böyle basite indirgeyebilirisiniz?
    Bulunduğu mevkiyi sırf canının çektiği her kadınla birlikte olmak için kullanmış bir başbakan...
    O kadınların eşlerinin durumu sizin için hiçmi birşey ifade etmiyor?
    Osmanlıda padişahların kurduğu harem gibi maşallah elden geçirmedik kadın bırakmamış. Üstüne üstlük kadınların nerdeyse tamamı evli. Bide bu sadece görünen kısmı adınada çapkınlık denmiş. Zina ne zamandır çapkınlık oldu...?
    Acaba başbakan olmasaydı bu kadınlar gene mendersle birlikte olurlarmıydı?
    Bir mendere değil kadınlara kocalarına annelerine kısca bu olaya göz yummuş herkeze yazıklar olsun...
    Var olmak mı, yoksa olmama mı, bütün sorun bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel, Zalim kaderin yumruklarına, oklarına, Yoksa diretip belâ denizlerine karşı Dur, yeter! demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız Bitebilir bütün acıları yüreğin, Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun. Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü! Çünkü, o ölüm uykularında, Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından, Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu. Bu düşüncedir felâketleri yaşanır yapan. Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına? Zorbanın kahrına, gururun çiğnenmesine..

  8. #8
    voyvoda01 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-11-2005
    Mesajlar
    11,531
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    kadına da varya hani neyse

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    Ülkesini Amerikaya peşkeş çeken HAİN biri için doğal şeyler bunlar.
    Vatan namustur boşa dememişler. O namusunu hiçe sayan hayli hayli başkalarının namusunu hiçe sayar.

    Bi kez daha ne kadar arsız, ne kadar namussuz olduklarını gördük.

  10. #10
    Dokuz_Işık adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-11-2008
    Mesajlar
    811
    Karizma Gücü
    4
    Menderes'i siyasi icraatlarından dolayı pek sevmem. Ancak bu konularda o ve diğer demokrat partililere haksızlık yapıldığı görüşündeyim. Tek bir olay üzerine prim yapmak isteyen bir çok yalancı türediği görüşündeyim. Bu zihniyet zamanında Atatürk içined yok şurda şu kadınla yattı burda bu kadınla yattı gibi çirkin iddialarda bulunmuştur. Çünkü Türk insanı namus ve ahlağa önem veren bir kültürden gelir. Böyle bir kültürde insanı yaralamak içinde bu tür iddialar ortaya atılır.

    Menderes'in bu yönlerine bakıp kin kusanlar, ondan önceki dönemde Atatürk'ün adını kıskanıp kendine "Milli Şef" diyen, Atatürk'ün resmini kıskanıp paraların üzerine kendi resmini basan bir adamı, Atatürk hayattayken sürekli tartışan onunla büyük kavgalar eden bir adamı, milletvekilliğinden düşünce kendi için çıkardığı yasayla doğrudan senatörlüğe çıkan bir adamı, işine gelince kulaklığını kapatıp söylenenleri duymamazlıktan gelen bir adamı yüceltmekten geri durmazlar.

    Fatih Rüştü Zorlu'nun nasıl bir bakan olduğunu merak edenler, KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın beyanlarını okusunlar "O yürüdüğünde Türkiye yürüyormuş gibi etkilenirdik."

    Haksız bir şekilde idam edilmiş, ölmüş kişiler hakkında böyle ithamlar hiç bir insanlığa sığmaz.
    Dinimiz bir, dilimiz bir,
    Bir millətik, iki dövlət
    Ayımız bir, ilimiz bir,
    Eyni arzu, eyni niyyət.
    Eşqimiz bir, yolumuz bir
    Hər ikisi cümhuriyyət
    Azərbaycan-Türkiyə


    Bahtiyar Vahapzade

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 'Kızım için öğretmeniyle yattım!..'
    2003 - 2004 Konuları bölümünde babaorhan tarafından açılmış
    Yanıt: 46
    Son Mesaj: 22.09.11, 09:59
  2. manytak bişi yerlere yattım kesin indirin
    2005 Konuları bölümünde berknos tarafından açılmış
    Yanıt: 34
    Son Mesaj: 26.10.05, 01:36

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •