Övülmeye alıştı. Birden yoğunlaşan eleştirileri olgun insanlara özgü biçimde karşılayamıyor.
Batı’nın övgüleri, 2002’den 2005’lerden özel yaşamından kimi icraatına değin medyamızdaki yalaka yayınlarla bugünlere gelen RTE’nin; içeride sertleşen eleştirilere eklenen örneğin ABD İnsan Hakları Raporu’ndaki olumsuz saptamalara tepki göstermesi doğal.
Oysa daha önce Washington Institute’nin yayımladığı rapor, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın raporunun öncüsüydü.
Ankara’da büyükelçilik yapan, emekli olduktan sonra başkenti sık sık ziyaret ederek sıkı dostluklar kuran Mark Parris’in bu rapordaki yazısı RTE’nin ya dikkatini çekmedi ya da yazarın resmi bir kimliği olmadığı için önemsemeye değer bulmadı.
Mark Parris, zehir zemberek saptamalarında; RTE’nin kimliğini sergiliyor.
Başbakan’ı “…bürokrasiyi kendi dünya görüşündeki insanlarla doldurmaya çalışan, basına paranoya duyan, bütün vizyonu bir sonraki seçimlerle sınırlı, ABD ve AB ile ilişkilere sadece ‘Bana ne verebilirler’ duygusuyla davranan bir kişi olarak” görüyor.
Washington yönetimi ise RTE’nin medya paranoyasını daha nazik sözcüklerle ifade ediyor, ama ediyor.
Ne ki, miting alanlarında medyaya ağır biçimde yüklenen RTE, her iki raporda altı çizilen saptamaları yalanlayacak davranış ve söylemlerde bulunacağı yerde, medyaya daha ağır cezalandırma yöntemleri uygulayacağını çağrıştıran konuşmalar yapıyor.
TEPAV adındaki araştırma kurumunun yaptığı ankette hükümete güven yüzde 6.4’ten 6.2’ye gerilemiş; ne umuruna.
Bir dünya lideri olduğuna kendini inandıran RTE, canını dişine takmış, medyayla uğraşıyor.
Dış medyaya ne zaman sıra gelecek acaba?
***
Gece medya ile yatıyor, düşlerinde medya kâbusu, sabah medya ile uyanıyor.
Medya, egemen olduğu bürokrasinin bir parçası değil. Devlet olanaklarının yeşil sermayeye peşkeş çekilmesine veya ulusal yararları zedeleyecek politikalara karşı çıkan bir bürokrat gibi, örneğin Hürriyet’i alsın İstanbul’dan Hakkâri’ye sürgün etsin!.. Olasılığı bile yok!
RTE iktidarındaki A’dan Z’ye bütün yalanları, yanlışları hemen her gün teşhir eden haber ve yorumlarıyla Cumhuriyet’i kapatsın... Olanaksız!
Sinirden yerinde duramamasında, kızgın damdaki kedi gibi her gittiği yerde medyaya yüklenmesindeki tek neden; kimi saçma sapan ağır vergi cezaları gibi yaptırım veya saldırılardan başka elinde medyayı kendine çevireceğine inandığı olanakların olmaması…
***
Eleştiriye, kendinden olmayan gazete veya gazetecilerden o kadar, o denli kayıtsız ki; Çankaya’dakine yakın olduğu, ya da devlet yönetiminde Çankaya’dakini RTE’ye yeğlediğine inandığı Fehmi Koru ile arası limoni…
Aylardır benden olanlar-olmayanlar gibi ilkel bir kuralla kafası yoğrulan bir siyaset adamının sergilediği davranışlar izleniyor.
On parmağında on kara ve lâkin.. ana muhalefet lideri Baykal’ın “RTE başbakan oldu ama adam olamadı” sözünden alınmış.
Medyaya yüklenirken kullandığı üslubu “maganda (sözlük anlamı: giyim kuşamı yerinde; ama kaba, görgüsüz erkek) üslubu Başbakan’a yakışmıyor” deyişine de çok kızmış.
Oysa ha maganda, ha Kasımpaşalı!
Aynı kapıya çıkan iki sözcük değil mi?
Sanki herkes RTE’ye adam olduğunu söylemek, RTE’nin adam olduğunu kabul etmek zorundaymış gibi…
Baykal’ı mahkemeye verecekmiş.
Kim, kimi mahkemeye veriyor? Halkım halkım der durur ya, argo sözcük ve davranışla “ananı da al git” diye masum çiftçiyi kovan, kovalayan, “şimdi bana küfrettireceksiniz” diye ilgilileri azarlayan, saymakla bitmez benzeri hakaretler içeren örneklerle Cumhuriyet tarihine geçen RTE!
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


