• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
34 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    кemalist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2005
    Mesajlar
    11,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10

    Onay Eski Günlükten Sayfalar...

    Eski Günlük'ten Sayfalar...

    Bu başlık altında internette ya da günlüğümde yazdığım satırları, paragrafları sizinle paylaşacağım. Umarım arada vakit ayırıp okuyanınız olur. İyi forumlar...




    Hayat annemin küçükken bana anlattığı masallardaki gibi değil.
    Ne çok uzaklarda bir ülkedeyiz, ne develer tellal ne de pireler berber.
    Masal dedeyi henüz hiç görmedim, sanırım sakalları da beyaz değil.
    Ben beyaz atlı bir prens değilim, hiçbir zamanda olmadım, ata binmeyi bile öğrenemedim aksine.
    Üstelik henüz hiçbir hikayem mutlu sonla bitmedi.
    Ben masallarda yaşamayı bir kenara bıraktım artık.
    Ve bir şans daha veriyorum uslanmayan gönlüme.
    Ya tamir edersin gönlümü ya da bırakır gidersin beni hayallerimle.




    Ve bir yıl daha.
    Saatime baktım, yelkovan koşar adım ilerliyordu.
    Tutup ümüğünü sıkmak istedim, Akrep tın tın ilerlerken yaşlı bir dede misali.
    Neden dedim, bu hızın, neden bu amansız ilerleyişin?
    Pis pis sırıttı bana.
    Metalik dudakları, manasız bakışlarıyla birleşince pek sevimli olmuyordu aslında.
    'Zaman' dedi.
    'Zaman bir yokoluşlar silsilesidir aslında.'
    Suratımdaki anlamsızlıkta destek bulan bu yaşlı bunak devam etti sözleriyle beni dövmeye.
    'Sen' dedi bana.
    'Sen yoksun aslında, küçüklüğün yok oldu zamanın dramatik yarışında. Aslına bakarsan şimdiye kadar hiç kazanan çıkmadı bu yarışta.'

    Yaşlanıyorum.
    Ve bu benim hiç hoşuma gitmiyor...





    Önüne gelen her topu direğe nişanlamak gibidir pesimist olmak.

    Pesimistlerin umutları olmaz, umutları olmadığı gibi yarından beklentileri de olmaz.
    Olabildiğince aza kanaat getirirler.
    Teselli buldukları yegane şey, çevrelerinde içlerindeki karanlığı körükleyecek olayların vuku bulmasıdır.
    En sevdikleri soru cümlesi, 'Bak ben dememiş miydim?' olmuştur her zaman.

    En sevdikleri yiyecek ise her daim bitter çikolata olmuştur. Karanlık, koyu bir tad bırakır damaklarında. En karanlık gecelerin karanlığı gibi, doğacak güneşi hiç hesaba katmadan.

    Ne büyük yanılgı; Kimileri 70 yıl önce öldün sanıyor...Kimileri de hala var gücüyle 'öldürmeye' çalışıyor.

    Oysa Sen Bizimlesin Sonsuza Dek! 1881-193∞
    KaN KaRDeŞ
    Zopacı
    Âняa§
    EFE

  2. #2
    <span style='color: #0000FF'>Mavi Duvar</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    6,929
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    'Zaman' dedi.
    'Zaman bir yokoluşlar silsilesidir aslında.'
    Suratımdaki anlamsızlıkta destek bulan bu yaşlı bunak devam etti sözleriyle beni dövmeye.
    'Sen' dedi bana.
    'Sen yoksun aslında, küçüklüğün yok oldu zamanın dramatik yarışında. Aslına bakarsan şimdiye kadar hiç kazanan çıkmadı bu yarışta.'
    Ne kadar güzel yazmışsın Kemalist yazılarını keyifle okuyacağım.Bu yazılanın üstüne söylenecek çok söz yok aslında.

    Devamını bekliyorum

  3. #3
    hazan_ng adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    11,282
    Karizma Gücü
    9
    'Sen yoksun aslında, küçüklüğün yok oldu zamanın dramatik yarışında. Aslına bakarsan şimdiye kadar hiç kazanan çıkmadı bu yarışta.'
    hiç birimiz yok'uz aslında,

    teşekkürler Kemalist çok güzel satırlar , yüreğine sağlık devamını bekliyoruz
    "-Bir gün, başımı omzuna dayayıp, uyumak isterdim" dedi kadın
    "-Ya bir daha uyanamazsan?" dedi adam
    "-İşte mutluluk bu olsa gerek" dedi kadın...


    ...
    ..
    .
    ÖzgüRuh (H.N.G)

  4. #4
    кemalist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2005
    Mesajlar
    11,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    İdrar örneğini almak için verilen plastik bardağı tepeleme doldurmak gibidir hayata tüm nefretini kusmak.

    İdrar yollarındaki son kalıntıları da kustuktan sonra yüzlerde beliren tebessümle eşdeğer hayata okkalı bir kazık atmanın verdiği haz. Verilen tahlilden alınan sonuç çok önem arzetmez lakin hepimiz sonu ölümle biten bir hastalığın taşıyıcıları olarak gönderildik yeryüzüne.

    Spermler arası yarışı birinci bitirdikten sonra başlar asıl hikaye. Bunca talihsizliğin üstüne dünyaya çocuklar getiririz pişkince, onlara bıraktığımız ölümcül hastalığa rağmen sevinçle.




    Döllenmeden sonra çocuğun boyu 5 milyon kat büyüyormuş ne ilginç değil mi?

    Keşke aynı oranda büyüyebilse beyinlerimiz. Çocukken oynanan evcilik oyunlarından daha yaratıcı olmalı oyunlarımız. Kendimize daha olgun roller biçmeliyiz. O yaşlarımızda olduğu kadar masum olamayız, beklentisiz, sadece zevk almak için yapamayız tüm bunları evet. Ama en azından dürüst olabiliriz.

    Kendimi aşk şarkılarında geçen umursamaz adamlara benzetiyorum. Bir seçim yapmadan sadece giden, yoldan geçen adamlardan farksız.

    Nasıl demiş üstad:

    "Ben böyleyim! " demek kadar korkunç bir söz yoktu. Ama ben hep öyle söylemiştim, karşımda yaptıklarımın, düşündüklerimin doğru olmadığını söyleyen ve beni seven insanlara. Ben böyleyim. Değişemeyeceğime inanmak o kadar kolaydı ki! Yokuş aşağı inmek kadar zevklisi yoktur. Hele tırmananlarla, her yükseldikleri birkaç santimde kilolarca ter dökenlerle alay etmek ne kadar da rahatlatırdı ruhumu!



    Koskoca yatakta en izbe köşeye saklanmak gibi.
    En korkunç kabuslarla, en derin karabasanlara gark olmak gibi.
    En sıkıntılı anlarından yastıkla yüzünü kapatmak gibi tıpkı bir katil utangaçlığıyla.

    Kaybolup gitmek, en çıkmaz sokaklarında şehrin, arnavut kaldırımlı olanları altına alarak. Hani şu belediye ekiplerinin açıp sonra gelişigüzel yerleştirdikleri griyle bezenmiş taşlar gibi.

    Nefretle yağan yağmurun ıslattığı kaldırımlarda yürürken, geçen savruk şoförlerin sıçrattığı çamur birikintilerine bile aldırmadan yoluna devam etmek gibi.

    Meçhule kalkan son gemiyi kaçırmak gibi iskeleden. Sevmek gibi...


    Teşekkür ederim ayrıca, yorumlarınız için.

    Ne büyük yanılgı; Kimileri 70 yıl önce öldün sanıyor...Kimileri de hala var gücüyle 'öldürmeye' çalışıyor.

    Oysa Sen Bizimlesin Sonsuza Dek! 1881-193∞
    KaN KaRDeŞ
    Zopacı
    Âняa§
    EFE

  5. #5
    кemalist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2005
    Mesajlar
    11,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10

    Sakaldaki son kılları da itina ile almak için: Sertçe vurulur traş bıçağı lavabonun mermer zeminine, su ile basınç uygulanır.

    Akıp giderken sana ait olan parçalar hızlıca, düşünür mü insan eksik kaldığını?

    Madem gitmişsin uzaklara, kal öyle yaklaşma yakınıma. Lakin uğraştım seni anlamaya, dayandım keçi inadını bertaraf etme adına her türlü saçmalığına.

    Düşünmüyor değildim eski günlerimizi, seyahatlerimizi, kokunun odama sinmesini. Her gidişin ardından bıktım son anda geri dönmelerinden, saçma çabalarından.

    Şimdi git, 'Kendine iyi bak!' cümlesindeki ünlem işareti kadar değersizsin benim için. O işaret bitişi, yitişimizi, ikimizi anlatıyor. Böylesi daha iyi anılarımız için.

    Hoşçakal...





    Hiç üzülme...

    Küçücük, pamuk elleriyle çenemden tutmaya çalışarak. Tekrar etti peltek masumiyetin ardında saklanmış kelimelerini:

    'Hiç üzülme sen olur mu?'

    Yüzümde beliren tebessümü tarif etmenin imkansızlığıyla iç geçirdim. Keşke o anı durdurabilme şansım olsaydı diye de ekledim üzerine.

    Bu kez çok farklıydı. Dünyayı kurtaran adamı oynamıyordum, hatta kendimi bile kurtaramıyordum. Bir girdaba usulca bırakmıştım kendimi. Çabalamamın sadece ölümümü hızlandıracağını çok iyi bilerek üstelik. Girdabın en hızlı yerine, ortasına gelmiştim, dünya eskisinden daha hızlı dönüyordu ve ben hızla batıyordum.

    Boğuldum ve uyandım.




    Yağmurun altında saatlerce yürümek istedim.

    Öyle ince yağıyordu ki, ne acıtıyordu vücudumu ne de korkutuyordu ruhumu. Rüzgarı tam yüzüme yediğim, yağmur tanelerinin şamardan farksız suratıma indiği günler çok uzakta değil halbuki.

    Güçlüyüm, en azından öyle görünmeye özen gösteriyorum. Kasırgalar yaratamıyorum hatta yağmuru avucumun içinde bile tutamıyorum ama dik duruyorum ya artık, ölsem de gam yemem.

    Aşk, insanoğlunun icat ettiği en sadist duygudur. İnsan kendine, sevdiğine, ailesine ve çevresine zarar verir aşık olunca.

    Yok, ben almayayım artık, bu kadarı kafi geldi.

    Ne büyük yanılgı; Kimileri 70 yıl önce öldün sanıyor...Kimileri de hala var gücüyle 'öldürmeye' çalışıyor.

    Oysa Sen Bizimlesin Sonsuza Dek! 1881-193∞
    KaN KaRDeŞ
    Zopacı
    Âняa§
    EFE

  6. #6
    кemalist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2005
    Mesajlar
    11,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    İçinde kar taneleri olan bir hayale başladık bugün.

    Yılın ilk kar taneleri düştü toprağa, yağmakla yağmamak arasında gidip gelerek. Öyle hiddetliyim ki herşeye, dilime doladığım Hayat Türküsü'nü bile detone olmadan söyleyemiyorum.

    Birinden mi çıkarsam bunun acısını? Yoktan yere bir kavga mı çıkarsam? Belki ileri gidip benim gibi hastalıklı düşüncelere sahip olanlarla birlikte bir kulüp kurarız, Chuck Palahniuk kadar ilham verici olmazdı lakin en azından tatmin olurdum.

    En azından kar yağsın saatlerce, her yer bembeyaz olsun. Kinimi kartopundan, kardan adamlardan çıkartayım. Böylesi daha zararsız olurdu belki de daha beyaz.




    Koskoca bir hiç kaldı senden geriye.

    Geçen yıl bu zamanlar, 12 aylık bir subaylık serüveninin ardından kendine güveni tavan yapmış bir birey olarak dönmüştüm toplumun içine. Herşeyi yapabileceğimi biliyordum. Bir maden işçisi ya da katil olamazdım belki ama cesur, gözüpek bir üniversite mezunu olarak adımımı atmıştım benden beklentileri yüksek olan ailemin yanına.

    Sonra ne mi oldu?
    Ailem tatmin olmuştu ama bana yetmemişti sanırım bu ülke. Doğum günümü kutladıktan hemen sonra soğuk bir şubat günü ayak bastım başka bir kıtaya, bu kez yeni umutlarla. 'Macera Dolu Amerika' güleryüzle karşılamıyor çoğu zaman misafirlerini, daha girişte anladım bunu.

    Çalışmalıydım, sadece okula gitmek yeteri kadar sıkıcıydı zaten. New York'ta başladığım macerada ikinci durak New Jersey oluyordu. Bir restaurantta garson olarak işe başlamıştım, koyu bordo renkteki kıyafet ayrı bir karizma katmıyordu insana tabi ama en azından boş vakitlerimde yeni insanlar tanıyor, pratik yapma imkanım oluyordu. İspanyol bir ailenin yanında kalıyordum, muhtemelen Karayiplerdeki muz ülkelerinden birinden göç etmişlerdi taşı toprağı altın olan bu ülkeye.

    İşimi seviyordum ama tatmin edici gelmiyordu bana, internette gezinirken bir gün kendi mesleğimle bağlantılı bir iş ilanı buldum ve hemen aradım. Yaklaşık 6 ay kadar bilfiil çalıştıktan sonra içimdeki özlem ateşi beni yakmaya başladı. Okuldan ve işimden özel izin alarak ülkeme döndüm ve geridönüşü olmayan bir yolculuk oldu bu benim için.

    Ne mi farkettim?
    İnsanların konu para olunca arkadaş bildiklerini rahatlıkla satabildiklerini, bu satışın gurbette çok daha rahat yapıldığını, her şeyin net olduğunu, ilişkilerin çarpık, düzenin herşeyin üzerinde olduğunu.

    Tıpkı bir dostun dediği gibiydi doğal çıplaklık: Biraz kazılsa toprak görülür aslında. Biraz kaldırılsa dünyanın kabuğu görünür gerçek var olan çoplaklığıyla. Görünür o muhteşem yazı. Dev harflerle. Bütün Kıtaları kaplayan ve hepsinin altına kazınmış olan: MADE IN USA.

    Dönüp bakıyorum geçmiş yıla, üç kelime hatırlıyorum şimdi:
    Hiç yoktan iyidir.



    Gardı düşmüş rakibini ringin üçgen köşelerinden birine sıkıştırıp, üzerine yumruklarla inmek gibi.Yaşanan tüm hayal kırıklıklarını yeni aşktan çıkartmak.

    Hep bir karşılaştırma olur ilk zamanlar, içinde 'fakat ve ama' gibi çelişkili, tutarsız kelimelerin olduğu cümleler çıkar ağızdan.

    Peki 'Gelen gideni aratır mı daima?' Şayet insanoğlu ikinci bir şans vermeseydi kendine, şu an dünya nüfusu 1.5 milyar olurdu. Çevremizde gördüğümüz kalabalık ailelerin yerini, yurtdışından aşina olduğumuz evsiz, sokak insanları alırdı.

    Sanırım ikinci bir şansı hakediyorum(-uz).


    Ne büyük yanılgı; Kimileri 70 yıl önce öldün sanıyor...Kimileri de hala var gücüyle 'öldürmeye' çalışıyor.

    Oysa Sen Bizimlesin Sonsuza Dek! 1881-193∞
    KaN KaRDeŞ
    Zopacı
    Âняa§
    EFE

  7. #7
    кemalist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2005
    Mesajlar
    11,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    Uzun zamandır görmediğim bir dostu karşılar gibi karşılamadım elbette yeni yılı.

    Eskisinden kaçmıyordum ki yenisinin kollarına atayım kendimi. Her yıl bir yaş daha yaşlandığını bile bile çılgınca kutlamıyor mu insanlar yeni gelen yılı? Onlara sormak gerek, neden bu heyecan? diye.

    Oysa ki her yıl daha bir yaşlanıyoruz, hücrelerimizin kendilerini yenileyemeyeceği zamana kadar koşar adım ilerliyoruz.

    İçkinin dibini görüp fıçıları devirmek, kırmızı iç çamaşırının uğurundan medet ummak, yeni yılın belki de en saçma simgesi olan beyaz güvercinli piyango biletleri sayesinde zengin olma hayalleri kurmak ya da vakit öldürüp tombala oynamak.

    Belki birazcık kar yağsaydı, sokaktaki çocukların sevinç çığlıklarını işitebilseydim, tüm evlerin çatılarını kaplayan beyaz güzelliğin arasından yükselen gri dumanı izleyebilseydim, bir fincan kahve alıp camın kenarına tüneseydim yeterdi bana aslında. Yeni bir yıl ile koca bir hiç arasındaki fark bundan ibaret benim için...

    Ne büyük yanılgı; Kimileri 70 yıl önce öldün sanıyor...Kimileri de hala var gücüyle 'öldürmeye' çalışıyor.

    Oysa Sen Bizimlesin Sonsuza Dek! 1881-193∞
    KaN KaRDeŞ
    Zopacı
    Âняa§
    EFE

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    22-05-2007
    Mesajlar
    3,150
    Karizma Gücü
    0
    Çok güzel yazılar bunlar. Kimi zaman şiir gibi coşkulu ve içten kimi zaman durgun bir deniz misali. Günlük hayatın toz pembe gerçekleri gibi bazen. Bazen asi bir küheylan gibi. Hasılı deruni duygular bunlar. Sanki şiir yazacakmışsın gibi başlıyor bazen satırlar, ama dayanamayıp uzadıkça uzuyor mısraların. Ha bir de gözden asla kaçmayacak bir bilgi birikimi hakim yazılarında. Tebrik ederim.. Gıpta ile okudum..

    TürkForum benim için bitmiştir.







  9. #9
    кemalist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2005
    Mesajlar
    11,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    Alıntı Alaybey tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Çok güzel yazılar bunlar. Kimi zaman şiir gibi coşkulu ve içten kimi zaman durgun bir deniz misali. Günlük hayatın toz pembe gerçekleri gibi bazen. Bazen asi bir küheylan gibi. Hasılı deruni duygular bunlar. Sanki şiir yazacakmışsın gibi başlıyor bazen satırlar, ama dayanamayıp uzadıkça uzuyor mısraların. Ha bir de gözden asla kaçmayacak bir bilgi birikimi hakim yazılarında. Tebrik ederim.. Gıpta ile okudum..
    Teşekkür ederim dostum, sadece birazcık hayalgücünden ibaret yazdıklarım. Senin gibi tanıdığım ve takdir ettiğim insanlar tarafından beğenilmek ise müthiş bir ödül benim adıma. Teşekkürler.



    Kalbim sonsuza dek mühürlü gözlerinde.

    En derinini yaşamak acıların, belki mutlu olurum diye en uçsuz, bucaksız çöllerde vaha aramak kadar umutsuz.

    En sessiz haykırışların ortasında, insanın içerden erimesi gibi. İki adım ileri, bir adım geri atmak gibi adımları, mehteran bölüğü misali.

    Yanındayken, zıplamak gibi gökyüzüne. Yerçekimine meydan okuyarak inmemek için yeryüzüne.

    Kıskanmak gibi aynadaki yansımasından bile, saçının bir tek telinin ziyan olmaması için ömrünü adamak gibi. Küfürler yağdırmak gibi onsuz geçen her saniyeye.

    Yolunu kaybetmek, bulmak için hiç uğraş sarfetmemek gibi, sevmek gibi...

    Ne büyük yanılgı; Kimileri 70 yıl önce öldün sanıyor...Kimileri de hala var gücüyle 'öldürmeye' çalışıyor.

    Oysa Sen Bizimlesin Sonsuza Dek! 1881-193∞
    KaN KaRDeŞ
    Zopacı
    Âняa§
    EFE

  10. #10
    кemalist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2005
    Mesajlar
    11,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    O ıslak gecenin bu kadar hatırda kalacağını nasıl bilebilirdim ki?

    Rüzgarın yüzümü yalayışı, elimdeki poşetlerin iç gıcıklatan sesi ve sessizce üzerime çiseleyen yağmur. Dünyadışı yaratıkların mısır tarlalarına garip geometrik şekiller çizmesi kadar garip gelir bana hep sokakta tek başına yürümek. Üstelik yağmur tüm hıncını benden çıkartırken.

    Sokağın 3.kalite mermerden yapılmış, yıpranmış ve eski köşesini dönerken ben, iki ürkek bakış takıldı gözlerime. Gecenin karanlığına inat açık sarı ve siyahla harmanlanmış ince yazlık ceketi kendine doğru çekip, soğuktan korunmaya çalışan bir beden.

    Gözlerindeki umutsuzluk öyle derindi ki. Ölümle tehdit edilen milyonerlerin, tatlı canlarını kurtarmak için attıkları bakışlardan biri sandım ilk önce. Sonradan farkettim asıl gerçeği, toplumun hücresi olan birey, bir ayna gibi yansıtıyordu herşeyi. Umutsuzluğun son haddesini...

    Ne büyük yanılgı; Kimileri 70 yıl önce öldün sanıyor...Kimileri de hala var gücüyle 'öldürmeye' çalışıyor.

    Oysa Sen Bizimlesin Sonsuza Dek! 1881-193∞
    KaN KaRDeŞ
    Zopacı
    Âняa§
    EFE

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •