Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşık iki haftadır Türkiye'nin çeşitli illerinde mitingler düzenliyor. Bu mitinglerde Ahhh Yozgatlımmm ahhhh, Ahhhh Nevşehirlim ahhhh, Ahhhh Diyarbakırlımmm ahhhh şeklinde başlattığı aynı sabit cümleleri tekrarlayarak, muhalefeti suçlayıcı konuşmalar yapıyor.

Başbakan buralarda ciddi siyasi konuşmalar yapmak yerine adeta "siyasi stendap" gösterileri yapmaktadır. Bu gösterilerinde bazen ölçüyü kaçırıyor, bazen muhalefete siyasi iftiralar atıyor, bazen siyasi gerçekleri saptırıyor, bazen de hayal aleminden salvo atışlar yapıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yakışan siyasi üslupta zaten maalesef bu tarz olmaktadır. Siyaset sahnesinde yer aldığı günden bu yana bu özelliğini hiç değiştirmedi. Muhalefette iken de aynıydı, iktidardayken de aynı…

Toplumu kandırma ve aldatma konusunda eline su dökülemeyecek bir siyaset tarzını benimseyen Recep Tayyip Erdoğan, bunun en son örneğini Kayseri mitinginde bir kez daha gösterdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan düzenlediği mitinglerde hep şu cümleyi kurarak milleti aldatmayı sürdürüyor: Bahçeli'ye 5 yıllığına görev verildi. 3.5 yıl kalamadı. 'Ben bu işi götüremiyorum, Allaha ısmarladık' dedi çekildi gitti. Hemen erken seçim. Bunlar devlet yönetemez. Yönetseydi halkım bunlara verdi zaten imkânı.

Başbakanın bu ifadeleri, koskoca bir siyasi yalandır.57.Hükümet, küresel güçlerin dümen suyuna girmediği, ABD'nin bölgedeki oyunlarına alet olmadığı ve milli bir direnç gösterdiği için resmen bir operasyona tabi tutulmuştur.57.Hükümet bu operasyona tabi tutulurken, Recep Tayyip Erdoğan ABD bulunan Yahudi kuruluşlarının kapısını icazet almak için aşındırıyor ve küresel oyunlara destek verecek AKP'yi kurarak, misyon yükleniyordu.

57.Hükümet, AKP'yi iktidar yapmak için devrilmek istenmiş, bu oyunu gören MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'de "Gideceğimiz nihai hakem; bu oyunları tezgâhlayan iç ve dış çıkar odakları değil, engin sağduyusuyla en doğruyu ortaya koyacak Türk milleti. Kimsenin kendini milli iradenin yerine koyarak Türkiye'yi sonu belirsiz maceralara sürüklemeye, siyasi arayışlara girmeye hakkı yok'' şeklinde tavrını göstererek, 3 Kasım 2002 seçimlerine gitme kararı almıştır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 3 Kasım 2002 seçim mitinglerinde şarkılar söyleyerek, şiirler okuyarak mitingler düzenlerken, MHP Lideri Devlet Bahçeli o günlerde küresel güçlerin Türkiye'de oynadığı oyunları bir bir anlatmaya ve halkı bu oyunlar karşısında uyandırmaya yönelik mitingler düzenliyordu. Maalesef o dönem, kazanan miting meydanlarında şiirler okuyan, şarkılar söyleyen Recep Tayyip Erdoğan, kaybeden ise Türk milleti olmuştur.

MHP Lideri Devlet Bahçeli,"sözde Kürdistan'ı kurmaya çalışıyorlar" demiş haklı çıkmıştır, Kıbrıs'ta oynanan oyunları vurgulamış haklı çıkmıştır, "bölücülük Türkiye'de azacak" demiştir haklı çıkmıştır… MHP Lideri Devlet Bahçeli, o günlerde ne tespiti yapmışsa bugün tarih onun haklılığını tescillemektedir.

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin,57.Hükümeti milli direnç gösterdiği için yıkmak isteyenlere "Türkiye'ye seslenmek istiyorum; MHP'nin ipini, ne dar çevreler ne de uluslararası kuruluşlar çekebilir. Çekerse sadece yüce millet çeker" şeklindeki tavrını saptırarak "Bahçeli'ye 5 yıllığına görev verildi. 3.5 yıl kalamadı." Şeklinde yorumlayabilmek ve buna inanabilmek için bir insanın başka bir gezegende yaşıyor olması lazımdır.

57.Hükümete yönelik yapılan her operasyon, AKP'ye açılan yol olmuştur. ABD ve AB çevreleri, AKP'nin bu yoldan iktidara gelmesi için her türlü desteği vermiştir.

MHP'siz hükümet manşetlerinin atıldığı, daha sonra DSP'yi de bir gecede ikiye bölerek gözden çıkarttıklarını nasıl hafızalardan sileceksiniz?

Tek sebep ABD ve AB'nin talepleri karşısında Türkiye'nin varlığının, birliğinin ve geleceğinin korunmasına yönelik direnç gösterilmesiydi.

ABD'nin Müslüman ülkeleri işgal planı olan BOP'ta "Eşbaşkanlık" yapacak kadar teslimiyetçi olan Recep Tayyip Erdoğan varken, ABD Irak'ın toprak bütünlüğünü savunan ve bu konuda direnç gösteren Devlet Bahçeli ve Bülent Ecevit isimli siyasetçilerle ne işi olabilirdi ki?

Yani Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın miting meydanlarında söylediği siyasi yalanlarla, yaşanan gerçekler birbirinden tamamen farklıdır.

57.Hükümet samimi bir şekilde Türkiye'nin temel meselelerine çareler arıyor ve önlemlerini alıyordu.

Ne MHP Lideri Devlet Bahçeli, nede rahmetli Bülent Ecevit iktidarları boyunca dünya hükümet başkanları içinde zenginler sıralamasında ilk 8 içine girme başarısını göstermiş, ne de böyle bir amaçları olmuştu. Dürüst yaşamayı, harama dokunmamayı temel ilke edinmişler ve bu konuda tertemiz bir sicil sahibi olarak anılmaktadırlar.

Recep Tayyip Erdoğan, halkı süslü nutuklarla kandırabilir belki ama Allah'ı nasıl kandıracaktır?

Türk milleti umarım en kısa zamanda yaşanan gerçekleri anlar ve kimin kimlere hizmet ettiğini biran önce görür.

7 yıllık iktidarı boyunca kendine ve küresel güçlere hizmet eden bu anlayışın artık siyasi iftiralarla ayakta kalması, Türk milletinin bir derin bir utancı olmalıdır.

Bu utanç 29 Mart 2009 tarihinde temizlenmelidir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin "Bu seçim, ahlaksızlığa karşı erdemin seçimi olacaktır. Bu seçim, vurguna ve yolsuzluğa karşı namusun seçimi olacaktır. Bu seçim, yağma ve peşkeşe karşı ahlakın, İstismara, iftiraya karşı, şeref ve haysiyetin seçim olacaktır. Bu seçim, bölünmeye, kargaşaya ve düşmanlığa karşı milli birliğin seçimi olacaktır. Bu seçim, sömürülmeye, yabancılaşmaya karşı, milliyetçiliğin ve milli duruşun seçimi olacaktır." Şeklinde Mersin mitinginde ifade ettiği gibi 29 Mart 2009 seçimleri bu açıdan önemlidir.

Hedef Turan