Son Osmanlı Padişahı 1.Recep Tayyip ERDOĞAN' ın (!) ağabeyi Maliye Bakanımız Sayın Kemal UNAKITAN, Amerikada başarılı bir by-pass ameliyatı geçirdikten sonra, şifa bularak ülkemize döndü.
Kendisine, biz de geçmiş olsun diyoruz.
Maliye konusundaki engin bilgisi ve tecrübesi ile tüm dünyayı saran ve sarsan küresel mali krizin ülkemizden teğet geçmesini sağlayarak, krizin sınırlarımızdan içeri girmesini önleyen(!) Unakıtan'ı, Amerikada sağlığına kavuşturarak Türk Milletine bağışladığı için, Tanrımıza şükürler olsun diyoruz.
İyilikten anlamayan nankör bazı münafıklar, Maliye Bakanımız Kemal Unakıtan'ın Amerikada yapılan ameliyat giderlerinin, devletimiz tarafından karşılanmasını eleştirmeye başladılar bile.
Yapmayın, lütfen yapmayın, bu ülkenin kaç tane maliye bakanı var?
Türkiyede ameliyat olup, Allah korusun masada kalsaydı, ne yapardık?
Krizin yol açacağı ekonomik tahribat, ameliyat için yapılan masrafla kıyaslandığında, krizin ülkemizden teğet geçmesini sağlayan Maliye Bakanımız Unakıtan' ın Amerikadaki ameliyat giderlerinin lafı mı olur canım!
Vergi veren bir vatandaş olarak, vergi gelirleriyle oluşan hazineden ödenen ameliyat giderleri için, ben kendi payıma, hakkımı sonuna kadar helal ediyorum Sayın Unakıtan' a.
Bu kadar şaka sanırım yeterli.
Her Türk vatandaşı gibi, Unakıtan' ın da, masraflarını kendi kesesinden karşılamak koşuluyla, istediği yabancı ülkeden tıbbi yardım talep etmeye, istediği ülkede ameliyat olmaya hakkı bulunduğu yadsınamaz ise de;
Yıllar önce, Önderimiz Atatürk' ün dahi, “Beni Türk Hekimlerine emanet ediniz” diyerek, Türk Hekimlerine güven duymasına rağmen, Unakıtan'ın, fakir halkımızın vergileriyle oluşan Devlet Hazinesinden ödeme yapılarak ameliyat için Amerika'yı tercih etmesinin haklı ve makul bir nedenini bulmakta zorlanıyoruz.
Maliye Bakanlığının baskılarıyla, Sosyal Güvenlik Kurumları tarafından, vatandaşın kolesterol ilacının bedellerini ödemek için dahi, kanında bilmem kaç oranında kolesterol içeren tahlil raporlarının zorunlu kılındığı düşünüldüğünde, bugün ülkemizde tam teşekküllü tüm hastanelerimizde, diş çeker gibi, binlerce başarılı by-pass ameliyatlarının yapılabilmesine rağmen, tasarruf amacıyla, vatandaşın kolesterol ilacına dahi sınırlama getiren Maliye Bakanının, tıbben zorunlu olmadığı halde, kendi by-pass ameliyatı için Amerika'ya giderek, masrafının Devlet Hazinesinden karşılanmasını içine sindirebilmesi, hangi vicdana ve etiğe sığıyor anlayamıyoruz doğrusu.
Sayın Unakıtan; bildiğimiz kadarıyla, tıbben ülkemizin en saygın ve en ileri hastanelerinden birisi olan Ankara Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde bir süre tedavi görmüş ve bu hastanemizdeki doktorların ön gördüğü by-pass ameliyatını, bu hastanemizde yaptırmayı göze alamamıştır.
Biz, Sayın Unakıtan' ın, mütedeyyin, başka bir ifade ile dindar ve takva sahibi bir kişi olarak, maneviyatının kuvvetli olduğunu, kadere inandığını ve ölümden kokmadığını zannederek yanılmışız.
Allah uzun ömürler versin ama, Sayın Unakıtan, Ülkemizin en güvenilir hastanesinde ameliyat olmayı göze alamadığına göre, Türk doktorlarına güvenememiş ve ameliyatta masada kalmaktan korkmuş olmalı.
Bu nasıl maneviyat ve dindarlık?
Bize göre, Amerika' ya gidiş ve dönüş için gerekli olan yaklaşık yirmi dört saatlik uçuş dahi, en az by-pass ameliyatı kadar riskli. Halbuki, ülkemizin en ileri ve modern hastanesi olan Hacettepe Hastanesinde ameliyat olunması halinde, uçuş riskinin tamamen ortadan kalkacak olması da, işin cabası idi.
Buraya kadar yazdıklarımız, konunun vicdani ve etik yanı.
Şimdi asıl tartışılması gereken konulara geçmek istiyoruz.
Birincisi, ülkemizde başarılı bir şekilde yapılabildiği halde, Devlet imkanlarıyla Amerikada by-pass ameliyatı olması için Sayın Unakıtan' a imkan tanınmış olması bir ayrıcalık olup, bu ayrıcalıklı tasarruf ile Anayasamızın 10.maddesinde yer alan eşitlik kuralı açık bir şekilde çiğnenmiştir.
İkincisi, bu tasarruf ile bir suç da işlenmiştir.
Zira; bilebildiğimiz kadarıyla, yurt dışında ameliyat ve tedavi için, o ameliyat ve tedavinin, gerçek anlamda, ülkemiz hastanelerinde yapılmasının tıbben mümkün olmaması ve bu hususun, doktor raporu ile belgelenmesi ve bu raporun ilgili kurum tarafından da onaylanması zorunludur.
Bu nedenle, Sayın Unakıtan bu şekilde, hakkında düzenlenen tıbbi imkansızlık raporu ile masrafları Devletimiz tarafından karşılanmak üzere Amerika' ya yollanıp ameliyat edilmş ise;
Unakıtan hakkında düzenlenen, Türkiyede by-pass ameliyatı ve tedavisinin yapılmasının tıbben mümkün olmadığına ilişkin doktor raporları, içeriği itibariyle, gerçek dışı ve sahte olarak düzenlenen bir rapor sayılacak ve böyle bir raporun düzenlenerek kullanılması ile sahte resmi evrak düzenlemek ve kullanmak suçları işlenmiş olacaktır.
Türk Ceza Kanununun 204/(2) maddesinde yer alan, “Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü çok açıktır.
Bu açık hüküm karşısında; ülkemizde, yıllarca başarılı bir şekilde binlercesi yapılan ve Sayın Unakıtan' a da başarılı bir şekilde yapılması mümkün iken, by-pass ameliyatının, Devlet imkanlarıyla Amerikada yapılmasına olanak sağlamak amacıyla, bu ameliyatın tıbben ülkemizde yapılamayacağını bildiren gerçeğe aykırı rapor düzenlenip kullanılması nedeniyle, raporu düzenleyenlerin ve kullananların, resmi evrakta sahtecilik suçundan yargılanmaları yasal bir zorunluluktur.
Savcılarımızın bilgilerine ve ilgilerine saygıyla sunuyoruz.08/03/2009
Güner YİĞİTBAŞI ( Emekli Savcı )
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





