• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5

    Hani yargı bağımsızdı?

    Hani yargı bağımsızdı?

    28 Şubat postmodern darbe sürecinde bir avukat ve gazetecinin yargılandığı dava dosyasında yer alan yazışmalar, yargı kurumlarının nasıl baskı altına alınmaya çalışıldığını çarpıcı şekilde ortaya koydu. Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir, Adalet Bakanlığı'nın yanı sıra Bağcılar Cumhuriyet Başsavcılığı'na 'gizli' ibareli yazı yazarak bir gazeteye verdiği beyanatla TSK'ya hakaret ettiğini ileri sürdüğü avukat ile muhabirin cezalandırılmasını 'rica' ediyor.

    Savcı, 'rica'yı emir telakki edip harekete geçiyor. Çevik Bir imzalı yazıdaki suçlamaların aynen yer aldığı bir fezleke hazırlayıp derhal Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderiyor. Ardından da Genelkurmay'a cevap yazıyor: "Fezleke hazırlanıp Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmiştir. Durum bilgilerinize arz olunur."

    Orgeneral Çevik Bir'in 28 Şubat sürecinde sadece köşe yazarlarını değil aynı zamanda haberlere beyanat veren isimlerin de cezalandırılması için savcılara yazı yazdığı ortaya çıktı. "Hani yargı bağımsızdı?" dedirten olay, Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu ve Onbaşı Kadir Sarmusak'ın yargılandığı 'Köstebek Davası' ile ilgili Akit Gazetesi'nin yayınladığı 2 Ekim 1997 tarihli 'Onbaşı davasında skandal' haberiyle başlıyor. Haberde davaya bakan mahkeme başkanı Tuğamiral Mehmet Celayir'in Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda teğmen olarak görevliyken illegal örgüt adına 'komünizm propagandası' yaptığı için 15 gün hapis cezası aldığı anlatılıyor.

    Delil olarak ise Genelkurmay Başkanlığı'nın 1980 yılı öncesi ordu içindeki gizli komünist-Marksist yapılanmaları anlatan 'Ders Alalım' isimli kitapta yer alan bilgiler gösteriliyor. Akit muhabiri hazırladığı haberle ilgili bazı hukukçulardan görüş alıyor. Avukat Necati Ceylan'ın "Türkiye'de askeriyenin içerisinde komünist olduğunuz zaman en üst kademeye terfi edebilirsiniz. Fakat vatanı ve milletini koruyan birisi olduğunuz zaman odacı bile olamazsınız." ifadeleri de gazetede 'Tuğamiral Celayir davadan çekilmelidir' başlığı altında yer alıyor. Haberde bu ifadelerin yayınlanmasından 25 gün sonra dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir, Adalet Bakanlığı ve Bağcılar Cumhuriyet Başsavcılığı'na 'gizli' ibareli suç duyurusu yazısı gönderiyor. Yazıda avukat Ceylan ile haberin sorumluları suçlanarak, "...Yakışıksız, saçma iddia ve benzetmelerle TSK'nın kamuoyundaki itibarını sarsmak istenmektedir." ifadeleri kullanılıyor. Devletin askerî kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif (TCK 159) suçunun işlendiği belirtilen yazıda, "...yasal işlem yapılmasını ve sonucundan Genelkurmay Başkanlığı'na bilgi verilmesini rica ederim." deniliyor.

    Avukat Ceylan'a göre bu ifade düpedüz talimat-emir anlamına geliyor. Ceylan, suç duyurusu prosedürünün böyle olmadığını belirtiyor. Özellikle de yazının, davanın açılması gereken Bağcılar Başsavcılığı'na gönderilmesine dikkat çekiyor.

    Çevik Bir imzalı 27 Ekim 1997 tarihli yazının ardından Adalet Bakanlığı, 4 Kasım 1997'de Bağcılar Cumhuriyet Başsavcılığı'na haberle ilgili bir işlem yapılıp yapılmadığını soruyor. Yazının üzerinden daha 1 gün geçmeden Savcı Yaşar Atay, Çevik Bir'in suçlamalarının tek bir kelimesini bile değiştirmeden fezlekesini tamamlıyor. Fezlekeyi, yargılamayı yapan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderen Bağcılar savcısı, Genelkurmay'a da ilginç bir bilgilendirme yazısı gönderiyor. Savcı Atay'ın yazısında, fezleke ile ilgili gerekli işlemleri yaptığını anlatarak, 'Durum bilgilerinize arz olunur' deniliyor. Adalet Bakanlığı'nın yasa gereği TCK 159. madde suçundan yargılama yapılabilmesi için verdiği izinle birlikte 21 Ocak 1998 tarihli Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianameyle dava 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne düşüyor. Necati Ceylan ile Akit Gazetesi Sorumlu Müdürü Murat Balibey, haklarında 3 yıla kadar hapis talebiyle dava açıldığını, 11 Mayıs 1998 tarihli duruşmaya çağrıldıklarında öğrenebiliyor. Duruşmalarda 56 avukat tarafından savunulan Ceylan, tahkikat sürecinde ifadesinin bile alınmadan hakkında dava açılmasını manidar buluyor. Gazeteci Nazlı Ilıcak'ın davasıyla ilgili de yine Çevik Bir'in adli makamlara yazılar yazdığını basından takip eden Ceylan, "Anlaşılan 28 Şubat sürecinde adli kurumları yönlendirme anlamında çok sayıda girişim olmuş." diyor. Ceylan hakkındaki dava Ağustos 1999'da basın suçlarının affına yönelik kanunun çıkmasıyla düştü.

    Bir'den Ilıcak kararına itiraz

    28 Şubatçıların savcılara yaptığı baskıyla ilgili ilk belgeyi Zaman, 5 Mart'ta yayınlamıştı. Çevik Bir, savcının Ilıcak'la ilgili verdiği takipsizlik kararına 'genelkurmay başkanı namına' itiraz ediyordu.Bir 'Gizli' yazıda, savcıdan dosyanın 'gereği yapılmak' üzere ağır ceza mahkemesine gönderilmesini 'rica' ediyordu.


    Komutandan DGM'ye talimat

    Çevik Bir'in yargıya yaptığı baskının bir benzerinin aynı dönemde Diyarbakır'da da yaşandığı ortaya çıktı. Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı'nın yargıya yönelik yönlendirme çalışması, bölgenin önde gelen ve isimleri PKK'nın ölüm listesinde geçen işadamları Selahattin ve Mehmet Emin Altındağ kardeşlerin, terör örgütüne lojistik destek sağladığı iddiasına dayanıyor. İddialara göre; 5 Haziran 1998 tarihinde Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde düzenlenen operasyonda 6'sı kadın 7 terörist ölü ele geçirildi. Ancak operasyondan 3 gün sonra 7. Kolordu Komutanlığı adına Kurmay Başkan Vekili Albay Erhan Tavşancı, DGM'ye kişiye özel 'gizli' ibareli bir yazı gönderdi. Yazıda, operasyonu gerçekleştiren tabur komutanlığının 'bulunmadı' dediği halde, çatışmada ölen bir terörist üzerinde çıkan dokümanların incelenmesinde bazı şahıslara ait isimler ile telefon numaraları tespit edildiği, bunların adli işlemlerde kullanılması talep edildi.

    Dokümanda ismi geçen Selahattin ve Mehmet Emin Altındağ kardeşler hakkında dava açıldı. Bunun üzerine iki sanık, 13 Haziran 1998'de tutuklandı. Ancak mahkeme, 4 gün sonra sanıkların delil yetersizliğinden tahliyesine karar verdi. Olayı yakından takip eden 7. Kolordu Komutanlığı adına Kıdemli Albay Kurmay Başkanı Reha Şatana imzası ile 26 Ekim 1998'de Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na PKK'ya ait olduğu iddia edilen ve ilişiğinde bir dokümanın yer aldığı 'gizli' ibareli ekli bir yazı gönderdi. Yazıda, 'teröristlerin üzerlerinde yapılan arama neticesinde daha sonra DGM'ye sevki yapılan örgütsel doküman bulunduğu' belirtiliyordu. Operasyonu gerçekleştiren Diyarbakır Kulp İkinci Tabur Komutanlığı ise böyle bir dokümanın olmadığı yönünde görüş bildirdi. Bu arada Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen yazıda, PKK bölge sorumluları olduğu belirtilen ve Dr. Nasır ve Dr. Ali'den geldiği iddia edilen iki belgede Selahattin ve Mehmet Emin Altındağ kardeşlerin örgüte lojistik destek sağladığı iddia edildi. Yapılan incelemede, belgelerin de sahte olduğu anlaşıldı.

    Yaklaşık bir yıl süren yargılama sonucunda Diyarbakır DGM, Altındağ kardeşlere isnat edilen suçlamalarla ilgili inandırıcı delil ortaya konulamadığı için beraat kararı verdi. Kararın ardından da mahkeme üyeleri sürgün edildi.

    ZAMAN

    Zaman Gazetesi, Çevik Bir'in yargıya yaptığı bu baskıyı sürekli gündemde tutuyor. İki farklı belge koydu ortaya... Herşey o kadar açık seçik ki, herşey o kadar ortada ki darbeci zevat ses çıkaramıyor. "Hiç konuyu açmayalım unutulsun" metodunu kullanıyorlar bu sefer. Doğan Medya'nın yalanlarına isyan eden başbakanı padişah ilan edenler, istibdatçı ilan edenler, medyaya yapılan "asker ayarını" pas geçiyor ne hikmetse...
    YARSAV Başkanı Eminağolu -hani şu Ergenekoncuların avukatı olan- konuyu hiç açmıyor. Hükümete her fırsatta sesini yükselten, karşı çıkan Eminağoğlu, belge ile ortaya çıkarılan bir baskıya sessiz kalıyor.
    Gerektiğinde konuya ağırlığını koyabilen, gündemi biranda değiştirebilen TSK bir bilgilendirme yapmıyor. Hoş, yapmasada Çevik Bir'i suçlamaz, sonuç itibariyle 28 Şubatçı bir Genelkurmay Başkanımız var.

    Artık sorumlulardan hesap sorulmalı!..
    Eklenmiş Resimler Eklenmiş Resimler

    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    Ekonomi çöküntüde, küresel bir kriz var, halk perişan, işsizlik artmış, suç oranı artmaya başladı ama kıblesi ABD olan bu basın hala seneler önceki şeyleri manşet yapıp gündemi oyalıyor.

    Bree utanmazlar biraz da şu ülkenin gerçek gündemine dönseniz ya.
    Son 1 ayda 10'dan fazla PTT şubesi soyuldu.
    Niye acaba. ?

  3. #3
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı hobaa tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ekonomi çöküntüde, küresel bir kriz var, halk perişan, işsizlik artmış, suç oranı artmaya başladı ama kıblesi ABD olan bu basın hala seneler önceki şeyleri manşet yapıp gündemi oyalıyor.

    Bree utanmazlar biraz da şu ülkenin gerçek gündemine dönseniz ya.
    Son 1 ayda 10'dan fazla PTT şubesi soyuldu.
    Niye acaba. ?
    Ekonomik kriz var!
    Yargıya yapılan baskıyı unutalım...

    İşsizlik artmış!
    'Özgür' medyanın susturulmasına ses çıkarmayalım...

    Halk perişam!
    Askerin her halta karışmasını, gündeme getirmeylim...

    Böyle bir mantık, böyle bir düşünce olamaz. Ülkemizdeki tüm hukuksuzlukları unutalım sadece ekonomik krizi konuşalım...

    Hukuken 'mevkute' olarak nitelendirilen ve asli amacı kamuoyunu bilinçlendirmek olan gazeteler tek bir konu üzerine haber yapmazlar. Zaman Gazetesi'de bunu yapıyor... Zaman Gazetesi'ni okuyor musun diye sorsam "hayır" cevabı alacağım... Çünkü okusa bunları yazmaz... Zaman doğazlgaz vs. yapılan zamları, ihracatın düşüşünü ve daha birçok ekonomik kriz haberini yayınlamıştır ama bu belge de yayınlanmak zorundadır. 28 Şubat sürecini iyi tahlil edebilmek için, 28 Şubat aktörlerini tanıyabilmek için bunların ortaya çıkarılması lazım. Hukukun nasıl çiğnendiğini, medyanın nasıl susturulmak istendiğinin açığa çıkması lazım.

    Tabi siz Doğan Medyanın ve yerli Pravda'nın "ekonomik kriz" tellallığına alıştığınız için bu tip haberlerin gazetelerde yer almasına şaşırmış olabilirsiniz. Bu gazeteler, gazetecilikte "disinformation" olarak anılan "kasıtlı ve bilinçli olarak bilgi vermeme" eylemini yapmaktadır. Anormal olan Çevik Bir haberlerinin gazetelerde yer almamasıdır.

    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    Ergenekon için yandaş basın iddianame hazırlar gibi karalama haberleri yapıp, sorgudaki gizli olması gereken konuşmaları manşete taşırken acaba zaman yargı bağımsız diye soru sordu mu zaman. ?

    Veya Ergenekon için uygulanmayan ama Deniz Feneri için uygulanan şu yayın yasağı içinde zaman yargı bağımsızlığı üstüne nutuklar attı mı acaba.

    Bu dediklerim onlarca yıl öncesinin haberleri değil.
    Şimdiki haberler, güncel haberler.

    Bu Fethullahçı basın ne zaman ülkede ekonomik yönden kriz olsa böyle saptırma haberler ile gündemi meşgul ederler.
    Tabii iktidarda kendi yalaka iktidarı var ise.

    Sanayide üretim düşmüş, işsizlik artmış, ihracat düşmüş, fabrika ve esnaf kepenk kapatır olmuş, insanlar borçları yüzüne intihar ediyormuş, son bir ayda 10'dan fazla PTT şubesi soyulmuş kimin umrunda.

    Veya halkın seçtiği iktidar oy için halkını tehtit etmiş, valilikler AKP subayı gibi çalışır olmuş, sahte tavuk seçmenler türemiş, AK yolsuzluklar pislik gibi etrafa yayılmış iken kimin umrunda böyle haberler.

    Maksat gündemi meşgul etmek, hükümeti yalamak.

    Sorumlulardan hesap sorulmalı diyenler aynı haysiyeti niyeyse din istismarı yapıp insanları soyan Deniz Feneri pisliği için göstermiyor.
    Zira ülkemizde bu pisliğe batmış Kanal YEDİ ve RTÜK başkanı varken hele.

    Unutmadan RTÜK başaknı için soruşturma izni isteyenlere tayyip hazretleri HAYIR demişti.
    Evet sorumlular hesap vermeli.

  5. #5
    iskocıyısı adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-04-2007
    Mesajlar
    953
    Karizma Gücü
    6
    Zaman gazetesini hergün okuyan biri olarak şunu diyorum. Ben bu kadar yalaka bir medya grubu görmedim görememde zaten. Yazarlarının ve özellikle Genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanın problemli insanlar olduğunu düşünüyorum. Yazdığım maillerde hep benim yanlış okuğum cevapları geliyor. Devamlı suretle yandaş olmadıklarını söylüyorlar ama öyle olmadıklarını ispatlayıcı hiçbir haber yapmıyorlar.
    Bugün büyük bir umutla hani öylesinede olsa iç sayfalarında yazarlar diye Photoshoplu mersin mitingi haberi bekledim. Yine hüsran yine hüsran.
    Israrla Türkiyede kriz olmadığını yazan bir gazeteden doğru düzgün bir haber beklemiyorum zaten.

    Gelelim bu yaptıkları habere.
    Sanki altın madeni buldular. Yargının bağımsız olmadığını zaten bangır bangır bağırıyor Başbakan. Ergenekonun savcısı benim diyor. Baya bağımsızmış yargımız. Deniz fenerine konuşma yasağı getiriliyor. Baya bağımsız yargımız.
    Düne kadar asker etkiliyordu yargıyı Bugünlerde de ne olduğunu bilmediğimiz bir yapı etkiliyor. İkiside aynı şey bence. Yargım hiçbir zaman bağımsız olamadı ki garibim benim.

    Bir gün çıkıpta hangi Zaman gazetesi editörü baş sayfadan HANİ YARGI BAĞIMSIZDI RTE? diye soracağı günleride sabırsızlıkla bekliyorum. Ölene kadar görmemde belki nesiller sonra gören biri olur.

    zaman gazetesinin sloganıda DURMAK YOK 28 ŞUBATI AKLAMAYA devam herhalde. birazda 28 şubata gelinceye kadar ne gibi hatalar yapıldı diye o hükümeti anlatsanız bize. Hayır masalların yanında bazen gerçek hikayelerde anlatılmalıdır.

    son söz Yargıcığım ogünde bağımsız değildi bugünde ve umudum yokki diyeyim yarın bağımsız olacak diye.
    SADECE GÖKYÜZÜ
    SADECE DENİZ
    SADECE SEN VE BEN
    HEPSİ BU

  6. #6
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5
    En iyi savunma saldırıdır derler ya işte sizinki de o hesap...
    Çevik Bir'in yasaları ihlal edip yargıyı yönlerdirme girişimi hakkında tek bir kelam eleştiri yok, onun yerine daldan dala atlayarak hükümeti yıpratma girişimleri var...
    Ergenekon'dan girmişsiniz Deniz Feneri'nden çıkmışsınız...
    Bahsettiğiniz mevzuların konuyla alakası yok ama... Deniz Feneri demişsiniz... Eyvallah tartışırız Doğan Medyanın "masum" insanları nasıl mahkum ettiğini tartışırız... Almanya'daki birkaç şerefsizin işlediği suç yüzünden, Deniz Feneri derneğinin nasıl linç edildiğini tartışırız ama siz önce Çevik Bir'in hukuku hiçe sayarak giriştiği bu eyleme bir açıklık getirin... Türkiye'nin en prestijli gazetenin genel yayın yönetmenine, editörüne saldıracağınıza demokrasi düşmanı cuntacı 28 Şubatçıların, eylemlerini yorumlayın...

    Ben postal yalayıcısıyım, asker ne yaparsa eyvallah demiyorsunuz da "hükümette şunu yapıyor" diyorsunuz... Bırakın bu işleri... Arkadaş Zaman Gazetesi'nden manşetten "HANİ YARGI BAĞIMSIZDI RTE?" haberinin verilmesini temenni ediyormuş. Önce Zaman'ı "sürekli" okuyan bu arkadaşımız Zaman Gazetesi'nin isimleri böyle kısaltmadığını zaten haber yazarken de kısaltmaların bu şekilde olmadığını, bildiğini farzediyor ve heyecanına veriyorum. Bu gazete neden böyle bir manşet atsın ki?
    YARSAV olmuş YARSAP, hergün siyasi nutuklar atıyor... Bugün yine Sözcü'ye çıkmış "AKP şöyle AKP böyle kötü" beyanatta bulunuyor. Bu adam hala yargı organlarında yer bulabiliyorsa yargı başbakan tarafından kontrol edilmiyor demektir. Bir belhe gösterin bana, o belgede başbakan yargıya telkin ve tavsiyelerde bulunsun... Olmadığı halde konuşuyorsunuz. Ortada olan belgeyi ise görmezden geliyorsunuz. Yani işte maalesef busunuz... Zaman'a yalaka deyipte, Çevik Bir'e lanet okuyamayacak kadar demokrasiden nasibinizi alamamışsınız...

    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    Eyvallah tartışırız Doğan Medyanın "masum" insanları nasıl mahkum ettiğini tartışırız... Almanya'daki birkaç şerefsizin işlediği suç yüzünden, Deniz Feneri derneğinin nasıl linç edildiğini tartışırız ama siz önce Çevik Bir'in hukuku hiçe sayarak giriştiği bu eyleme bir açıklık getirin... Türkiye'nin en prestijli gazetenin genel yayın yönetmenine, editörüne saldıracağınıza demokrasi düşmanı cuntacı 28 Şubatçıların, eylemlerini yorumlayın...
    Tabii tabii padişah tayyip'in izinden gidenler ondan farklı düşünemez zaten.
    Padişahız Deniz Feneri için doğan Medya linç yapıyor dedi ya sizlerde aynısı tekrarların.
    Evvela o Alman savcısı Türkiyedeki Deniz Feneri, Kanal YEDİ ve RTÜK başkanı(hani pek demokratik, hani pek halkın iradesi diyen tayyip hazretlerinin soruşturma izni vermediği!! RTÜK başkanı.) bu dava ile ilişkili diye bir KARAR VERDİ.!!

    Ve yine artık Deniz Feneri haberi olmayacak. Çünkü yasak geldi.
    Ama hala Fethullahçı basın iddianameler düşmeden iddianamedeleri manşete taşır, devam eden davada insanları karalar ve hedef gösterirler.
    Buna tepkiniz olmaz ama.
    Sonra dersiniz ki ÇEvik Bir için niye tepki yok.
    Çok komiksiniz.

    Asıl demokrasi düşmanlarını görüyoruz efendi.
    Demokrasi bizim için araçtır diyenler şimdi oy için halkı tehtit edip, şantaj yapıyor.
    Veya Mersin'e giden tayyip efendi için geçen yıllarda ona tepki gösteren çiftçi gözaltına alınıyor.
    Şaka gibi. Nazi Almanyasındaki o faşist sahnelere benziyor bu çirkin tablolar.

    İşte bu ikiyüzlülük ve sadece benim doğrum vardır yüzüne sizin bu komik konuları kimse kaale almıyor.
    10-15 sene önceki şeyleri görüp yaygara koparırsınız ama 5-6 senedir AKP iktidarında olan hukuksuzluk, demokrasi cinayeti ve yolsuzluklar için tek kelam etmezsiniz.
    Sonra çıkıp Çevik Bir için laf etmediniz dersiniz.

    Bu adam hala yargı organlarında yer bulabiliyorsa yargı başbakan tarafından kontrol edilmiyor demektir.
    Bu ülkedenin adalet bakanı halkını oy için TEHTİT ederken veya Deniz Feneri soygunu için utanmadan "Bana Ne Ya" derse o YARSAV ne dese yeridir efendi.

  8. #8
    AFAKİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2007
    Mesajlar
    1,428
    Karizma Gücü
    5
    28 Şubat'ın hukuksuzluklarına yine ses yok!..
    Onun yerine Alman savcının dediklerine itibar ediyor muhterem arkadaşımız...
    Türkiye'deki dava sürecinin bitmesini falan beklemiyor.
    Alman savcı dediyse doğru, Doğan Medya yazdıysa doğru...
    Doğan Medya, Almanya'daki Deniz Feneri davası sürecinde şu kuryedir, şunun Almanya'ya girişi yasaklanmıştır gibi haberler yapmadı mı? Bu haberler yalanlanamadı mı?
    Kaynaksız konuşuyorsunuz. Dava sonuçlansın ondan sonra hesap sorun...
    Gidip bu konuyu Ergenekon'la da bir tutmayın. Zira "Fethullahçı basın" olarak nitelendirdiğiniz asıl sıfatları 'özgür basın' olan medya kuruluşları Ergenekon sürecinde olanı ve bulunanı yazmıştır. Kişileri manşetlerle linç etmemiştir.

    Tabi sizin doğrunuz bir...
    AK Parti suçlu, Deniz Feneri suçlu...
    Çevik Bir melek, 28 Şubat bir aydınlanma hareketi, bu belgelerde aydınlanmanın bir aşaması... Valla siz temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp gündeme getirin aynı konuları, sakın ha 28 Şubat hukuksuzluklarından bahsetmeyin...

    ‘‘... “Çağdışılık” ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi. Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun.’’

    Cemil Meriç

  9. #9
    psi_turkopat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-10-2006
    Mesajlar
    2,729
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı AFAKİ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    28 Şubat'ın hukuksuzluklarına yine ses yok!..
    Onun yerine Alman savcının dediklerine itibar ediyor muhterem arkadaşımız...
    Türkiye'deki dava sürecinin bitmesini falan beklemiyor.
    Alman savcı dediyse doğru, Doğan Medya yazdıysa doğru...
    Doğan Medya, Almanya'daki Deniz Feneri davası sürecinde şu kuryedir, şunun Almanya'ya girişi yasaklanmıştır gibi haberler yapmadı mı? Bu haberler yalanlanamadı mı?
    Kaynaksız konuşuyorsunuz. Dava sonuçlansın ondan sonra hesap sorun...
    Gidip bu konuyu Ergenekon'la da bir tutmayın. Zira "Fethullahçı basın" olarak nitelendirdiğiniz asıl sıfatları 'özgür basın' olan medya kuruluşları Ergenekon sürecinde olanı ve bulunanı yazmıştır. Kişileri manşetlerle linç etmemiştir.

    Tabi sizin doğrunuz bir...
    AK Parti suçlu, Deniz Feneri suçlu...
    Çevik Bir melek, 28 Şubat bir aydınlanma hareketi, bu belgelerde aydınlanmanın bir aşaması... Valla siz temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp gündeme getirin aynı konuları, sakın ha 28 Şubat hukuksuzluklarından bahsetmeyin...
    Türk yargısına yaptırılmıyorsa Alman yargısına bakılması hayli doğaldır. Bir kere yargı düzgün olsa o imzandaki gazetede çıkan yazılardan dolayı ciddi bir ceza ve sansür alması da gerek canlı örneksin işte
    suskunluğum asaletimdendir.
    her lafa verecek cevabım vardır.
    ama bir lafa bakarım laf mı diye
    bir de söyleyene bakarım adamı mı diye..

    Artık sadece haftasonları varım belki haftasonları bile yokum

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı AFAKİ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    28 Şubat'ın hukuksuzluklarına yine ses yok!..
    Onun yerine Alman savcının dediklerine itibar ediyor muhterem arkadaşımız...
    Türkiye'deki dava sürecinin bitmesini falan beklemiyor.
    Alman savcı dediyse doğru, Doğan Medya yazdıysa doğru...
    Doğan Medya, Almanya'daki Deniz Feneri davası sürecinde şu kuryedir, şunun Almanya'ya girişi yasaklanmıştır gibi haberler yapmadı mı? Bu haberler yalanlanamadı mı?
    Kaynaksız konuşuyorsunuz. Dava sonuçlansın ondan sonra hesap sorun...
    Gidip bu konuyu Ergenekon'la da bir tutmayın. Zira "Fethullahçı basın" olarak nitelendirdiğiniz asıl sıfatları 'özgür basın' olan medya kuruluşları Ergenekon sürecinde olanı ve bulunanı yazmıştır. Kişileri manşetlerle linç etmemiştir.

    Tabi sizin doğrunuz bir...
    AK Parti suçlu, Deniz Feneri suçlu...
    Çevik Bir melek, 28 Şubat bir aydınlanma hareketi, bu belgelerde aydınlanmanın bir aşaması... Valla siz temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp gündeme getirin aynı konuları, sakın ha 28 Şubat hukuksuzluklarından bahsetmeyin...
    Alman savcısı bir karar verdi.
    Aynen şöyle;
    Frankfurt Mahkemesi bu iki derneğin beraber çalıştığını ve aralarında para akışı olduğunu karara bağlamıştı.


    Ve yine Almanya’daki Deniz Feneri Derneği’nin Türkiye’deki Kanal 7 arasında para akışı olduğu Mahkeme kararıyla sabit.

    Ama vakit gibi Ergenekon tertibinin tetikçisi gazeteler, Deniz Feneri için bile Ergenekon işi diyecek kadar haysiyetlerini ayaklar altına almışlardı.
    O yüzden Deniz Fenerini savunanlar beni şaşırtmıyor.

    Arkadaş hukuksuzluk diyorsun gözünün önünde ki hukuksuzluğu görmüyorsun.
    Seçmenini tehtit eden bakanlar dururken bana ne Çevik Bir'den.
    Halkın oyu ile gelmiş iktidar bize oy vermezseniz..... diyerekten tehtit ve şantaj söylemleri savuruyor.
    Bundan büyük hukuksuzluk, ahlaksızlık ve demokrasi cinayeti olabilir mi. ?
    Demokrasi bizim için araçtır diyenler utanmadan bir çiftçiyi başbakan gelecek diye göz altına alıyorsa Çevik Bir bu kepazelik ve hukukun ayaklar altına alındığı ortamda cidden melek kalır.

    Sıkışınca zaten ya 28 Şubat zırvalar fethullahçı basın ya da Ergenekon masalını. (Ahaha özgür basınmış. Dava süreci olan mahkede yargılananlar için terörist diyenlere özgür basın değil "ahlaksız" basın denir.)

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Ön yargı
    2003 - 2004 Konuları bölümünde Özlem tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 21.09.11, 18:31
  2. Yargıtay: Yargı kararı da eleştirilir
    2006 Konuları bölümünde MT26s tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 02.02.06, 12:35

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •