Türkiye’de öyle işler oluyor ki, bu alavere-dalavere-yalan-talan tezgahında şeytan “kendine iş kalmadığından dolayı” rahat bir tatil yapıyordur. Ya da bir kitle nasıl kandırılır, seyrederek ilim ve irfanını artırıyordur(!)…



Ciddiyetin, ağırlığın, erdemin, sağduyunun dumura uğradığı bir ülkede ciddi ciddi yazı yazmak gerçekten zor…

Türk halkı tam bir akıl tutulması yaşıyor.

Halka doğruları anlatacak aydınlar kendilerini sattı, satılmayanlara da yazıp-konuşma yasağı geldi.

Bizim cebimizden hayır yapılıyor(!)… Neymiş efendim, sadaka bizim kültürümüzmüş. Oysa bizim kültürümüzde sadaka verilirken sağ elin verdiğini sol el duymazdı. Sadaka başkasının cebinden değil, kendi malından verildiği zaman sadakadır. Başkasının cebinden yapılan seçim yardımı ise “cebimizden cebren alındığı için” olsa olsa eşkıyalıktır.

Bakınız, 6 yıl önce bizim 180 milyar dolar borcumuz vardı, şimdi 500 milyar dolar borcumuz var. 6 yıl önce Demirdöküm, Döktaş, İzocam, Eczacıbaşı, Enerjisa ve Beymen’in yarısı değil tamamı, Türk Rakısı, Petkim, Migros’un tamamı, Türk Telekom, Avea, Telsim, Başak Sigorta, Kuşadası Limanı, İzmir Limanı, Adabank, Finansbank, Oyakbank, Denizbank, Türkiye Finans, TEB, Cbank, MNG Bank, Dışbank, Alternatif Bank, Şeker Bank, Yapı Kredi-AK Bank-Garanti’nin tamamı, TGRT Türk idi, şimdi hepsi yabancıların. Tarım arazilerin bile satışa çıkmış, dağ-taş maden yatakları yabancılara verilmiş…

Cumhuriyet’in bütün kazanımları tek tek müflis bir mirasyedi mantığı ile satıldı. Peki bu halk ne yaptı? Babalar gibi satanlara “Durmak yok, yola devam” diyerek %47 oy verdi.

En acısı ne biliyor musunuz? Bu hükümetin sözde “demokratik açılımları” sayesinde milletin gözüne baka baka “federasyon”dan bahsediliyor, Türk Halkı adeta hipnoz olmuş bir vaziyette seyrediyor. Bu bir akıl tutulmasıdır. Türk Devleti’ni yönetenlerce Ortadoğu’nun bağrına bir hançer sokuluyor. Yahudi Kürdistan’ı Türkiye’nin “OLURU” ile kuruluyor. Kıbrıs’tan vazgeçtik. Direniş gösteren Denktaş’ın Silivri’ye tıkılma planları henüz işleme konamadı. Ermenistan’a taviz üzerine taviz veriyoruz. Sınırımızı tanımayan ve Türk Toprakları’nda gözü olan Ermenistan… Hocalı Katliamının sorumlusu Ermenistan…

Ülkeyi şantaj, yalan, demagoji ile yönetiyorlar. Basın baskı altında… Demokrasi kuvvetler ayrılığı ilkesine sıkı sıkıya bağlı olmayı gerektirir. Oysa AKP yönetiminde yasama, yürütme, yargı baskı altında. Halkın karşısına çıkıp utanmadan “demokrasi” den dem vuruyorlar. Yaşasın Hitler demokrasisi(!)…

Hükümetin başı aklımıza her gün tecavüz ediyor. Görülen bir dava üzerinden siyaset yapıyor. Kendinin görülen bir davanın “savcısıyım” dediğini yok sayarak muhalefet liderini “avukat” olmakla suçluyor. Muhalefet avukat olsa ne olur? Devletin gücü sizin elinizde, yatak odalarımıza kadar dinleyen sizsiniz desem bir anlamı olur mu? Olmaz!.. Artık bu pişkinlikten “AR” AR ediyor. Kelimelerin utandığı bir dönem yaşıyoruz.

Hükümet edenler ve çevreleri sayesinde “şeytan tatilde”… Şeytanın yerine şeytanlık icra ediliyor.

Muhalefet iktidar ile kayıkçı kavgası yapıyor.

İnsanlar 250-300-400 Lira doğalgaz parası ödüyor ama ısınamıyor. Kandırmaca bir enflasyon ile zam verilen emekli, memur sürünüyor. Artık bırakın içşi, memuru… Türkiye’nin beyin takımı denilen kesim bile fakir sınıfına girdi.

Türk Telekom İngilizler’e, pardon pardooon… Araplar’a satıldı. Türk Telekom satılmadan şu anki mevcut personelin bir kat daha fazlası personel çalışıyordu ve kar ediyordu. Telekom mühendisinden tekniker, teknisyenine kadar personele büyük yatırım yaptı. Teknolojinin sürekli yenilendiği bir kurum değişen teknolojiye uyum sağlamak için personeline firma eğitimleri ve yurtdışı eğitimleri aldırdı. Telekom adeta bir okul gibiydi. Öyle ki, birçok kurum Telekom’da yetişen personelden faydalandı. Telsim, Türksel , birçok banka, bilişim sektörüne giren firmalar…

İşte o yetişmiş personel şimdi kel alaka yerlerde atıl durumda çalıştırılıyor. Sizin böyle bir mantığı aklınız alıyor mu? Üç kuruşa koca bir kurumu satın, sonra da içinde ki personele uygun çalışabilecek yer bulamadığınız için bankamatik memuru konumuna düşürüp, devletin kesesinden, bu gariban halkın cebinden maaş ödeyin? Niye? AB-D öyle istedi.

Kurum şu anda sessizce personel çıkarıyor. Tazminatlarını ödeyip çıkarıyor, emekliliğe zorluyor. Yerlerine eleman alıyor ama nasıl? 750 liraya tekniker, 1300 liraya mühendis. Esnek çalışma, yani gece ve gündüz, ayrıca mesai yok.

Türkiye sadece ucuz işçi cenneti değil, ucuz kalifiye eleman cenneti oldu ama muhalefet bunları dillendirmekten aciz. Belki haberleri bile yok.

Bir de AKP’nin icadı olan “vergide bağış” sistemi var ki, bu soygun sistemini akıl edenleri şeytan bile kıskanmıştır.

AKP iktidarı 02.01.2004 ve 31.12.2004 tarihinde vergi usul kanununda bir değişiklik yaparak
Vergi usul kanuna 40/10 maddesini ekledi ve VERGİDE BAĞİŞ SİSTEMİ’ni getirdi . Bu sisteme göre bir gelir vergisi ve kurumlar vergisi mükellefi isterse vergisini devlete vermez bu vergiyi bünyesinde gıda bankacılığı bulunan derneklere verebilir hem de %100 ünü.

Bu dernekler içinde Deniz Feneri, Kimse Yok mu Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği, Kepez Deniz Yıldızı Derneği… “Bu konuyu Sabahattin Önkibar detayı ile yazdı.”

Bütün bunlar olurken muhalefet ne yaptı? Seyretti.

Türkiye gerçek bir akıl tutulması yaşıyor. Bu ülkede 6 yıl önce bölünme korkusu yoktu, bugün var. Normal bir ülkede bu duruma sebep olanlar o koltuklarda oturamaz!

Deccal nedir? Deccal tarife göre karayı “AK” göstererek insanları yanıltacaktır. Bastığı yer yeşerecektir.

Evet, birilerinin bastığı yer hakikaten yeşilleniyor. Hem ne yeşillenme… O yeşillenmenin üzerinde kaçak villalar da yükseliyor,mısırlar da boy veriyor…

Unutmayın, Deccal’ın özelliği, karayı “AK” göstermektir!

Türkiye’de şeytan tatilde… O bile bu kadarını yapamazdı.


kaynak