Sadece Tayyip beyde değil, bütün AKP’lilerde panik havası var.
Niçin mi?
Derinleşen ekonomik buhranı gözlüyorlar da ondan.
Krizin seçime yansıyacağını ve kendilerine fatura çıkaracağını düşünüyorlar.
Öyle olduğu için de seferberlik ilan ettiler.
Öyle ki 22 Temmuz genel seçimlerinde bile görülmeyen bir gayret ve koşuşturmaları var.
Tayyip bey yoğun rutin işlerinin yanı sıra bütün ülkeyi neredeyse adım adım geziyor.
Bazı valiler adeta fiilen seçime sokuldu.
Harcanan paranın haddi hesabı yok.
Dağıtılan yardımlar, sunulan devlet imkânları ve yapılan vaatler dudak uçuklatıyor.
Yapılacak olan sanki mahalli seçim değil de AKP için hayat-memat yarışı!
Peki ama neden?
AKP’deki bu cinnet hali
niçin?
Aslında bu sorunun cevabı gayet basit.
Evet AKP yönetimi bu seçimin kendileri için referandum olduğunu biliyor.
Dahası, şayet iki şey olursa çözülüp ANAP’a dönüşeceğini de görüyor!
Onun için de seçime asıldıkça asılıyor.
Peki AKP’liler için kâbus olan o iki şey ne midir?
1) Yüzde 40’ın altına düşmektir.
Böyle bir sonuç AKP’yi hafta geçmeden böler.
En az 60 milletvekili partiyi terk edip yeni oluşumcu gruplara omuz verir.
Bunun anlamı psikolojik üstünlüğün kaybedilmesi ve büyünün bozulmasıdır.
Çözülme fotoğrafı AKP çadırını sadece sarsmaz, çöküşüne zemin hazırlar.
2) İstanbul ve Ankara’nın, ama özellikle de İstanbul’un AKP tarafından kaybedilmesidir.
Evet AKP İstanbul’u yitirirse aynı çöküş yine olur.
Öyle, zira İstanbul AKP için sembol bir merkezdir. Oranın kaybedilmesi Tayyip Erdoğan karizmasının çizik yemesi anlamına gelecektir ki bu durumda da AKP’yi bir ve diri tutmak mümkün olmayacaktır.
Evet bu iki ihtimalden birinin gerçekleşmesi halinde AKP ’de büyü bozulacaktır.
Ekonomik buhran tablosu ve bu tür ağır yenilgi sonrasında AKP’nin toparlanıp direnmesi mümkün olmayacak ve erken seçim kaçınılmaz olacaktır.
Kriz tablosunda gidilecek bir erken seçimle de başlayan çözülme süreci kartopu misali büyüyecek ve AKP tartışmasız gümleyecektir.
Bu mutlak akıbet bilindiği içindir ki AKP kadroları akla hayale gelmeyecek manipülasyonlarla kriz ortamını kamufle etmeye ve seçimi kurtarmaya çalışıyorlar.
Seçim için sansasyonel tutuklamalar!
İddianın sahibi Saadet Partisi İstanbul adayı Mehmet Bekaroğlu’dur. Bekaroğlu özetle şunları söylüyor: “AKP çok sıkıştığı seçimi kurtarabilmek ümidiyle son hafta Ergenekon kapsamında sansasyonel tutuklamalar yaptıracak. Bu bağlamda 28 Şubat sürecinin ünlü isimleri ile kamuoyunda tanınan gazetecileri gözaltına aldıracak...” Bekaroğlu’nun bu beyanı fevkalade dikkat çekicidir. Kuşkusuz Mehmet bey bu sözleri bilgiden ziyade tahmine dayalı olarak ediyor, ama böyle şeyin seçimin arifesinde yapılacağını akla getirebilmek bile hukuk adına bühtandır. Öyle ya, Ergenekon’un AKP ve çıkarları ile bu denli özdeşleştirilmesi nasıl kabul edilebilir? Üzülerek ifade etmeliyim ki elbette öyle değil, ama kamuoyunun önemli bir kesimi Ergenekonu böyle görüyor. İkinci iddianamenin teslim tarihi ile inceleme süresini dikkate alırsanız toplum iddianame içeriğini seçime birkaç gün önce öğrenecek demektir. Bu garip tesadüf bile pek çok şey gibi kafa karıştırıyor. Buna bir de tutuklamalar ilave edilirse o zaman hadisenin hukukiliği ve siyasiliği kitleler tarafından da ciddi ciddi sorgulanacaktır. Dolayısıyla biz hukuk adına böyle bir zamanlamayla bunun olmayacağı kanaatindeyiz. Her zaman söylediğimizi bir kez daha tekrar ediyoruz, varsa yapılan yanlışların üstüne gitmeye sonuna kadar evet, ama AKP’nin konuyu siyasi fayda için kullanmasına ve buna izin verilmesine hayır. Bu ülkede fikri ve vicdanı hür yargıçlar var. Hadiseyi bu kadar siyasallaştırmazlar diye düşünüyoruz. Bekleyelim, görelim...
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_...hp?hityaz=7596
süper bir yazi çok degerli Sabahattin beyden. Seçim yaklastikça bir panik havasi var AKP de, Istanbul'u ve Ankara yi kaybetmelerin ihtimali çok yüksek,
Daha bir ay öncesi böyle bir ihtimal yoktu, hele davos sovundan sonra, yüzde 60% alir AKP dedik ama, tam tersi oldu bence.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


Kimin bir şeyden anlayıp anlamadığı belli oluyor. Yazar çokta güzel yazmış. Şimdi gelelim senin anladığını zannettiğin konuya.