Başbakan Erdoğan, büyük işverenlerin ve bankaların zor durumda olduğu yönündeki sözlerin doğru olmadığını söyledi. Erdoğan "Hiç kimse zor durumda değil. Gerçekler başka. Bunlar alışmışlar, hükümetleri köşeye sıkıştırarak, oralardan nemalanmaya." dedi.
AA
Güncelleme: 19:46 TSİ 11 Mart. 2009 Çarşamba
ORDU - Erdoğan, partisince Ordu'da düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, DSP-MHP-ANAP iktidarının IMF'ye 30 milyar dolar borçlandığını, bunun bir kısmının ödendiğini söyledi.
Erdoğan, şöyle devam etti: ''23.5 milyar dolarla bize devrettiler. Şimdi IMF'nin aleyhinde konuşup duruyor bu MHP'liler, DSP'liler. Peki şimdi ne kadar borç var? 8 milyar dolar. 23.5'ten 8'e geldi. Şimdi çıkıyor bazıları, bana soruyorlar, 'IMF'yle anlaşmayı niye geciktiriyorsun?' Sana mı soracağım? Türkiye'nin menfaatine olursa imzalarız. Ülkemin, milletin menfaatine olmayacaksa kusura bakmayın imzalamayız. Geçen Mayıstan bu yana hala konuşuyoruz. Niye, ülkemin menfaatleri benim için önemli. 'Efendim, işte büyük işverenler, bankalar zor durumda'... Hiç kimse zor durumda değil kardeşlerim. Gerçekler başka, bakmayın.
Bunlar alışmışlar, hükümetleri köşeye sıkıştırarak oralardan nemalanmaya. Tabii şimdi diyorlar ki IMF ile anlaşsınlar da bu para gelsin, bankalara servis yapılsın.'' DSP-MHP iktidarında 16 bankanın battığını, bu nedenle 40 milyar dolar ödendiğini ifade eden Erdoğan, ''Ah değerli kardeşlerim, böyle sömürdüler bizi, böyle bitirdiler bizi. Şimdi sıkılmadan çıkıp konuşuyorlar, şöyle böyle... Ne böylesi, hesap ortada. AK Parti iktidarında 1 tane batan banka var mı?'' dedi. Erdoğan, ''Ah benim kardeşim ah, ciğerlerimiz yanıyor. Onun için 29 Mart çok önemli. Bunlar milliyetçiyiz diyorlar. Nasıl milliyetçisin? Milli bankamız Merkez Bankasını bize kasada 26.5 milyar dolar ile devrettiler'' diye konuştu.
Türkiye'nin kaynaklarının yıllar sonra ulaşım, toplu konut projelerine harcandığını vurgulayarak, ''Kaynaklar ülke insanının 'ben gururluyum, onurluyum' demesine harcanıyor'' diye konuştu.
''Muhasır medeniyetler seviyesine ulaşmak budur'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu: ''Bunlar 'Atatürkçüyüz' diyorlar. Ne Atatürkçüsü... Bunlar Atatürk üzerinden geçinenler. Bunlar değil miydi Atatürk ebediyete intikal ettikten sonra paranın üzerinden Atatürk'ün resimi kaldırıp, İnönü'nün resmini koyanlar. Ey Baykal, biz sizin cemaziyel evvelinizi çok iyi biliriz. Pulların üzerinden kaldırdınız Atatürk'ün resmini, İnönü'nün resmini koydunuz, devlet dairelerinden Atatürk'ün resimlerini kaldıran siz değil misiniz? Bunlar Atatürk üzerinden geçiniyorlar. Samimi, dürüst değiller. Biz eserlerimizle konuşuyoruz.
Son zamanlarda Sayın Baykal çok çirkin, artık kimyası bozuldu herhalde, saldırgan bir yapıya girdi. Devamlı hakaretler, hakaretler, hakaretler... Ben biliyorum ki durumu görüyor ve açık açık söylüyor, 'Ben Ergenekon'un avukatıyım' diyor.
Sayın Baykal, sen zaten geçmişinden bu yana hep bu tür şeylerin avukatlığını yaptın. Bakın Antalya milletvekili olan Sayın Baykal, Antalya'nın Elmalı Hazineleri kaçırıldığında, o kaçıranların da avukatlığına soyundu. Ve daha sonra o dönemde İstemihan Talay bey onunla bir mücadeleye girdi. Ondan sonra hazine geri getirildi. Bir yasal süreç başladı. Alt mahkemede kazanan Sayın Baykal, üst mahkemede bu karar bozuldu ve bozulma gerekçesi enteresan.
Siyasiler aldıkları davalarda daha hassas hareket etmelidir, dikkatli hareket etmelidir. Dikkatli hareket etmeleri gerekir, özen göstermeleri gerekir. Ama Sayın Baykal kimin avukatlığını savunduğunu özenle seçmiyor.''
Baykal'ın Tunceli Valisi Mustafa Yaman'a yönelik eleştirilerine de tepki gösteren Erdoğan, 350 aileye yardım yapılmasıyla seçim kazanılamayacağını dile getirdi. Erdoğan, ''350 aileye bunun verilmesiyle seçim kazanılıyorsa bunu zaten parti olarak biz yaparız. Niçin kalkıp bunu biz valimize yaptırtalım, ne alakası var? Vali zaten bunu sürekli yapıyor'' dedi.
Erdoğan, Baykal'a seslenerek, ''Peki sen bu valime böyle kafayı takıyorsun da senin genel sekreterinin bir valimizle konuşmasını nereye koyacağız? Hatırlıyorsunuz o muhabbeti değil mi, Ne oldu, unutuldu. Birde baktılar ki telefon açık, konuşma devam ediyor. Hemen birisi de bunu yakalamış. Dediler ki önce 'biz dinleniyoruz'. Alıştılar bunlar. 'Genel merkezimiz dinleniyor' dediler. sonra kendi içlerinden çıktı böcekler. Ellerindeki kozları bu, zaman zaman bunu kullanıyorlar ama milletim de bunu tabi ki yutmadı'' diye konuştu.
Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/24945540/
Ekonomiden anlamayanın konuşması bu kadar olur işte.. Çünkü ülkeyi ayakta tutan şu anda kayıtsız ekonomi, yani vergi vermeyenler. Vergi alamadıkları için de devlet habire vergi aldığı yerlere habire zam yapıyor. Diğer kısmı kontrol altına alamıyor ya da almak istemiyor. Alırsa oy kaybedeceğini biliyor. Kayda almıyor ki oylar gitmesin...
Hükümeti köşeye sıkıştırı neyi kim nemalanmak istiyor. Açıkça denmeli ki benim yemek yediğim yer beli sana pay vermem...


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla


