• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    kaiser adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2003
    Mesajlar
    8,571
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10

    Mantık-ut Tayr ve kendini bulmak...

    Ünlü bir İranlı şair ve mutasavvıf Feriddüdin-i Attar Mantık-ut Tayr adlı eserinin kısa bir özetini vermek istiyorum.
    Tasavvuf felsefesinin en önemli isimlerinden biri olan Feriddüdin-i Attar sizce bu eserinde ne demek istemiştir?

    Mantık-ut Tayr Allah'ın birliği, İslam dininin son peygamberi Muhammed'in methi gibi konulara sahip olan uzunca bir girizgâhın ardından kuşların kendilerine bir padişah seçmek istemelerinden bahseden bir giriş bölümü ile başlar. Kuşlar biraraya gelip her ülkenin padişahı olduğu kendi ülkelerinin de bir padişahı olması gerektiğini tartışırlar. Daha sonra içlerinde en bilge görülen Hüdhüd onlara padişahlarının ancak ve ancak Simurg kuşu olduğunu aktarır. Bu nokta ile birlikte Hüdhüd hikâye içerisinde önemli bir semboldür ve giriş kısmında kuş topluluğundaki Hüdhüd şu şekilde betimlenir: ""Sırtında tarikat elbisesi, başında ise hakikat tacı vardı."

    Eserde Tanrı'yı sembolize eden Simurg kuşuna yapılan betimlemelerden biri ise şudur:

    "Kuşkusuz bizim de bir padişahımız vardır. O da Kaf Dağı'nın ardındadır."
    "Adı Simurg'dur, kuşların padişahıdır. O bize yakındır lakin biz ona oldukça uzağız.

    Buradan sonra yol hazırlığı içerisindeki kuşlar tek tek tanıtılır fakat öncelikle Simurg'u daha detaylıca tarif eden bir bölüm yer alır. Sonrasında farklı kuşların hikâyeleri anlatılır ve her bir kuşla bir zaaf veya özellik ilişkilendirilir. Böylece o zaafın veya özelliğin tasavvuf bağlamındaki yerine değinilir. Örneğin papağanın hikâyesinde papağan kendisinin Simurg'un dergâhına varacak takati olmadığını belirtir ve tek arzusunun içmekte olduğu ab-ı hayat olduğunu dile getirir. Hüdhüd ise canını önemsemenin yanlışlığı ile ilgili bir cevap verir ve canın canana feda etmek için olduğundan bahseder.

    Kuşların tek tek gelip kendilerine dair konuşmalarından ve bunlardan çeşitli özelliklerin tasavvufî tahlilinin yapılmasından sonra kuşlar Hüdhüd'e başka sorular yöneltirler. Cevaplardan sonra kuşlar yola düşmek isterler öncelikle Hüdhüd onlara açıklayıcı bir konuşma yapar. Fakat bu konuşmanın ardından bahane getirmeye başlarlar. Hüdhüd tek tek bahaneleri cevaplar. Bahanelerin sonunda bir kuşun yolu anlatmasını istemesi üzerine Hüdhüd Simurg'a ulaşmak için gidilecek yolu anlatır; aşılması gerekilen yedi vadi vardır, hepsi de çetindir. Vadilerin adları sırasıyla: Talep, Aşk, Marifet, İstiğna (ihtiyaçsızlık), Tevhid, Hayret, son olarak da Fakr ve Fena'dır. Hüdhüd bu vadilerin her birini anlatır, daha sonra etkilenen kuşlar yola koyulurlar. Binlerce kuş olarak çıktıkları yoldan sadece otuzu Simurg'un dergâhına varabilir. Sonunda Simurg'u gördüklerinde ise Simurg'un kendileri olduğunu fark ederler; dergâh aslında bir aynadan ibarettir. Bu eserde şöyle açıklanır:

    "O dergâhtan hal diliyle bir nida geldi: 'Güneşe benzeyen bu dergâh bir aynadır'."[4]

    Kuşlar böylece fani olduktan uzunca bir süre sonra onların tekrar kendilerine (varlık alemine) gelmelerine izin verilir. Bu noktada kuşların geldikleri makamın beka olduğunu ifade eden ve beka makamından söz eden beyitler bulunur. Kitap Attar'ın kendisi hakkındaki bir kısımla biter; bu kısımda kitabına dair de yorumları bulunur.

    Bazı felsefecilere ve bana göre de hikayeden çıkan sonuç TANRIYI ARAYAN, SONUNDA KENDİSİNİ BULUR.

    Bu bağlamda acaba sizce de tasavvuf insan aklının, dinsel inançların katılığına ve dogmatikliğine olan bir tepki midir?
    Tasavvufların teolojik bilgiye birtakım dini kurallara boyun eğerek veya uygulayarak değil de gönül yoluyla ulaşıldığı konusundaki ısrarları sizce bu düşünceye sahip olmalarından ötürü müdür?
    Yani dinlerin açık ve uygulanan anlamları değil gizli batini anlamlarını çözerek mi gerçeğe veya Tanrıya ulaşılır?

    Hallac-ı Mansurun yobazlarca vahşice katletilmesi kendinden sonra gelen tasavvuf düşünürlerine ders mi oldu? "Enelhak"'ı artık açıkca değil gizlice anlaşılmaz bir şekilde söylediler ki, söyleyenler öldürülmek şöyledursun anlaşılmadıkları için hayranlık da kazandılar.


    Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim. Hepinize saygılar...

    Kaynaklar:
    Feridüddin Attar. Mantıku't-Tayr. Tercüman: Sedat Baran. Antik Şark Klasikleri; Lacivert Yayıncılık. İstanbul, 2007.
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Mant%C4%B1k-ut_Tayr
    Orhan Hançerlioğlu: Düşünce Tarihi
    Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Tesbitine katılıyorum.Günümüzün Feridüddin Attar'ı Ahmet Hulusi'dir.Dini olduğu gibi geleneksel haliyle alıp kullanamıyor.Ama toptanda reddedemediği için başlıyor mevcut olana farklı yorumlar getirmeye.

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Yani dinlerin açık ve uygulanan anlamları değil gizli batini anlamlarını çözerek mi gerçeğe veya Tanrıya ulaşılır?

    Tabi, yollardan biridir ama yinede yetmez buna şamanlığıda ilave etmek gerekir.İnsanlığın var oluşundan, belkide yok oluşuna kadar, içinde ,doğasında var olan dini anlayış.Yani yaratılanları incelemek.Onlarda manayı bulmak.Şimdi adına bilim diyorlar.
    Bu gün çok eskiden yaşamış bir ressamın heykeltraşın bir eserine bakıyor olabilirsiniz.O ressamı tanımıyor olsanızda onun eserini beğendiğinizde o ressam için saygı sevgi hissedersiniz içinizde.Allahın eserleride böyle mesajlar verir tabi görmek isterseniz.

  4. #4
    İmhotep adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-11-2007
    Mesajlar
    1,425
    Karizma Gücü
    5
    Allaha ulaşmak için her gün onbinlerce adet allah zikri çekenler var. Hesapta bu şekilde allaha ulaşacaklar allahla bütünleşerek onunla bütünleşecekler acıları bal gibi tadacaklar.
    İmkansız ve saçma şeyler bu zikirleri çekenler dünyadan koparlar ne kendilerine nde topluma bir fayaları olmaz. Allahı da bulan olmadı daha.
    (Tanrı öldü.)
    Religulous _ 1. ve 2. bölümler kendi uploadım.
    http://www.vimeo.com/11457696
    Cosmos serisinin 1.2.3. filmleri toplam 10 part kendi uploadım
    http://www.dailymotion.com/relevance/search/cosmos
    BBC Walking With Cavemen CD1- 1. bölüm ve devamı 2. bölüm ekran üzerine gelecek bittiğinde (Türkçe altyazı)
    http://www.dailymotion.com/video/xb3...cd1-bolum_tech
    BBC Walking With Cavemen CD2 bölüm 1/3 (Türkçe altyazı) kendi uploadım.
    http://www.youtube.com/watch?v=XpXn0hxuyPw 3. 4. seriler youtube da mevcut.

  5. #5
    hughe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-01-2007
    Mesajlar
    2,031
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı kaiser tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bazı felsefecilere ve bana göre de hikayeden çıkan sonuç TANRIYI ARAYAN, SONUNDA KENDİSİNİ BULUR.
    Allah aranmaz O zaten heryerde fakat nefs O'nu görmek için engel.
    Yani Nefs Hakk'ın önüne çekilmiş perdedir. Bu yüzden Ehli Hal ''nefsini bilen Allahı bilir'' demiştir. Nefs varlıktır ve iki var biarada olmaz nefsi yok edeceksinki Hakk ortaya çıksın. Burda da anlatılmak istenen şey budur. Sen çık aradan kalsın seni yaradan.

    Alıntı kaiser tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu bağlamda acaba sizce de tasavvuf insan aklının, dinsel inançların katılığına ve dogmatikliğine olan bir tepki midir?
    Din katı değildir katı olan insanlardır dini katı hale getirenlerde insanlardır bunda da en önemli etken tasavvufsuz bir din yaşamaya çalıştıklarındandır. Tasavvuf dini zamana göre en uygun şekilde yaşamaktır.

    Ayrıca şu yanlış anlamayı düzeltmek gerekir Tasavvuf dinden ayrı değildir. Hatta dinin özü ve dinin manasıdır. Tasavvuf olmadan din gereği gibi yaşanamaz maddeden ibaret olur mana yönü eksik kalır.

    Bi çok insan tasavvufu sonradan çıkmış gibi yada dine tepki olarak çıkmış gibi algılamaktadır fakat kesinlikle yanlıştır. Bayazıt Bestaminin Tasavvuf hakkındaki şu sözu bunu açıkça göstermektedir.

    '' Tohumu Adem zamanında atılmış, filizleri Nuh zamanında oluşmuş ve İbrahim zamanında ise çiçek açmıştır. Üzümleri Musa zamanında yetişmiş ve İsa zamanında olgunlaşmış ve Muhammet zamanında ise saf bir şarap haline gelmiştir''. (Beyazıt Bestami)

    Alıntı kaiser tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Tasavvufların teolojik bilgiye birtakım dini kurallara boyun eğerek veya uygulayarak değil de gönül yoluyla ulaşıldığı konusundaki ısrarları sizce bu düşünceye sahip olmalarından ötürü müdür?
    Hepsi gerekli dini kurallara uymadan kimse O'na ulaşamaz. Yani ben ibadet etmeyim kurallara uymayımda gönül yoluyla Allaha ulaşayım diyen avcunu yalar. Hiç bir Tasavvuf Ehli zaten dinin kurallarına uymayın demez diyorsada Ehil değildir. Allaha ulaşmanın kolay olduğunu kim söylediki zaten hem maddede hem manada hem içerden hem dışardan ona ulaşmak için çabalayacaksın öyle yama yok.

    Alıntı kaiser tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Yani dinlerin açık ve uygulanan anlamları değil gizli batini anlamlarını çözerek mi gerçeğe veya Tanrıya ulaşılır?
    Dinin gizlisi saklısı yok bi mana bi madde tarafı var. İkiside olacak bunun içinde tasavvuf şart.


    Alıntı kaiser tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hallac-ı Mansurun yobazlarca vahşice katletilmesi kendinden sonra gelen tasavvuf düşünürlerine ders mi oldu? "Enelhak"'ı artık açıkca değil gizlice anlaşılmaz bir şekilde söylediler ki, söyleyenler öldürülmek şöyledursun anlaşılmadıkları için hayranlık da kazandılar.
    Tasavvuf ehli söylemesi gereken şeyi söyler birilerinden korktuğu için gerçeği saklamaz. Hallac-ı Mansur varlığa kapıldığı için bu sözü söylemiştir. Yani onun ''Enel hak'' demesiyle diğer tasavvuf ehlinin sözleri aynı gibi görünsede mana itibariyle bir değildir.

    ''ABD RAB OLMAZ, RAB ABD OLMAZ''. Kul Allah olmaz, Allahta kul olmaz.

    Evet Hakk ademde gizlidir fakat adem Hakk değildir.
    Allah'ın ismiyle başlarım ki, O'nun ismine sığınmış kişiye ne yerdeki ne de gökteki hiç bir şey zarar veremez. ''O'' işitendir bilendir.

  6. #6
    megun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-11-2005
    Mesajlar
    603
    Karizma Gücü
    0
    Merhaba ,

    Hakk ademde gizli olamaz, çünkü olduğu anda ikilik başlar, Oysa Hak ademde ayandır demiş tasavvuf ehli... Bu arada Simurg tanrıyı sembolize etmez. Simurg adıyla işaret edilen varlıktaki tek Ruh'tur. Allah ise alemlerden ganidir.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Dost bulmak için.......
    2005 Konuları bölümünde KaOs__64 tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 10.01.05, 23:58

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •