Cumhuriyet Gazetesinin Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’a ait olduğu iddia edilen “gazeteci günlükleri” Türkiye’nin yeni gündemini oluşturuyor.
Günlükler üzerinden ağır yorumlarla, tehlikeli sonuçlara gidiliyor.
Mustafa Balbay’ın fikirleri yüzünden değil, örgüt üyesi olduğundan tutuklandığını kendisine veri olarak alanlar diyorlar ki:
-İddianameye göre, Anayasal nizamı değiştirecekti!
Savcılık iddialarını veri olarak kabul etmek en hafif tabirle “ayıp” olarak yazılır, o gazetecinin basın özgürlüğü karnesine…
Türkiye’de biz ne iddianameler gördük.
Hepsi “fos” çıktı!
Gazeteci iddianameye değil, mağdurun mahkemede ne söyleyeceğine bakar.
12 Eylül döneminde DİSK’in yöneticilerinden 50’si için idam cezası istenmişti. Sıkıyönetim Askeri Savcısı Albay Süleyman Takkeci kimsenin gözünün yaşına bakmayacaktı.
Altı yıl sonra yapılan son duruşmada DİSK’in bütün yöneticileri beraat ettiler. Öyle delil yetersizliğinden falan da değil. Savcı Takkeci’nin isnat ettiği suçlar oluşmadığından…
Savcı Albay idi, istiyordu…
İsteyenin bir yüzü kara bile demeden, karşısındakilere çamur atıyordu. Çok önemli adamdı o yıllarda. İki yıl önce hayata veda ettiğinde, bazı gazetelere tek sütuna beş santimlik haber olabilirdi. Çünkü haber değeri, kendisi kadardı!
Şimdi ortada Savcı Albay yok, gazeteci Balbay var.
Her şey onun olduğu varsayılan günlükler üzerinden ilerliyor. Ayrıca bu günlüklerin silinmiş olduğu da ortaya çıkaranlar tarafından aleni olarak söylendi.
Silinmiş günlüğün davası olur mu?
Burası Türkiye ise oluyor.
Başka günlükler de var. Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu söylenen… Onlarda da askeri darbe hikâyeleri anlatılıyordu.
O günlüklerin yazarına hiçbir şey olmadı.
Peki, Balbay niye içeriye atılıyor?
Balbay, Albay olmadığı için mi?
KAYNAK
balbay gibi bir adam içerde ya söyleyecek söz kalmıyor


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla