İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası; sadece İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli büyükşehir belediyelerinin yerel seçimler için tanıtıma en az 2 milyar lira harcadığını açıklamıştı. Ben de dünkü yazımda, bu paranın yurt genelinde 10 milyar lirayı bulacağını, 400 bin işsize iş yaratılabileceğini belirtmiştim. Bu yazımla ilgili çok sayıda mektup aldım ama özellikle ikisi beni çok etkiledi.

İşte o mektuplar:
NEFES ALAMIYORUM!

“32 yaşındayım. İki ay önce çalıştığım şirket kapandı ve işsiz kaldım. 500 lira kira ödüyorum. Tek gelirim sadece 215 lira olan işsizlik maaşı. Sokağa çıktığım zaman başımı gökyüzüne kaldırıp temiz bir nefes almak, rahatlamak istiyorum; ama inanın gökyüzünü göremiyorum. Çünkü her tarafı binlerce parti beziyle kapladılar. Bana iş olanağı yaratmadıkları gibi tek ücretsiz hakkım olan nefes alma hakkımı bile engelliyorlar. Bu siyasilerin yaptığı savurganlığı, çöpe atılan bu kadar serveti, kendime yapılmış bir hakaret gibi görüyorum ve kesinlikle oy vermeyi düşünmüyorum!

H. Özdemir”

FRANSA ÖRNEĞİ

“27 yıldır Fransa’da yaşıyorum. Demokrasinin beşiği sayılan bu ülkede onlarca seçime tanık oldum, bizdeki seçim propagandasının tek örneğine bile rastlamadım. Ya bu ülkeler demokrasiyi unutmuş; ya da biz karikatüre çevirmişiz. Avrupa’da bizdeki kadar meydan mitingi yapılan ve hiçbir güncel sorunu çözmeyen bir seçim öncesi görmedim, yaşamadım.

Neden bu kadar büyük paralar harcanıyor, neden sokaklarda bangır bangır bağırılıyor; anlamış değilim.

Fransa’da yerel seçimlerde adaylar sokaklardaki ve pazar yerlerindeki seçim panolarına bildirilerini asar, büyük şehir belediye başkan adayları televizyon ya da radyolarda projelerini anlatır; hepsi o kadar.

Çünkü tüm seçim harcamaları çok ciddi olarak denetlenir. Bir belediye başkanının hizmet araçlarını ve olanaklarını seçim propagandasında kullanması hayâl bile edilemez.

Aziz Gör”

*****



KAŞIMA!

Yüksek Seçim Kurulu, yasalalar uyarınca sandık kurullarında türbanlıların görev alamayacağını açıklayınca; Başbakan, “Sandık kurulunun olduğu yer kamusal alan mı olur” demeye başladı.

Başbakan da biliyor ki; YSK’nın kararlarına itiraz edilemez.

Eğer beğenmiyorsan, yasaları değiştirirsin; bir dahaki seçimlerde sadece türbanlıları oraya oturtursun!

Ama bugün bunun kavgasını yaparsan, seçim günü sandık başlarında çıkabilecek kavganın, gürültünün tek sorumlusu olursun.

İyisi mi Başbakan, gel bir kez olsun dinle beni de kaşıma bu yarayı!

*****


GÜNÜN SORUSU

Kamuoyu araştırma şirketlerinin, son seçim anketleri açıklanmaya başlandı.

Acaba bu anketleri yaparken seçmen sayısındaki 4 milyonluk artışı ve kimliklerinde TC Kimlik Numarası olmayan vatandaşların oy kullanamayacaklarını da dikkate aldılar mı?

*****


Helal etmiyorum!

İnternette “Helal etmiyorum” başlıklı bir kampanya başlatıldı. Katılım sadece 4-5 günde 39 bin kişiye dayandı. İşte o metin:

***


“KARDEŞİM

Kömür verdi, erzak verdi vs. diye AKP’ye oy verirsen, sana hakkımı helal etmiyorum.

Çünkü o kömürü, erzağı veren aslında benim.

O parada benim de hakkım var.

Ben gece gündüz çalışıp vergi ödüyorum.

Bu vergileri ülkemiz kalkınsın, yoksulluk bitsin diye ödüyorum.

AKP seçim rüşveti olarak kullansın diye değil.

AKP benden topladığı vergilerin aslan payını cebine, kırıntılarını sana veriyor.

Bir de utanmadan kirli ellerini uzatıp, sana el öptürüyorlar.

Benim vergimle kendine çıkar sağlamaya çalışan bu zihniyete hakkım haram olsun.

Bu “haram yardım”a inanıp, oyunu AKP’ye verirsen; kusura bakma kardeşim, hakkım sana da haram olsun.

O aldığın yardım sana hayır getirmesin.

Sana verilen yardımı kabul et elbette.

Ama oyunu, hangi partiye inanıyorsan ona ver.

Aksi halde Allah katında hakkımı sana helal etmeyeceğimi burada ilan ediyorum.”

***


Bu metni kim yazdı, kim internet sitesi kurup, kampanyaya dönüştürdü bilmiyorum... Ama www.helaletmiyorum.org adresinden ulaşabileceğiniz bu sözlerin altına ben de tüm yüreğimle imzamı atıyorum!