• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
18 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    recognizer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-04-2007
    Mesajlar
    509
    Karizma Gücü
    6

    UYDURMA BİR RİVAYET ve TARTIŞMALAR

    UYDURMA BİR RİVAYET ve TARTIŞMALAR
    Bilineceği üzere hadisler İslam dinin birincil derecede kaynaklarından ikincisi olan sünnetin yazılı biçimidirler. Bu hadislerin sahih olanları ittifakla sahabe, tabiun, imamlar ve tüm mezheplerce (sapık mezhepler de dahil) dinen bağlayıcıdır. İşte bu nedenle tarih boyu kendi düşüncelerini, amaçlarını meşru saydırmak için hadis uydurma faaliyeti olmuştur.
    Bizler Müslüman olarak biliyoruz ki; Ne Allah’ın kendisi(zatı), ne de dini kendimiz tanımlayamayız. Tersine Her ikisini de din tanımlar. Yani Allah nasıl olduğunu vahiy(Peygamberi) aracılığıyla bize kendi tanımlar. Yine din kendi yapısını, emir ve yasaklarını aynı şekilde kendi tanımlar. Bence Tanrı şöyledir veya şöyle olmalıdır, ya da din şöyle olmalı veya böyle olması mantıklıdır sözlerinin hiçbir değeri olamaz. Bu tanımlar gerçek din değil, kişilerin kendi kafasında oluşturduğu dindir. Konumuza dönersek uydurma hadislerin arka planında böylesi bir yaklaşım da vardır. Rical kitaplarında, sorgulanan bir hadis uydurmacısı ile şöyle bir diyalog aktarılır. Bir Sufinin hadis uydurduğu tespit edilir ve kendisine bunu neden yaptığı sorulur. Adam, sanki dinin altına dinamit koyan biri değilmişçesine gayet pişkince, faydalı bir iş yaptığını iddia eder. Derler ki, “Hz.Peygamber’in aleyhine hadis uydurmanın kişiyi cehenneme sokacağını bilmiyor musun ? ki bu mütevatir(rivayeti kur’an gibi nakledilen) bir hadis olarak nakledilmiştir !” Adam gayet pişkin; “Ben aleyhine değil lehine uyduruyorum!” der. İşte bunun nedeni kişilerin kendisini dine uydurmak yerine dini kafalarındaki şablona, kategoriye oturtma sevdasıdır.
    İşte aklı evvellerden biri de zamanında aşağıdaki rivayeti uydurmuş. Ben de internet ortamında çok gezen bu rivayeti, geçtiği kaynakları ve sıhhat durumunu aşağıda değerlendiriyorum.

    Bunu yaparken okuyanın sabrını da düşündüğümden burada; konuyu ana hatlarıyla anlaşılır bir şekilde vermeyi, rivayetlerin ayrıntısını(tam metni) ise ekte word dökümanı olarak vermeyi uygun buldum.
    Bazen Hz.Peygamber’e Cebrail’in getirdiği bir şey veya yiyecek olarak bazen Hz.Peygamber’in bana verildi diyerek anlattığı söylenen iki rivayet ten söz edilir: el-Kefit ve el-Herîse. Bunlardan ikincisinin bırakın uydurmalığı, mesnedi dahi olmadığından uydurma hadisler listesinde yerini almıştır. Diğerine gelince bu rivayeti daha önce duymuş fakat araştırmamıştım. Forumda tartışmaya neden olduğunu görünce arkadaşlarımın talebi üzerine inceledim ve ısrarlı talepler üzerine bu yazıyı böyle bir konu açarak ekliyorum. Umarım tartışmayı alevlendirmek yerine düzeyli, kaliteli bir tartışma yapmak açısından faydalı olur.
    Tartışılan konuyu iki başlıkta ele alalım:
    a) Hz. Peygamber’e şu kadar cima kuvveti verildiğine dair rivayetler
    b) Hz. Peygamber’e bir şey verilmesinden sonra şu kadar cima kuvveti kazandığına dair rivayetler

    Birinciye dair rivayet için verilen referans şuydu:
    Zubeyir bin Bekkar,el-Muntehab s:62
    Kurtubi,Nisa suresi ayet 54 tefsirinde
    A.Razzak,Musannaf 7/506

    Birinci kaynağı (Zübeyr b. Bekkâr, el-Muntehab) aradım bulamayınca, bu şahıs üzerine doktora çalışması yapmış bir akademisyenin makalesine baş vurdum. Çünkü Muntehab, aynı zamanda özel bir metotla kitap özeti anlamına da gelmektedir. Bu makalede hem Zübeyr b. Bekkâr’ın ilmi hayatı tepit edilmiş hem de basılmış/basılmamış toplam 38 eseri (ki beş tanesi tartışmalıdır) tespit edilmiştir. Ancak Zübeyr b. Bekkâr’ın, el-Muntehab diye bir eseri söz konusu değildir. Onun böyle bir eseri ilmi literatüre göre yoktur.
    İkinci kaynağa (Kurtubî’nin Tefsirine/Nisa 54) gelince bahsedilen kısmı birkaç kez okumama rağmen böyle bir rivayet bulamadım. Yani burada da yoktur.
    Üçüncü kaynağa (Abdurrezzak, el-Musannef) gelirsek: Burada daha önce söylediklerimi tekrarlayayım: Bir defa referans verme şekli yanlış ve yanıltıcı. Öncelikle konularına göre tasnif edilmiş kaynaklarda verilecekse önce cilt, sonra konu ismi, sonra varsa rivayet numarası (yoksa sayfa numarası verilir.) Ben de doğru algılamam üzere 7.cild 506 nolu rivayeti aradım. Tabi bulamadım, belki ümidiyle 206, 306, 406, 606 vb diğerlerini de taradım ama nafile. Bulamayınca foruma bu duruma dair bir mesaj yazdım. Ancak daha sonra başka bir sebeple esere el attığımda belki bunlar yanlış bir şekilde sayfa vermiş olabilir deyip bakınca kendimi bu günlere ulaşan bir tartışmanın içinde buldum.
    Şimdi özelden mesajlarla sürekli sorulan ve tartışmaya neden olan rivayetleri aşağıda özet olarak değerlendiriyorum. Rivayetleri benzerleriyle birlikte okumak isteyen ekten okuyabilir:
    SORU: Aşağıdaki rivayetin değerlendirir misin ?
    " Cebrail gelip bana yiyecek birseyler verdi,bende onu yedim,boylece gece isinde de one gectim"
    Tam metin olarak ele alırsak, Abdurrezzak, el-Musannef’de böyle bir rivayet yoktur.
    Abdurrezzak’da buna en yakın veya benzeyen rivayet şöyledir:
    14052. Abdurrezzak -> İbn Cüreyc yoluyla Enes b. Mâlik: Nebî(sav) şöyle demiştir: “Bana el-Kefît verildi”. Nebî(sav)’e, “el-Kefît nedir?” diye soruldu. Şöyle [cevap verdi] dedi: “cimâ’da 30 adam gücüdür.” Onun dokuz hanımı vardı ve bir gecede tümünü dolaşırdı. İbn Cüreyc: Süleyman b. Musa’ya, Nebî(sav)’in hanımları için odalarında, namaz kılmalarına ruhsatları yokmuydu diye sordum, bana kılmadıkları söylendi dedi.
    Bu rivayet de uydurma bir rivayettir. Yani buradan anlaşılan; “bir şey yedim”, veya “öne geçtim” diye bir rivayet yoktur, “bana verildi” diye olan rivayet de uydurmadır.
    Daha sonra soru soranla ilgisi olmaksızın ben bir de diğer kaynakları tarayayım dedim ve şu sonuçlara ulaştım:
    1- İçerisinde el-kefît ve benzeri şeyler geçen tüm rivayetler uydurmadır. Bu rivayette bir kaynak da İbn Sa’d’ın Tabakât’ıdır. Ancak ondaki bu rivayetlerin tamamı uydurmadır. Zaten diğer kaynaklar da (Kenzu’l-Ummâl gibi) çoğunlukla İbn Sa’d’dan almışlardır.
    Tek istisna hariç hepsi uydurmadır. Bunun tek istisnası el-Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid, IV, 537, hadis no: 7553’dür. Bu da aşırı zayıf bir rivayettir:
    Câbir[ra]’dan nakledildiğine göre şöyle dedi: “Rasûlullah’a el-Kefît verildi.” [hadisin ravisi diyor ki:] el-Hasen [u’l-Basrî’ye], “el-Kefît nedir?” dedim. “Cimâ kuvveti.” dedi.
    Rivayete bakılırsa konuşan sahabi ve Hz.Peygamber’den bir şey nakletmeyip sadece fikrini söylüyor. Rivayette geçen el-kefît kelimesini sahabeden duyan, tabiinden Hasan el-Basrî’ye sonraki ravi soruyor, tabi olan Hasan el-Basrî de cevap veriyor. Bu tür rivayetlere teknik anlamda (mevkuf) hadis dense de bunlar haberdir. Bağlayıcılık bir yana, el-Kefît’in cimâ anlamına gelmesinden başka hiç bir değer ifade etmezler.

    2- İçerisinde yukarıdaki olmaksızın sadece Hz. Peygamber’e şu kadar cima kuvveti verildiğine dair rivayetler geçen tüm rivayetlerin en iyi durumda olanı çok zayıftır. Ancak burada da şöyle bir durum var. Bu ifade içeren tüm rivayetlerde konuşan kişi Hz.Peygamber değildir. Yani Hz.Peygamber’den “bana verildi” şeklinde rivayetlerin tamamı uydurmadır.
    Konuşan ya fikir beyan eden olarak sahabedir veya tabiindir. Rivayette konuşan kişi, sahabe olursa durumu yukarda bahsettiğimiz gibi hadis değil de haber hükmünde olup değer ifade etmez.

    3- el-kefît nedir peki? Kenzu’l-Ummâl’de kitabın yazarının da rivayetin arasında açıklama yaptığı bu kelimeyi açıklayanlar İbnu’l-Esir’e dayanmaktadırlar. Yani İbnu’l-Esir’in, hadislerdeki bilinmeyen garip kelime ve kavramlar üzerine yazdığı meşhur bir eser olan en-Nihâye fî Ğarîbi’l-Hadîs adlı eserine.
    Bakalım orda ne deniyor:
    “elinde tutmak”, “elde tutmak”,
    “elbiseleri elle bir arada tutmak”,
    “cimâ kuvveti”,
    el-kifât olursa Mürselât 25’deki gibi “toplayan”,
    el-kift olursa “küçük miktarda bir şey”
    el-keft olursa “küçük miktar” veya “kırılacak şey” (Ayrıntı için eke bakın)
    Yani yenecek bir şey anlamı yok. Kelimeyi bu anlamda kullanan yazarlar ya yorumlamayla bunu yapıyor veya başka bir kaynağa dayanıyorlar fakat hatalı referans veriyorlar.
    SONUÇ:
    Tartışmaya konu olan rivayet: " Cebrail gelip bana yiyecek birseyler verdi,bende onu yedim,boylece gece isinde de one gectim"
    Zubeyir bin Bekkar,el-Muntehab s:62
    Kurtubi,Nisa suresi ayet 54 tefsirinde
    A.Razzak,Musannaf 7/506.


    SORU 1: Yukarıdaki rivayet verilen kaynaklarda geçmekte midir?:
    a) Birinci kaynak uydurma bir kaynaktır, böyle bir eser yoktur.
    b) İkinci kaynakta bahsedilen veya benzeri bir rivayet yoktur.
    c) Üçüncü kaynakta referans yanlış ama referansı düzeltsek bile böyle bir rivayet yoktur.
    CEVAP: HAYIR

    SORU 2: Yukarıdakine benzeyen söylenti nitelikli rivayetlerin durumu nedir?:
    İçinde nesne anlamında “Cebrail bana bir şey getirdi”, “bana verildi”, “yedim”, “cimâda/gece işinde öne geçtim” , “şu kadar adam gücü verildi” ve benzeri ifadeler geçen tüm rivayetler uydurmadır. Hiç birinin ne ilmi ne de edebi bir değeri yoktur.
    CEVAP: UYDURMADIR
    (Uydurma olarak geçtiği yerlere bakmak için ekteki doyaya müracat)

    Hoşçakalın.

    KAYNAKLAR:
    Abdurrezzak b. Hemmâm es-San’ânî, el-Musannef, , XI, 2. Baskı, Beyrut 1403, [Tahkik: Habiburrahman el-A’zamî, Yayınevi: el-Mektebetu’l-İslâmi]
    Ali el-Muttakî, Kenzu’l-Ummâl fî Süneni’l-Ekvâli ve’l-Ef’âl, XVI, 1. Baskı, Beyrut 1989 [Yayınevi: Müessesetü’r-Risâle]
    es-Suyûtî, el-Câmi’u’s-Sağîr min Hadîsi’l-Beşîri’n-Nezîr, I, 1. Baskı, Beyrut tsz.[
    Yayınevi: Dâru’l-Fikr]
    el-Münâvî, Feydu’l-Kadîr Şerhu’l-Câmi’u’s-Sağîr, VI, 1. Baskı, Mısır 1356.[Yayınevi: el-Mektebetu’t-Ticâriyye]
    İbn Sa’d, et-Tabakâtu’l-Kübrâ, IX, 1. Baskı, Beyrut 1998.[Tahkîk: Muhammed Abdulkadir Atâ’, Yayınevi: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye
    el-Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid ve Menba’u’l-Fevâid, X, 1. Baskı, Beyrut 1412.[Yayınevi: Dâru’l-Fikr]
    İbnu’l-Esîr, en-Nihâye fî Ğarîbi’l-Hadîs, V, 1. Baskı, Beyrut tsz.[Tahkik: Mahmud Muhammed et-Tenâhî – Tahir Ahmed ez-Zâvî, Yayınevi: Dâru’l-Kitâbu’l-Lübnânî]
    Nasîruddin el-Albânî, es-Silsiletu Ehâdîsu’d-Da’îfe ve’l-Mevdû’a, XIII Cüz, [Internet versiyonu]
    Nasîruddin el-Albânî, Da’îfu’l-Câmi’u’s-Sağîr, I, [Internet versiyonu]
    Eklenmiş Dosyalar Eklenmiş Dosyalar
    Ibn Abbas (r.a)’tan, Peygamber (s.a.v):"Sen Allah’ı bollukta bil, Allah da seni şiddet anında bilsin, istediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile. Olacak şeyler hakkında kalem kurudu. Eğer yaratıkların tümü Allah’ın hükmetmediği birşeyle sana fayda vermek isteseler, buna güç yetiremezler. Şayet Allah’ın senin aleyhine yazmadığı birşeyle sana zarar vermek isteseler, buna da güç yetiremezler. Bil ki hoşlanmadığın şeye sabırda çok hayır vardır, zafer sabırladır, çıkış kapısı sıkıntıyladır ve zorlukla beraber kolaylık vardır."
    [Hadis Hasen-Sahihtir. Tirmizi, Sünen - Ahmed b. Hanbel, Müsned - Abd b. Humeyd, Müsned - İbn Receb, Câmiu'l-Ulûm, vd.]

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    SEVGILI Recognizer;

    Konuya aciklik getirmen adina yapmis oldugun bu aciklamalar icin tesekkurler fakat bir konuyu atladigini dusunuyorum ki benim icin onemli olan budur.

    Cunku UYDURMA ,RIVAYET hadisler benim zerre kadar umrumda degildir.Bizim bu arkadaslarla yaptigimiz tartismadaki gelismeleri biliyor ve takip ediyorsun bununla ilgili goruslerini de bana OZELDEN mesaj olarak attin,bu hadislerin uydurma ve gercek disi olmasi beni Iftiracilikla suclamalarina bir sebepmidir ?
    Bu hadisleri ben yazmadigima gore bunlar benim uydurmammidir ?
    Ayrica senin buldugun kaynakla bu assagida verecegim kaynak karsilastirilirsa ortaya ne cikar.?

    14052. Abdurrezzak -> İbn Cüreyc yoluyla Enes b. Mâlik: Nebî(sav) şöyle demiştir: “Bana el-Kefît verildi”. Nebî(sav)’e, “el-Kefît nedir?” diye soruldu. Şöyle [cevap verdi] dedi: “cimâ’da 30 adam gücüdür.” Onun dokuz hanımı vardı ve bir gecede tümünü dolaşırdı




    http://www.darulkitap.com/oku/

    Peygamberimizin Cinsi Kuvveti Ve Ailelerinin Hepsini Bir Gecede Dolasmasi


    Buhâri, Katâde tarikiyle Enes'den rivayet eder. O söyle demistir: "Peygamber (s.a.v.), bir gecede ailelerinin hepsini dolasirdi." Kâtâde sorar: "Ey Enes, O'nun buna gücü yeter miydi?" Enes cevap verir: "Biz kendi aramizda, O'na otuz erkek gücü verilmistir" diye konusurduk."

    îbn-i Sa'd'in Selmâ'dan rivayeti de söyledir: "Peygamberimiz» dokuz ailesinin her birini bir gecede dolasirdi.[27]" Taberani ve digerleri Enes'den rivayet eder. O söyle der: "Resûlullah Efendimiz buyurdular ki: "Ben; semahat, secâat, cinsi kuvvet ve yakalayip tutusdaki siddet gibi hasletlerle baskalarina üstün kilinmisimdir."[28]
    Gerci bununla ilgili yorumlarini OZELDEN yaptin ama,konuya acik alanda dahil oldugun icin lutfen buradanda aciklamani bekliyorum NET OLARAK.

    Bu konunun ISLAMI kaynaklarda gecmesinde ve benim gundeme getirmemde ,OZELLIKLE BOYLE BIR OLAY YOKTUR diyenlere karsilik soyliyeceklerin nelerdir.?



    .

  3. #3
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    baristor , olayı yine saptırmaya çalışıyorsun , biz özellikle senin alıntıladığın şekilde verdiğin kaynaklarda yok dedik.

    Yukarıda da recognizerında dediği gibi senin verdiğin kaynaklarda senin verdiğin şekilde o söz yok.Sen ben kendim araştırdım diye yalan söylüyordun , biz de bunu verdiğin kaynakları araştırıp kanıtladık.


    Demek ki kendin araştırmayıp bi yerlerden copy/paste yapmışsın.Kaynağı kendin görmediğin için içinde tam olarak ne yazdığını bilmiyorsun.Hatta o kitap var mı yok mu onu bile bilmeden kaynak veriyorsun.Sahtekarlığın Recognizer 'ın yazısıyla da tekrar tescillendi.


    selam ve dua ile,

    .
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  4. #4
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Cunku UYDURMA ,RIVAYET hadisler benim zerre kadar umrumda degildir.
    Aslında bütün mesele orada. Eğer hadis uydurma ise islam'da bu nasıl KAYNAK olarak kullanılır? veya uydurma olan başka bir değişle gerçek olmayan bilgiler nasıl islam'ın kaynak eseri olabilir? Bunları böyle ifade ederek sorumluluktan kaçma çabaları çok iyi niyet olarak değerlendirilemez. Ben sizin yerinizde olsam o eserlere önce bir bakar ne ifade ettiklerini öğrenirdim. Bırakın sizi bunları T. Dursun sitelerinde iddia edenler dahi o kaynakları görmediler. Cünkü bu gibi iddialar hep Oryantalistlerin, bulunmasında güçlük yaşanan ve hiç bir ilmi değeri olmayan eserleri bulup onlar üzerinden bu iğrenç emelleri gerçekleştirmektir. Sizin yerinizde olsam iddia ettiğiniz kaynakları hangi İslam alimi hangi eserinde kullanmış ona bakardım. Bu çok önemli bir konudur. genel geçer bir kaynağın tespiti onu kullanan insanların çoğunluğu ile alakalıdır. Bu gibi Oryantalistlerin ve İsrailiyatın maalesef kalemşörlüğünü yapıyorsunuz.
    İkinci olarak bu uydurma hadisin yapısından çok biz senin verdiğin kaynakların içinde senin iddia ettiğin şeyler yok dedik. Yukarıda Recognizer kardeşim teyit etmiş. Neydi senin verdiğin kaynakların ismi?
    Zubeyir bin Bekkar,el-Muntehab s:62
    Kurtubi,Nisa suresi ayet 54 tefsirinde
    A.Razzak,Musannaf 7/506
    İşte bunları veren sensin, daha doğrusu bazı malum sitelerin iddialarını ve yalan haberlerini buraya taşıyan sensin. Tek tek bakalım verdiğin kaynakların statülerine ve iddia ettiğin şeyin bu kaynaktaki yerine.
    Zubeyir bin Bekkar,el-Muntehab s:62
    Böyle bir kaynak var diye iddia eden sensin. Biz dedik ki Böyle bir kaynak yok. Recognizer'de söylemiş böyle bir kaynak yok diye. Şimdi sen hangi erdemle izah edeceksin böyle bir kaynağın varlığını? Hem var diyorsun( Ki başkalarının iddiasını taşıyorsun. iddiaya girerim bu tartışmadan önce böyle bir şeyden haberdar bile değildin) İşte gördüğün gibi iddianın kaynağı bile mevcut değil. Biz bunu eleştiriyoruz. iddianı kanıtlayacak mesnedin bile ortada yok, boş, böyle bir eser yok.

    Kurtubi,Nisa suresi ayet 54 tefsirinde
    Bu ikinci verdiğin iddianı destekleyecek ikinci kaynağın. Evet Kurtubi Tefsiri diye bir tefsir var. Bunuda herkes bilir. Verdiğin Ayet ve sayfa numarasında iddia ettiğin durum yok. Zaten son olarak sende gördün ve özür diledin. Burada bile oturup düşünmüyorsun! "Yahu bunları yazan adamlara ben nasıl kandım" demiyorsun. İnsan akıllı varlıktır. islam'ın her anlamadığın hükmünü cesurca sorgulayıp, pervasızca eleştirirken, Seni kandıran Oryantalist paçavralarını İsrailiyat illetini kabulleniyorsun. Oysa tüm çıplaklığı ile her şey yalan ve dejenerasyondan ibaret olmasına rağmen. Bizlere söylediğin sorgulamadan kabul etmek bize göre değil deyip, ardından nette gördüğün her şeyi sorgulamadan buraya taşıman gibi. neyse şimdi iddianın iki kaynağıda seni yalanladı. gelelim 3, kaynağa

    A.Razzak,Musannaf 7/506.
    Evet bu kaynakta var, ama kaynağın içindeki bilgiler seni doğrulamıyor. oradaki bezerliklerden sen yorum yaparak olayları birbiri ile ilintiliyorsun. Bir idiadaki en büyük özellik nedir biliyormusun? Kaynaklar verdiğin savı aynen yansıtmalıdır. O sava ulaşabilmek için yoruma benzetmeye vb nedenlere ihtiyaç olmamalıdır. iddian kaynaktan aynı şekilde çıktıktan sonra yorumların olabilir o ayrı mesele.
    Şimdi gelelim sonuca.
    Bilgilerin içerikleri kadar bir kaynaktaki yansımasıda çok önemlidir. "Ben sadece islam'ın bir kaynağı olarak alıntıladım doğruluğu eğriliği beni ilgilendirmez" denemez. Verilen kaynaklar varsa ve o kaynaklarda iddia edilen şey bulunumıyorsa bu sorumluluğun altından böyle yapay gerekçelerle kaçılamaz. Biz önceleri seni uyardık ve bu konu senin bildiğin gibi değil dedik. Ama konuyu açmakta ve savunmakta direttin. Şimdi olgunluk edip böyle yaklaşımların hatalı olduğunu kabul etmen lazım. Bu daha ilkeli bir hareket olur kanatindeyim.
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  5. #5
    recognizer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-04-2007
    Mesajlar
    509
    Karizma Gücü
    6
    Merhaba barristor,
    Dikkat edilirse bu yazı;
    Aşağıdaki rivayeti değerlendirir misin ?
    "Cebrail gelip bana yiyecek birseyler verdi,bende onu yedim,boylece gece isinde de one gectim" şeklinde sorulan soruya göre verilmiş bir cevaptır.

    Alıntı barristor tarafından gönderildi.
    Bu hadisleri ben yazmadigima gore bunlar benim uydurmammidir ?
    Ayrica senin buldugun kaynakla bu assagida verecegim kaynak karsilastirilirsa ortaya ne cikar.?
    Hayır sen uydurmuş olamazsın. Muhtemelen bu, asırlar önce uydurulmuş bir rivayet. Çünkü asırlar önce yazılmış kimi kitaplarda yer almaktadır. Yani burada senin yaptığın, kimi kaynaklarda uydurma olarak yer alan rivayeti foruma taşımak olmuş sadece.

    Alıntı barristor tarafından gönderildi.
    14052. Abdurrezzak -> İbn Cüreyc yoluyla Enes b. Mâlik: Nebî(sav) şöyle demiştir: “Bana el-Kefît verildi”. Nebî(sav)’e, “el-Kefît nedir?” diye soruldu. Şöyle [cevap verdi] dedi: “cimâ’da 30 adam gücüdür.” Onun dokuz hanımı vardı ve bir gecede tümünü dolaşırdı.
    Verdiğin bu uydurma olan rivayeti de inceledim. (Abdurrezzak, el-Musannef, VII, hadis no: 14052.)
    Bu rivayet ile daha önce senin verdiğin aşağıdaki rivayet görüleceği üzere aynı değil:
    "Cebrail gelip bana yiyecek birseyler verdi,bende onu yedim,boylece gece isinde de one gectim".
    Tüm bunlar ve değerlendirmeleri, ekteki dosyada görülebilir.


    Alıntı barristor tarafından gönderildi.
    Peygamberimizin Cinsi Kuvveti Ve Ailelerinin Hepsini Bir Gecede Dolaşması
    Buhâri, Katâde tarikiyle Enes'den rivayet eder. O şöyle demiştir: "Peygamber (s.a.v.), bir gecede ailelerinin hepsini dolaşırdı." Kâtâde sorar: "Ey Enes, O'nun buna gücü yeter miydi?" Enes cevap verir: "Biz kendi aramızda, O'na otuz erkek gücü verilmiştir" diye konuşurduk."
    îbn-i Sa'd'ın Selmâ'dan rivayeti de şöyledir: "Peygamberimiz» dokuz ailesinin her birini bir gecede dolaşırdı.[27]" Taberani ve diğerleri Enes'den rivayet eder. O şöyle der: "Resûlullah Efendimiz buyurdular ki: "Ben; semahat, secâat, cinsi kuvvet ve yakalayıp tutuşdaki şiddet gibi hasletlerle başkalarına üstün kılınmışımdır."
    [27] Sahih olan Ebu Rafi’nin haberine göre, Efendimiz bir gecede bütün hanımlarını dolaştığı zaman, hepsinin yanında ayrı ayrı gusül abdesti almıştır. Ebu Rafi’ demiş ki: “Bir defa gusül etmeniz kâfi değil miydi?” Efendimiz de: “Böyle davranmak, temizlik bakımından daha iyidir ve daha hoştur” buyurmuştur.

    Bu ve benzeri rivayetleri sorulan rivayetle benzerliği olmadığından değerlendirmedim. Ekteki dosyada da aynı böyle bir rivayet vardır ve orada da değerlendirmediğime işaret ettim. Rivayet teknik anlamda sahihtir ancak şurası açık ki bu rivayetin birinci kısmında da konuşan Hz.Peygamber değildir. Konuşan sahabe olup kendi fikrini açıklamaktadır. Yani bir bilgi ve hüküm ifade etmez.
    "İbn Sa'd'ın Selmâ'dan rivayeti" diye başlayan rivayetin ikinci kısmına bakarsak rivayetin durmunu bilmiyorum incelemek/araştırmak lazım.


    Alıntı barristor tarafından gönderildi.
    Gerci bununla ilgili yorumlarini OZELDEN yaptin ama,konuya acik alanda dahil oldugun icin lutfen buradanda aciklamani bekliyorum NET OLARAK.
    Bu konunun ISLAMI kaynaklarda gecmesinde ve benim gundeme getirmemde ,OZELLIKLE BOYLE BIR OLAY YOKTUR diyenlere karsilik soyliyeceklerin nelerdir.?
    Bu konu verdiğin/refere ettiğin kaynaklarda geçmemesine karşın, bazı ikinci derece tenkit edilmiş kaynaklarda yer alan bir rivayettir. Yani uydurma da olsa böyle bir rivayet vardır. Çünkü biz, eski kaynaklarda bu rivayetlerin uydurma olduğuna dair kayıtlar okuyoruz. Olmasaydı değerlendirmesini de bulamazdık.
    Bunun nedeni rivayetleri toplayan eserlerin iki türlü olması. Bir kısmı doğrudan kaynaklara yani rivayet ettiği hocalarına başvurarak, rivayetlerini kitaplarında toplamıştır. Bunlar bazen sağlam rivayetlerin yanı sıra bazı rivayetlerin uydurma olduklarına dikkat çekmek veya daha sonra araştırmak üzere (not düşerek) bu tür rivayetleri kitaplarına almışlardır.
    Bir kısmı da; Suyûtî'nin Câmiu's-Sağîr adlı eseri ve Cemu'l-Cevâmi' adlı eseri, Ali el-Muttakî'nin, Kenzu'l-Ummâl adlı eseri gibi mevcut toplanmış kitaplardan derleme yaparak kitaplarını oluşturmuştur. Mesela Suyûtî'nin ilk eseri tam 27 kitaptan, diğer eseri 30 kitaptan derleme bir eserdir. Kenzu'l-Ummâl ise hem her ikisini birleştiren hem de daha başka ilaveler içeren bir eserdir. İşte bu tür eserler derledikleri kitaplara bazen tam hakim olamadıklarından veya bazen amacını kavrayamadıklarından, gördükleri ne varsa kitaplarına doldurmuşlardır. Sorunlu rivayetler de genelde bunlardan kaynaklanıyor. Çünkü bunlar doğru yanlış ayırmadan ne varsa derlemişler. Bu yüzden bu ikinci derece kaynaklarda dikkatli olunmazsa doğruya yanlış, yanlışa doğru demekten kişinin kurtulması çok zor. Tavsiyem, şayet bir hadis kaynağına başvurulacaksa, sıhhat durumu incelenmiş/tespit edilmiş ilk dönem yazılmış birinci dereceden kaynaklara başvurulması.
    Umarım doyurucu olmuştur.

    Hoşçakalın.
    Ibn Abbas (r.a)’tan, Peygamber (s.a.v):"Sen Allah’ı bollukta bil, Allah da seni şiddet anında bilsin, istediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile. Olacak şeyler hakkında kalem kurudu. Eğer yaratıkların tümü Allah’ın hükmetmediği birşeyle sana fayda vermek isteseler, buna güç yetiremezler. Şayet Allah’ın senin aleyhine yazmadığı birşeyle sana zarar vermek isteseler, buna da güç yetiremezler. Bil ki hoşlanmadığın şeye sabırda çok hayır vardır, zafer sabırladır, çıkış kapısı sıkıntıyladır ve zorlukla beraber kolaylık vardır."
    [Hadis Hasen-Sahihtir. Tirmizi, Sünen - Ahmed b. Hanbel, Müsned - Abd b. Humeyd, Müsned - İbn Receb, Câmiu'l-Ulûm, vd.]

  6. #6
    Pontevedra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-12-2005
    Mesajlar
    1,302
    Karizma Gücü
    7
    buhariler, nesei ler ebu davudlar hadisleri kabul edipte kitaplarına alıyolar..1400 yıl sonra yaşamış ultra ilahiyatçılar canının istediklerini bu uydurma bu gerçek değil deyip kafalarına göre takılıyolar...

    "ilim çindede olsa öğreniniz "hadisini 4 mezhep immamı sahih değil derken..

    islam bilimi destekliyor diye ağzınızdan düşürmüyosunuz..

    "istanbul fethi hadisleri" uydurma olduğunu kabul eden eski alimlere inat
    türk islam sentezi propagandası yapmak için ..sakız gibi ağzınızsan düşürmüyosunuz..
    cinsellikle ilgili hadisleri ittifakla kabul ettikleri halde..zamanımıza uymuyor ahlak dışı diye reddediyorsunuz...

    artık diyanet Sahihi Buhari Muhtasarı nın yayının yapmıyor neden?

    çünkü islamı soflaştırıyorsunuz..

    yakında aslında islamda evrim vardır dedikleri zaman hiç şaşmayın..

    bu ilahiyatçılara hiç güvenilmez..

    çünkü onlarında karalaması yazması gereken bişileri olacakki ...doçent prof olabilsinler..

    Allahtan dinci yayın evleri sayesinde en temel kaynaklara ulaşabiliyoruz...

    diyanet kalsa hepsini yaktırırdı.

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Degerli RECOGNIZER;

    Yapmis oldugun arastirma, harcadigin emek ve durustlugun icin tessekkur etmek istiyorum.

    Bence bu konuya koymus oldugun son noktadir.Keske seni daha evvel tanisaydim ve senden yardim isteseydim de konu bu kadar kisisellesmeden son bulsaydi ama malesef olmadi.Hem bu konuya hemde bu kislerle girdigim tartismayi sonlandirmak adina bir kac soz soyleyip bu konuyu kapatmak istiyorum,cunku sana isimizin dusecegi daha cok hadis ve olay var .Ilginc ve tartismaya degecek yeni konulari acmak icin bu konunun kapanmasi gerekiyordu.Daha ATEIST sitelerinden yapacagim cok copy-paste var.

    Tartismaya girdigim bu iki arkadasa son sozlerim sunlar olacak.HIC BIR ACTIGIM KONUYU BIR SITEDEN COPY-PASTE Y-A-P-M-A-D-I-M!!!. Bunun aksini ispat etmeleri o kadar kolayken hala bu tur sozleri sarfetmeleri gercekten cok dusuncuru.Benim acmis oldugum assagi yukari 14-15 konunun basliklarini veya kaynaklarini veya icinden herhengi ilginc ve benim degistirmemin mumkun olmadigi bir bolumu googleden arayip bulabilirlerdi.Ve bana "bak sen butun bunlari okumadin ve su siteden copy-paste yaptin" diyebilirlerdi.Ama boyle bir ispat yolunu secmeden bu tur ithamlarda bulunmalari cok enteresan..
    Oysa ki bu sitede bir muddet once bir arkadas "DEMIRIN SIRRI" baslikli bir yorum yayinlamisti ve cok ilgimi cekmisti ,cunku birkac sene evvel bende birinden bu konuyu duymustum ama bu kadar teferruatli bir bilgi degildi.Okuyunca inanin cok etkilendim ve kafamda simsekler cakmaya baslamisti.Ya tekrar IMANA donecektim,yada bununla ilgili bir son arastirma yapacaktim.

    Once bunu bana daha evvel kimin soyledigini hatirlamaya calistim ve cok yakinimda olmasi dolayisiyla hemen buldum,soyleyen OGLUM du.Oglum sen bunu hangi kitapta okudun dedim o da"Baba kitapta okumadim,okulda DIN ogretmenimiz anlatti "dedi.Haaaaa dedim o zaman is degisti...

    Ve hemen google "DEMIRIN" yazip bir arastirmaya yapmaya basladim ki buradan ogrendigime gore demirin yeryuzunde cok ca mevcut olan bir maden oldugunu ama dunyamiza goktaslari ile dusen kayalarinda icinde bol miktarda oldugunu ve hatta SUMERLER zamanindan beri bunun islendigini okudum.Tabi ki Muhammedin bu olayi cok iyi bilmesinden ve kiliclarini bile bu goktaslarindan cikan demirden yapmalarindan dolayi boyle bir ayetinde KURANDA olmasi gayet normaldi.Bunda bir mucize yoktu...
    Sonra bu masalin kimin tarafindan uyduruldugunu arastirdim ve karsima bu sitede isminin bile gecmesinin yasak oldugu,sahtekarligi devlet yargisi tarafindan sabitlenmis H.Y ismine ulastim ve gercek gun isigi gibi ortaya cikti.

    Simdi bunu anlatmamin sebebi bu arkadaslar beni durmadan ,yok sen bu bilgileri TURAN DURSUN sitesinden yok Ateist sitelerinden copy-paste yapiyorsun diyeceklerine 5 dakikalarini ayirip ,bu gercegi gorebilirlerdi.Cunku insan nette 5 dakikasini ayirinca ,bu sanal alemi dahi olsa, tartismaya girdigi kisinin ne is yaptigini ,hangi okulu bitirdigini ,is ve cep telefon numarasina kadar ve hatta hobilerine kadar herseye ulasabiliyor.

    Bu vesile ile buradan HERKEZI uyarmak istiyorum.Herkez iyi niyetli OLMAZ.Kimsenin birilerinin kulagina birseyler UFLEMESINE gerek yok.
    Sadece 2-3 sene evveline donerek herkezin yazilarini tek tek okudugun ve not aldigin zaman ,bunlari birlestirdiginde herkeze ulasmaniz cok normal ve bilinen bir gercek.BEN ARKADAS OLARAK HERKEZI UYARMAK ISTEDIM.

    Gene oglumun adi gececek ama ,anlatmam herkezin yararinadir.Su an okulda bunun DERSINI goruyorlar ve polisler onlari uyariyor,bilgi veriyorlar FACEBOOK ve benzeri sitelere uye olup kendiniz hakkinda bilgiler vermeyin art dusunceli kimseler isterlerse sizin ayakkabi numaraniza kadar bulabilir diye soyluyorlar ve bunun yapilma seklini de ders olarak gosteriyorlar. TUM SITE deki arkadaslarimi uyarmak amacli yaptigim bu aciklamayi ,konu harici mesaj diye yoneticilerin silmeyecegini umut ediyorum.CUNKU COK ONEMLI BIR BILGIDIR.



    NOT : Bu arada "KULAGINA BIRILERI UFLEDI " diyerek, bahsettiginiz arkadasin sizlerin sirrini nasil korudugunu ve sizlerle ilgili olan dusuncelerini bir bilseniz o nu bu konuda itham etmekten cok utanirdiniz tahmin ediyorum.



    Bu tartismanin son bulmasi dilegiyle de herkeze saygilarimi sunuyorum.



    .
    Bu mesaj en son " 03.04.09 " tarihinde saat 22:22 itibariyle barristor tarafından düzenlenmiştir...

  8. #8
    İmhotep adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-11-2007
    Mesajlar
    1,425
    Karizma Gücü
    5
    Hadisler uydurmada olsa müslümanlar tarih boyunca itibar etmişlerdir. Günümüzün modern çağında bu hadisler sırıtsada softa kesimi tarafından hoş görü ile karşılanmaktadır.
    (Tanrı öldü.)
    Religulous _ 1. ve 2. bölümler kendi uploadım.
    http://www.vimeo.com/11457696
    Cosmos serisinin 1.2.3. filmleri toplam 10 part kendi uploadım
    http://www.dailymotion.com/relevance/search/cosmos
    BBC Walking With Cavemen CD1- 1. bölüm ve devamı 2. bölüm ekran üzerine gelecek bittiğinde (Türkçe altyazı)
    http://www.dailymotion.com/video/xb3...cd1-bolum_tech
    BBC Walking With Cavemen CD2 bölüm 1/3 (Türkçe altyazı) kendi uploadım.
    http://www.youtube.com/watch?v=XpXn0hxuyPw 3. 4. seriler youtube da mevcut.

  9. #9
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    buhariler, nesei ler ebu davudlar hadisleri kabul edipte kitaplarına alıyolar..1400 yıl sonra yaşamış ultra ilahiyatçılar canının istediklerini bu uydurma bu gerçek değil deyip kafalarına göre takılıyolar...
    Pontevedra;
    Bunları sana belki 50 kere anlattım. Anlatılanları anladığından eminim. Ebu Cehil inkarın cehlini yapıyordu yoksa anlama noktasında oda mahirdi tıpkı senin gibi. Hadislerin konumu müslümanların en çok dikkat etmeye çalıştıkları konudur. İlahi bir hikmetle koruma altında olmadığı için(Kuran-ı Kerim gibi) bazı israiliyatcıların ve Oryantalistlerin hedefi olmuştur. Ama Rasulallah'ın dava arkadaşları olan Sahabelerden başlayarak çok titiz bir şekilde hadis hafızları oluşturulmuş, hem Mütevatir, hem kutsi hadisler ve diğerleri kategorize edilerek korunmuşlardır. Sahabenin ardılları tabiin ve Müçtehit imamlar devri hadiscilik noktasında bir zirve olmuş, rivayet zincirleri ve raviler(Rivayet eden sahabiler ve tabiin) birer birer tespit edilmişlerdir. İşte bu çağdan sonra İslam'ın yeryüzünde yayılışından sonra bazı kendini alim sanan zümreler ve sahte İsrail destekli dergahlar belli zümrelere ithafen hadis uydurmuşlardır. Ancak İslam alimleri bunların bir çoğunu tespit edip ayıklamıştır. Yinede tahrici yapılmamış bir çok hadis vardır. Bunları gayet titiz bir şekilde izleyen insanlar bu yolda ömür tüketmektedirler.
    Şimdi bu bilgiler ışığında Geçmişte olduğu gibi İslam üzerindeki kirli eller İsrailiyatcılar ve Oryantalistler zamanında Sabatay'cıları, Huruf'cuları, Melami'leri vb sapık tarikatleri nasıl kullanmışlarsa şimdide inkarcıları kullanıp Hadislerin içeriklerini değiştirip piyasaya sürmektedirler. Sen ve senin gibilerde bunların ekmeğine yağ sürüp onlara hizmet ediyorsunuz. Tabiki bu hizmeti fisebilallah yapıyorsunuz yada böyle olduğunu bilmeden yapıyorsunuz. Sistemler böyledir. Sizin sürekli eleştirdiğiniz Hadisler ve ayetler konusunda gerçekten şahsi hiç bir bilginiz yok. Hep bu zümrelerin teşvikindeki bilgilerden hareketle yapıyorsunuz bunları. Oysa biraz merak edip, birazda İslam'ı tanımış olsanız sizde bir çok şeyin farkında olacaksınız. Bu konuda;
    İslam, diğer dinlerde olduğu gibi bir seyir izlememiştir. Musevilik ve İsevi'likte Kutsal kitaplar olan Tevrat ve İncil uzun bir süreyi kapsayan zamanlar diliminde inmemiştir. Tevrat ve İncil çok kısa bir sürede inmiş olup ilahi kuralların uygulamasında ümmetler kısa sürede ayrılığa düşmüşlerdir. Kuran ise tedricen inmiştir, fasılalı inmiştir. Olaylara ve gereksinimlere göre Ayetler nazil olmuştur. Biz şimdi Kuran'ın tümüne bakarak konuşuyoruz, ancak bir çok hadis Kuran tamamlanmadan o dönemin ihtiyacına göre söylenmiştir. İşte Tarihsel bazda bazı hadisler tasnif edilmediğinden şimdi yorum yapanlar İslam'ın geneline göre bunu yapmaktadırlar. Buda insanların bu ayrıntıyı unutmalarından meydana gelmektedir. Hadislerin, Kuran'ın tamamen inmemesinden bazı olayların izahından dolayıda söylenmiş olmaktadır. Burada yapılması gereken şey eleştirmeden önce olayları adil bir şekilde araştırmaktır. Ama bu kaynaklar hep Oryantalist kaynaklar olmamalı, yada İslam'ın gerçekten herkes tarafından genel geçer kabul edilen bir kaynağından yapılmalıdır. Kıyıda köşede yazılmış, yazanı kimse tanımamış ve kaynak olarak faydalanmamış adına İslami kaynak denmiş olanlarıda dahil.
    Bu tahrifat anlayışı sadece dinlerin sorunu değildir. Bu senin ilmini yaptığın tarih içinde böyledir. Bazı tarihi olaylara bak, o olayı anlatan insanlar bile belli değildir. Kartaca'lı Hannibal'in savaşını birbirinden farklı 4-5 versiyonunu bulabilirim sana. Hadi bırak Kartacayı yakın tarihimizde bile bir çok ayrıntı birbirinden farklıdır. Hatta Atatürk'ün doğum tarihini 1882 olarak gösteren pullar ve tarihi kaynaklar vardır. Şimdi bu ayrılıklar Tarihin bir bilim olmasını engellermi? Yada Tarihçiler bunları temizleyemedi yada aydınlatamadı diye tarih bilimi zarar görürmü?
    Bir çok tıp adamı var Doktor var bunlardan bir çoğu Organ mafyası ile beraber çalışıyor ve bir çok masum insanın organları çalınıyor. Yada bir çok doktor, bebek kaçakçılığı yapıyor, bunlar böyle yapıyor diye Tıp bilimi zararmı görüyor? Yada bu doktorlar bunları temizleyemedi diye bütün doktorlarda aynı kefeyemi kondu? Elbette hayır.
    Bilimde de bu böyle değilmi? Atom bombasdını yapan insan bir bilim adamı değilmi?, Fosfor bombalarını yapanlar bilim adamları değilmi? Bunlar var diye kimse bilim dünyasını suçluyormu? Ama işin içine Din girince milletin kanı kaynıyor ve haksızca eleştiriliyor. Bu illetler sizin olduğunuz gibi bizimde sorunumuzdur. Bizler Peygamberimizin emrini tereddütsüz yerine getirmeye hazır insanlarız. Ama çok ciddi Hadis alimleri var. Titizlikle ve sabırla bunları işliyorlar. Biz peygamberimizin o güzel ifadelerini sabırsızlıkla bekliyoruz. Ama Bir çok hadiste sorun yoktur. Sizler Allah'ın kelamına inanmadığınız gibi bunlarada inanmayabilirsiniz. Bu sizin sorununuz. Ancak Hem İsrailiyatcıları hemde Oryantalistlerin oyuncağı olmayın. Nette her gördüğünüzü bir gerçek sanıp üzerine atlamayın. İnsan inanmasada Adil olabilir. Adalet herkese lazım. Umarım şimdi olaylara bakma zafiyetinizde bir değişiklik olur. Umarım.
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Evet pontevedra,

    Bu konuda sen cahil!! kalmışsın.İslam alimleri 1400 yıldır ayıklamaya çalışıyorlar(pirincin taşını)...

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •