UYDURMA BİR RİVAYET ve TARTIŞMALAR
Bilineceği üzere hadisler İslam dinin birincil derecede kaynaklarından ikincisi olan sünnetin yazılı biçimidirler. Bu hadislerin sahih olanları ittifakla sahabe, tabiun, imamlar ve tüm mezheplerce (sapık mezhepler de dahil) dinen bağlayıcıdır. İşte bu nedenle tarih boyu kendi düşüncelerini, amaçlarını meşru saydırmak için hadis uydurma faaliyeti olmuştur.
Bizler Müslüman olarak biliyoruz ki; Ne Allah’ın kendisi(zatı), ne de dini kendimiz tanımlayamayız. Tersine Her ikisini de din tanımlar. Yani Allah nasıl olduğunu vahiy(Peygamberi) aracılığıyla bize kendi tanımlar. Yine din kendi yapısını, emir ve yasaklarını aynı şekilde kendi tanımlar. Bence Tanrı şöyledir veya şöyle olmalıdır, ya da din şöyle olmalı veya böyle olması mantıklıdır sözlerinin hiçbir değeri olamaz. Bu tanımlar gerçek din değil, kişilerin kendi kafasında oluşturduğu dindir. Konumuza dönersek uydurma hadislerin arka planında böylesi bir yaklaşım da vardır. Rical kitaplarında, sorgulanan bir hadis uydurmacısı ile şöyle bir diyalog aktarılır. Bir Sufinin hadis uydurduğu tespit edilir ve kendisine bunu neden yaptığı sorulur. Adam, sanki dinin altına dinamit koyan biri değilmişçesine gayet pişkince, faydalı bir iş yaptığını iddia eder. Derler ki, “Hz.Peygamber’in aleyhine hadis uydurmanın kişiyi cehenneme sokacağını bilmiyor musun ? ki bu mütevatir(rivayeti kur’an gibi nakledilen) bir hadis olarak nakledilmiştir !” Adam gayet pişkin; “Ben aleyhine değil lehine uyduruyorum!” der. İşte bunun nedeni kişilerin kendisini dine uydurmak yerine dini kafalarındaki şablona, kategoriye oturtma sevdasıdır.
İşte aklı evvellerden biri de zamanında aşağıdaki rivayeti uydurmuş. Ben de internet ortamında çok gezen bu rivayeti, geçtiği kaynakları ve sıhhat durumunu aşağıda değerlendiriyorum.
Bunu yaparken okuyanın sabrını da düşündüğümden burada; konuyu ana hatlarıyla anlaşılır bir şekilde vermeyi, rivayetlerin ayrıntısını(tam metni) ise ekte word dökümanı olarak vermeyi uygun buldum.
Bazen Hz.Peygamber’e Cebrail’in getirdiği bir şey veya yiyecek olarak bazen Hz.Peygamber’in bana verildi diyerek anlattığı söylenen iki rivayet ten söz edilir: el-Kefit ve el-Herîse. Bunlardan ikincisinin bırakın uydurmalığı, mesnedi dahi olmadığından uydurma hadisler listesinde yerini almıştır. Diğerine gelince bu rivayeti daha önce duymuş fakat araştırmamıştım. Forumda tartışmaya neden olduğunu görünce arkadaşlarımın talebi üzerine inceledim ve ısrarlı talepler üzerine bu yazıyı böyle bir konu açarak ekliyorum. Umarım tartışmayı alevlendirmek yerine düzeyli, kaliteli bir tartışma yapmak açısından faydalı olur.
Tartışılan konuyu iki başlıkta ele alalım:
a) Hz. Peygamber’e şu kadar cima kuvveti verildiğine dair rivayetler
b) Hz. Peygamber’e bir şey verilmesinden sonra şu kadar cima kuvveti kazandığına dair rivayetler
Birinciye dair rivayet için verilen referans şuydu:
Zubeyir bin Bekkar,el-Muntehab s:62
Kurtubi,Nisa suresi ayet 54 tefsirinde
A.Razzak,Musannaf 7/506
Birinci kaynağı (Zübeyr b. Bekkâr, el-Muntehab) aradım bulamayınca, bu şahıs üzerine doktora çalışması yapmış bir akademisyenin makalesine baş vurdum. Çünkü Muntehab, aynı zamanda özel bir metotla kitap özeti anlamına da gelmektedir. Bu makalede hem Zübeyr b. Bekkâr’ın ilmi hayatı tepit edilmiş hem de basılmış/basılmamış toplam 38 eseri (ki beş tanesi tartışmalıdır) tespit edilmiştir. Ancak Zübeyr b. Bekkâr’ın, el-Muntehab diye bir eseri söz konusu değildir. Onun böyle bir eseri ilmi literatüre göre yoktur.
İkinci kaynağa (Kurtubî’nin Tefsirine/Nisa 54) gelince bahsedilen kısmı birkaç kez okumama rağmen böyle bir rivayet bulamadım. Yani burada da yoktur.
Üçüncü kaynağa (Abdurrezzak, el-Musannef) gelirsek: Burada daha önce söylediklerimi tekrarlayayım: Bir defa referans verme şekli yanlış ve yanıltıcı. Öncelikle konularına göre tasnif edilmiş kaynaklarda verilecekse önce cilt, sonra konu ismi, sonra varsa rivayet numarası (yoksa sayfa numarası verilir.) Ben de doğru algılamam üzere 7.cild 506 nolu rivayeti aradım. Tabi bulamadım, belki ümidiyle 206, 306, 406, 606 vb diğerlerini de taradım ama nafile. Bulamayınca foruma bu duruma dair bir mesaj yazdım. Ancak daha sonra başka bir sebeple esere el attığımda belki bunlar yanlış bir şekilde sayfa vermiş olabilir deyip bakınca kendimi bu günlere ulaşan bir tartışmanın içinde buldum.
Şimdi özelden mesajlarla sürekli sorulan ve tartışmaya neden olan rivayetleri aşağıda özet olarak değerlendiriyorum. Rivayetleri benzerleriyle birlikte okumak isteyen ekten okuyabilir:
SORU: Aşağıdaki rivayetin değerlendirir misin ?
" Cebrail gelip bana yiyecek birseyler verdi,bende onu yedim,boylece gece isinde de one gectim"
Tam metin olarak ele alırsak, Abdurrezzak, el-Musannef’de böyle bir rivayet yoktur.
Abdurrezzak’da buna en yakın veya benzeyen rivayet şöyledir:
14052. Abdurrezzak -> İbn Cüreyc yoluyla Enes b. Mâlik: Nebî(sav) şöyle demiştir: “Bana el-Kefît verildi”. Nebî(sav)’e, “el-Kefît nedir?” diye soruldu. Şöyle [cevap verdi] dedi: “cimâ’da 30 adam gücüdür.” Onun dokuz hanımı vardı ve bir gecede tümünü dolaşırdı. İbn Cüreyc: Süleyman b. Musa’ya, Nebî(sav)’in hanımları için odalarında, namaz kılmalarına ruhsatları yokmuydu diye sordum, bana kılmadıkları söylendi dedi.
Bu rivayet de uydurma bir rivayettir. Yani buradan anlaşılan; “bir şey yedim”, veya “öne geçtim” diye bir rivayet yoktur, “bana verildi” diye olan rivayet de uydurmadır.
Daha sonra soru soranla ilgisi olmaksızın ben bir de diğer kaynakları tarayayım dedim ve şu sonuçlara ulaştım:
1- İçerisinde el-kefît ve benzeri şeyler geçen tüm rivayetler uydurmadır. Bu rivayette bir kaynak da İbn Sa’d’ın Tabakât’ıdır. Ancak ondaki bu rivayetlerin tamamı uydurmadır. Zaten diğer kaynaklar da (Kenzu’l-Ummâl gibi) çoğunlukla İbn Sa’d’dan almışlardır.
Tek istisna hariç hepsi uydurmadır. Bunun tek istisnası el-Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid, IV, 537, hadis no: 7553’dür. Bu da aşırı zayıf bir rivayettir:
Câbir[ra]’dan nakledildiğine göre şöyle dedi: “Rasûlullah’a el-Kefît verildi.” [hadisin ravisi diyor ki:] el-Hasen [u’l-Basrî’ye], “el-Kefît nedir?” dedim. “Cimâ kuvveti.” dedi.
Rivayete bakılırsa konuşan sahabi ve Hz.Peygamber’den bir şey nakletmeyip sadece fikrini söylüyor. Rivayette geçen el-kefît kelimesini sahabeden duyan, tabiinden Hasan el-Basrî’ye sonraki ravi soruyor, tabi olan Hasan el-Basrî de cevap veriyor. Bu tür rivayetlere teknik anlamda (mevkuf) hadis dense de bunlar haberdir. Bağlayıcılık bir yana, el-Kefît’in cimâ anlamına gelmesinden başka hiç bir değer ifade etmezler.
2- İçerisinde yukarıdaki olmaksızın sadece Hz. Peygamber’e şu kadar cima kuvveti verildiğine dair rivayetler geçen tüm rivayetlerin en iyi durumda olanı çok zayıftır. Ancak burada da şöyle bir durum var. Bu ifade içeren tüm rivayetlerde konuşan kişi Hz.Peygamber değildir. Yani Hz.Peygamber’den “bana verildi” şeklinde rivayetlerin tamamı uydurmadır.
Konuşan ya fikir beyan eden olarak sahabedir veya tabiindir. Rivayette konuşan kişi, sahabe olursa durumu yukarda bahsettiğimiz gibi hadis değil de haber hükmünde olup değer ifade etmez.
3- el-kefît nedir peki? Kenzu’l-Ummâl’de kitabın yazarının da rivayetin arasında açıklama yaptığı bu kelimeyi açıklayanlar İbnu’l-Esir’e dayanmaktadırlar. Yani İbnu’l-Esir’in, hadislerdeki bilinmeyen garip kelime ve kavramlar üzerine yazdığı meşhur bir eser olan en-Nihâye fî Ğarîbi’l-Hadîs adlı eserine.
Bakalım orda ne deniyor:
“elinde tutmak”, “elde tutmak”,
“elbiseleri elle bir arada tutmak”,
“cimâ kuvveti”,
el-kifât olursa Mürselât 25’deki gibi “toplayan”,
el-kift olursa “küçük miktarda bir şey”
el-keft olursa “küçük miktar” veya “kırılacak şey” (Ayrıntı için eke bakın)
Yani yenecek bir şey anlamı yok. Kelimeyi bu anlamda kullanan yazarlar ya yorumlamayla bunu yapıyor veya başka bir kaynağa dayanıyorlar fakat hatalı referans veriyorlar.
SONUÇ:
Tartışmaya konu olan rivayet: " Cebrail gelip bana yiyecek birseyler verdi,bende onu yedim,boylece gece isinde de one gectim"
Zubeyir bin Bekkar,el-Muntehab s:62
Kurtubi,Nisa suresi ayet 54 tefsirinde
A.Razzak,Musannaf 7/506.
SORU 1: Yukarıdaki rivayet verilen kaynaklarda geçmekte midir?:
a) Birinci kaynak uydurma bir kaynaktır, böyle bir eser yoktur.
b) İkinci kaynakta bahsedilen veya benzeri bir rivayet yoktur.
c) Üçüncü kaynakta referans yanlış ama referansı düzeltsek bile böyle bir rivayet yoktur.
CEVAP: HAYIR
SORU 2: Yukarıdakine benzeyen söylenti nitelikli rivayetlerin durumu nedir?:
İçinde nesne anlamında “Cebrail bana bir şey getirdi”, “bana verildi”, “yedim”, “cimâda/gece işinde öne geçtim” , “şu kadar adam gücü verildi” ve benzeri ifadeler geçen tüm rivayetler uydurmadır. Hiç birinin ne ilmi ne de edebi bir değeri yoktur.
CEVAP: UYDURMADIR
(Uydurma olarak geçtiği yerlere bakmak için ekteki doyaya müracat)
Hoşçakalın.
KAYNAKLAR:
Abdurrezzak b. Hemmâm es-San’ânî, el-Musannef, , XI, 2. Baskı, Beyrut 1403, [Tahkik: Habiburrahman el-A’zamî, Yayınevi: el-Mektebetu’l-İslâmi]
Ali el-Muttakî, Kenzu’l-Ummâl fî Süneni’l-Ekvâli ve’l-Ef’âl, XVI, 1. Baskı, Beyrut 1989 [Yayınevi: Müessesetü’r-Risâle]
es-Suyûtî, el-Câmi’u’s-Sağîr min Hadîsi’l-Beşîri’n-Nezîr, I, 1. Baskı, Beyrut tsz.[
Yayınevi: Dâru’l-Fikr]
el-Münâvî, Feydu’l-Kadîr Şerhu’l-Câmi’u’s-Sağîr, VI, 1. Baskı, Mısır 1356.[Yayınevi: el-Mektebetu’t-Ticâriyye]
İbn Sa’d, et-Tabakâtu’l-Kübrâ, IX, 1. Baskı, Beyrut 1998.[Tahkîk: Muhammed Abdulkadir Atâ’, Yayınevi: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye
el-Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid ve Menba’u’l-Fevâid, X, 1. Baskı, Beyrut 1412.[Yayınevi: Dâru’l-Fikr]
İbnu’l-Esîr, en-Nihâye fî Ğarîbi’l-Hadîs, V, 1. Baskı, Beyrut tsz.[Tahkik: Mahmud Muhammed et-Tenâhî – Tahir Ahmed ez-Zâvî, Yayınevi: Dâru’l-Kitâbu’l-Lübnânî]
Nasîruddin el-Albânî, es-Silsiletu Ehâdîsu’d-Da’îfe ve’l-Mevdû’a, XIII Cüz, [Internet versiyonu]
Nasîruddin el-Albânî, Da’îfu’l-Câmi’u’s-Sağîr, I, [Internet versiyonu]