Başbakanlık filosua bir süper jet daha katılıyor...
05 Nisan 2009 / 10:04
Hürriyet'ten Uğur Cebeci, Başbakanlık tarafından 2 yıl önce siparişi verilen o uçağı yazdı.
İşte Başbakanlığın yeni uçağı
Başbakanlık için iki yıl önce sipariş verilen Gulfstream G550 tipi uzun menzilli iş jeti, önümüzdeki hafta teslim ediliyor. Liste satış fiyatı 55 milyon dolar olan uçağın ABD’de Savannah Georgia’daki Gulfstream imalat hattında test uçuşları ve teslimat çalışmaları son aşamaya geldi. Tescili TC-DAP (Doğu Anadolu Projesi) olması düşünülen uçağın fiyatının ekstra sistemlerle 60 milyon doları aştığı sanılıyor.
VIP uçuşlarda kullanılmak üzere THY tarafından sipariş edilen Gulfstream G550, 12 bin 501 kilometre menzili ile dünyanın en uzun menzilli iş jeti. Yolcu kapasitesi Başbakanlığınisteğine göre 18 koltuklu olarak planlanan uçak, İstanbul’dan yakıt ikmali yapmadanbatıda Los Angeles, doğuda Avustralya’nın Darwin şehrine uçabiliyor.
Ağustos 2007’de, 2011 sonuna kadar sıra bulunan uçağın teslimatını öne almak isteyenTHY, Gulfstream’le görüşerek bunu Nisan 2009’a çekti. Ekonomik kriz nedeniyle birçokülkeden gelen sipariş iptalleri nedeniyle, uçağın teslimatındaki öne alma tarihinde de birsarkma meydana gelmedi. Uçakta görev yapacak pilot ve teknisyenlerin de eğitimlerini tamamladığı öğrenildi.
KABİN 18 KOLTUKLU
? Normalde G550’lerinkoltuk kapasitesi 14-18arasında değişiyor.
? Koltuk, halı, kabinrenklerinin seçiminde Gulfstream ve THY Teknikmühendisleri ortak çalıştı.
? Uzun uçuşlarda koltuklar 180 derece yatıyor.
? Uçağın arka bölümütoplantı salonu haline getirilebiliyor.
? Kabinde ayrıca uzunuçuşlarda pilotlarındinlenmesi için özel bir alan da yer alıyor.
ÖZEL SİSTEMLER
? G550’de EVS olarak adlandırılan “Yükseltilmiş Görüş Sistemi”, kızıl ötesi kamera görüntülerini kokpitteki ekrana yansıtıyor. Böylece pilotlar gece veya sis, pus gibigörüşün düşük olduğu şartlarda sorunsuz yaklaşıp inebiliyor.
? Kokpitte pilotlar uçuş verilerini HUD olarak adlandırılan baş üstü ekranından takip edebiliyor. Benzer sistem, F-16 gibi savaş uçaklarında var.
? Kabinde yer alan telsiz, telefon gibi haberleşme sistemleri istenildiğinde kriptolu olarakkullanılabiliyor.
HANGİ DEVLET BAŞKANLARI KULLANIYOR
Dünyanın en uzun menzilli iş jeti olan çift motorlu G550, ağırlıklı olarak kıtalararası uçuşyapan iş adamları ve hükümet filoları tarafından kullanılıyor. Uçağın havada çok uzun süre kalabilmesi ile G550’ler aynı zamanda askeri ve özel görev uçuşları için de tercihediliyor. Türkiye’nin dışında G550’yi hükümet uçuşlarında kullanan ülkeler arasında ABD, Arjantin, İsveç, Yunanistan, Tanzanya ve Uganda bulunuyor.
VIP FİLOSU GENİŞLİYOR
Türkiye’ye ilk Gulfstream, Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde alınmıştı. 1988’de teslimedilen Guflstream GIV tipi uçaklardan TC-ANA (daha sonra ATA oldu) Başbakanlık, TC-GAPda Cumhurbaşkanlığı emrine verilmişti. 1992’de aynı tip uçak Genelkurmay Başkanlığı içinde satın alındı. Daha sonra GAP uçağı, Hava Kuvvetleri tarafından işletilmeye başlandı.
Kalabalık seyahatlerde yaşanan sıkıntı nedeniyle Başbakan Erdoğan, 2004’te daha büyük bir uçak almak üzere harekete geçti. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin 40koltuklu Airbus A319 Corporate Jet tipi uçağı satın alındı. Kabini tamamen yenilenen veTC-ANA tescil işareti verilen A319, THY’ye 17 Aralık 2004’te teslim edildi. Başbakanlığa aitS-92 tipi TC-OBA helikopteri ise Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından işletiliyor. THY,uçakların giderleri ve diğer masraflarını kullanan kuruma fatura ediyor.
TEKNİK ÖZELLİKLER
Seyir Yüksekliği: 15 bin 545 metre
Maksimum Kalkış Ağırlığı: 41 bin 277 kg
Yolcu Kapasitesi: 14-18 arasında Gövde Uzunluğu: 29.4 metre
Yükseklik: 7.9 metre
Kanat Açıklığı: 28.5 metre
Kabin Uzunluğu: 15.3 metre
Kabin Yüksekliği: 1.88 metre
Kabin Eni: 2.24 metre
Standart araştırma
Geçtiğimiz perşembe, Sabah Gazetesi’nin manşetini görünce şaşkına döndüm.
‘Vahim Kuşku’ başlığının altında sadece ve sadece standart bir kaza-kırım araştırmasının seyri vardı.
Yani neredeyse haber yoktu.
Haberde, kazadan sonra Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün MedAir dosyasını raftan indirdiği spotta yer alıyordu. Şirketin işlemlerinin incelendiği, aralık ayında denetimdengeçtiği ve işletme ruhsatının kurallara uygun olarak uzatıldığı yazıyordu.
Sonraki bütün satırlar standart bir araştırmanın satırlarıydı.
Ama başlık; ‘Vahim Kuşku’ydu. Haberin içinde, dışında, önünde, arkasında bir kuşku görünmüyordu.
Haber, sadece bir kaza-kırım sonrasının standart akışıydı.
Ama başlık, esrarengizdi. Karanlıkları vurguluyordu. Raftan indirilen dosya gizemliydisanki.
Ne olacaktı yani? Dosya raftan indirilmeyecek, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ndekiuzman rafa tırmanıp orada mı bakacaktı?
Dosya indirildi. Yer belirlemeye yarayan, sinyal veren ELT (Acil Yer Bulma Vericisi-Emergency Locator Transmitter) cihazının takılı olduğu görüldü. Helikopterin bakımlarındasorun yoktu. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün emrettiği her şey yerine getirilmişti. Arada eksik bir evrak bile yoktu. Oysa havacılıkta bir uçak için bile bir oda dolusu evrakolur. Her denetimde bir kelime yüzünden bile sorun çıkar. Bunların bir kısmı hayatidir, bir kısmı sıradandır. Bu helikopterin hayati olan hiçbir şeyinde sorun çıkmamıştı.
Ama başlık; ‘Vahim Kuşku’. Sabah Gazetesi’ndeki birkaç kişinin fırsatçılık
arzusu cahilliklebirleşip standardı kuşkuya çevirmişti.
Henüz kaza-kırım raporu detayları ile ortada yok. Yani soruşturma sürüyor. Araştırmalaryapılacak, bütün ihtimaller değerlendirilecek. Raftan alınan dosyadan çıkan bir kuşku yok. Üstelik helikopterin bağlı olduğu şirket olay yerine bile gitmedi. Müdahil olmadı. Aklagelebilecek bir soru doğmasın diye elinden geleni yaptı.
Ama manşet; ‘Vahim Kuşku’. Anteni kırılan ELT diye adlı sinyal vericide bile bir kuşku yok. Anteni kırılıp sinyal gücü düşmüş. Ama çalışmış. ELT’yi imal edenler, belki de kırılmayan,korozyondan etkilenmeyen
bir anten peşine düşecekler. Havacılık böyle bir şey. Her kazayeni bir üretim için yeniden zekaları zorluyor...
Standart araştırmalara bile vahim kuşkular karıştırdığımızda, uçma korkusunu büyütüyoruz. Sonra o başlığı atanlar bir uçuşta basit bir türbülansta kendileri vekorkuları ile hesaplaşıyorlar. İçlerine çok vahim kuşkular düşüyor.
Amsterdam kazası dersleri
Türk Hava Yolları Uçuş İşletme Başkanlığı, Amsterdam kazasından sonra 20 Mart’tayayınladığı bültenle 10 bin feet yani 3 bin 300 metrenin altında kabin memurlarınınyerlerine oturarak bağlanmalarını istedi. Bu kararın kazada hayatını kaybeden Steward Ulvi Murat Eskin’in son ana kadar kulaklıkları topladığının ve vuruş anında kemerlerinibağlayamadığı için hayatını kaybettiğinin ortaya çıkmasıyla alındığı öğrenildi.
? Yeni kurala göre tırmanışta 3 bin 300 metreden sonra kabin ekibi ikrama başlıyor.Alçalmada ise pilotlar 3 bin 300 metre geçilirken “Kabin ekibi iniş için yerlerinize” anonsunu yapıyor. Bu yüksekliğe kadar tüm kabin ikramı yapılmış ve kabinin inişe hazır duruma geldiğinin kontrol edilmiş olması gerekiyor. Kabin ekibi kokpite “Kabin okey”bilgisini verdikten sonra bel ve omuz kemerlerini bağlayarak yerlerine oturuyor.
? Kural değişikliği ile birlikte özellikle
1 saatlik uçuşlarda ikram konusunda da değişikliğe gidildi. İkramın daha hızlı yapılarak ve boşlar toplanarak alçalmada 3 bin 300 metreye gelindiğinde kabin iniş için hazır konumagetiriliyor.
? Aynı bültende uçakta kapı kapatmadan önce, kabin ekibi ile yer işletme görevlileriarasında yolcu sayımında 3 kez mutabakat sağlanamaması durumunda, yolculara bilet kontrolü yapılması istendi. Bu kararın Amsterdam olayında yolcu sayısının farklı verilmesinedeniyle alındığı öğrenildi.
? Kokpit kapıları ise ilk yolcunun uçağa alınmasıyla kapatılacak ve uçuş sırasında kapalıve kilitli tutulacak. Kokpit kapısı, son yolcunun uçaktan inmesiyle açılacak. Uçuş sırasındakabin memurları kokpitle interfon sistemiyle konuşacak.
Hürriyet
Uğur CEBECİ
http://www.haber3.com/news_detail.php?id=463488
cok gereklıydı kesınlıkle...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla







