Seçim günü, sayıma geçildikten ve sonuçların bilgisayarlar ve internet kanalı ile bildirilmesine başlandıktan bir süre sonra verilen haberlere göre Yüksek Seçim Kurulu’nun “veri tabanı çöktü”.kaynak
E, “taban” bu çöker, her zaman “tavan” çökecek değil ya.
Veri tabanının çökmesi üzerine, bir kaç saat boyunca, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin pek çok il ve ilçesinden YSK sistemine ve SEÇSİS’e giriş yapılamadı.
Türkiye’nin en büyük üç e-Devlet projesini MERNİS, UYAP ve SEÇSİS oluşturuyor. Milli bir yapısı olmayan ve ulusal bir temeli bulunmayan bu sistemler aracılığı ile yerli ve yabancı “Büyük Ağabey”in vatandaşı gözetlediği ve denetlediği kuşkuları yaygınlaşıyor.
Merkezi Nüfus İdare Sistemi denilen MERNİS’te, aranan kayıtların bulunamadığı, bir kişi adına bir çok kayıt olduğu söyleniyor.
Ulusal Yargı ağı demek olan ve yargısal işlemleri tek bir merkezde toplamayı amaçlayan UYAP’ın arada bir çalışmadığı için mahkeme kapılarında birikmeler olduğunu biliyoruz.
Şimdi de, 48 milyon seçmeni bünyesinde toplayan SEÇSİS yani Bilgisayar Destekli Merkezi Seçmen Kütüğü’nün veri tabanı çökerek üzerine düşeni yaptı.
Aslında SEÇSİS’e yapılan en büyük eleştiri; bu sistemin ulusal olmaması, küresel sermayeye hizmet eden uluslararası şirketler tarafından oluşturulması ve bilgisayar sistemlerine dışarıdan girilerek “veri ve bilgilerin değiştirilebilmesi” olanağının bulunması olarak gösteriliyor.
Bir seçim için öngörülebilecek tehlike ve sakıncalar bununla da bitmiyor.
Cep telefonu ve kaydedici cihazlar ile bunlara karşı alınan önlemlerin niteliği ve kararın içeriği anlaşılamıyor :
Cep telefonu ve fotoğraf makinası gibi kaydedici cihazlarla, oy verme yerine girilmesinin önlenmesi için kendisine yapılan bir başvuruyu Aybastı İlçe Seçim Kurulu oyçokluğu ile reddetti.
Yapılan itirazı kabul eden Ordu İl Seçim Kurulu; bu ve benzeri cihazlarla oy verme mahalline girilemeyeceği yolunda karar verdi.
Olayı inceleyen Yüksek Seçim Kurulu; kaydedici cihazlar ile oy verme yerine girmeyi sakıncalı görmekle beraber, yasada bunu önleyici hükümlerin bulunmadığını, ancak gene de böyle bir durum olması halinde ve oy verme kabininde “normal süreden !” fazla kalınması halinde, Sandık Kurulu Başkanının bunu yasaklayan önlemleri alabileceğini bildiren “anlaşılması güç” kararını verdi.
Yüksek Seçim Kurulu’nun yasaklama kararına rağmen; buzdolabı, çamaşır makinası, kömür, erzak sağıtımına devam edildi.
Son seçimden bu yana birden bire artan 8-10 milyon seçmen sayısının gizemi çözülemedi.
Uzun zamandanberi oturduğu alandan ve bölgeden dışarı çıkarılan, başka alanlara aktaran, oturulan konutları boş alan gösteren Seçmen Kütüklerinin hikmeti anlaşılamadı.
Mutlaka kazanılmak istenen bölge, yer ve mahallere yapay olarak aktarılan seçmen sayısına engel olunamadı.
Seçime günler kala uyarılan TC kimlikli nüfus kayıtlarının, daha önceden bazı seçmenlere nasıl ve kimler tarafından temin edildiği çözülemedi.
Bilgisayara doğru yazılan bilgilerin, gideceği yere varıncaya kadar “kontrol kulesindeki gizli ve kutsal bir el tarafından” değiştirilebileceği inancı yaygınlaşıyor.
Son bir kaç seçimde; siyaset, siyasiler ve yöneticiler esasen sınıfda kalmışlardı. Ancak Yüksek Seçim Kurulu’nun da iyi bir sınav verdiği söylenemez.
Aslında bu manzaranın fotoğrafının çekilmesine engel olmak değil, teşvik olunması gerekir.
İleride “İşte, 2009 yılında yapılan seçimin manzara-i umumiyesi” diye belgelenmek üzere bu fotoğrafa gereksinme vardır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla