• Reklam

Anket Sonuçlarını Görüntüle: Turkforum Benim Kalemimden Geçenler. OYLAMA

Kullanılan Oy Sayısı
48. Bu oylama kapalı
  • chesss

    5 10.42%
  • bLajen

    3 6.25%
  • isbulandiplomali

    2 4.17%
  • _PERI_87_

    6 12.50%
  • (_KaLPSiZ_)

    5 10.42%
  • cifut

    7 14.58%
  • _Aziz_

    3 6.25%
  • finito

    17 35.42%
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
33 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    <span style='color: #0000FF'>Mavi Duvar</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    6,929
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6

    Turkforum Benim Kalemimden Geçenler. OYLAMA

    CHESSS

    Dalgaların çığlıklarına karışıyordu kayahan’ın ‘‘sarı saçlarından sen suçlusun!’’ sen suçlusun bir tanem diye seslendirdiği parça, parçayı söyleyen dalgalar kadar hırçın olamıyordu, sadece huzursuzdu çünkü o yanında değildi, kim suçluydu kim suçlu olmalıydı ?

    Huzursuzluğu gerçekten içseldi bundan şüphe dahi etmiyordu bütün ruhuna işleyen buydu sadece. şüphesiz o’nun da bir hikayesi vardı bütün kızgınlığı başlamamış olanın bitmeyeceğine olan inancınaydı.

    Bir söz, bir cümle
    dökülse dudaklarımdan,
    ve kanasa yüreğim!
    Bir ağıt, bir türkü haykırabilsem
    en acı şiiri yazabilseydim !

    Allah’ım, bir çıkışı olmalı, bu girift oldukça canımı yakıyor diye söylendi, kimseler yoktu etrafta onu duyabilecek.

    Keşke dedi, keşke ondan haberdar olsam bir defa dahi olsa yüzünü görebilsem elini tutabilseydim, kokusunu alabilseydim ! Yoktu, evet yoktu gözlerini yumduğunda dalgaların çığlıklarına daha bir dikkat kesiliyor, dahil olduğu dış dünyaya yabancılaşıyor ve karanlığa hasretmiş gibi açmak istemiyordu gözlerini.

    Uzun süre yumduğu gözlerini isteksiz bir şekilde açtı ve üşüdüğünü hissedince artık buradan gitmesi gerektiğini düşündü, yine istemsizdi o değildi sanki gitmek isteyen, kimseler onun orada fazla olduğunu düşünmüyordu oysa, fakat ruhani bir buhram halini almıştı onda gitme tutkusu, gitmeliydi gidebildiğince !

    Her şeyde görüyordu bunu, her şey ve herkes hareket ediyor bir tarafa bir yöne doğru gidiyor dalgalar karaya çıkmak için dövünüyor gibiydi.

    Sırtını denize döndüğünde koptuğunu düşündüğü hayatın ona merhaba dediğini duydu, merhaba diyordu, ama duyduğu bu sese içinden cevap verdi;
    gideceğim buradan ayrılacağız, ve ben her an ölüyorum yaşıyorken, biraz daha işliyorum senin ruhuna bütünleşiyoruz, seninleyim bana gülümseme, bana ağlama bu benim, ikimiz de ben’im.




    BLAJEN


    Aslında başlarken; antipatik yaklaşmalardı birbirimize beslediğimiz duygular.
    Basmakalıp sevdalar yaşadık küçük başlangıçta hasar dolu kalplerle ve bu hasarlar tamiri imkansız bir şey yaşattı bize..
    Bozulduk geceler boyu silinmeyen geçmişle..
    Her bozulmanın faturası dolu bir fıçı şeklinde düştü kalbimize. Dalgalar vurdukça biraz daha oturdu karaya, her oturan fıçının bedelini ayrılıklarla ödedik.
    Savrulduk biz sevgilim,kaybolduk, tükendik kendi içimizde.daha sonra bu sevgi, sızılarla doldurdu kalbimizi, bir gün bir fırtına koptu içimizde;tüm fıçılar sevgimizin selinde savruldu gitti.her küçük dalgalanma bu fıçıların sızılarını aşıladı yüreğimize, korkar olduk küçücük dalgalanmalarda ve bu dalgalanmaların korkularıyla yaşadık kısa bir süre.
    Sevgimizin sularında boğulduk..
    Bozuk geçmişin faturasının bedeliydi herşey.
    ödediğimiz bedellerle birbirimize yaklaşamaz olduk.[ı]gurur yaptık[/ı]..
    Geçmişten her sayfa geleceğimize gölge düşürdü.güvenemez olduk sevgilim,tedirgin olduk, içimiz acıdı.. üzüldük ama gidemedik,her gitmede boğulmaları, dalgalanmaları bile özledik, kanımıza işlemişti artık bu sevda..
    Fıçıların bıraktığı iz ise kalbimizdeki kalıntı sızılar..her yalnızlıkta senin eksikliğini yaşadım,eksik kaldım..
    Bunu neden yazdım bilmiyorum. Umudum var, belki kim suçlu kim suçsuz anlarsın..


    İSBULANDİPLOMALİ


    Adı ''hikaye'' nasılsa....
    Haziran’dan bu yana içinde bulunduğumuz durum nihayet sona ermişti. Ciğerlerimize dolan oksijenin yakıcı etkisiyle olanca avazımızla bağırıyorduk… Doktorun kıçımıza vurmada neden o kadar tereddüt ettiğini anlıyorum sanki. Fakat daha ‘’dünyalı’’ sıfatını kazanalı bir-iki dakika olmasına rağmen odadaki kalabalığın bize ‘’uzaylıymışız’’casına şaşkın bakışlarını açıklamaya yetecek bir dağarcığım yok henüz…
    Evet, doktorun bizi aynı anda kucağında taşıması,hemşireden yardım almadan imkansız olabilirdi,
    Evet, 9 ay boyunca odamı paylaştığım,hayata en başından birlikte yola çıktığım kardeşim kafamın diğer tarafına yapışık olabilirdi,
    Ve yine evet,bu anormal bir durum da olabilirdi….
    Ama ait olduğumuz kucağa yatırıldığımızda hissettiğimiz huzuru, birbirimize o hızla iletmemize hiçbir şey engel değildi… o sırada doktorun sesini duydum;
    -Soldakinin solunumda bir sorunu var sanki,hemsire..
    Daha ne olduğunu anlayamadan annemin ‘’n’oluyor,nereye gidiyorlar?’’ çığlığıyla ağlamaya başladım,ama kafamın diğer tarafından benimle aynı anda ses gelmiyordu…..
    Daha garip bir odada, minik bir kafese koyulduk. Etrafımızda içerde olduğumuz zamanki gibi uzun ve ince borular dolanıyordu ama bunlar daha sertti ve acıtıyordu.
    Bir anda içeri babam girdi. O’nu duyabiliyordum….
    -Doktor n’oluyor
    babam da benim gibi ağlıyordu,
    -N’oluyor, n’apıyorsunuz kızlarıma ??
    Doktor daha yüksek sesle,’’ erkan bey, bebeklerden birinde solunum yetersiz, annenin yanında söylemeye çekindim ama ölüm tehlikesi var,üstelik diğerine oranla gelişimi tamamlanmış sayılmaz…’’
    babam da bağırıyordu artık,
    -Nasıl yani,n’olucak? Ne diyorsun doktor???
    -Bebekleri ayırma işlemini önceye alabiliriz,tabii siz buna hazır ve razıysanız….

    Ayırmak…?
    Bunu anlayamamıştım,zaten burnumdaki boru yüzünden acı çekiyordum…kardeşimse uyuyordu,
    niye uyuyordu???

    Ani bir sesle uyandım,birileri etrafımda dolanıyordu,başımın diğer tarafında bir hemşire kardeşimle uğraşıyordu,hiç sesi yoktu yine..oysa içerdeyken daha çok konuşuyordu.doktor
    geldi içeri,
    -Bebekler hazır mı?
    -Evet.

    N’oluyor,nereye gidiyoruz…?
    Kafesten çıktık,daha yumuşak bi yere yatırdılar bizi…annem geldi,babam da…ağlıyorlardı..
    ‘’Bu en doğrusu’’ diyordu doktor…
    Annemin ıslak yüzüyle kapattım gözlerimi…
    ….
    Uyandığımda bir acı vardı bedenimde…
    Annemin yüzü yine ıslak… ağlamaya başladım,o anda kafamdaki hafifliği,hareketteki kolaylığı hissettim…..
    Başım sallandıkça,acı artıyor ve ben daha çok ağlıyordum….



    PERİ87


    Ayriligi hep asktan bilir ya insan öyle bilirdim bende, taa ki ölümü, gercek ayriligi yakinimda hemde cok yakinimda hissedene kadar..hani deriz ya "ölseydim bu kadar canim yanmazdi" yada "ölseydi anca bu kadar canimi acitabilirdi" diye, degilmis iste, öyle söylenildigi gibi kolay degilmis..ölünce daha bir aciyormus insanin ici, disi her yeri, ölünce daha bi kararirmis dünyan, kaybolurmus renkler pembeler, maviler, yesiller...

    Bir sevgiliden ayrildiginda mesela, kursunidir dünya senin icin ama asla kapkaranlik degildir! Vardir icinde az da olsa beyaz siyahin...cünkü her ne kadar o an farkinda olmasan da vardir icinde yeniden filizlenme istegi, aralik bir kapi..
    Bilirsin seninle degildir artik sevdigin ama bir yerlerde yasiyordur, yasmaya calisiyordur, belki baskasinin kafasi vardir omzunda belki baskasinin saclarinin icinde dolasiyordur elleri ama nefes alip veriyordur mutlaka bir yerlerde..sadece artik seninle degildir hepsi bu..

    Ya ölüm? Gercek ayrilik yani, yok kursuni olani degil bildigin zifiri karanlik! Alaca karanlik falan degil iste bildigin gece...

    12 agustos 2007 günü ögrendim ben bunu, bu ikisi arasinda ki ucurumu, ayriligi bilirim saniyordum bende o an´a dek, ama yanilmisim ben gercek ayriligi hic tatmamisim..

    12 agustos 2007
    aradigim numaraya ulasilamiyordu, hep olmadik zamanlarda kapardi bu cocuk telefonunu, icim daraliyordu konusmaya ihtiyacim vardi oysa ki, onunda israrla anlatmadiklari vardi bana ve ne olursa olsun konusacakti bu sefer kurtulusu yoktu elimden..onlarin evin yakinlarindaki baska bir arkadasi aradim, titreyen bir ses vardi telefonun ucunda, ne oldu demeye korktum, bugün ters giden birseyler oldugunu biliyordum, sabah kalktigimdan beri biliyordum, ama o an söylenilecekler kadar agir birseyi aklimin ucundan dahi geciremezdim..."eser kendini asmis" diyordu karsimda ki ses, "inanabiliyormusun ilknur yasamiyor artik, bunu nasil yapar aklim almiyor" diye bagiriyordu, bir an hic birsey diyemedim sonra hemen toparladim kendimi, "bu sefer cok ileri gitti ama dedim sakaninda bi adabi var ne hakki var bize bunu yasatmaya", "ilknur saka degil yasamiyor artik diyorum, sorunlari vardi biliyorsun,son günlerde iyice uzaklasmisti herkesten", "sorunlari oldugu kesin" dedim "bizim canimiza kasti var bu cocugun, su haline bak konusamiyorsun bile", bu sefer yutmayacaktim hep ilk düsen ben oluyordum tongaya ama bu sefer yagma yoktu, icim kavruluyordu oysa ki, beynim her ne kadar gercek olamaz dese de, ya sabahtan beri agzimda atan kalbim?? Odami yalan söylüyordu..baska bir numara cevirmek istedim yapamadim..gercegi duymaktan korktum..ya gercekten yaptiysa...öyle kücük sirinliklerle affettiremeyecekti kendini bu sefer..bunun hesabini fena ödetecektim...
    Sonra onun o sinir oldugum essek sakalarindan biri olsun diye dua ettim icimden, dedim tamam saka olsun yeter ki ciksin gelsin karsimda dursun muzip muzip gülsün yine tek laf etmicem...eve sigamiyordum artik kendimi disari attim onla sik sik gittigimiz yere gittim, tunanin kenarinda kücük bi cafe..tekrar cevirdim numarayi, yine telesekreter...nefes almakta zorluk cekiyordum artik..ne olursa olsun aramaliydim birini, tek dogru adres kardesiydi ali bana yalan söylemezdi söyleyemezdi, abisine hic cekmemisti, hic beceremezdi numara yapmayi hemen ele verirdi kendini..ilk caldiginda acmadi, ikinciye aradim, ve acildi,"ali" dedim "ılknur abla nefes alamiyorum ben" dedi bana,"ali abim iyi de bana ne olur" dedim "yanimda de,kizmayacam ona da söz", "herkes agliyor ilknur abla, kimse birsey anlatmiyor, polisler geldi agacta bulmuslar cesedini, ama inanmiyorum ben dogru degildir, dogru degildir degilmi abim yapmaz"...etrafimdaki hersey dondu sanki ne görüyordum ne duyuyordum,ne de nefes alabiliyordum, sadece alinin son söyledikleri cinliyordu kulagimda, " agacta bulmuslar cesedini, dogru degildir...dogru degildir.."

    Beni anlayan, gercekten anlayan tek insandi eser, her seyimi paylastigim en zor günümde, acimda sevincimde herseyimde o vardi yanimda..
    Gercek dosttu eser her tökezledigimde yada düstügümde sorgusuz sualsiz elini uzatandi..en hayat dolu oydu icimizde, her kötünün icinde mutlaka güzel birsey görürdü, en zor animda dahi beni gülümsetebilen tek insandi, ne gariptir ki, en cok aglatan da yine o oldu..
    Dedim ya hersey kötü bir saka gibiydi ve ben bunun saka olduguna inandirdim kendimi 2 ay boyunca..herkesin bunu yapabilecegine inanabilirdim ama eser yapmazdi,yapamazdi...bu hayata yenilmek demekti o yenilgiyi sevmezdi...
    Ama sonra kabullendim yoktu artik ne benim yanimda ne de baska bir yerde nefes alip vermiyordu...
    Hissettigim aciyi, caresizligi anlatabilecek bir kelime bulamiyorum..1,5 yil oldu ve ben hala onu her hatirladigimda göz yaslarimi tutamiyorum, ki hic kolay aglayabilen bir insan degilim...o gün anladim ki o ana kadar aci saydigim ayriliklar ayrilik degilmis, acilar aci degilmis..onlari unutman sadece 3-4 ayini alirken bunu unutamiyormus insan sadece bununla yasamayi ögrenebiliyormus,gecmiyormus acisi hic, her dokunuldugunda cayir cayir yaniyormus..

    Ayrilikta en cok icimizi yakan da yarim kalanlardir, onunla beraber yapmayi planladiginiz ne varsa yapmak istersiniz ama onsuz bi türlü beceremezsiniz, cünkü onunla güzel olacaktir onlar onunla anlam kazanacaktir bi bakima..Sirf ona eslik edebilmek icin baslamistim gitara, bende birseyler calmak istiyorum dedigim de "bu ellere en cok gitar yakisir" dedigi icin aldik gitari beraber, ama o gitari biz kez bile beraber calamadik ve calamayacagiz..bunun düsüncesi bile insanin icini nasil acitir anlatamam, o gitari calmak icin eskisi gibi bir sevk yoktur artik icinizde ama elinizden de bir türlü birakamazsiniz..
    Onunla gittiginiz yerler konusur sizinle, bas bas bagirir nerede diye sorarlar sanki cevap veremezsiniz, o zamanlar kücücük bi ayrinti olarak görülen seylerin aslinda ne kadar degerli oldugunu fark edersiniz..
    Onun size yakistirdigi seyleri daha bir seversiniz, daha bir baska görünür gözünüze, mesela benim mor tutkum, mor giydigimde onunla bütünlestigimi söylerdi her rengin hisleri etrafa verdigi kendine has bir enerjisi olduguna inanirdi, ve mor kesinlikle benim rengimdi..
    Gelinligim dahi mor olmaliydi ona göre..
    Gelinligim mor olurmu bilmiyorum ama senin icin o gün üzerimde mor bir sey olacak eser..

    Canim yaniyor derken iyi düsünün belki de o kadar da acimiyordur, dünyam karardi derken de belki de sandiginiz kadar da karanlik degildir ne dersiniz?




    KALPSİZ


    Her zamankinden daha bi "ayrılık"...
    Her zamankinden daha bi "özlem" dökülüyor dilimizin ucundan..
    .
    .

    Sen bir masalın şımarık kahramanısın sadece ..
    Okundukça varsın,düşlendikçe gerçeksin..

    Sonrası yok..

    Sonrası terkediş ve dönüş arasında sıkışmış hüzünlü bir bakış..
    Geç kalmış olmanın verdiği bir pişmanlık..
    Ve sızlayan bir eski yara..

    ...

    Sonran yok artık..dön ve git...

    Giderken yüzünü yüzümden çek ..
    "güle güle" havasında olan dokunuşunu tenimden sök..
    Bir de gölgeni yakan adımlarının izlerini de al ..
    Ve geldiğin gibi yine git..

    Ardından;
    Her zamankinden biraz daha tutuşur bakışlarım..
    Biraz daha küllenir sol yanım..
    Belki biraz daha boş kalır ellerim,daha da soğur avuçlarım..
    Benle beraber istanbul'da öylece kalır..donuk ve boş..

    Ama;
    Sen yine de bu şehrin sokaklarından akıp git..
    Karış karanlığa..
    Bir ben bir de ay şahit olsun gidişine..
    Her zamankinden biraz daha fazla gömeyim geceye ikimizi...
    ...

    Esas oğlan içine akıtır yaşlarını,belli edemez..
    Esas kadın gurur yapar,dönüp ardına bakamaz..

    Biliyordu ikisi de;
    Tenleri ayrı koksada,yürekleri beraber çarpıyordu her zaman..

    Ve biliyordu ikisi de;
    Dillerinin ucunda ıslanan kelimeleri bir sıksalar..
    "Seni seviyorum"lar dökülürdü yere damla damla..

    Oysa şimdi;

    Her zamankinden daha bi "ayrılık"...
    Her zamankinden daha bi "özlem" dökülüyor dilimizin ucundan..



    CİFUT


    Şöyle bir düşündü, dokuz sene olmuştu, tam dokuz sene, "dile kolay tamlaması bu an kadar anlamlı olmamıştı heralde" dedi içinden. Bu kadar zaman sonra ayrılmak hatta ayrılmayı düşünmek büyük bir karar olmalıydı. Aslında herşey ne güzel başlamıştı, hele ilk zamanlar nasıl da başını döndürüyordu, zaten o ilk zamanlar başını yakmıştı hiç bir zaman bu kadar çok kendimi kaptırmayacağım diye düşünmemişmiydi halbuki tam tersi olmuştu, balık baştan kokmuştu, "en büyük suçum balığın kokusunu umursamamak, etrafından gelen tepkilere kulak asmamak değil mi zaten" diye düşündü. Zamanla içine, iliklerine kadar işlemeye başlamıştı, heryerde onu görür, onu ister olmuştu artık kopamayacağını anladıktan sonra hissettiği acılar ciğerlerini yakmıştı. Nasıl bir aşktır bu diye düşündü, basit bir açıklaması olmamalıydı, sırf onun için en sevdiği insanları, en yakın arkadaşlarını kırdığı günler olmuştu, en mutlu gününde, en mutsuz gününde, gayet normal bir zamanda, her uyandığında onu istiyor hatta bazen sırf onunla birlikte olmak için yemek yediğini bile düşünmüyor muydu ? Hayır bu kadar basit olamazdı gerçi bunun açıklamasını bulması şuan birşey ifade etmezdi, onun odaklanması gereken şey ayrılık olmalıydı, ne olursa olsun ayrılmalıydı. Bu aşk sadece kendisine değil çevresindekilere de zarar vermeye başlamıştı. Aslında en çok bu kadar etkisi altında kalmasını kabul edememesi koyuyordu, onsuzluk bu kadar sinirlendirmemeliydi. Zararları maddi olarak da başedilmesi zor olmuştu, gerçi para umrunda değildi ama sonuçta para da bir etken olmalıydı bu ayrılık için. "yeter daha fazla düşünmeye gerek yok, bu aşk bana zarardan başka birşey getirmedi" düşündü, derin bir nefes aldı, paketindeki son sigarasını, aşkını eline aldı, dudak arasına yerleştirdi, yanmayan sigaradan yanıyormuş gibi bir nefes çekti ve bir daha çıkarmamak üzere paketine koydu. "zaten böyle bir aşkın ayrılığı böyle sahte bir öpücükle olmalı" dedi kendi kendine…




    AZİZ



    Aylar sonra Savarona'yı bir kez daha görmek, dün akşam köprüden geçerken nasip oldu.Savarona; sevdasını geç bulup erken yitiren bu sebepten gözüme hep mahsun gelen güzellik.Ata'nın aziz hatırasına saygıdan olsa gerek saraya nazır demirlemişti.Manzarayı görünce içlendim,gözümü yumdum fakat yinede seni düşünmekten kendimi alamadım.

    Ruhuma dokunan birçok şey senden sonra manasını değiştirdi.Lise sıralarında solcu öğretmene ve yardakçı öğrencilerine karşı coşkuyla okuduğum ''Sakarya Destanı'' artık her mısrasıyla buruk bir acı yumağı... Kendi ellerimle kırıp çöpe attığım gül ile küstüm bütün çiçeklere.Doğduğum topraklara hayat veren nehrin adını lügatimden sildim.Yeşilin maviyi kucakladığı karadeniz, özlem değil gayrı bir inkisar coğrafyası...

    Ortalık karışık malum.Her köşe başını dönüşümde içimden:'' Kahpe kurşun, vuslat nerede,ne vakit? ''diye söyleniyorum.Tedirginim.Ettiğim dua geliyor aklıma:''Gölgene yabancı bir karartının değdiği haberi bana ulaşmadan...''.Geçenlerde bu ifritten his sardı beni birden.Nasıl oldu bilmiyorum, jiletle baş parmağımı kesmişim.Parmağımda kalbimdekine eş, geçmeyecek bir iz var artık.Ahh sakari beni ne hallere düşürdün sen...Bu derde dayanmak ne kadar zor,o kötü haberi duymayı beklemek ne kadar acı...

    Bu dünyaya ait değilim.Ey tenperverler sizin olsun bu dünya... Yok olacak değilim.Ben yok olamam.Bu taş,bu toprak yüzyıllarca dururken olduğu yerde ben yok olamam.Sonsuzluğu istiyorum.Üstadım, asla ulaşamayacağını ima ederek sonsuzluk kervanının peşinde üç ayaklı köpek diye kendini tarif etmiş.Peki ya ben? Benimse bir tek ayağım bile yok.Heyhat! Yuvarlanmaktan,debelenmekten gayrı hareketim yok. Al bayrağa sarılmış tabut; işte o, o benim kurtarıcım.

    Beni görme,duyma,söyleme…



    FİNİTO


    Biten bir aşkın ardından

    Benden her şeyimi aldın şimdi mutlu musun? Keşke gitmeden önce bende bıraktığın aşkımı da alsaydın, sen gittikten sonra sana olan aşkım bana daha ağır gelmeye başladı; kaldıramıyorum artık kalbim duracak gibi oluyor, gözlerim kararıyor, ruhum inciniyor!

    Ayrılıp gittiğinde, seni unutuncaya kadar dimdik ayakta kalabilecek miyim, sarsılacak ama yıkılmayacak mıyım ?
    Sen de karşıdan bakacaksın bu sana keyif verecek mi? Gittiğin yerden bende bıraktığın izlerin filmini izlerken, antraktta yaptığın hatanın farkına varabilecek misin?
    Yoksa filmin ikinci bölümünü izlemek için can mı atacaksın? Sorular cevapsız... Sensiz hayat anlamsız...



    Yürüdüğüm her yolun sonunda artık sen yoksun,
    Baktığım her ay ışığında artık sen loşsun,
    Yanan her ateşte artık bir korsun,
    Kıyıya vuran her dalgada artık bir damlasın,
    Aşkınla yaşadığım her an senden kalan bir yara var ama sen yoksun!

    Yine de giderken aşkım... Arkana sakın bakma, döktüğüm göz yaşları hatıra kalsın sana, sen başka kollarda mutluluğu yaşarken; benim ömrüm bitsin yalnızlık yollarında!

    Git bendeki yaran beni oyalar




    ABUZ89


    Kural ihlali yaptığı için yarışmadan elenmiştir.


    Veda etmeden ayrılanlar
    'Ayrılığın yakışı da alevi de farklıdır… dudaklardaki buruk gülüşü de… keşke…keşke olmasaydı yaşanmasaydı gidişler olmasaydı vedasız ayrılıklar…'
    ' Berrak bir su düşünün, akışında kendine kapılanlar olsa da ona bulaşmıyor. O, hiç değişmeden yolunda akıp gidiyor. '

    Ayrılık
    tek kişiliktir;
    giden yola devam eder, kalan yolun sonuna gelir….
    Yolun sonuna gelen bendim bu sefer. Kendimi bu halde hiç hayal etmemiştim bu kadar savunmasız ve çaresiz. Bana göre değildi önceleri bu aşk denen şey, uzaktan bakar seyrederdim yaşayanları anlamazdım. Hatta foruma böyle bir yazı yazabileceğim aklımın ucundan geçmezdi.bu akşam sayısız mesaj attım ve aradım onlarca kez cevap vermedin yoksa veda etmeden ayrılık mı yaşadık...

    Unutmak o kadar kolaymı sandın?ayrılık bana aşktır artık.
    Sana son mesajıı gönderdim ama son sözümü söylemedim...

    OYLAMAMIZ BAŞLAMIŞTIR TÜM KATILAN ARKADAŞLARA BU GÜZEL YAZILARI İÇİN TEŞEKKÜR EDİYOR VE BAŞARILAR DİLİYORUM.

  2. #2
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    Alıntı abuz89 tarafından gönderildi.
    oy kullanırsan sevinirim..
    http://www.turkforum.net/1108618659-turkforum-kalemimden-gecenler-oylama.html

    abuz89.
    +repler benden olur..
    Ozel mesajla oy isteyecek kadar dusmeyelim lutfen. Oyunu kurallarina gore oynarsak daha guzel olur.
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

  3. #3
    kaos. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-07-2008
    Mesajlar
    2,798
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    eserleri okuyunca "kim daha iyi duygu sömürüsü yapacak" diye bir yarışın içinde olduğunuz izlenimi edindim.

    içlerinden sadece kalpsiz'in yazısı, tarzı ile diğerlerinden bir adım önde benim gözlemime göre.

    teşekkür ve tebrik ederim tüm katılımcıları.
    Oyun bitmeden farket !

    ŞAH'mısın, PİYON'mu...!

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    21-10-2005
    Mesajlar
    31,682
    Karizma Gücü
    13
    Alıntı cumartesi tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ozel mesajla oy isteyecek kadar dusmeyelim lutfen. Oyunu kurallarina gore oynarsak daha guzel olur.

    Muahahahahahaah

    Cifut dedim.

    Tottenham Hotspur || SS Lazio


    Aslan sütü içerim,aslan gözü siverim...

    ArkamdanKonuşan,Önümden Yesin!



  5. #5
    uAkon adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-12-2008
    Mesajlar
    2,601
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    banada yanlışlıkla mesaj attı canım ama oyumu blajen e verdim bende yanlışlıkla
    Hızır paşa bizi astı dar ağacına
    Yavuz sultan selim attı kör kuyulara
    Vurulduk Maraşta,
    Yandık Sivasta...
    Cehenneme kombine aldım..Sağ tarafım boş...

    GALATASARAY

  6. #6
    ViLaS adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-08-2006
    Mesajlar
    22,634
    Karizma Gücü
    10
    Finitonun yazısı hoşuma gitti tebrikler.
    Duygularımı saklamasını iyi bilirim..
    Seyirlik değil ömürlük olsun ..

  7. #7
    samarkande adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    7,647
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    tamam kardes sakin ol sen de biraz 1000 küsür msj yazmıssın sen de foruma az çok

    tanımaya başlamıssındır vbulletini de bundan sonra daha dikkatli davranırsın

    bu kadar büyütmeye gerek yok olayı durduk yere konuyu kilitlemesinler, mavi duvara

    ayıp oluor arkadaslar böyle güzel bir yarısma düzenlemiş lütfen biz de biraz saygı

    gösterelim


    selametle...
    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu

    click here to see KÜTAHYA




    "İnan Seni Aramaktan Vazgeçtim Artık, Ama Bulmaktan Geçemedim... "

  8. #8
    ***DİŞ HEKİMİ*** .HeKiM. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-08-2005
    Mesajlar
    9,469
    Karizma Gücü
    8
    yarışma düzenleyende de heves bırakmıyorsunuz
    içine etmişsiniz yarışmanın
    bölüm sorumluları gelene kadar kilitliyorum
    AĞLAMA DEĞMEZ HAYAT BİR KARİZMA İÇİN BU GÖZYAŞLARINA

  9. #9
    <span style='color: #0000FF'>Mavi Duvar</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    6,929
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    abuz89 yarışmadan elenmiştir.


    Sebep:

    Ankete adı ve konusu yazılan kişi bunun reklamını yapmayacak. Bu fark edilirse yarışmacı diskalifiye edilecek.

  10. #10
    abuz89 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-08-2008
    Mesajlar
    2,138
    Karizma Gücü
    4
    size helal olsun göz göre göre hakkımı yediniz..o kadar küfürlere bakmadınız değil mi..
    doğru söleyeni 9 köyden kovarlar zaten.muhtemelen bu mesajda silinir...
    imzamdaki gibi oyun daha yeni başlıyor..

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •