Uzaktan bakıldığında çok albenili, cafcaflı, yaldızlı bir tanımlama: Medeniyetler ittifakı. Hangi medeniyetlerin peki? Kapitalist, hedonist, egoist ve "Bırakınız geçsinler, bırakınız yapsınlar" içerikli felsefelerinin temsil ettiği medeniyetlerini, bir başka medeniyeti yok ederek kuranlar, bize hangi "barış" misyonunu vaz'edebilirler?
"Ben güçlüyüm, o halde istediğimi yapabilirim" felsefesiyle, dünyanın her tarafına ahtapot kollarını uzatan, istedikleri bölgelerde istedikleri karışıklıkları çıkaran, silah tüccarlarının bitmek tükenmek bilmeyen iştahlarını doyurmak için savaş tamtamları çalanlar, hangi "medeniyet"i temsil edebilirler?
11 Eylül terörist saldırılarının ardından, "Topyekün Haçlı Savaşı" naraları atarak, bütün dünyada Müslümanlara üçüncü-beşinci sınıf insan muamelesi çeken, dünyaya yeni bir biçim vermek için Büyük Ortadoğu Projesi geliştiren, güdümlü ülkelerin başına figüranlar koyarak "Ilımlı İslam" projesini hayata geçirenler, hangi bölüşümden, adaletten bahsedebilirler?
Yazık... Gerçekten çok yazık... İki Cihan Serveri Hz. Muhammed (sav) Efendimize, İslam'ın muazzez Peygamberi'ne "karikatürlerle" hakaret edenlerle, elele kolkola girebiliyoruz şimdi. İşte, onların anladığı medeniyetler ittifakı bu...
Kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Hz. Peygamber'e hakaret edenlerden, üç kuruşluk dünyalık menfaat, iki kuruşluk diplomatik menfaat, bir kuruşluk ikbal menfaati sağladıkları için bunu başarı olarak takdim ediyorlar.
Yazık... Gerçekten çok yazık!...
Gerçekten çok önemli bir kırılma noktasındayız... Dünyayı artık dünyalık değerlerle ölçmeye başladığımız bir eşikte, zihinlerimizin sadece dünya nimetlerine odaklandığı bir süreçteyiz.
Oysa, bizim medeniyetimizin temelini oluşturan değerler, sadece dünya nimetleriyle, dünyalık ikballerle, dünyalık değerlerle ölçülmezdi. İşte, onun için bizim adaletimiz, kendisini "güç bende artık" diye pazarlayanlardan daha değerliydi. Bizim adaletimiz, bizim barışımız, bizim değerlerimiz Hakk'ı üstün tutan anlayışın etrafında şekillenirdi.
Bölüşüm, hakkaniyet, adalet insani değerler etrafından yapılırdı. Toplandılar, konuştular... Ne çıktı ortaya? Dünyanın nimetlerini kendi aralarında bölüşenler, taksim edenler, kaynakları sömürenler, "Krizi ortadan kaldıralım" dediler. Yaşanan krizin kaynağında zaten onların bitmek tükenmek bilmeyen iştahları yok mu?
Şimdi "Medeniyetler İttifakı" toplantısında, barış, hak, adalet kavramlarını esneterek zihinleri dönüştürmeye çalışıyorlar. Irak'ta Ebu Gureyb Hapishanesinde esirleri üst üste dizerek piramit yapan, elektrik veren, kadınlara tecavüz edenler, bana hangi medeniyetten bahsedebilir? Bırakın Allah aşkına!... Onların temsil ettiği medeniyet kirlidir, paslıdır. İnsan öğütme çarkıyla yürür... Gücü esas alır... Bu medeniyetin başında ha siyahi birisi olmuş, ha beyaz birisi olmuş... Ne fark eder?
Onların medeniyeti başkalarının gözyaşı üzerine saltanat kurma felsefesiyle hayat bulur
http://www.milligazete.com.tr/makale...mis-121427.htm


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla