29 Mart 2009 yerel seçimleri sonuçları itibariyle halen tartışılıyor ve uzun bir süre de tartışılmaya devam edecek gibi görünmektedir. AKP niye oy kaybetti, muhalefet potansiyeli niye yükseldi, bunlar tartışmaların ana eksenini oluşturmaktadır. AKP seçimden önce inkâr ettiği ülke gerçeklerini, seçimlerden sonra oy kaybına gerekçe olarak göstermeye çalışmaktadır. Seçimlerden önce teğet geçtiği söylenen ekonomik kriz, seçimlerden sonra oy kaybının başlıca sebebi olarak AKP'nin en çok öne çıkardığı konu olmaktadır. AKP'nin işine geldiğinde 'kabul et', işine gelmediğinde 'inkâr et' şeklindeki siyaset tarzından yine klasik örnekler görmekteyiz. AKP varoldukça da bu tarzını her olay karşısında göreceğimizden asla şüphemiz yoktur.
29 Mart 2009 yerel seçimleri sonrası Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oy kaybına kılıflar bulmak için kullandığı en ilginç cümlede özellikle Güneydoğu bölgesine yönelik yapmış olduğu "DTP kimlik siyaseti yapıyor, hizmet siyaseti değil" şeklindeki değerlendirmesidir. O bölgede doğal olarak birçok belediyeyi PKK'nın siyasi kanadı olan DTP'nin kazanmasından memnun değilim. Fakat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın uygulamaları ile kimlik siyaseti yapan bir diğer partinin AKP olduğunu gizlemeye yönelik DTP'yi öne çıkarmaya çalışması da asla göz ardı edilmemelidir.
Bugün DTP o bölgede PKK'nın sözcülüğü adına eylemde, söylemde çok rahat ve cesaretli bir şekilde faaliyet yürütüyor ve devlete karşı bu derece kafa tutabiliyorsa, bunun en önemli nedeni AKP'nin de o bölgeye yönelik "kimlik siyaseti" yapmasıdır.
AKP devletin imkânları ile "kimlik siyasetini" besliyor, DTP'de PKK'nın talepleri doğrultusunda "kimlik siyasetini" o bölgeye dayatıyor. AKP kendi uygulamaları ile ürettiği kimlik siyasetiyle DTP'ye yol açıyor, DTP'de PKK'nın şiddetini arkasına alarak bölge insanını sindirerek başarı sağlıyor.
AKP'de en az DTP kadar "kimlik siyasetini" kaşıma konusunda bölgede aktif olmuştur. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, DTP'yi bu şekilde suçlayarak, ne AKP'nin bölgedeki yenilgisinin üstünü örtebilir, ne de bölgeye yönelik uyguladığı yanlış siyasetinin üstünü kapatabilir.
Türkiye'de "kimlik siyaseti" ilk defa AKP iktidarı zamanında bu derece de ön plana çıkmıştır. Etnik temelde yapılan siyaseti kaşıyan, körükleyen ve güçlendiren AKP iktidarı olmuştur.
AKP bugüne kadar bölgeye hizmet noktasında açılımlarla değil, bölücülerin istediği tarzda kavramların hayata geçirilmesi açısından yaklaşmıştır. "Türkiye'de Kürt Sorunu vardır" şeklinde giriş yaptıkları "kimlik siyaseti" alanında birçok tavize imza atan AKP, DTP'nin isteyipte uygulayamadıklarını iktidar olması sebebiyle kendileri gerçekleştirmiştir.
AKP zihniyetinde "Kürdistan" ifadesi artık rahatlıkla telaffuz edilmekte, Türkiye'nin 36 etnik kökenden oluşan mozaik olduğu sık sık vurgulanmakta, alt kimlik-üst kimlik tartışmaları ile Türk milletinin milli kimliği yıpratılmakta, devlet eliyle "Kürtçe Tv" açılarak dil konusunda bölücülük yürürlülüğe girmekte, bölücülere her türlü tolerans uygulanmaktadır. Tüm bu gerçekler gün yüzündeyken, AKP iktidarı bir başka taraftan da, DTP'yi "kimlik siyaseti" yapmakla suçlayabilmektedir.
Şu verdiğimiz özette bile AKP'nin "kimlik siyaseti" yapma konusunda DTP'nin bir hayli önünde olduğu anlaşılmaktadır.
Fakat en ilginç olanı da AKP bölgeye "kimlik siyaseti" üzerinden politika uygulasa da bölgede kazanan DTP olmaktadır. AKP bu haliyle bölücüleri güçlendirmekte ve DTP'nin o bölgede tam manası ile zemin kazanmasını sağlamaktadır. AKP iktidarı "kimlik siyasetini" devlet eliyle meşrulaştırıyor, DTP'de bunu bölge siyaseti olarak PKK'nın istediği şekilde kullanmaktadır.
AKP ve DTP'nin birbirinden farkı birinin iktidar, diğerinin küçük bir muhalefet olmasıdır.
Kavgaları sanal ama "kimlik siyaseti" dendiği vakit, bu ülkede sadece AKP-DTP ittifakı akla gelmektedir.
Yıldıray Çiçek / Ortadoğu


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla