Obama'nın ziyareti bir gerçeği daha su yüzüne çıkardı. AKP her seçimden sonra teslimiyeti daha da ileri götürüyor. Zaten başlamış olan teslimat, 29 Mart seçimlerinde milletin yaptığı ikaza rağmen bundan sonra daha da hızlanacak gibi görünüyor. Zira, Obama'nın talepleri son derece açıktır ve acildir. AKP'nin düşünmek, değerlendirmek ve itiraz etmek gibi bir imkanı olmadığı gibi, bunun için zamanı da yoktur. Nitekim, hemen harekete geçilmiş ve gereğinin yapılmasına başlanmıştır.

Şimdilik sınır kapıları açılıyor

En dikkati çeken gelişme Ermenistan'a teslimatlarda yaşanıyor. Bunun sebebi 24 Nisan öncesinde verilen sözledir. Obama, Ermeni iftiralarına destek konusunda daha önce söylediği sözlerin arkasında olduğunu ilan etmiştir. Türkiye ziyareti devam ederken Obama'nın doğum yeri ve kendi eyaleti olan Hawai'de iftira tasarısının kabul edilmesi çok açık bir mesajdır. 24 Nisan'da daha ileri gidilebileceğinin işareti verilmiştir. AKP hükümetinin bu konuda sözler verdiği ve bu tarihten önce bazı teslimatlar yapacağı artık ortaya çıkmıştır. Bu teslimatlar şimdilik sınır kapılarının açılmasıdır. Karşılığında 24 Nisan biraz daha yumuşak geçiştirilecek. Ancak bu iş burada kesinlikle bitmeyecek. Ermenistan tarafından gelen açıklamalar, neler olacağını en küçük bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde gösteriyor.

Olmazsa olmazlar

Kapıların açılması tamamen tek taraflı bir tavizdir. Ermenistan ile diplomatik ilişkiler kurulabilmesi için Türkiye'nin "olmazsa olmaz" dediği, Türkiye-Ermenistan sınırları tanınmalı, Ermeni soykırım iddialarından vazgeçilmeli ve işgal edilen Azerbaycan topraklarından çekilmeli şartlarından tamamen vazgeçtiği anlaşılıyor. Azerbaycan'ın itirazı ve Türkiye'ye karşı küskünlüğü de tam bu noktada başlıyor. Hiçbir karşılık beklemeden kapıların açılması sadece Türkiye'yi değil, Azerbaycan'ı da Ermeniye kayıtsız şartsız teslim etmektir.

Azerbaycan feda ediliyor

Verilen bu taviz, açılan bu kapı çok daha ağır bedeller getirecektir. Ermeniler bu durumu "elde var bir" olarak değerlendiriyor ve arkasının geleceğini daha şimdiden ilan ederek zafer çığlıkları atıyorlar. Zaten başka türlü olması da mümkün değil. Obama TBMM kürsüsünden Ermenilerden "özür dilenmesini" istemiştir. Bir sonraki adım bu çerçevede olacaktır. Şimdiden kamuoyunu buna hazırlıyorlar. Kısa süre öncesine kadar lafı bile edilmeyen şeyler, şimdi yüksek sesle tartışılmaya başlamakla kalmamış, "ne var bunda" noktasına ulaşmıştır. Hiç kimsenin şüphesi olmasın, kapıların açılmasını iftiraların kabulü takip edecek ve arkasından tazminat ve toprak talepleri gelecektir. Bir defa daha altını çiziyorum. Kaybeden sadece biz olmayacağız. Bizimle birlikte Azerbaycan'da kaybediyor. Doğal olarak bu durumu kabullenemiyor ve tepki gösteriyorlar. Bize düşmanlıktan başka hiçbir faydası olmayan Ermeniyi memnun edelim derken, kan kardeşimiz Azerbaycan'ı feda ediyoruz.

Ruhban Okulu

Teslimatın sadece Ermenistan'la sınırlı olmadığı ve başka alanlarda da benzer şeylerin sıraya girdiğini görüyoruz. Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması bunlardan biridir. AKP hükümeti her ne kadar gönülsüz görünüyor olsa da, bir sabah okulun açıldığını duyarsak hiç şaşırmayalım. Rum Patriği Bartholomeos'un tavrı ve neşesi, bir takım sözler verildiğini ve bu işin de bittiğini gösteriyor.

Kıbrıs'da durum

Teslimat bu kadar hızlanmışken Kıbrıs Rumları da kendi paylarını almak için hemen harekete geçtiler. AB'nin Türkiye'ye karşı tavrını son dönemde sertleştirmesinin ve arka arkaya gelen "tam üyelik mümkün değil" açıklamalarının altında Kıbrıs vardır. Nitekim, limanların ve havalanlarının Rumlara açılması ve serbest dolaşım imkanı sağlanması için AKP hükümetinin son derece gönüllü olduğu ve fırsat kolladığı herkesin malumudur. Annan planına "evet" denilerek, her türlü toprak tavizine sıcak bakıldığı da gösterilmiştir. Şimdi bütün mesele bunları hayata geçirmektir. Buradaki mesele Kıbrıs Türkünün artık bu oyunu fark etmiş olmasıdır. 9 gün sonra KKTC'de yapılacak seçimleri milli duyarlılığı daha yüksek UBP'nin kazanması neredeyse kesindir. Bu durum AKP'yi son derece rahatsız etmektedir ve kafa karıştırmak için bir takım planların devreye sokulduğu görülüyor. Ermenistan'ı memnun etmek için Azerbaycan'ı feda ettikleri gibi, Rumları memnun etmek için de adadaki Türk varlığını feda ediyorlar.

Talabani ve Barzani

Bütün bunlar Türkiye'de yapılması planlanan teslimatın yanında hafif kalacaktır. Obama'nın İstanbul'dan Bağdat'a hangi planlarla uçtuğu, Talabani ve Barzani ile ne görüştüğü henüz tam olarak ortaya çıkmamıştır. Bildiğimiz tek şey, Obama'nın TBMM'de yaptığı konuşmada verdiği ipuçları ve İstanbul'da gençlerle sohbeti sırasında kullandığı, "Kürt azınlığı" sözleridir. Bu kadarı bile bir takım gelişmelerin olduğunu ve AKP hükümetinin de bu gelişmelerin içinde yer aldığını kesin biçimde ortaya koyuyor. PKK'nın siyasi uzantılarının Obama ziyaretinden sonra daha da ileri gitmeleri, bu konuda da yeni teslimatların gündemde olması ihtimalini çok güçlendiriyor.

Peşin ödetiyorlar

Birkaç gündür ısrarla bu teslimatları yazmaya ve Türk milletini bilgilendirmeye çalışıyoruz. Neresinden bakarsanız bakın, Obama ziyareti ve sonrasında yaşananların Türkiye'ye zerre kadar bir menfaati olmamıştır. Türkiye AKP eliyle daha çok teslim alınmış ve teslimata zorlanmıştır. Dış politikamız içinden çıkılmaz hale gelmiş, önceliklerimizden vazgeçilmiş, dostlarımız küstürülmüş, düşmanlarımız sevindirilmiştir. Bütün bunların karşılığı AKP'nin alacağı "aferinden" ibarettir. Mesele dönüp dolaşıp aynı yere geliyor. Obama daha koltuğa oturmadan yazdıklarımız ne yazık ki gerçeğe dönüşüyor. "Halının altına süpürmeyin, kullanın" diyen danışman yeniden sahnededir. Yeniden AKP'nin toplantılarına katılmaya başlamıştır. Süpürmemenin bedelini hiç vakit geçirmeden ve peşin olarak ödetiyorlar.


Orhan Karataş / Ortadoğu