Literatürde genelde iki, dört veya bazen altı
değişkenin eşit veya değişen ağırlıklı ortalamaları kullanılarak belirli bir hükümet ve dönem için
ortalama bir yıllık MEP değeri hesaplanmakta ve bu değer aynı ülkedeki geçmiş veya aynı dönemde
başka ülkelerdeki hükümetlerin MEP değerleriyle karşılaştırılmaktadır. Bu çalışmada ise, ilk aşamada, belirli iki, dört, altı, yedi ve on değişkenin standardize edilmiş5 değerleri (X1, … ,
X10)6 kullanılarak Türkiye için Ocak 1987 – Ocak 2009 dönemine ait şu alternatif MEP endeksleri
(aylık zaman serileri biçiminde) hesaplanmıştır:
MEP2 = ( – X1 – X2 ) / 2
MEP4 = ( – X1 – X2 + X3 + X4 ) / 4
MEP6 = ( – X1 – X2 + X3 + X4 – X5 – X6 ) / 6
MEP7 = (– X1 + X3 – X5 – X6 – X7 – X8 + X10 ) / 7
MEP10 = (– X1 – X2 + X3 + X4 – X5 – X6 – X7 – X8 – X9 + X10 ) / 10
X1: Enflasyon oranı
X2: İşsizlik oranı
X3: İmalat sanayi üretim endeksindeki artış oranı
X4: Cari hesap fazlası / GSYİH
X5: Faiz Haddi
X6: Kamu kesimi borçlanma gereği / GSYİH
X7: Cari reel efektif döviz kurunun uzun dönem denge değerinden uzaklık derecesi
X8: Döviz tevdiat hesapları / M2 para arzı
X9: Toplam dış borç stokundaki artış oranı
X10: İMKB Ulusal 100 Endeksindeki artış oranı
Hükümetlerin makroekonomik performanslarının ölçülmesinde dikkate alınacak bu 10 değişkenin
seçilmesinde şu üç temel etken önemli rol oynamıştır:
(1) Belirtilen dönem için aylık verilerin bulunabilirliği veya türetilebilirliği,
(2) Seçilecek değişkenlerin, hakkında kamuoyunda görece daha sık tartışılan ve bir hükümetin başarısı
açısından önemli olduğu iktisatçılarca genelde kabul edilen değişkenlerden olması
(3) Ekonominin belirli bir cephesiyle ilgili gösterge olarak üçten çok değişkenin dikkate alınmasının
uygun olmayacağı düşüncesi.
Literatürde, genelde, artması “kötü” olarak algılanan değişkenler endekse “+”, artması “iyi” olarak
algılanan değişkenler ise “–” işaretle sokulmaktadır. Dolayısıyla, belirli bir dönem için bir endeksin
pozitif bir değer alması ve/veya zaman içinde artması “ekonomik açıdan kötü” (hoşnutsuz edici),
negatif bir değer alması ve/veya düşmesi ise “ekonomik açıdan iyi” (hoşnut edici) olarak
yorumlanmaktadır. Fakat, bu çalışmada bunun tersi bir yaklaşım tercih edilmiştir. Başka bir deyişle,
bileşenlerin yukarıdaki denklemlerde belirtilen işaretleri gereği, MEP endekslerinin pozitif değer
alması veya artması ekonomik bakımdan “iyi”, negatif olması veya azalması ise “kötü” olarak
yorumlanacaktır. “Sıfır” değeri ise, endeksin tarihî ortalamasının “0” olmasının ötesinde, iyi
performans dönemleri ile kötü performans dönemlerinin birbirinden ayırt edilmesinde de
kullanılacaktır.
Belirli bir dönemde farklı ülkelerde veya belirli bir ülkede farklı dönemlerde iktidarda bulunan hükümetlerin makroekonomik performanslarının çok bileşenli endeksler yardımıyla karşılaştırılması, uzun yıllardan beridir iktisatçıların, politikacıların ve kamuoyunun ilgisini çekmektedir. Bu çalışmada, son 20 yılda Türkiye’yi yöneten 14 hükümetin (46.-59. hükümetler) ekonomi alanındaki politika başarılarının, seçilmiş 10 temel makroekonomik göstergeden türetilen alternatif aylık genel endeksler yardımıyla ayrıntılı bir biçimde karşılaştırılması amaçlanmıştır. Literatürdeki Okun, Barro veya LIMEP türü performans endekslerinden farklı olarak bu çalışmadaki endeksler belirli bir hükümet ve iktidarda bulunduğu dönem için tek bir “yıllık ortalama endeks rakamı”ndan oluşmak yerine, tarihî ortalaması sıfır olan “aylık birer zaman serisi” biçiminde tasarlanmıştır. Çalışmada oluşturulan en kapsamlı performans endeksiyle (MEP10) ilgili ayrıntılı değerlendirmelere göre, son 20 yılda, devir aldığı kötü makroekonomik verileri en başarılı biçimde düzelten hükümetler olarak bir yıllık Refahyol hükümeti (Haziran 1996 – Haziran 1997) ve beş aylık 1. Yılmaz hükümeti (Haziran 1991 – Kasım 1991); göstergeleri gelecek hükümete en iyi durumda devreden hükümet olarak ise 23 ay ömürlü 2. Özal hükümeti (Aralık 1987 – Kasım 1989) öne çıkmaktadır. Başta 1994 döviz krizinin yaratıcısı Çiller (Haziran 1993 – Mart 1996) ve 2000-2001 ekonomik krizlerinin yaratıcısı Ecevit (Ocak 1999 – Kasım 2002) hükümetleri olmak üzere, onların döneminde kriz çıkmasına giden süreci kötü yönetimleriyle adeta önceden hazırlayan Akbulut (Kasım 1989 – Haziran 1991), 7. Demirel (Kasım 1991 – Haziran 1993), 3. Yılmaz (Haziran 1997 – Ocak 1999) ve 2. Yılmaz (Mart 1996 – Haziran 1996) hükümetleri makroekonomik performansları oldukça başarısız hükümetler olarak dikkat çekmektedir. Kasım 2002’den bu yana görev başında bulunan AKP hükümetleri ise, özellikle Nisan 2003 – Nisan 2006 döneminde sağlanan makroekonomik başarıyı iktidarlarının son aylarında (Mayıs 2006 – Nisan 2007) yüksek işsizlik oranı, cari hesap açıkları ve toplam dış borç artışları gibi olumsuz gelişmeler nedeniyle sürdürememiş ve başlangıçta MEP10’u iyileştirerek elde ettikleri krediyi, 22 Temmuz 2007 seçimlerine doğru yaklaşılırken neredeyse tümüyle tüketmiş gibi gözükmektedir. Ayrıca, bu çalışmanın diğer önemli bulgularına göre, (i) Türkiye’de hükümetlerin daha uzun ömürlü oldukları ölçüde daha başarılı olduklarına, (ii) görece daha iyi MEP10 mirası devir alan hükümetlerin daha uzun süre iktidarda kalabildiklerine, (iii) görece daha kötü miras devralan hükümetlerin iktidar süresinin daha kısa olduğuna ve (iv) iktidarda daha uzun süre kalmayı başarabilen hükümetlerin gelecek hükümete daha iyi MEP10 mirası devir edebildiklerine dair hipotezler ampirik olarak desteklenmemektedir..
MEP10 endeksinin yukarıdaki şekildeki seyri (Ocak 1987 - Mart 2008), Kasım 2002′den bu yana iktidarda bulunan AKP hükümetlerinin (58, 59 ve 60. hükümetlerin) makroekonomik performanslarının Temmuz 2006′dan bu yana iyice “vasat”a yaklaştığına, hatta Kasım 2007′den sonra kaygı verici biçimde kötüleşmeye başladığına işaret ediyor.
Bu olumsuz gidiş, bazı politikacıların iddia ettiği gibi, AKP’ye karşı Anayasa Mahkemesi‘nde açılan davalar ile ilişkili olamaz. Çünkü, bilindiği üzere, CHP ve DSP henüz 27 Şubat 2008 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak TBMM tarafından anayasada yapılan türban düzenlemesi konusunda iptal davası açtı, Yargıtay Başsavcısı ise AKP’ye karşı kapatma davasını 17 Mart 2008 tarihinde açtı. Bu durumda, eğer Anayasa Mahkemesi Temmuz 2008′de AKP’nin kapatılmasına ve/veya 71 AKP’linin siyasetten beş yıllığına men edilmesine karar verecek ve ortaya çıkacak siyasi belirsizlik ve boşluk ortamının da etkisiyle ekonomideki kötüleşme şiddetlenecek olursa, bu kötüleşmenin asıl sebebi Anayasa Mahkemesi’ne açılan davalar ve bu mahkeme tarafından alınan kararlar olmayacaktır, gibi gözüküyor.
AKP hükümet(ler)inin makroekonomik performansının veya başka bir deyişle Türkiye ekonomisinin bir türlü yeterince iyileş(e)memesinin (örneğin işsizliğin bir türlü ciddi biçimde geriletilememesinin ve cari hesap açıklarının yarattığı ekonomik tehdidin sürmesinin) asıl sebebi, kanımca, son 24 aydır bir türlü yeni ve gerekli mikro ve makroekonomik önlemleri alma ve yapısal reformları tamamlama/güçlendirme/sürdürme istek, kararlılık, beceri, cesaret ve başarısını göster(e)meyen ve ilgisini özellikle 22 Temmuz 2007 seçimlerindeki başarısından sonra hızla ekonomiden toplumsal-dinsel bazı siyasi tercih ve hedeflerine kaydıran 59. ve 60. Recep Tayyip Erdoğan hükümetlerinin bu davranışı olacaktır.
Son olarak, eklemek gerekir ki, mevcut ekonomik durumun ortaya çıkmasında (veya en azından, yukarıda dikkat çekilen makroekonomik kötüleşme sürecine “girilmesinde”) dünya ham petrol piyasalarındaki (zaten 2004 yılından bu yana sürmekte olan) büyük fiyat artışları ve/veya ABD‘deki derinleşen finansal krizgibi “dışsal etkenlerin” ciddi katkıları bulunduğunu iddia etmek de oldukça güçtür, güç olacaktır.
MEP10 eğrisindeki (kırmızı eğri) artışlar, ilgili hükümetin makroekonomik performansının seçilmiş 10 temel göstergenin ortalaması itibariyle iyileştiğini, düşüşler ise kötüleştiğini gösteriyordu. “Sıfır” düzeyi ise, MEP10 endeksinin Ocak 1987 - Ocak 2009 için “tarihî ortalamasını” (vasat performans) gösteriyordu.
MEP10 endeksini hükümetlere göre ayrıştırıp her hükümetin göreve başlama tarihindeki endeks değerini “sıfır”a kaydıracak olursak, hükümetler arasındaki performans karşılaştırması ve “ömür uzunluğu” daha açık bir görünüm kazanıyor:
Yukarıdaki iki şekile göre, Kasım 2002″den bu yana iktidarda bulunan üç AKP(Adalet ve Kalkınma Partisi, web.akparti.org.tr) hükümetinin (58, 59 ve 60. hükümetlerin) makroekonomik performansı Ekim 2005′ten başlayarak önce “vasat”a doğru geriledi, daha sonra ise Temmuz 2007 genel seçimlerinden sonra büyük bir hızla düşmeye başlayarak Ocak 2009 itibariyle Kasım 2002′dekinden bile daha düşük bir düzeye inmiş oldu. Bu gerilemenin veya makroekonomik kötüleşmenin, özellikle güz 2008′den bu yana ABD’den dünyanın geri kalan kısmına doğru yayılmakta olan ekonomik krizin de etkisiyle, en azından 2009 yılı ortalarına dek sürmesini bekleyebiliriz. Söz konusu kötüleşme sürecine, 60. hükümetin geciken, aşamalı ve zayıf politika önlemlerinin de yeterli bir çare olamayacağı anlaşılıyor. Ayrıca, bir kez daha vurgulamam gerekir ki, MEP10 endeksindeki bozulmanın asıl başlangıcı, yukarıda da belirttiğim gibi, ABD’de 2007 yılı ortalarında patlak veren ve özellikle 2008 yılı sonlarından itibaren dünyaya yayılan finansal/ekonomik krizden çok daha önceleri, yani 2005-2006 yıllarında başlamıştı.
Prof. Dr. A. Kibritçioğlunun analizinden tarafımdan derlenmiştir.
Akp hükümetinin başarılı olduğunu açıkladığı şeylerin ekonomiksel veriler üzerinden somut değerlendirilmesidir.Yorum akp li olsun muhalefetten olsun bu ülkede yaşayanlarındır.
Kişiler ve kurumlar rakamlarla oynıyarak çıkarlarına bunları uygulayabilirler ama buradaki rakam ve veriler somuttur.


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla

