• Reklam
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Duyuru Her Satırı Olay Röportaj

    ZÜBEYİR KINDIRA

    İNTERNETHABER-ÖZEL 21 Nisan 2009 Salı


    ANKARA- Rahmetli Başbakan Bülent Ecevit’in koruma müdürü ve DSP milletvekili Recai Birgün, Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’e; Ecevit’in hastalığı, hastalığının siyasi değişiklik için kullanıldığı iddiaları ve 57. Hükümetin yıkılma sürecinde Ergenekon bağlantısı olup olmadığına ilişkin olarak bilgi verecek. Savcı her an randevu verebilir. Birgün, savcıdan önce anlatacaklarını İNTERNETHABER’e açıkladı.

    BEL SANCISI DİYE GİTTİK

    ZÜBEYİR KINDIRA: Sayın Birgün, Rahmetli Ecevit neden Başkent Hastanesi’ne gitti? Neydi şikayeti?

    RECAİ BİRGÜN: 2002 yılının 4 Mayıs tarihinde sırtında bir sancı olduğu şikayetinde bulunmuştu. Benim koruma görevine başlamamdan önceki dönemde, Hindistan gezisi dönüşünde rahatsızlandağında götürüldüğü hastaneye götürdüm. Çünkü hastalığın takibi açısından aynı hastaneye götürmek prosedür gereğidir. O tarihte 15 gün aynı hastanede yatmıştı. Kimse bize Haberal’ın hastanesine gidilmesi telkininde bulunmadı. Başkent Hastanesinde Turgut Zileli tedavisini yapmıştı ve yeniden aynı doktora gittik.

    TUVALET İDDİLARI

    ZK: Siz göreve geldiğinizde başka türlü hastalıkları var mıydı? O dönemde çok fazla dedikodu çıkmıştı...

    RB: Hayır kayda değer hiç bir rahatsızlığı yoktu. O iddiaları elbette biliyoruz. Çok çirkin söylentiler vardı. Biz de duyduk. Benden önceki koruma müdürü ile de görüştüm. Asla ve asla o çirkin iddialar doğru değil. Yalan kampanyasının bir ürünüydü onlar da. Hiçbir doktor da çıkıp, yok tuvalete gidemiyordu filan diye iddiada bulunamaz. Rahmetliyi yıpratma kampanyası daha o söylentilerle başlamıştı. Bana gecenin üçünde , dördünde asılsız ihbarlar geliyordu. Başbakan hastaneye kaldırıldı ya da vefat etti, gibi... Ama hepsi yalandı. Aynı yalanlar ortalıkta dolaşıp durdu...

    ENDOSKOPİ YAPILIRKEN İLAÇ VERİLMİŞ

    ZK: Peki hastaneye dönelim. Neler yaşandı orada?

    RB: Tetkikler yapıldı. Akciğer, MR, Kan-idrar, mide ve bağırsaklar için endoskobi... Yani gerekli tüm tetkikler. Bağırsak iltihabı, dendi ama tam bir tespit yapılamadı. Teşhis konulamayınca hastaneden çıkmak istedik. Bu arada basının büyük bir ilgisi vardı. Başbakan kapının önünde bir açıklama yapmak istedi. Biz izin vermedik. Arka kapıdan çıkmak istedik. Ama ne olduysa birden kendimizi ön kapıda ve basının önünde bulduk. Sayın Ecevit, konuşamadı. Ben çok şaşırdım. Görüntü acı vericiydi. Doktorlara sordum. Endoskobi yaparken boğazına uyuşturucu zerk edildiğini ve bunun sonucu olarak bir süre konuşma zorluğu yaşayabileceğini, söylediler. Bunun bize önceden söylenmemesine sitem ettim. Ama olan olmuştu, basın ve kamuoyu Ecevit’i dili dönmeyen bir başbakan olarak görmüştü, artık...

    İLAÇLAR KEMİKLERİNİ ZAYIFLATTI

    ZK: Sonra?

    RB: Tabii, eve geldik ve dinlenmeye çekildik. Ancak bir iki gün sonra aynı sancı nüksetti. Bu arada evde düşmüş ve belini masaya çarpmış. Yine tetkik yapıldı ve kaburgasının kırık olduğu söylendi. Yapılacak bir şey olmadığını ve kendi kendine iyileşmesinin beklenmesi ve bu arada dikkat edilmesi uyarısında bulundular. Bunun üzerine Başbakan görevinin başına döndü. Ancak 2 sün sonra ağrı nüksetti ve yine hastaneye gittik. Omurga çökmesi teşhisi kondu. Hastaneye yatırmak istelirer. Ancak Rahşan Hanım da Rahmetli Ecevit de, tedaviyi evde dinlenerek tamamlamak istediler. O sırada bir doktor, verilen ilaçlar nedeniyle kemiklerinin kireç gibi olduğunu ve en ufak bir darbeden etkilenebileceğini söyledi. Bu uyarının da daha önce yapılmamasına tepki gösterdik. 3 ay evde iyileşme dönemi geçirdi.

    BAĞ SÜRDÜ

    ZK: Bu sırada hastane ile bağı kestiniz mi?

    RB: Hayır. Hemen her gün doktorlar sabah erkenden eve geliyorlar ve vizit yapıyorlardı. Tansiyon, nabız, nefes kontrolü, kol ve bacakların durumu... Her şeyi kontrol edip, uyarılarda bulunuyorlardı. Bu vizitlere nadiren Mehmet Haberal da katılıyordu.

    AYNI OLAY 3 KEZ TEKRARLANDI, ŞÜPHELENDİK

    İLK ŞÜPHELER

    ZK: Peki bu arada çalışmalarını nasıl sürdürüyordu ?

    RB: Zaten beni komplo şüphesine düşüren gelişmeler de bu noktada ortaya çıktı. Üç önemli toplantı yapıldı o sırada. Biri MGK toplantısı. Tarihinde ilk kez Ecevit’in özel durumu nedeniyle 10.30’da toplandı. Sonra bir önemli Bakanlar Kurulu toplantısı ve Cumhurbaşkanının Kıbrıs ile ilgili liderler zirvesi. Her üç toplantıdan bir kaç gün önce doktorlar, muayenelerini tamamlayınca, toplantıya katılma isteğine olumlu yanıt verdiler. Biz basına toplantıya katılacağımızı bildiriyorduk. Ama ‘dikkatli olun ama katılabilirsiniz’ dedikleri toplantının yapılacağı gün; sabah muayeneyi yapıyor ve ‘asla kıpırdayamazsınız. Yoksa felç olursunuz, ölürsünüz” diyerek, toplantıya gitmesine izin vermiyorlardı. Basın da, ‘Ecevit yine evinden çıkamadı” diye haber yapıyordu, tabii... Bu olay üç kez tekrarlanınca şüphelendik. Aslında, doktorlar yatağı ile tuvaleti arasındaki 10 ad ımlık yolu bile yürümesini istemiyorlardı. Sürekli yatakta kaldığını sanıyorlardı. Oysa Sayın Ecevit, doktorlar gidince ayağa kalkıyor, geziyor, çalışıyordu. Hiçbir sorunu da görünmüyordu.

    DOKTOR DEĞİŞTİRDİK

    ZK: Peki şüphe üzerine neler yaptınız?

    GB: Benim tanıdığım Dr. Mücahit Pehlivan’dan söz ettim. Gizlice eve getirdik. İlk muayenede sorun olmadığını, görevinin başına gidebileceğini söyledi. Ancak biz resmi belge istedik. Gece 2’de bir polikilinikten seyyar röntgen cihazları getirdik. Omurga filmi çekildi. Doktor, gizli bir korge takarak görevinin başına gideceği yolunda rapor verdi.

    İŞGÖRMEZ RAPORU VERİLECEKTİ

    Tam da bu sıralarda Başkent Hastanesi doktorları Ecevit’i hastaneye davet ediyorlardı. Partiden üst düzey yöneticilerden bazıları, eve girip çıkabilecek kadar yakın bazı isimler; “hastaneye giderseniz iş gör emez raporu verilecek” diye bilgiler getirdiler. Bunun üzerine biz ne Hastaneye gittik ne de doktorları eve getirdik. Mücahit Pehlivan’ın kontrolünde normal hayatına döndü ve iş başı yaptı.

    HEPSİ ECEVİT'İ DIŞARDA BIRAKMAK İÇİN TAKTİKTİ

    ZK: İyi de şu ana kadar anlattıklarınız olsa olsa doktor hatası ya da bazı doktorların daha hassas oldukları yorumundan öteye gidemez gibi görünüyor...

    GB: Hayır. Demin söylediğim toplantılara göndermeme adeta bir taktikdi. Bunun dışında bir formül bulunup, iş başı yapılması için tüm isteklerimize karşı çıkılıyordu. Bence bilerek ya da bilmeyerek Sayın Ecevit’in ve 57. Hükümetin siyaseten devre dışı bırakılması operasyonuna doktorların da katkısı oldu.

    BAHÇELİ DESTEK VERDİ AMA DİRENEMEDİ

    ZK: İki ortağı bu gelişmelerde neler yaptı? Nasıl tavır sergilediler?

    RB:Bu gelişmeler sonrasında yapılan bir liderler zirvesinde Mesut Yılmaz, ‘bir sağlık raporu, heyet raporu alın bu tartışmalar sona ersin” türünden bir öneride bulundu. Bunu sonra öğrendik. Ama o toplantıya verilen arada gerginlik belli oluyordu. Bu tabii ki dedikoduların son bulması için makul, iyi niyetli bir öneri olarak da yorumlanabilir. Ama gerginlik çıkarttığı kesindi. Sayın Bahçeli sessizdi. Ama süreç içinde en büyük desteği veren de bence Sayın Bahçeli oldu. Bence Sayın Bahçeli operasyon yapıldığının farkındaydı ve direnebildiği kadar direndi. Ancak ne zaman ki, kendi partisinin de tehlikede olduğunu, DSP gibi MHP’nin de bölüneceğini anladı. O zaman desteğini çekmek zorunda kaldı.

    BAHÇELİ SON DAKİKAYA KADAR DİRENDİ

    ZK: MHP de mi bölünecekti?

    GB: Tabi. Bize gelen duyum şöyleydi: Devlet Bahçeli, koalisyonun yola devam kararı üç lider tarafından deklare edilmesi sonrasında gittiği Yayla’ da, kendisine bir duyum geldi. Bir kurmayı,. “direnirsek DSP gibi bizi de bölecekler. Hükümetten çekilmemiz ve seçime gidilmesi zorunlu. Yoksa parti büyük zarar görecek” dedi. Bize bu duyum geldi. Bahçeli bunun üzerine 3 Kasım’da seçim istediğini açıkladı.

    KOMPLO İŞARETLERİ

    ZK: Anlaşılan bir komplodan eminsiniz? Sizi bu kadar inançlı yapan unsurlar nelerdir?

    GB: Bir kaç neden sayılabilir. Birincisi; Kemal Derviş 13 gün ortadan kayboldu. Başbakan bile 13 gün Derviş’i bulamadı. Dönüşte, havaalanında ‘Türkiye’de seçim yapılması ekonomiyi olumsuz etkilemez’ türünden bir açıklama yaptı. Seçimin lafı ilk kez orada edildi. İkincisi Cengiz Çandar, 2001 yılında “Bir gün ABD Irak’ı işgal etmek zorunda kalırsa Ecevit iktidarda kalmayacak” diye yazdı. Üçüncüsü ise Tansu Çiller, Almanya’daki ünlü toplantıya katılıp döndükten sonra, “ABD Irak’ı işgal ederse ben yeniden başbakan olacağım” diye açıklama yaptı. Bunlar net olarak olan bitenin ne olduğunu gösteriyor.

    ECEVİTSİZ HÜKÜMETİ ABD İSTEDİ

    ZK: Yani hastahane ya da DSP’nin bölünmesi operasyonu aslında Irak’ın işgali için zemin hazırlığı mıydı?

    GB: Elbette. Bakın o günkü arşivlere, olan bitene. ABD Başkan Yardımcısı Dick Chaney geldi. Başbakanlık konutunda askeri ve istihbarattan kurmayları yanında. Başbakan Ecevit’in yanında da askeri ve Dışişleri yetkilileri vardı. Haritaları açtılar, resimler, planlar. Türkiye’nin işgale desteğini istedi. Ecevit buna kesinlikle hayır dedi. Bırakın Türk topraklarını kullanmayı, işgale bile razı değildi. Sayın Bahçeli de aynı görüşteydi. Daha sonra Bush ile Beyaz Saray’da yapılan görüşmede de aynı istek geldi. Kapıda Ecevit , ‘Bush Saddam’ın kellesini istiyor’ türünden açıklama yaptı. Ve ABD’ye karşı çıktı. Bunun üzerine Ecevitsiz, Bahçelisiz bir hükümet için operasyon başlatıldı.

    BAHÇELİ'YE RÜŞVET TEKLİF EDİLDİ

    ZK: Ve bulundu!?..

    GB: Önce bu yol dönendi. Parti ikiye bölündü. Kemal Derviş öncülük etti. Ama Ecevit direndi. Bu arada tankları İskenderun’a çıkartmışlardı zaten. Ecevit itiraz etti, hemen gemilere geri yüklediler. Ecevit’siz bir DSP oluşturamayınca Partiyi ikiye böldüler. O sırada bazı komutanların bile ‘çekil’ talepleri oldu. Hat ta Bahçeli’ye gidilip, “hükümeti boz. Yeni görev sana verilecek. Başbakan olacaksın’ dediler. Ama Bahçeli oyuna gelmedi. Ecevit’in çekilmesi ve başka bir isme başbakanlık verilmesi için DSP içinden de çalıştılar.

    ZK: Hüsamettin Özkan gibi isimler değil mi?

    GB: Başkaları da var. Ayrıca Sayın Özkan’ın Ecevit’e bağlılığından şüphe duymadım ben hiç. Onu da oyuna getirdiler.

    AKP BUSH’A GARANTİ VERDİ

    ZK: Peki ama hiçbir formül tutmadı gibi...

    GB: Aslında ara formüller tutmadı ama istedikleri sonuç alındı. Ecevit’siz koalisyon formülü tutmayınca; AKP’yi iktidara getirdiler. Bakın daha AKP yeni kurulmuşken, Recep Tayyip Erdoğan ABD’de Bush tarafından kabul edildi. Yeni kurulan bir partinin genel başkanının ABD Başkanı tarafından kabul edilmesi normalde mümkün değil. Irak konusunda garanti verildiği duyumları o tarihte sayın Ecevit’e ulaşmıştı. Bu şartlar altında seçime gidildi.

    ZK: Ama 1 Mart tezkeresi çıkmadı ki...

    GB: Onun başka nedenleri var. AKP içindeki doğu ve güneydoğu kökenli miletvekilleri baş ta bazı radikal isimlerin karşı çıkmasıyla ret edildi. Ama sonra diyeti ödendi. Benzer bir tezkere geçirildi. İlişkilerin yeniden düzeltilmesi için neler yapıldığı o ta rihten bu yana ortada.

    BAHÇELİ DAHA FAZLASINI BİLİYOR

    TEK SOLCU LİDERDİ

    ZK: Siz bu iddialarınızı ve görüşlerinizi Ergenekon savcısına anlatacaksınız. Ama bir çelişkili durum var gibi...

    GB: Evet bazıları bana ‘sen nasıl solcusun?’ diye eleştiride bulunuyor. Ama farketmedikleri bir nokta var. Ben 2002 ‘den bu yana, Türkiye’nin o kirli döneminin aydınlatılması gerektiğini söylüyorum. Türkiye’nin en ulusalcı , gerçek solcu tek lideri Ecevit’in ABD’nin desteği ve isteği ile Türkiye’deki işbirlikçileri eliyle yapılan bu operasyonun gizli kalan çok noktası var. Ergenekon ya da başka bir soruşturma ile umarım bu karanlık dönem tüm ayrıntıları ile aydınlatılır. Bur adan çıkartılacak ders Türkiye’nin bağımsızlığı için önemlidir. Ben böyle bir insana yaşatılan acılara karşı nasıl sessiz kalırım. Sezsiz kalırsam nasıl solcu ve emperyalizm karşıtı olurum?

    BAHÇELİ DAHA FAZLASINI BİLİYOR

    ZK: Bu anlattıklarınızın somut olarak kanıtlanacağına inanıyor musunuz?

    GB: Benim bildiklerimden çok, sayın Bahçeli’nin bildikleri var. Bahçeli konuşmalı. Neden 3 Kasım’da seçim istedi? Bunu anlatmalı. O dönemi anlatmalı. Sayın Mesut Yılmaz anlatmalı. O Almanya’daki gizli toplantıya katılan Yılmaz, Recep Tayyip Erdoğan, Tansu Çiller konuşmalı. Kemal D erviş’in misyonu neydi? 13 gün nereye kayboldu? Bunlar açıklanmalı. Ve daha da önemlisi bizim partimiz içindeki bazı milletvekilleri konuşmalı.O evde yaşananları biz biliyoruz. Bir gün gazete manşetine bakıp, “Rahşan biz bu insanlara ne yaptık. Neden bize bunu yapıyorlar? “diye sorup, koltuğa yığıldığı andaki acıyı gördüm. O dönem kirli bir dönemdi ve açıklığa kavuşmalı.

    Kaynak

    Evet gerçekten o dönem açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu dönemin açıklığa kavuşturulması, AKP'nin gerçek yüzünü bir kez daha ortaya çıkaracaktır.

  2. #2
    turkmenmen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-06-2007
    Mesajlar
    2,481
    Karizma Gücü
    0
    Sonunu merakla bekliyorum... Gerçekler aydınlatılmalı, ortada birşeylerin döndüğü kesin. Adı geçen herkesin hesap vermesi gerekiyor. Ne oyunlar dönüyor daha bilmediğimiz.
    EFELİK MERTLİKTİR,
    KALDIRDINMI KOLLARI BEREKET GETİRİR,
    ÇIRPTINMI ELLERİ YÜREKLERİ TİTRETİR,
    VURDUNMU DİZLERİ YERİ GÖĞÜ İNLETİR !!!


  3. #3
    sabiteler adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-01-2009
    Mesajlar
    1,084
    Karizma Gücü
    4
    Bu haberden, AKP'nin gerçek yüzüne dair bir mesaj çıkarmak!
    "Ağlayın su yükselsin, belki kurtulur gemi..."

  4. #4
    TF Bölüm Sorumlusu <span style='color: #006400'><span class='glow_FFA500'>_WOLF_</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-12-2007
    Mesajlar
    22,258
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    aydinliga kavusur insallah en kisa zamanda




    Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili..?..Biz, yaradanı görmeden sevmedik mi..?((MEVLANA))

  5. #5
    fetullahh adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-03-2008
    Mesajlar
    826
    Karizma Gücü
    5
    Türkiye’nin işgale desteğini istedi. Ecevit buna kesinlikle hayır dedi. Bırakın Türk topraklarını kullanmayı, işgale bile razı değildi. Sayın Bahçeli de aynı görüşteydi. Daha sonra Bush ile Beyaz Saray’da yapılan görüşmede de aynı istek geldi. Kapıda Ecevit , ‘Bush Saddam’ın kellesini istiyor’ türünden açıklama yaptı. Ve ABD’ye karşı çıktı. Bunun üzerine Ecevitsiz, Bahçelisiz bir hükümet için operasyon başlatıldı.



    Araştırmaya, soruşturmaya gerek var mı? Her şey ayan beyan ortada.Merhum Ecevit, Irak'ın işgaline bu gün Akp nin verdiği kayıtsız,koşulsuz ve de sınırsız desteği verseydi, halihazırda hem Başbakandı hem de gayet sağlıklı hayatta olurdu.Araştırılması ve soruşturulması gereken Akp nin nasıl iktidar olduğudur.

    Bu imzaya erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir. (SansüreSansür Yay! Hareketi)

    Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA GİDİCİ

  6. #6
    Son_Mohikan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    5,827
    Karizma Gücü
    7
    O günlerdeki yoğun propagandayı dün gibi hatırlıyorum. Koalisyon hükümeti yerden yere vurulurken Erdoğan halkın kahramanı yapılıyordu, bunu da en başta sunan Aydın Doğan'dı. O uçan yazar kasayı unutmak mümkün mü? O günden kat be kat büyük olan bir kriz yaşıyoruz, o gün televizyonda sunulan kriz manzarası dehşetinin onda birine ekranda rastlamak mümkün değil. Adamı göz göre göre yediler, bitirdiler. Mekanın cennet olsun Ecevit'im.

    Bahçeli'nin de konuşması şart!

  7. #7
    deniz006 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-03-2008
    Mesajlar
    2,271
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Kesin olan bir şey var ki Ecevit-Bahçeli-Yılmaz hükümetine Irak harekatı konusunda destek için ABD'den büyük baskı geldi. Ama neoconlar istedikleri desteği alamadı. O süreçte Kemal Derviş üzerinden çeşitli hesaplar yapıldı. Yine o dönemlerde seçim öncesi Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyareti anlamlıdır.
    Yine o günlerde genelkurmay başkanı olan Hilmi Özkök ismi de kayda değer.


    O günlerde ne tezgahlar döndü bilemeyiz.
    Bildiğim bir şey var, o dönemi F-tipi ekibin aydınlatmasını beklemek hıyarlık olur. Onlar sadece bu işi Heryerekon tezgahını desteklemek için işlerine geldiği yönleriyle imaj amaçlı kullanırlar.

  8. #8
    Özgü A. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2008
    Mesajlar
    2,849
    Karizma Gücü
    5
    Ecevit'e yapılan tedavi ile ecevit hastahaneden çıktıktan sonra süper bir iyileşme süreci göstermiştir.
    Ama hangi ilaçla?
    Ve ecevit bu süper tedaviden sonra 2-3 ay içinde nasıl çökmüştür?

    Bunlara cevap aramadan üstünkörü bakanlar rezil olacaklardır.
    BİLİM + GÖNÜL


    Yılmayacağız , Yıkılmayacağız , Başaracağız !

    *

    Kızılların ve Kürtçülerin Şer Birliğini Yıkacağız!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. OLAY..OLAY..OLAY..Hiçbir yerde yok.Kaçıran üzülür.Oyun CD Kapakları...
    2005 Konuları bölümünde gszafergs tarafından açılmış
    Yanıt: 15
    Son Mesaj: 27.11.05, 05:58

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •