AKP iktidarının Türkiye'de başlayan çözülmesi K.K.T.C'nde hezimetle sonuçlanmıştır. , K.K.T.C'ndeki genel seçim sonuçları AKP iktidarı ile direkt bağlantılıdır. Annan Planı'nı uygulamak için Kıbrıs Halkının beyni yıkanıp iktidara getirilen CTP, halkın gerçekleri tekrar görmesi sonucunda pazar günü yapılan seçimlerde büyük bir yenilgi almıştır. AKP iktidarı, Kıbrıs'ta CTP' nin iktidara gelmesi sürecinde maddi ve manevi çok büyük destek vermiş ve bunda da başarılı olmuştu.

"Türkiye benim anavatanım değil, Türk askeri Kıbrıs'tan çekilmeli" diyen Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk'ünün büyük savunucusu, K.K.T.C'nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a tercih edilmiş AKP'nin büyük desteği ile önce Başbakan sonra da Cumhurbaşkanı yapılmıştı.

Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanlığını sürdürdüğü K.K.T.C'nde, onun 2004'de iktidara getirdiği CTP, bu seçimlerde Derviş Eroğlu'nun Ulusal Birlik Partisi'ne koltuğu kaptırarak, zihniyetlerinin cezalandırıldığı görülmüştür.

Türkiye'de iş başında olan AKP iktidarı ile gayrı milli politikalar noktasında büyük bir uyum yaşayan ve Kıbrıs'ta yaşanan problemler noktasında çözümü Rumlara taviz vermekte gören CTP aldığı yenilgi ile düşüncesinin iflasını yaşamıştır.

AKP'nin 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde erimeye başlaması ve ardından K.K.T.C'nde destekleyerek iktidara getirdiği partinin iktidar koltuğunu kaybetmesi, hem Türkiye, hem de Kıbrıs için büyük bir mesaj olmalıdır.

"Türkiye benim anavatanım değil" diyen CTP zihniyeti yenilmiş,"Türkiye'nin anavatanım olmasından gurur duyuyorum. Anavatanımız sayesinde huzur ve güven içinde yaşıyoruz binlerce teşekkür" diyen Derviş Eroğlu'nun Ulusal Birlik Partisi seçimden zaferle çıkmıştır.

Biliyorsunuz en son yapılan CTP' nin kurultayında, İstiklal Marşı okunmamış, Atatürk posteri ve Türk bayrağı asılmamış, bırakın bunları K.K.T.C bayrağı bile ortada görünmemiş, onun yerine 'Birleşik Kıbrıs' tabir edilen Rum bayraklarıyla masalar donatılmıştı. Böyle bir zihniyete teslim edilmiş K.K.T.C bu seçimde en azından başbakanlık noktasında bunların elinden kurtulmuştur.

Annan Planı'nın gerçek yüzünün görülmesi, AB'nin dayatmalarının Kıbrıs Türk'ünün haklarını gasp etme noktasında olduğunun anlaşılması, bedeller ödenerek korunan ve yaşatılan K.K.T.C'nin masa başında verilmeye çalışılmasının fark edilmesi, AKP'nin desteklediği CTP' ye bu yenilgiyi tattırmıştır.

2004 yılında adeta büyük bir kampanya düzenleyerek Rauf Denktaş'ı devirenler, ona her türlü psikolojik zulmü reva görenler bugün kaybedenler olmuştur.

2004 yılından 2009 yılına kadar geçen sürede kaybedenler sadece onlar değildir. Aynı zamanda Kıbrıs Türklerinin geleceği ile oynanmıştır.

Kaybedebilen 5 yıl, Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmakla değil, o hakların pazarlanması ve peşkeş çekilmesi ile geçmiştir.

2004 yılında K.K.T.C'de gerçekleşen seçimlerde uygulanan kara propagandalar, geçtiğimiz Pazar günü de uygulanmak istenmiş fakat bu sefer geri tepmiştir. Türkiye'de AKP'nin siyasallaştırdığı ve muhaliflerine korku silahı olarak doğrulttuğu Ergenekon adı verilen soruşturmayı CTP'liler muhaliflerine yöneltmiş ama yenilginin önüne geçememişlerdir.

K.K.T.C'ndeki CTP her yönü ile Türkiye'deki AKP'ye benzemektedir. Kıbrıs Türkleri, bu ruh ikizi partiyi daha iyi anlamalı ve adadaki varlığını tehlikeye atacak oyunlarından uzak durmalıdır.

Pazar günü gerçekleşen seçimler ve sonuçları bir başlangıç olmuştur.

K.K.T.C halkı hakkını, hukukunu koruyacak iradeye bundan sonra daha çok sahip çıkmalı ve içi boş sloganların süslü yalanlarına aldanmamalıdır.

Kaybedilen 5 yıl, içi boş sloganların, süslü yalanların iktidar yılı olmuştur.

"Çözümsüzlük çözüm değil" diyerek Kıbrıs Türk'ünün haklarını pazarlamaya kalkanların safı da, niyeti de bellidir. Bunların Kıbrıs Türk'ü tarafından görülmeye başlanması gelecek günler için umut olmuştur.

Türkiye'de erimeye başlayan AKP'nin, K.K.T.C'nde hezimeti yaşaması milli politikalar adına önemli gelişmedir. Milli irade sağduyulu bu şekilde bu önemli gelişmeyi sağlam temellere oturtmalıdır. Çünkü bu irade artık hiçbir yerinden sarsılmamalıdır.

Yıldıray Çiçek / Ortadoğu