Değerli Zaur.;
Düşünceleriniz ve duyarlılığınız takdire değer. Ayrıca, Türkiye kamuoyunun Türk dünyası konusunda daha bilgili ve ilgili olması açısından bu tür ortamlarda Azerbaycan'dan kardeşlerimizin varlığı çok değerli.
Soykırım iddiaları konusunda düşüncelerinize gelirsek;
Ulusal (yani national) yargı yoluyla, yani Türkiye'de yürüyecek hukuk süreciyle uluslararası alanda bu konuya son noktayı koymak mümkün olmaz. Prosedürel açıdan da bunun uygulanabilirliğinden pek emin değilim. Belki de esas anlatmak istediğiniz konunun Türkiye tarafından
uluslararası (international) yargıya taşınması. Soykırım alanında yetkili uluslarası mahkeme
Lahey Uluslararası Adalet Divanı.
2007 seçimlerinde milletvekili seçilen Gündüz Aktan'ın da konunun Türkiye tarafından uluslararası yargıya götürülmesi yönünde tezleri vardı.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=214520 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=214837
Gündüz Aktan Ermeni iddiaları konusunda Türkiye'nin yetiştirdiği en bilgili ve değerli insanlardan birisiydi. Maalesef kendisini kısa bir süre önce kaybettik.
Bu alanda yine en bilgili insanlardan birisi yine bir milletvekili ve eski diplomat olan Şükrü Elekdağ. Konunun Lahey Adalet Divanı'na götürülmesine sıcak bakmayan, bunu gereksiz bulan uzmanlar da var. Türkiye'de ağırlıklı görüş bu. Şükrü Bey'in görüşleri de bu yönde.
"Soykırım" ve "insanlığa karşı işlenen suçlar"ın tanımlandığı
1948 tarihli BM Soykırım Konvansiyonu geriye dönük (retroaktif) olarak işletilmemektedir.
Türkiye Cumhuriyeti soykırım iddialarını resmen etmediği, ya da konuyu kendisi Lahey'e taşımadığı sürece soykırım suçlamasının hukuken geriye doğru işletilmesi mümkün görülmemektedir.
Özet olarak uluslararası hukuk açısından durum bu. Ermeni iddialarının ülke parlementolarında oylanması ve kabulü diplomatik yıpratma aracı olmaktan öte bir anlam taşımıyor. Ben buna yine diplomatik karşılık verilmesinin en doğru yöntem olduğunu düşünüyorum.
Diaspora Ermenilerinin örgütlenmeleri sayesinde şu anda uluslararası ortamlarda ve dillerde Ermeni iddiaları yönünde yayınlar çok büyük bir ağırlık taşıyor. Son dönemlerde Türk kamuoyu da bu konuya giderek artan ilgi gösteriyor. 1915 olayları üzerinde çalışan, 30'lu yaşlarda, yabancı dillere hakim genç akademisyenlerin sayısı artıyor. Zaman içerisinde uluslararası alanda Ermeni hegemonyasının kırılacağını tahmin ediyorum.
Benim düşünceme göre mücadele diplomatik ve akademik alanlarda olmalıdır.
(İç siyaset konularına burada girmek istemedim. Türkiye'nin bu tür sorunlarda en büyük kırılganlığı bir millet olmanın bazı önkoşullarını giderek yitiren toplum kesimlerini barındırması. )