Etnik Kürt Irkçılarının; Türklere ve Diğerlerine Uyguladığı Doğrudan ve Dolaylı Ayrımcılık
Kendisini "Türk" olarak tanımlamayan ve "Kürt" olarak tanımlayanlardan özellikle Kırmançların nüfus yoğunluğunun bulunduğu il ve ilçelerde, kendilerinden görmediklerine karşı; doğrudan ve dolaylı ayrımcılık giderek artıyor. Etnik Kürt ırkçılığı giderek yaygınlaşıyor.
Türkiye Cumhuriyeti kurulurken pek çok konuda Fransa’yı örnek aldı. Örneğin, sıklıkla tartışma konusu olan “laiklik” kavramının kaynağı da Fransa’dır. Devletin kuruluşunda esas alınan “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin Türk kabul edilmesi” düşüncesi de, Fransa’dan alınmıştır.
Daha pek çok konuda da öyle..
Avrupa Birliği’nin Türkiye’de etnik kökene dayalı ayrımcılık yaratma gayretlerine karşı, deneyimli bürokratlar Fransa örneğini veriyor ve “etnik kökene dayalı reformlar kabul edilemez” diyorlardı.
Ancak, “özgürlük”lerin genişletilmesi düşüncesi ileri sürülerek Türkiye’de etnik kökene dayalı çeşitli gelişmeler yaşandı. Bu gelişmeler, “ulus-devlet” yapısını doğrudan hedef almasına rağmen, devletin güçlenmesi için “etnik kimlikleri tanıması” fikri ısrarla işlendi.
Şimdilerde Türkiye’de aslında tam bir karmaşa var.
Bir taraftan kendilerini etnik kimliklerine göre “Kürt”, “Arap”, “Çerkez” ve benzeri şekillerde tanımlayan insanlar var. Ancak, bu insanların kimliklerinde “Türk” yazıyor. Fakat, bu insanların pek çoğu kendilerini “Türk” olarak tanımlamıyor. Hatta, içlerinde “Türk” adını duyduğunda öfkelenen, Türklere ait ne varsa ona düşman olan, her fırsatta Türklere hakaret edenler bile var.
Türkiye’de Türk’ün iki farklı anlamı var. Birincisi, etnik bakımdan “Türk” olanların ifade edilmesi. İkincisi, kendileri Türk olmadığı ve kendilerini Türk olarak tanımlamadıkları halde kendilerine “Türk” denilenler..
Kendileri Türk olmadığı ve kendilerini Türk olarak tanımlamadıkları halde kendilerine “Türk” denilenler, Avrupa Birliği sürecinde önemli başarılar elde ettiler ve etnik kimliklerinin tanınmasını sağladılar. TRT Şeş yayınlarından tutun da, seçim meydanlarında Kırmançca, Zazaca konuşmalara; bazı belediyelerde Türkçe dışında dillerin de kullanılması çabaları bu gelişmenin satır başlarından sadece bazıları..
Türkiye’nin “ulus-devlet” modelini aldığı ve insanların etnik kökenleriyle sınıflandırılmasının yasak olduğu Fransa’da ilk kez, ülkenin etnik yapısını belirlemek için yöntemler geliştirmek üzere bir komisyon kuruldu[1].
Üstelik, komisyonun başında Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin ayrımcılıkla mücadeleden sorumlu danışmanı Yazid Sabeg bulunuyor! Türkiye’dekine benzer bir durum bu!
Fransız aydınları, etnik verileri toplamanın, ülkeyi ayrı toplumlardan oluşmuş bir mozaik haline dönüştürebileceği uyarısında bulunuyorlar. Yazid Sabeg ise, ''sosyal ve etnik ayrımcılıkla mücadele etmenin en iyi yolu, istatistik bilgilere sahip olmaktır. Fransa'nın ABD'deki Afrika kökenli Amerikalı, Meksika kökenli Amerikalı gibi ayrımlara sahip olmadığı, ülkede tek bir milliyet olduğu ve herkesin Fransız olduğu yönündeki düşüncenin modası geçti. “Artık ‘Tek bir milliyet var, o yüzden de ırkçılık ya da ayrımcılık yok’ demek mümkün değil. Fransa'nın ayrımcılık gerçeğini fark etmesi gerekiyor” diyor.
Tıpkı, Türkiye’dekine benzer tartışmalar ve benzer söylemler…
Fakat, Türkiye’de “ulus-devlet” savunucularının etnik kökene dayalı özgürlük savunucularının bulundukları mevkilerde kendi etnik kökenine mensup olanlar ve olmayanlar arasında yaptığı ayrımı hala fark etmemesi ya da görmezden gelmesi üzerinde düşünmek gerekiyor.
Hatta, devlet içinde etnik kökene dayalı yapılanmanın haritasının çıkartılmamış olması, belki de en önemli tehlikeyi içeriyor.
Fransa, “ben Fransızım” demekle sorunların çözülmediğinin farkında. Fransa’da doğrudan ve dolaylı ayrımcılık giderek artıyor.
Türkiye’de etnik bakımdan Türk olanlar doğrudan ve dolaylı ayrımcılık yapmıyorlar. Ancak, Türkiye’de etnik bakımdan Türk olanlar doğrudan ve dolaylı ayrımcılık yapmıyorlar. Ancak, kendisini "Türk" olarak tanımlamayan ve "Kürt" olarak tanımlayanlardan özellikle Kırmançların nüfus yoğunluğunun bulunduğu il ve ilçelerde, kendilerinden görmediklerine karşı; doğrudan ve dolaylı ayrımcılık giderek artıyor. Etnik Kürt ırkçılığı giderek yaygınlaşıyor. Türkiye’deki bazı etnik grupların yaptığı doğrudan ve dolaylı ayrımcılığı anlamak için, özellikle DTP’li belediyelerin bulunduğu il ve ilçelerde hala çalışanlar veya çalıştıktan sonra Türkiye’nin Batı bölgelerine dönen insanlarla anket yapmak veya yüz yüze görüşme yapmak yeter..
Türkiye’de sadece Türkler doğrudan ve dolaylı ayrımcılık yapmıyor. Bunu tehlikeli buluyor. Ben de öyle.. Ancak, özellikle “kimlik” üzerine odaklananlar, kimliğin tanınması konusunu etnik ırkçılık boyutuna taşıdılar. Üstelik, kendilerinden olmayanlara karşı, doğrudan ve dolaylı ayrımcılık konusunda şampiyonluğa koşuyorlar.
Türkiye için en ciddi tehlike budur.
[1] BBC Turkish; “Fransa'da etnik kökene mercek”, 23 Mart 2009.
Kaynak: http://www.ulkucu.org/ - M. İdikut Kadıoğlu


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
